Karadeniz’de Rusya-İngiltere Gerginliği

264 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Geçtiğimiz günlerde Karadeniz’de çok önemli bir gerginlik yaşandı. İngiliz HMS Defender destroyeri Kırım açıklarında Rusya’ya göre sınır ihlali yaptı. Bazı kesimler anlamasa da bazıları ise görmezden gelse de bugün bölgesel bir kriz olan ama aslında küreselleşme potansiyeline sahip bu önemli konuyu ana hatlarıyla analiz edelim.

2014, Rusya Kırım’ı ilhak etti. Rusya’nın kullandığı yöntemler oldukça karmaşıktı. Temmuz 2014’te Malezya Havayolları’na ait bir uçağın düşürülmesi, 298 masum insanın ölmesi olayı bile bu savaşın içinde yer almıştı.  NATO Komutanı Rusya’nın Kırım’ı işgal planı için, “Yıldırım Harekâtı, tarihteki en muhteşem enformasyon savaşı,” demişti. Bölgenin Rusya tarafından “işgali ve askerleştirilmesi” Batı dünyası, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve NATO başta, diğer NATO üyesi ülkeler için “istenmeyen durum ve tehdit oluşumu” olarak nitelendirildi. O gün bugün Batı dünyası değişik diplomatik ve ekonomik girişimlerle bu olumsuzluğu kınadı ve yaptırımlar uyguladı, ancak askeri manada güç gösterisinde bulunmadı, bu yönde bir tedbir almadı. 

2019, NATO’nun Baltık Planı onaylandı. ABD, Orta Menzilli Nükleer Kuvvet Andlaşması’ndan (INF) çekildiğini açıkladı. Bunun sonrasında Rusya da INF Andlaşması’nı bitirdi. Bu arada ABD ve Rusya arasında gerginlik dolu ifadeler ortaya sürüldü, dolayısıyla, NATO kapsamında ele alındığı biçimde, özellikle Baltık ve Orta Avrupa bölgelerinde nükleer silah envanterine ait silahların ve atma vasıtalarının yenilendiğine dair konular gündeme getirildi.

2021, NATO, Soğuk Savaş döneminden bu yana ilk büyük askeri tatbikatı gerçekleştirmektedir. Saha Baltık, Doğu Avrupa ve Balkanlar’dır. Bu kapsamda karada olan tatbikatın yanı sıra NATO ülkeleri ile Rusya savaş uçakları ve gemileri sürtüşme yaşayacak tarzda olaylarla karşı karşıya kalmaktadır. 

Aslında küresel bir gerginlik hali söz konusudur. Bu konuları içerir mahiyette 30 Mayıs 2021’de Jeostratejik Hareketlenmeler başlıklı yazıyı yayımladım. Bu yazıda şu hususlar vardı: “[…] Sahada birden nükleer takatli, nükleer cephane ve atma vasıtalarına sahip denizaltılar ve kruvazörler görmeye başladık, Pasifik, Hint ve Atlantik Okyanusları ile özellikle Arktik bölge, Baltık ve Akdeniz sahalarında. Bu da yetmedi, ABD tarafı B-1, B-2 ve B-52’leri, Rusya Tu-22’leri ve Çin ise Xian H-20’leri uçurdu veya yerde poz verdi. Tu-22M3 Backfire-C stratejik bombardıman uçağı Suriye’nin Ruslara tahsisli Hmeymim Üssü’nde. İngilizlerin CGS-21 grubu Cebelitarık’tan giriş yaptı. F-35 savaş uçağı konuşlu Queen Elizabeth uçak gemisi ve refakatçileri var. Fransız Charles de Gaulle uçak gemisi ara sıra görünüyor. Rus donanması Arktik bölge, Baltık, Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye bölgeleri ile Karadeniz’de aktif. Birkaç ay önce Ukrayna krizi alevlenmeye yakın Putin’in de iştirak ettiği bir gösteride 3 nükleer denizaltının buzu kırarak Arktik bölgede su yüzüne çıkışı görüntüleri hafızalara kaydedildi. Ruslar karada etkin ve mobil bir sistem olan SS-27 Sicle-B, RT-2PM2 Topol-M füzelerinin gösterisini yapıyor. […] ABD’nin Reagan ve Nimitz uşak gemileri aynı bölgedeler. […] Ukrayna sorunu devam ediyor. Rusya, Karadeniz’de donanmasını güçlendirdi, krizde Ukrayna sınırına asker yığdı, şimdi bir miktarı bölgede kaldı. Ayrıca Belarus’ta rejim sorunu var. Batı dünyası ve Rusya bu noktada da karşı karşıyalar. […]”

Bugün Ukrayna, Avrupa Birliği ve NATO ülkesi olma yolunda ilerleme kaydetmek istiyor. Batı dünyasının kaybedeceği bir şey yok; bugün Ukrayna, yarın Beyaz Rusya, bir süre sonra Rusya yanlısı yönetimlerin Batı sistemi tarafına geçmesi önemli. Ukrayna krizinde zaman uzasa da genel durum Batı’nın lehine gelişir. Buna karşılık Rusya Kırım’ı kendi toprağı görüyor. Bağımsız Devletler Topluluğu ilk kurulurken hata yapıp bu bölgeyi Ukrayna toprağı göstermenin hatalı olduğunu Rusya anlamış durumda, hatadan dönmenin bedeli işte bu kriz. Kırım’da nüfus üstünlüğü var. Kırım Rusya’nın “sıcak deniz” dediği yer ve Ukrayna’ya geri vermek istemez. Stratejik durum çok kritik! Öyleyse taktik planda yaşanacak daha çok olay olacak gibi…

Denizde NATO merkezli Sea Breeze Tatbikatı sürmektedir. 

