ajan-mi
Ajan mı?

Ajan mı?

Okuyucu

Son günlerde spekülasyon konusu yapılan “ajan” hakkında durulacaktır. Çünkü politikacılar bu işle ilgilenmekteler, o halde kısaca açıklama yapmakta yarar var.

Çağımızda ajanlar “007” gibi filmlerle daha da popüler oldular. Ama gerçek olan bir film değildir. Ajan bir tür sihirli silahtır, “çok gizli” işlerle uğraşır, sürekli perde arkasındadır. Önde olan ise ajan şeklinde bilinmesi istenenler olabilir. Gerçek ajan ancak bir başka eşit seviyedeki ajan veya güçlü bir servis tarafından bilinebilir. Sokaktaki adamın bilebileceği bir konu değildir.

Örneğin istihbarat servisi birini kendi hizmetinde haber elemanı olarak tayin edebilir. Haber elemanı ajan sözcüğüyle havaya sokulabilir. Diğer taraftan haber elemanı kendi konumunun bütününü bilemiyor da olabilir. Diyelim verdiği bilgi başına servisin kilit personelinden üç kuruş alan bir köylü amca hakkında kahvede konuşuluyor olsun, bu amca için “ajan” veya “casus” yakıştırması yapılırsa, bunun da doğru olduğunu düşünenler çıkabilir. Halbuki amcanın herhangi bir yerde kaydı bile olmayabilir. Kendisinden dönemsel veya uzun süreli bilgi alınan kayıtlı hizmetliler de olabilir. Bunu bir başkası şüphelenip, yine kahvede konuşabilir, “Bu emmi ajanmış,” diyebilir. Haber elemanlığı silah değildir, ancak jurnalciliktir.

Bu kadarla kalmaz, örneğin istihbarat servisi sahada birini değişik amaçlarla kendi hizmetinde kullanabilir. Örneğin propaganda ve aldatma elemanı, kışkırtıcı, ayaklanma çıkaran, kurye, vs. olabilir. Hatırlanırsa Gezi Parkı olayında sahada çok değişik türden insanlar vardı. Masum öğrenciler ve halk çoğunluktaydı. Elbette böyle olması istenir, neden, meşruiyet için bu gerekli görülmektedir. Planlayan bu kaynakları seferber edecek bir çaba içindedir. Böyle bir olayda kimin ajan olduğunu kim bilir? Gerçek ajanı zaten kimse bilmez; bilse bilse onu aramaya koyulan karşı-ajan bilebilir. Ancak değişik ölçeklerde kullanılanlar olabilir ve olmuştur da. Ama onlar bu kez kendilerine ajan olduklarını da yakıştırmayabilirler, düşündükleri, kendi inandıkları bir amaç üzerine mücadele etmektir. Örneğin en basit düşünceyle çevrecilik amacıyla tepki koyduğunu düşünen bir DHKP-C militanı (ki bunların uluslararası alanda hukuken terör örgütü olduğu belirgindir) ile yan yana durabilir ve hatta slogan atabilir.

Başka bir örnek verelim. DAEŞ’in başındaki şahıs ancak halk ağzıyla konuşulursa bir ajandır. “El-Bağdadi bir ajandır,” demenin kime ne yararı var? Burada asıl ajan kimdir? Teknik açıdan El-Bağdadi’yi kim yarattıysa veya kimin projesiyse asıl ajan odur. Peki, bunu biliyor muyuz? Adıyla sanıyla, örneğin “Arabistanlı T. E. Lawrence” der gibi birinden bahsedeceksiniz o ajandır. Ancak bahse konu olan kim (veya kimler) ise o sizin El-Bağdadi’nin bir ajan olduğunu söylemenizi ister. Ortada dolaşan sözler devlet ve servis isimleridir ve bu sözler birer tahmin konusudur. İşte ajanın operasyonu böylesine kapsamlı ve örtülüdür.

