gaziantep-saldirisinin-ardindan
Gaziantep Saldırısının Ardından

Gaziantep Saldırısının Ardından

248 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İnsanlık suçu, vahşet, barbarlık, terör… 20 Ağustos 2016, saat 22:50, terör kirli yüzünü Gaziantep’te bir düğünün kına gecesinde gösterdi. Açıklamalara göre terörden kaçıp göz etmiş Kürt nüfusunun yaşadığı bir mahallede düğün yerine çocuk yaşta bir IŞİD’li giriyor, muhtemelen uzaktan kumanda ile canlı bomba eylemi gerçekleştiriliyor, çok sayıda ölümlere ve yaralanmalara sebep oluyor. Değişik ülkelerden ve uluslararası kurumlardan teröre tepki mesajları alınıyor, acılar paylaşılıyor, terör karşı ortak tavır gösteriliyor. Ülke çapında siyasilerden sanat camiasına kadar değişik kesimler konu hakkında kınamalarını yapıyorlar. Millet tekrar kenetleniyor.

Basına göre, IŞİD’in militanları tarafından bu eylemin yaklaşık iki ay önce sözü edilmiş, mahkeme kayıtlarına geçmiş bir konu. Demek ki beklenen bir durum. Ama yöntemi çok farklı ve acımazca. Çocuk canlı bomba kullanılması konusu IŞİD tarafından daha önce Irak’ta denenmiş, bu gözü dönmüşlerin uyguladıkları bir yöntem. Gaziantep’te çocukların da aralarında olduğu masum sivilleri hedef alan eylem çokça konuşulacak bir olaya dönüştü. Bu, Gaziantep’te bugüne kadar dördüncü IŞİD saldırısı.

Ayrıca eldeki bilgiler gösteriyor ki sadece sınır illerinde değil, ülke çapında sorun yaratacak saldırılar giderek tırmanacak gibi. Karşılık vermek amacıyla 22 Ağustos’tan başlayarak Türk topçusu sınıra yakın Suriye, Cerablus’taki IŞİD hedeflerini vurmaya başlıyor. TSK Suriye sınırına acil müdahale birlikleri kuruyor ve asker sayısını gözden geçiriyor. Ülke çapında önlemler artırılıyor.

IŞİD, Türkiye’yi öteden beri hedef almış bir küresel taşeron örgüttür. Amacı Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına çekmektir. PKK da taşerondur. Bir yandan da PKK’nın eylemleri sürmektedir. Bilindiği gibi geçen hafta PKK bir kamyon dolusu patlayıcı ile Elazığ’da kanlı bir eylem ile gerçek yüzünü bir kez daha göstermiş idi. Ortaya çıkan duruma bakılırsa, çoğu yorumcunun mutabık kaldığı biçimde, FETÖ/PDY’nin gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişiminin asıl amacının Türkiye’yi bölünmeye götürecek bir büyük eylem olmasıydı. Bu gerçekleşmeyince PKK ve IŞİD tekrar eylemlerini artırdı. Ancak hepsinin arkasında düğmeye basan ortak bir aklın olduğu işaret ediliyor.

Tümüyle okunacak olunursa, Türkiye 3,5 terör örgütüyle bir savaş halindedir. Bunlar; FETÖ/PDY, PKK, IŞİD ve buçuk olanı DHKP-C. Peki, neler yapabilirler? Tahminler:

  • FETÖ/PDY: Değişik ülkelerdeki ve ülke içindeki uzantıları tarafından siber saldırılar, ekonomik ve politik eylemler, diplomatik ve küresel basın yoluyla psikolojik baskı kurabilme gibi bir potansiyelden söz ediliyor.
  • PKK: İçeride HDP, KCK ve diğer sivil uzantılarını arkasına alarak ülkede özellikle Kürt halkına yönelik; Suriye sınırı bölgesinde PYD/YPG ile birlikte her türlü ittifak ile bir Kürt özerk bölgesi yaratılması girişimlerini sürdürebilirler.
  • IŞİD/DAEŞ/ISIS/ISIL: Ülkede terör eylemlerini; Suriye ve Irak bölgelerinde kendi başlarına veya ittifaklar ile küresel güçlerin istedikleri faaliyetleri gerçekleştirebilirler.

Darbe girişimi sonrası güvenlik boyutunda çeşitli düzenlemelere girmiş olan Türkiye aslında güvenilir ve güvenilmez kesimleri ayıklama imkanı bulmuş, ama yine de temkinli davranarak kontrolü elinde tutma eğilimiyle süreci geliştirmektedir. Burada amaç güvenlik risklerini en aza indirmektir. Ancak terör konusunda geçmişte en çok üzerinde durulan konu istihbarat zafiyeti olmuş idi. Şimdi bu konu yeniden gündeme geldi.

