Trans-Kafkaslar’da İstikrar

98 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

27 Eylül’de başlayan ve 44 gün süren Azerbaycan’ın işgal edilen toprakları geri alma harekatı Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın çaresiz açıklamaları eşliğinde dün varılan Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ateşkes anlaşmasıyla bitmiş oldu. İnceleyelim.

Basından bu yana işaret ettiğim konuları hatırlatayım. Evvela burada Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerden bahsetmekteyiz. Kolektif Güvenlik Örgütü diye Rusya’nın şemsiyesi altında bir askeri yapı var. Üstelik Ermenistan’da Rusların Acil Müdahale Gücü var. Bu güvenlik şemsiyesinde Rus Sınır Muhafızları Ermenistan sınırlarını korumakta, Gümrü’de 102. Askeri Üs’te Rus birlikleri, hava ve kara güçleri konuşlu durumdadır. Ermenistan tamamen ve Azerbaycan yüzde 90 oranında Rus menşeili silah kullanmaktadır. Halen Azerbaycan’ın oranı değişse de enerji kaynaklarının işletilmesi ve boru hatları yönüyle Ruslarla belli anlaşmaları vardır. Kabaca durum buydu.

Öncelikle şunu sormuştuk değil mi, Ruslara rağmen neden Ermeniler işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ’dan Azerbaycan’a, önce Tovuz’a sonra da sınırdaki yerleşim noktalarına, provokatif saldırılar gerçekleştirdi? Cevabı hatırlayalım, Paşinyan durumu kontrol edemiyor, Rus yanlısı gruplar devrede olabilir.

Peki Paşinyan kim? Batı yanlısı, Fransa ve ABD’nin güdümünde seçilen Başbakan. Sn. Aliyev, Paşinyan’a Soros’un adamı diyor. Başından itibaren Rusya Paşinyan’ı istemedi. Üstelik Rusya Kafkaslarda Gürcistan’ı kaybetmiş idi, Paşinyan gibi siyasetçilerin yoluyla Batı, Ermenistan’ı da kendi yanına çekmekteydi. Bu durum Rusya’nın Güney Kafkasya’da (Trans-Kafkas) elini daraltmaktaydı ve bu asla izin verilmeyecek bir durumdu. O halde Rusya açısından Paşinyan yönetimi ve onları destekleyenlere bir ders verilmesi gerekmekteydi.

Azerbaycan güçlenmişti, her türlü hazırlığı tamdı. Planları içinde işgal altındaki toprakları geri almak vardı. Ama Rusya’ya rağmen bunu nasıl yapacaktı? İşte püf noktası burasıdır, konjonktür veya şartlar Azerbaycan’a tarihi fırsat vermiştir. Azerbaycan haklı davasında üstelik sınırlarına saldırı gerçekleşmişken harekata başlar ise Rusya buna büyük oranda müsaade edecektir. Ve öyle de olmuştur.

Çokça konuşuldu, diaspora. Minsk Üçlüsü, vs. Rusya kendisi elindeki kozları tutar ABD ve Avrupa’ya teslim eder mi? Bu mümkün olamaz! Ama diplomatik manevralar gerektiği gibi devrede olacaktı.

Rusya açısından Kafkaslarda barış ve istikrar olacaksa ve kontrol kendilerinde kalacaksa Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını Ermenilerden geri almaları tamamen BDT kapsamında bir iç mesele olarak mütalaa edilecekti ve sorun olmayacaktı. Üstelik Sn. Aliyev ve Putin arası çok iyi idi, anlaşmazlık Azerbaycan tarafından değil, Paşinyan’dan kaynaklanmaktaydı.

Türkiye ile Azerbaycan kardeş devletler. Türkiye Soğuk Savaş dönemindeki gibi değildi, artık NATO ne derse onu yapmıyordu, milli politikalarıyla bölge barışına ve istikrarına katkı sağlıyordu, inisiyatif alıyordu. Hatta yakın dönemde Rusya ile stratejik ve bölgesel ortak projeleri yürütüyordu. Bir kısım projeler Azerbaycan’ın da katkısı ile ortaklıklarla sürdürülmekteydi. O halde Kafkaslar ve Hazar bölgesinde Azerbaycan, Türkiye ve Rusya işbirliği daha da geliştirilmeliydi.

Şimdi zannederim durumu belirginleştirdik. Aşağıda taraflarca (Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan) varılan ateşkes anlaşmasının yayımlanan kopyasının çevirisi var. Muhakkak ki bu anlaşmanın uygulama yükümlülükleriyle ilgili ayrıntılı metninde başka konular da vardır. Bu haliyle bakalım:

Bizler Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İ. G. Aliyev, Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı N. V. Paşinyan ve Rusya Federasyonu Başkanı V. V. Putin aşağıdaki anlaşma metnini beyan ediyoruz:

