Suriye’de Korunan PKK Terörü

308 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Önceki aylarda Suriye’de, Türkiye’nin oluşturduğu güvenli bölgelerde, PKK terör örgütü tarafından siviller hedef alınarak çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Özellikle Ağustos aylarından bu yana yoğunlaştığı üzere ve Hatay ilimiz hedef alınarak yine PKK terör örgütünün çeşitli saldırılarına maruz kalındı. Ortaya çıkan soru şu: Suriye’de PKK terörü kimler tarafından korunuyor ve bu durumda Türkiye ne yapabilir?

Gerek Suriye’dekiler gerekse topraklarımızdaki bu terör olayları dikkate alındığında Türkiye’nin Suriye’de ABD ve Rusya ile olan mutabakatları yeniden hatırlandı. Bilindiği gibi Barış Pınarı harekatı süresi içinde ABD ile 17 Ekim 2019, Ruya ile 22 Ekim 2019 tarihinde mutabakatlar imzalandı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 22 Ekim 2019’da Türkiye’ye bölgede terörist kalmadı diyerek bir garanti mektubu gönderdi. Benzer garantiler Rusya tarafından da verildi. Sonuçta hem ABD hem de Rusya mutabakatla bölgede PKK terör örgütü olmayacağını kabul etmişlerdi ve bu konuda teminat vermişlerdi. Her iki ülke de açıklamalarında bölgede PKK terör örgütü olmadığını resmen ifade etmişlerdi. 

Fakat bu gerçekleşen terör olaylarına bakılırsa, ABD ve Rusya’nın teminatları yanmış görünmektedir. Bunun bir başka anlamı da Türkiye’nin Suriye’de teröre karşı yeni bir harekât başlamasının önünde bir engel görülmemekte, şeklindedir.

Eğer konu sadece İdlib ve Rusya ile varılan anlaşmalara bakılırsa bir başka önemli sorun konusu daha vardır. Geçtiğimiz günlerde Rusya Suriye Milli Ordusu (SMO) eğitim merkezini hedef almıştır. 

Dahası da var, Suriye’den bir grup PKK’lı terörist Azerbaycan’a karşı savaşmak amacıyla Ermenistan Karabağ’a gitmişlerdi. Bu duruma hem ABD hem de Rusya Başkanları sessiz kalmaktadırlar.

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada şöyle seslenmiştir: “Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı harekatları ile İdlib’deki ısrarlı duruşun bir bahane veya vehim değil, somut güvenlik kaygılarına dayandığını hiç kimsenin inkâr edemeyeceği gerçektir. Suriye sınırımız boyunca kontrolümüz altında bulunmayan yerlerdeki terör örgütü varlığının ve ülkemize yönelik tehditlerinin, bize verilen tüm sözlere rağmen artarak sürdüğünü görüyoruz. Şayet bize verilen sözler tutularak buralardaki tüm teröristler belirlediğimiz hattın dışına çıkarılmazsa ihtiyaç duyduğumuz her an harekete geçmek için meşru sebebe sahip olduğumuzu bir kez daha tekrarlıyorum… Amerika’nın, Suriye’nin Irak sınırı boyunca oluşturmaya çalıştığı yapının, yeni çatışmaların, acıların, trajedilerin habercisi olduğu da açıktır. Suriye halkı, bölge dışından gelen güçlerle onların güdümündeki terör örgütlerinin ve rejimin strateji oyunlarının bedelini kanıyla, canıyla ödüyor. Biz bu riyakarlığa, bu haksızlığa, bu adaletsizliğe seyirci kalamayız. Çünkü sınırlarımızın hemen yanı başında yaşanan her hadisenin sancısını biz de hissediyoruz. Hatay’daki olay bunun en son ve müşahhas örneğidir. Suriye topraklarına çöreklenen ama DEAŞ’la bizim kadar mücadelesi olmayan güçler, artık bu orta oyununu bir kenara bırakmalıdır. Türkiye’nin gücü gerekiyorsa Suriye’yi tüm terör örgütlerinden temizlemeye yeterlidir. Ama biliyoruz ki Suriye üzerinde yapılan hesapların, ülke halkının yaşadığı zulmü sona erdirmekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bizim tek gayemiz kendi güvenliğimizi sağlamak, Suriye halkının huzura ve esenliğe kavuşmasını sağlamaktır. Bunun dışında kimsenin ne toprağında ne petrolünde ne hakkında ne de hukukunda gözümüz bulunmuyor... Şu anda 2 bin civarında istihbari olarak tespit ettiğimiz PKK’lıları YPG’lileri şu anda Ermenistan 600 dolar maaşla oraya aldı, orada savaşıyorlar, yabancı savaşçılar olarak onlar orada…

Bu beyanat şu soruyu akla getirdi, Suriye’de yuvalanan ve üstelik mevcut mutabakatlara rağmen ABD ile Rusya tarafından himaye edildiği hakkında şüphelerin olmadığı bu konuda, acaba Türkiye’nin PKK terör örgütüne karşı yeni bir müdahalesi mi olacak? Sonuçta PKK göz göre göre hem Suriye’yi ve Irak’ı hem de Karabağ gibi örneklerde görüldüğü üzere bölgeyi istikrarsız hale getirmekte bu taşeron terör örgütünü kullanmaktaydı. Bu durumda yapılması gereken de açıktı; PKK kaynağında kurutulmalıydı. Kaynak konumundaki istikrarsız ülke ise belirgin biçimde PKK’nın himaye edildiği Suriye toprakları idi. On yıldan bu yana devlet terörü ile ülkesini yıkan Suriye Devlet başkanı olarak iktidarda duran kukla Esad yönetimi de PKK ile ortaklık içindeydi.

Suriye’de PKK terör örgütünün yuvalandığı bilinen noktalar var, Tel Rıfat, Ayn el-Arab, Deyrizzur, gibi. Ama en azından sınıra yakın alanlar tekrar çok önemli olmaya başlamıştır. Türkiye’nin sınırlarını taciz eden PKK terör örgütü için Türkiye gerekli önlemleri de alabilecek iradeye sahiptir. Türkiye kendi sınırlarını emniyete almak adına operasyon gerçekleştirirken, diğer yandan da SMO kendi topraklarını terörden arındırmak adına mücadele vermişlerdir. Gelinen noktada Rusya’nın SMO’ya saldırması da önemli bir olaydır ve Türkiye’nin bunu asla görmezden gelmeyeceği açıktır.

İskenderun’daki teröristlerin Münbiç’ten paramotor ile havalanarak Türkiye’ye sızmaya çalışmaları ayrı bir tartışma alanı daha açtı. İki husus öne çıktı, bunlar: 1) Suriye’de PKK’lı teröriste paramotor eğitimini hangi ülke verdi? 2) ABD tarafından Türkiye’de terör eylemi beklentisi için kendi vatandaşlarına ikaz mesajı gönderdiği halde bu terör bilgisini Türk yetkililere vermedi ise amacı neydi?

Bütün bu olayları birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin terörü yerinde kurutmak adına tekrar kolları sıvama zamanı geldi diyebiliriz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Yeni Küresel İnisiyatifi

DİĞER YAZI

Trans-Kafkaslar’da İstikrar

Güvenlik 'ın son yazıları

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.

11 Eylül’ü Hatırlamak

11 Eylül 2001’deki terör eylemi nedeniyle hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle anıyorum.Ancak şu da var, Uzun