ABD’nin Afganistan Planı Ne?

24 Haziran 2021
Okuyucu

14 Haziran’da yapılan NATO toplantısı ve ikili görüşmeler üzerine somut konulardan biri de Afganistan meselesi oldu. Bu doğrultuda bugün Ankara ABD heyetini ağırlıyor. Savunma Bakanı Hulusi Akar, Afganistan’da (NATO şemsiyesi altında Meclis’ten asker gönderme teskeresi onaylı ve süresi uzatılan, teknik destek, insani yardım görevi yapan,) Türk askeri varlığına ilave asker gönderilmesinin söz konusu olmadığını ifade etti. Konu Kabil Hamid Karzai Havaalanı’nın işletilmesi olacak. Afganistan konusunu ABD cephesinden irdeleyelim.

WSJ’de 23 Haziran 2021’de Gordon Lubold ve Yaroslav Trafimov imzalı, Yeni İstihbarat Değerlendirmesine Göre Afgan Hükümeti ABD’nin Çekilmesinden Altı Ay Sonra Çökebilir başlıklı makalede ABD istihbarat değerlendirmesine ve bazı iddialara yer verildi. Bu istihbarat kaynaklarına dayalı bilgi neden bugün WSJ’de yayımlandı diye sormaktayız. Aslında cevap az çok belli; ABD’de savunma bürokrasisi Başkan Joe Biden’ın Afganistan’dan asker çekme kararından vaz geçilmesi için bir girişimde bulunuyor. Diğer yandan Afganistan Başkanı Eşref Gani de Biden’ı ikna etmeye çaba gösterenlerin başında gelmektedir.

Değişik kaynakların verdikleri bilgilere dayanarak söyleyebiliriz, Taliban (haritada görüldüğü gibi) 2011-21 arasında belli alanlarda gücünü arttırdı, Biden Yönetiminin asker çekme kararından sonra bu yayılma ve güçlenme faaliyetlerine yeni adımlar ekledi, özellikle kuzey kesimlerde, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan sınırlarının güneyindeki Mezar-ı Şerif ve Kunduz başta, değişik alanlarda ilerleme sağlamaktadır, Tacikistan-Afganistan sınırı kontrolsüz hale gelmiştir, Taliban yayılması buradan Tacikistan’a da yayılabilir bir hal almıştır. 

Taliban bu dönemde yerel güç temsilcileriyle (aşiretlerle, siyasi temsilcilerle, yöneticilerle,) anlaşmalar yapmaktadır. Eğer yerel güçler Taliban ile anlaşmazlar ise burada çatışmalar yaşanmaktadır. Bu durumda yerel güçlerin ABD’nin desteğini almak istemektedir. ABD ve NATO gibi organizasyonlar bu tür tek yanlı anlaşmalarla sürdürülen hızlı yayılmanın önüne geçememektedir.

Bir ayrıntı ama önemli, bu dönemde Afganistan’ı terk etme kararı alan ABD’ye karşı Taliban hiçbir saldırı yapmamakta, tüm gücünü kontrol sahasını geliştirmeye yöneltmiştir. Bu durum diğer yandan Biden Yönetiminin haklılık bakımından kullandığı bir argümana dönüşmektedir. Bu durumu düşününce hatırlatma yapmam gerekiyor, (eski Başkan) Donald Trump’ın Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 2020 sonlarında Afganistan’da Taliban ile ortak toplantı yaptıkları bilinmektedir. O dönemden bu yana Taliban’ın belli bir anlayışla hareket ettiği söylenebilir.

ABD ve Taliban görüşmeleri öncesine bakarsak, ilk Mart 2012’de Taliban Doha’da (Katar) irtibat ofisi açtı. Şubat 2019’da Taliban ve ABD barış görüşmelerine ve bir yol haritası hazırlama çalışmalarına burada başlamıştı. 7 Eylül 2019’da Trump görüşmeleri kesti. Sonra 29 Şubat’ta Doha’da Taliban bir barış planı imzaladı. Buna Doha Anlaşması dendi. Eşref Gani taslak anayasa metnini reddetti. Doha’da 12 Eylül 2020’de Afganistan barış görüşmeleri yeniden başladı. Görüşmeler Nisan 2021’de Türkiye ev sahipliğinde yapılacaktı. Taliban bunu kabul etmedi. Türkiye görüşmelerde Pakistan’ın olmasını istemektedir.