  1. Dağlık Karabağ çatışma bölgesindeki ateşkesi ve tüm askeri harekatın 10 Kasım 2020 tarihinde Moskova saati ile 00.00’da durdurulması planını ilan eder. Bundan sonra  “Taraflar” olarak anılacak olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, hâlihâzırda ellerinde bulundurdukları bölgelerde kalacaklardır.
  2. Ermenistan tarafının elinde bulunan, Azerbaycan’ın Kazak Bölgesi, Ağdam bölgesi ve toprakları 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan’a geri verilecektir.
  3. Dağlık Karabağ’daki temas hattı ve Laçin koridoru boyunca, Rusya Federasyonu barış gücüne ait 1.960 hafif silahlı askeri personel, 90 zırhlı personel taşıyıcı araç, 380 adet otomobil ve özel teçhizatlı araç konuşlandırılacaktır.
  4. Rusya Federasyonu barışı gücü, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin çekilmesiyle eş zamanlı olarak bölgeye konuşlandırılacaktır. Rusya Federasyonu barış gücünün bölgedeki varlığı 5 senedir. Bu 5 yıllık süreç tarafların sürenin bitimine 6 ay kala itiraz etmemeleri halinde otomatik olarak 5 yıllık periyodlarla uzar.
  5. Çatışmanın muhataplarınca anlaşma hükümlerinin uygulanması sırasındaki kontrolü daha etkili kılmak maksadıyla, ateşkesi kontrol etmek üzere bir barışı koruma merkezi meydana getirilecektir.
  6. Ermenistan Cumhuriyeti 15 Kasım 2020 tarihine kadar Kelbecer Bölgesi’ni ve 1 Aralık 2020 tarihinde ise Laçin Bölgesi’ni; Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak ve aynı zamanda Şuşa şehrine kadar ulaşmayacak olan 5 kilometre genişliğindeki Laçin Koridoru’nu elinde tutmak kaydıyla, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne geri verecektir.
  7. Tarafların mutabakatı ile, önümüzdeki üç yıl içinde, Laçin koridoru boyunca Hankendi ve Ermenistan arasında iletişimi sağlayacak ve Rus barış gücü tarafından korunacak yeni bir trafik güzergahının inşası için bir plan belirlenecektir.
  8. Azerbaycan Cumhuriyeti sivillerin, ulaşım ve yük araçlarının Laçin koridoru boyunca her iki yönde de geçiş güvenliğini garanti eder.
  9. Bölgede yerinden edilmiş siviller  ve mülteciler, Dağlık Karabağ topraklarına ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolü altındaki komşu bölgelere geri döndürülecektir.
  10. Savaş esirlerinin, diğer tutukluların ve cenazelerin değişimi gerçekleştirilecektir.
  11. Bölgedeki tüm ekonomik bağlantılar ve ulaşım bağlantıları durdurulacaktır. Ermenistan Cumhuriyeti Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında sivillerin, ulaşım ve yük araçlarının her iki yönde serbest bir şekilde hareketini organize ermek maksadıyla ulaşım bağlantısı sağlayacaktır. Ulaşım kontrolü, Rusya Federal Güvenlik Sevisi’nin (FSB) Sınır Muhafız Organları tarafından yürütülecektir.

Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım yolları inşa edilecektir.

Bu anlaşmanın anlaşılması için çizilen grafikler var. AA’nın grafiğini örnek olarak verelim:

Rus basınındaki bir açıklamada şu husus var: ”Türkiye ve Rusya’nın katılacağı Ateşkes Gözlem Merkezi Karabağ’a bitişik olmayan Azerbaycan arazisinde kurulacak. Müşterek Ateşkes Gözlem Gücü zırhlı-askeri vasıtalarla ateşkesi izleyecek. Türkiye doğrudan sahada Barışı Koruma Harekatı’na müdahil olabilecek.”

Bu durumda Türkiye teminat olması adına Azerbaycan içinde ateşkesle ilgili görevde kuvvet bulundurma hakkını meşrulaştırmış durumdadır.

Bu ateşkestir, kalıcı olması için gerekli askeri güç ve şartlar anlaşma metninde yazılıdır. Şimdi gereken nedir? Bir barış anlaşması ve yeni statükonun sağlamlaştırılması. Yeni statükonun oluşturulmasında inisiyatif Rusya ve Azerbaycan’da olmakla beraber, diğer bir teminat da Türkiye’den gelecektir. Bundan sonra da Türkiye’nin katkısı ne kadar olacak, bunu zaman gösterecektir. Şimdiden İlham Aliyev, “Rusya ve Türkiye Karabağ sorununun çözümünde eşit role sahip,” demiştir.

Yenik durumda olan Paşinyan’ın görevden uzaklaştırılması, onun gibi düşünen Batı yanlılarının Ermenistan’dan temizlenmesi Rusya ve Rus yanlısı Ermenilerce takip edilecek iç siyasi konulardır.

Bir diğer önemli nokta da Rusların Karabağ’a ilave asker getirmesi hususudur. Bu her ilgili tarafa karşı Rusların verdiği bir mesaj niteliği de taşıyan hamledir. Bu surette özellikle bundan böyle kilit konumundaki Laçin Koridoru Rusların elindedir. Ne dersiniz? Rusya iyi bildiği satranç oyununda Şah-Mat diyor mu, demiyor mu?

Bölgedeki masum Ermeni nüfusun korunması hususu zaten gözetilmiş durumdadır. Bunun dışında işgal edilmiş topraklardan Ermeni güçlerin çıkarılması ve bu toprakları asıl sahibi olan Azerbaycan’a verilmesi sağlandığı taktirde sorun önemli ölçüde sağlanmış olacaktır. Ancak ifade ettiğim gibi, bu bir ateşkestir ve bundan sonra önemli olan yeni statüko için anlaşmanın ne şekilde tezahür edeceğidir.

Umarız ki Trans-Kafkaslar’a ve Hazar’a barış ve istikrar kalıcı şekilde gelsin, Azerbaycan ve Türkiye buradaki gücünü daha da artırsın.

Bir cevap yazın

ÖNCEKİ YAZI

Suriye’de Korunan PKK Terörü

DİĞER YAZI

Karabağ'da Süreç Nasıl İşleyecek?

Güvenlik 'ın son yazıları

IRINI ve AB

22 Kasım'da AB'nin EUNAVFOR MED IRINI Operasyonuna katılan Hamburg isimli Alman Fırkateyninin Mora açıklarında uluslararası sularda