stratejik-mevki
Stratejik Mevki

Stratejik Mevki

489 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Stratejik mevki ve stratejik derinlik kavramlarının kökenine ve uygulamalarına bakalım. Son günlerde örnek olan ve çokça sözü edilen Libya’daki el-Cufra için atfedilen önemin nedenlerini askeri ve stratejik uzmanlık bağlamında açıklayalım, popülist konuşmacılar gibi değil! Görülecektir ki neden Ankara, neden Paris gibi başka soruları da bu manada görmek mümkün olacaktır. İşin özünü bilmek derinlik ister.

Geçenlerde Dünya Gazetesi yazarı Servet Yıldırım işaret etmişti, pek memnun kaldım. Hatırlatmasını burada kullanacağım, müsaadesiyle. Keynes ekonomisti tanımlarken şöyle der: “Bir ekonomist hem biraz matematikçi olmalı hem tarihçi, hem devlet adamı, hem de filozof. Sembolleri anlamalı ama sözcüklerle konuşmalı. Özel olanı genel açıdan değerlendirebilmeli, bir düşünüşte hem soyuta hem de somuta dokunabilmeli. O şimdiki zamanı geçmişin ışığında ve gelecek amaçlar için incelemeli. İnsan doğasının hiçbir parçası ya da kurumu onun düşünme alanı dışında kalmamalı. Bir ekonomistin amacı olmalı ve karmaşık ruh hali içinde olmamalı. Bir sanatçı kadar uzakta ve düzgün ahlaklı, ama dünyaya bir politikacı kadar yakın durmalı.”

Tarih, felsefe, soyut-somut ilişkisi, matematik, ekonomi, sanat bilmeden, bunları birlikte özümsemeden; ondan da ekle, bundan da diyerek sayfa dolduran kes-yapıştıcı Google mahkumlarının zamanımızı ve duygularımızı nasıl çaldıklarının farkında mıyız? Diğer taraftan duygusallık özelliğimiz ve vatan sevgisi gibi hassasiyetlerimizden olsa gerek, bu tür içimizde yeri olan konuları anlatanlara ilgisiz de kalamıyoruz. 

Sözü şuraya getireyim, mesela sorun o uzmanlara, stratejik mevki nedir, bir ülkenin bu tarz bir stratejik mevkii ilk nasıl bulunur diye; tarihten ve diğer uygulamalardan örnekler verin şeklinde… Hiçbir şey rastgele değildir bu dünyada, sebepleri vardır ve kıymetlidir. Bu sebep-sonuç ilişkilerini özümseyerek ve kıymeti bilerek konuşanlara uzman denir, hoşa gidecek lafların sahiplerine değil!

Libya ile ilgili olarak konuşanları, sözüm ona uzmanları izliyorsunuz. Onlara sorun el-Cufra neden o denli önemli diye. Esasında Libya’da konu edilen Waddan’dır, bu bile farklı bir anlatımdır. Sizlere; havaalanı buraya yapılmış, buraya Ruslar uçak konuşlandırdı, petrole yakın, Sirte kentinin güneyinde gibi ifadeleri söylerler. Bunların hepsi doğru ve üstelik cevap da yeterli. Amaç hasıl olmuyor mu, ne değişir ki, denebilir. konu uzmanlık ve yetkinlik meselesidir, kaliteyi ayırma meselesidir. Yoksa Keynes o sözleri söylemezdi.

Temel meseleleri işin uzmanından duymanız gerekir. Bugün ele aldığımız bu kapsamdaki kavram: Stratejik mevki. Eğer uzman bu stratejik mevki kavramını kendi ifadesinde vurgulamıyor ise onu bilmiyor demektir; hani doktorun tıbbi, hukukçunun hukuk tabirini söylememesi gibi olur.

Libya’nın stratejik mevkii ve dolayısıyla stratejik derinlik Vuddan’dır (Waddan). Bunu bilen askeri uzmanlar el-Cufra (el-Jufra) mevkiine askeri tesisler inşa etmişlerdir. İşin özü budur aslında.

Şimdi Ankara’yı düşünün. Atatürk Osmanlı İmparatorluğu Başkenti İstanbul yerine Ankara’yı neden Başkent yaptı? Söyleyecekleriniz o kadar çok ki, hepsi doğru. Ama bir kavram var Ankara hepsinin yanı sıra bir ülke için önemli olacak biçimde stratejik mevkidir. Peki stratejik mevki nasıl bulunur? Bazı analizler var, bunların yardımı önemli ama çok basit açıklayayım, coğrafi ve geometrik yöntemle. Aşağıdaki görsele bakınız:

Coğrafyaya bakılır, dağlar, geçitler, nüfus, kaynaklar, ama bir de tarihsel açıdan kullanılan yaklaşma yolları, ana güzergahlar. Yukarıdaki haritadaki doğu-batı ve batı-doğu istikametlerindeki Anadolu’da yaklaşma istikametleri ayrı renklerle kabaca çizilidir. Tarihte Anadolu coğrafyasında savaşlar hep bu yollarda veya yakınlarında olmuştur (örnek: Timur-Beyazıd karşılaşması Ankara Ovası, Mürted’de oldu; Yunan ordusu Polatlı’ya Dua Tepe mevkiine kadar geldi, Atatürk’ün kastettiği ‘Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır…’ stratejik savunmayla alakalı ünlü sözü burada anlam kazanmıştır). Eğer stratejik gerekçelerle sonuçta zapt edilmesi gereken en önemli nokta İstanbul ise buraya yaklaşılacak yol bile bir yerlerden geçer. Eğer ülkeyi kontrol edeceğim diyorsanız, İstanbul’u zapt etseniz bile stratejik derinliği tutamadığınızdan dolayı İstanbul elinizde uzun süre kalamayabilir. 