Bir tür silah olan gerçek ajan kendi başına veya ekiple örtülü işler yapar. Kendi planını yapıp bunun üzerine faaliyetini gerçekleştirebilir. Kaynaklarını yaratır, üretir, hazırlar… Bilgi de toplar. Topladığı bilgiler niteliklidir. Sıradan haber elemanının verdiği bilgi kaynağın güvenirliği ve haberin doğruluğu yönüyle tasnif edildiğinde örneğin, “eleman pek güvenilmez ama haber kısmen doğru” gibi değerlendirilirken, gerçek ajanın verdiği bilgi neredeyse “çok gizli tasnif edilmiş güvenilir -belge nitelikli- bilgi” hüviyetindedir. Bilgi büyük bir gizlilikle saklanır, her nereden alındıysa bu asla karşı tarafa hissettirilmez. Böyle olmasının çok sebebi vardır. Örneğin karşı taraf önlem alır, aynı işi kendi de yapar, vs. Devam edelim, ajan bilgi toplama işini kendi planı için de yapabilir. Asıl amacı büyük bir tuzak, oyun, tedhiş eylemi, karışıklık yaratma vs. olabilir. Ajan en çok kendini örtmeye önem verir. Kendi açığa çıkmaması için operasyonundan bile vazgeçebilir. Şunu da ilave edelim, ajanı gizli servis içinde bile kilit birkaç kişi bilebilir. Bilenler bile büyük bir yük altına girmiş demektir, bu yükün bedeli farklı değerlendirilir.

Şimdi son günlerde basına yansıdığı kadarıyla canlı bir örneği ele alalım. “15 Temmuz” darbe girişiminde aktif bir görevde olduğu ileri sürülen darbeci Adil Öksüz’ün, CHP Genel Başkanı tarafından devletin servisinin ajanı olduğu şüphesine dayalı olarak, Adalet Bakanı cevap vermek durumunda kalmıştır. Kısaca, “Böyle bir şey yok, bunu gidip ilgililere sorabilirsiniz,” demiştir. İddiaları biraz teknik ve biraz da teorik bilgiyle karşılaştırırsak bu tüp bir konu maddeten yanlıştır, hatta tam tersi bir durum vardır. Ortada başka amaçlar olabilir, tedbirli olmak şarttır. Böyle konuların konuşulması bir aldatma veya örtme amaçlı dahi olabilir.

Yakalandığı halde hakim tarafından “yeterli delil olmadığı” nedenle salıverilen anılan darbeci şahıs tam bir ajandır, ancak şahıs FETÖ/PDY veya onun devamında kim varsa (ki bilinmesi veya ispatı mümkün olmaz, bu konuda sadece tahmin yürütülebilir,) onun ajanıdır. Devletin içinde başka ajanlar da vardır ki bu şahıs salınıvermiştir. Konuyu fazla açmaya gerek yok kanısındayım, anlaşıldığını umuyorum.

Bu tür teknik konularda üst düzeyli politikacıların iyi bilgilendirmeleri gerekmektedir. Ajan sözü kullanılırken çok temkinli olmak gerekir. Ajan işi çok çetrefildir. Ama eğer devletin servisi içinde ajanlar varsa (ki bazılarının mahkemeye sevki bahsi de basında yer almıştır), bunlar vasıtası ile kafa karışıklığı yaratılacak çok şey yapılabilir. Bence her parti lideri veya politikacı şunun üzerinde gitmelidir; devlet bu istihbarat işini acilen öğrenmelidir, önce servis sağlama alınmalıdır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Obama’dan Sonra Küresel Silahlanma

DİĞER YAZI

Haklılığın Ötesinde

Güvenlik 'ın son yazıları

Stratejik Dönüm Noktası

Rusya’nın 18 Ocak 2023 Dnipro saldırısından bugüne hangi gelişmeler oldu? Önümüzdeki günlerde Ukrayna’daki savaşın cephesi, Rusya-NATO

Stratejiyle Kazanmak

Çok Alanlı Operasyonlar bahsinden ne anlıyoruz? Ukrayna’daki savaşta ABD, Rusya’yı nasıl yıpratıyor? ABD, Çin ile hangi

Bilgi Harbi ve Dezenformasyon

Hiç gündemden düşmediği halde günlük koşuşturmadan ve politika ile dezenformasyonun cazibesinden dolayı göz ardı ettiğimiz, ancak