ABD, Boğazlar’dan 2 adet savaş gemisini Karadeniz’e geçirmek için Montrö Sözleşmesi gereği, talepte bulunduğu halde bundan vazgeçti. Fakat bu kez İngiltere isteğini Türk makamlarına iletti, bu kapsamda 14 Haziran’da 2 adet savaş gemisi (HMS Defender Type 45 türü 70 NM menzilli Sea Viper yerden havaya füze sistemi taşıyan destroyeri ve HNMLS Evertsen firkateyni) Karadeniz’e geçiş yaptı.

16 Haziran’da ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin Cenevre’de yaklaşık 4 saat yüz yüze bir tarihi zirve gerçekleştirdi. Genel olarak ABD ve Rusya diyalog kapısını açtıklarını açıkladılar. (Not: Diplomaside diyalog demek gerginlik olmayacak, ülkeler milli amaçlarından feragat edecek demek değildir.) Görüşmelerde en bariz konulardan birisi, nükleer savaşın kimsenin istemeyeceği bir savaş olacağının teyidi oldu. Ancak bölgesel bir konu olan Ukrayna meselesinin burada nasıl geçtiği hakkında net bilgi yok. 

23 Haziran 2021, yerel saatle 11:52, İngiliz gemileri Ukrayna Odessa’dan Gürcistan rotasında ilerlerken, işgal altındaki Kırım’ın Fiolent Burnu yakınlarını kat ederken, Moskova’nın iddiasına göre, “1928 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ihlali,” söz konusu oldu. 12:06’da Rus Sahil Muhafaza botları gemilere ikaz atışı gerçekleştirdi. Rusya 20 adet SU-24 savaş uçağını (scramble) kaldırdı ve bölgeye nakletti. İddiaya göre bir uçak denize 4 adet bomba bıraktı. Rus Karadeniz Karargâhı Sivastopol’dadır.

Olayla ilgili her iki tarafın iddiaları, yayımladıkları beyanlar, görüntüler oldu. Hatta HMS Defender’da bulunan muhabir Jonathan Beale bu konuda referans bilgi kaynağı oldu. Gemiler kıyıya ne mesafeden, 11,5 NM mi, 12 NM mi geçti, Rus uçakları bomba attı mı, atmadı mı, bu bir rutin geçiş miydi, planlı deneme miydi, tartışma oldu. Ruslara göre, “Eğer ikaz etmeseydik 3 NM’e kadar geleceklerdi,” şeklinde oldu. 

Her neyse! Kırım neresi, neden İngiliz gemileri bu rotayı çizdi, neden her iki taraf sertlik yanlısı tavır gösterdi, bazı sorular var, ama durum anlaşılıyor aslında… Örneğin Rusya 20 uçak birden kaldırdıysa bunun bir anlamı var: “İşime karışma!” Böyle demek istiyor. Ancak İngiliz destroyeri isteseydi Sea Viper füzeleriyle Rus uçaklarının bir kısmını rahatlıkla düşürebilirdi. Bir ileri adımda da başka Rus uçakları bu gemileri batıracak türden taarruzlar gerçekleştirebilirlerdi. Bunların hiçbiri olmadı. Demek ki amaç gövde gösterisi, reaksiyon ölçümü, bundan ileri değildi.

Sonuçlar:

  1. Olay İngiltere ve Rusya arasında oluyor gibi görünse de aslında Kuzey Atlantik Paktı, NATO ve Rusya arasında gerçekleşti.
  2. Olay Ukrayna meselesinde Batı ülkelerince Rusya’ya bir ikaz niteliği taşıdı.
  3. Bu bir kaza veya tesadüf değildi. Taraflar birbirlerini ikaz ettiler, kararlılık ve güç gösterisi yaptılar, reaksiyon ölçtüler, test ettiler.
  4. Benzer olaylar dünyanın diğer yerlerinde de olmaktadır, (örneğin Baltık bölgesinde,) hem havada hem de denizde benzer sürtüşmeler olur, olacaktır da.
  5. Ukrayna meselesi çözülene dek Karadeniz’de NATO ve Rusya gerginliği tırmanma eğilimi gösterecektir.
  6. Ukrayna’nın NATO üyesi ülke olma süreci içinde bu tırmanan askeri seyrin bir etkisi olacaktır.
  7. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi bir kez daha görülmüştür.
  8. Küresel gerginlik sürecektir. ABD tarafı Rusya’ya karşı her alanda ve her yönüyle Akıllı Güç kapsamında baskısını devam ettirecektir.
  9. Bütün bunlar bir savaş demek değildir, krizler yaratan baskılama politika ve uygulamalarıdır.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Afganistan Planı Ne?

DİĞER YAZI

Afganistan Stratejisi

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.