Ankara bütün bu ve daha fazlası mülahazadan sonra Türkiye’nin stratejik mevkiidir, stratejik derinliğinin merkezidir. Bu mevkiin başkent ilan edip etmemek başka bir konu; ekonomik, politik, sosyal, vs. seçenekler. Ancak askeri/güvenlik bakımından (buna jeostratejik de denebilir,) Ankara ülkenin stratejik mevkiidir.

Sonuçta Atatürk önderliğindeki zamanın liderleri böyle uygun görmüşler, Ankara Başkent demişler. Bu İstanbul’un, Konya’nın, Bursa’nın veya Edirne’nin önemini değiştirmez. Orada henüz İstanbul İngiliz işgalindeyken, Yunanlılar İzmir’den girip kuzey ve doğu istikametlerinde işgal hareketleri içindeyken Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği ilk TBMM Ankara’da kurulmuş. Bunlar tesadüf değil. Hepsi savaşın, coğrafyanın, tarihin, insanın ve doğanın karakteriyle ilgilidir.

SSCB dağıldıktan sonra Kazakistan devleti de başkent Almatı’dayken değiştirdi, Astana yeni başkent dedi (Astana’nın son şekliyle adı da değiştirildi, Nursultan oldu). Bu değişiklikten dolayı zamanın lideri Nursultan Nazarbayev’e çok eleştiri getirildi. Ama o da biliyordu ki Kazakistan ilelebet yaşayacaksa Almatı’dan değil, Astana’dan (Nursultan’dan) yönetilmeli ve savunulmalıydı. Çünkü geniş ülkenin stratejik mevkii merkez coğrafyadaki Astana idi. Bu bir tercih konusu olmuştu ve Kazakistan’ın kurucusu Nazarbayev’e sorulduğunda aynen söyledi, Atatürk’ün yolunu izledim diye.

(Ayrıca not edelim, Astana sözcüğü Kazakça’da başkent demektir. Keynes’in sözüne ilavede bulunalım, demek ki dil de bilmek gerekiyor. Sanırım bunu önerdim diye Ernst Cassirer ve Michel Foucault takipçileri bundan hoşnut olacaklardır.)

Başka ülkelere bakın, Almanya’da Frankfurt değil, Berlin Başkent’tir ve stratejik mevkidir; Fransa’da Marsilya değil, Paris Başkent’tir ve stratejik mevkidir; Rusya’da Saint Petersburg değil Moskova Başkent’tir ve stratejik mevkidir. Her yerin bir hikayesi var…

Gelelim Libya’ya. Büyük bölümü çöl ülkesi olan Libya gibi bir ülkenin kendine dönük çok bahsini ele almak mümkündür. Libya’nın jeostratejik önemi fazlasıyla değerlidir. Kaynak olarak hidrokarbon var, ekonomik getirisi yüksek; mevki olarak Avrupa’nın ve Akdeniz’in güneyi ve Kuzey Afrika’nın orta noktasında bir ülke. 

Son tartışmalara bakalım. Tarihsel manada veya ideal savunma bakımından başkent Trablus, Sirte, Bingazi, vs. olabilirdi, denebilir. Bunlar şimdilik başka bir tartışma konusudur. 

Burada sadece stratejik mevki konusuna bakıyorsak eğer, her askeri stratejist bilir ki, Amerikalı, Rus, Fransız, İtalyan veya Türk olsun, şimdiki Libya ülkesinin stratejik mevkii Vuddan’dır. Bundan dolayı geçmişte askeri uzmanlar Vuddan bölgesindeki el-Cufra’ya askeri garnizon inşa etmişlerdir, bundan dolayı Ruslar buraya bugün yığınak yapmaktadır.

Konu jeopolitik ve jeostratejik ise bir yerin kıymetini tarif ederken uzman lisanı ile konuşmak gerekir. Tekrar edilen mevcut sözcüklerin tekrarcısı konvoyuna dahil olarak konuşmak başka bir açıklama konusudur. Buradan hareketle popüler olma heveslilerini görürsünüz, buna popülist denir.

Bilmek derinlik ister, ekonomist, politikacı veya asker bile olsa sonuç böyledir. Seviyeyi yükseltmek gerekir. Arada böylesi dersler vermek de bir görevdir.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

abdnin-terorizm-ulkeler-raporu-ve-turkiye
ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Terörizm-Ülkeler Raporu ve Türkiye

turkiyenin-yeni-terorizm-okumasi
DİĞER YAZI

Türkiye'nin Yeni Terörizm Okuması

Güvenlik 'ın son yazıları

Postmodern Mücadele

Postmodern dönemin mücadele şekli nasıl olmaktadır? Bu dönemin çatışma, rekabet, düşmanlık anlayışlarında öne çıkan hususlar nelerdir?

S-400 ve SU-35

S-400 konusunda Rusya ile 2. anlaşma olacak mı? Türkiye Rusya'da SU-35 av uçağı alacak mı? Bu

Lübnan Çöktü

4 Ağustos günü akşam saatlerinde Lübnan'ın başkenti ve can damarı Beyrut'ta meydana gelen patlama ile liman

Türkiye’nin Gri Bölge Planı

Türkiye'nin Gri Bölge Faaliyetleri konusundaki ilk çalışmasıdır. Milli Güvenlik, Uluslararası İlişkiler ve Politika alanında günümüzde yanlış