Dış gelişmelere bakalım, ne kadar sıcak, yoğun ve üst üste:

  • İsrail ile Mavi Marmara konusunun çözülme sürecine girdiği dönemde 15 Temmuz hadisesi yaşandı. Ancak süreç devam ediyor ve İsrail ile ilişkiler normale dönecek yolda ilerliyor. Eğer Filistin’de olması beklendiği gibi Suriye konusunda da İsrail ile ortak bir noktaya ulaşılır ise Ortadoğu denkleminde önemli bir dönemin ilk adımları atılmış olabilecektir.
  • Dış politikada ilk büyük farklılık Rusya ile yaşanan uçak düşürülmesi sorununun giderilmesi olmuş ve görüşmelerin devamında Suriye konusunda bir ortak çalışma zemini oluşturulmuştur. İşte bu süreç içine girilir girilmez IŞİD’in ve PKK’nın eylemlerine başlaması kamuoyu tarafında dikkat çekici bulunmuştur.
  • Yine 22 Ağustos 2016’da Almanya, Fransa ve İtalya’nın bir zirve yapması konusu da bölge politikaları açısında dikkate değer önemli bir gelişmedir. Örneğin liderler IŞİD, Suriye, mülteciler gibi önemli başlıkları görüşme masasına yatırmışlardır. Bu Gaziantep saldırısı da aynı tarihlere rastlamış ve liderler derhal tepkilerini göstermişlerdir. Merkel’e göre bölgede bir düzelme mevzubahis ise bu Türkiyesiz olmayacak.
  • Mesut Barzani 23 Ağustos’ta Ankara’da. Onun da Kürt devleti ilanı konusu var. Ama bu ziyaretinde öncelikli ve halledilmesi şart olan konular var. Suriye, IŞİD, FETÖ/PDY okulları vs.
  • Hükümet Fethullah Gülen’in ABD’den iadesini kararlılıkla ve özellikle istemektedir. Burada ABD’nin çelişkili sözlerle süreci geciktirmesi halinde genel itibarı ile Türk dış politikasında bir farklı durumun gelişebileceği yorumları yapılmaya başlanmıştır. Başbakan Yıldırım’ın, Gülen gibi biri için ABD’nin köklü ikili ilişkilerin bozulmasına müsaade etmeyeceğini, iması yineleniyor. Eğer görünen sorunlar Gülen iade edilince tümüyle çözülecek ise ikinci adımda PYD ve Suriye konularının da her iki ülke tarafından çözüme ulaştırılması süreci başlayacak görülüyor. Türkiye burada, “Suriye ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü” tezini ileri sürüyor. Bu bile bir endişe konusunun dışa vurulmuş halidir. ABD başkan yardımcısı Joe Biden’ın 24 Ağustos’ta resmi ziyareti iki ülke ilişkilerinde bir kilidi açıp açmayacağına ilişkin ipuçları verecek niteliktedir. Türkiye’nin ihtiyaçları aciliyet taşımaktadır. Buna karşılık ABD’deki başkanlık seçim tarihinin yakın olması mazeret gösterilebilecek bir konu olarak gündemdedir.

Bütün iyimser tahminler; ABD, Avrupa, Rusya ve elbette içinde Türkiye’nin de olduğu bölge ülkelerinin birlikte kronikleşen Suriye konusunda ivedi çözümü dikkate alan bir anlaşmaya varabilmesiyle ilgilidir. Eğer bu olur ise IŞİD konusunda da ortak bir çabaya tekrar odaklanmak söz konusu olabilecektir. Avrupalılar IŞİD’in kendilerine yönelik tehdidin de sürdüğünün göz ardı edilmemesini her fırsatta işaret etmektedirler. Ne yazık ki IŞİD’in manivela olarak kullanımı devam etmektedir. Aksi halde senaryoların tümü tahminleri kötüye doğru çekebilecek potansiyeli içerir.

Peki, Biden ziyaretinden önce Ankara inisiyatifi elinde bulundurduğunu göstermek amacıyla Suriye’de bir politik-askeri girişimde bulunabilir mi veya Biden gelişmelere bakarak, “Bak şimdi oldu!” der mi?

Anlaşılan Gaziantep bizlerden çok önemli konuları gözden geçirmemizi istiyor.

(Görsel AA’dan alınmıştır.)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Demokrasi ve İstihbarat

DİĞER YAZI

Fırat Kalkanı Harekatı Başladı

Güvenlik 'ın son yazıları

Mimetik Yaklaşım ve Savaş

Günümüzün medya ve siyasetle ilgili sorunlarını mimetik alan etkileşimiyle ele alacağım. Köklü adımların atılmasında geçmişten geleceğe

İstikrarsızlık

Barış Pınarı Operasyonu zamanında yaptığım konuşmalarda defaten ifade ettim, "Terör örgütü PKK, ABD’nin özellikle ikinci Körfez

Akıllı Güç

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power)