Bu Taliban kontrolüne geçen yerlerde Afganistan Hükümetine bağlı yerel güçlerin elindeki ABD menşeili (zırhlı araçlar, topçu silahları, havan topları ve ağır makineli tüfekler dahil) silahlar ve askeri araçlar el değiştirmekte, Taliban’a geçmektedir. Taliban’ın yerel güçlerle yaptığı anlaşmalarda silah karşılığı güvenli geçiş garantisi uygulaması da var. 

ABD, 11 Eylül’den sonra bu bölgeye 3.500 kadar asker yerleştirmişti. Daha sonra değişik zamanlarda bu gücün yarısına yakınlık bölümünü geri çekmişti. Halen 2.000 civarında olan ABD asker sayısının yüzlerle ifade edilecek şekle getirilmesi için bir plan üzerine çalıştıkları bilinmektedir. Biden’ı ikna etmeye çalışanların en azından 6-12 ay zaman kazanmak gibi bir düşünceleri de var. Biden’ı ikna için uğraşan kesimlere, örneğin politikacıların yanı sıra, istihbarat organları raporlarıyla teknik ekipler de katılınca, bazı istihbarat tahminleri de ileri sürülmeye başlanmıştır. WSJ’ye göre ABD istihbaratı, 6 ay sonra Afganistan Hükümeti’nin çökebileceğini iddia ederek, bu süreçte önemli bir hamle yapılmaktadır.

İşte tam bu noktada ABD tarafı Afganistan güvenliğiyle ilgili başka alternatifleri etüt etmektedir. Bugün Ankara’ya ABD’den bir heyet gelmiş ve Brüksel’de yapılan görüşmelerin somut bir karşılığı olarak ABD ile Türkiye Kabil Havaalanı’nın işletiminin Türkiye’ye verilmesi üzerine ön çalışma yapmaktadırlar. Bu plan üzerine anlaşma yapılırsa Türkiye, Pakistan ve Macaristan, siyaseten Katar, Afganistan’da inisiyatif almış olabilecekler ve bunun devamında Biden Yönetimi ABD askerinin buradan çekilmesi hususunu netleştirmiş olacaktır.

Doha Anlaşması içinde yer aldığı gibi, bugüne gelinen noktada Türkiye ve diğer ilgililer, ABD’den Taliban garantisi istemektedir. Zira Taliban verdiği çatışmasızlık şartlarına uymamıştır. Anlaşmadan bugüne kadar Taliban saldırılarına devam etmiştir. Kontrolü aldığı yerlerde zafer ilan etmiş, (kendine göre) kurtarılmış bölgelerdeki yerel halka dönük barış mesajları vermiştir. ABD burayı terk edecek ise acaba (örneğin) Türkiye’ye Taliban konusunda ne gibi bir garanti verecektir, bu bir görüşme başlığıdır. Zira ne Türkiye ne de başkası, asıl konu Afgan halkının güvenliği, barış ve istikrarın tesisi iken, Taliban ile karşılıklı savaş içine girmek istemez. Ayrıca Taliban yetkilileri Türkiye’nin böyle bir görevle Afganistan’da bulunmaması gerektiğini ifade etmektedirler.

Durumun karmaşıklığını anlatmak için bir örnek var, bugün Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, ‘Eğer NATO Afganistan’dan çıkarsa iç savaş çıkar,’ dedi. Bunu Rusya söylüyor! Yıllarca (1979-89) orada kalmış ve yenik bir şekilde bölgeyi terk etmişti. Bilindiği kadarıyla radikalizm ve komşu ülkelere kitlesel göç tehlikeleri potansiyel bir sorun. Bilindiği gibi Rusya Tacikistan’daki askeri üsteki varlığını güçlendirdi ve geçtiğimiz hafta Vladimir Putin bu yönde açıklamalar yaptı. Demek ki sorun ‘bölgesel bir kriz’ hüviyete kavuşmuş durumdadır.

Bakalım süreç ne şekilde gelişecek. Ama şurası açık, Afganistan’da vekalet savaşı dönemi genişliyor. 11 Eylül sonrası ABD Afganistan’a girdi, bugün çıkmak istiyor, bu arada asıl sebep olan El Kaide muhatap değil ve bu küresel radikal terör örgütü (sözde) lideri Usame Bin Ladin yok, öldürüldü, muhatap Taliban. Acaba ABD Çin’e karşı yeni bir plan içinde mi, düşünmeden geçmek mümkün değil.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Şiddet ve Terörizm

DİĞER YAZI

Karadeniz’de Rusya-İngiltere Gerginliği

Güvenlik 'ın son yazıları

26 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
73 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
125 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
178 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
190 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme