antagonizma
Antagonizma

Antagonizma

3390 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Antagonizma karşıtlık ve belli bir amaca sebep teşkil eden olmak demektir. Antagonist imalatçısı, karşıtlığı sistemli şekilde kullanmayı yöntemine ustaca yerleştirmiş olan demektir. Bu, öyle de böyle de söylense iyi bilinen bir tamındır.

Örneğin Kur’an’da insanın antagonist karşıtı sadece şeytandır. Doğru ve iyi iş şeytana rağmen üretilir. Çünkü doğru ve iyi tarif etmenin de sebebi bir karşıtının olmasıdır. Ama dikkate değer bir nokta var; şeytan gaybidir, inananın imanına dahil olan zihinde bir yerdedir, somut dünya ortaya çıkmış zihin ürünü işlere bakar. Yanlış ve kötü ile doğrunun ve iyinin farkına varılabilir. Sınırlar iyi bilinmelidir, değilse şeytanın uşaklığını yapmak mümkün görülmelidir. İnanç uğruna girişilen işlerde bu münafıklık temel bir hadisedir. Onun için her bir kimse, ortaya çıkıp konuşanlara, hükmedenlere, siyaset edenlere takılıp gitmeden önce kendini iyi bilmek durumundadır.

Goethe’nin eseri Faust‘ta antagonist karakter Mephisto da benzer şekilde şeytandır. Durum siyasette ve sosyo-ekonomik boyutta da aynıdır. Marks kuramında antagonizmi kullanmıştır. Marks kapitalist sömürü sistemini, karşıtını yaratmak ve bu sebeple üretmek biçiminde bir açıklama getirir. Marks’ın da kullandığı bir terimdir. Politikada düşman, muhalif ve karşıt grup hep antagonisttir.

Şimdi bu temel açıklamayı aklımızda tutalım ve ne demek istediğimize yoğunlaşalım.

İnsanlık gerçekler üzerine bir arayış içinde. Büyüleyici! Bugün artan tempoda insanoğlu maddenin üretilebilmesi için bilimsel araştırmalarını yoğunlaştırdı. Evrene ait önemli çözümlemeleri var. On yıl önceye göre bile çok şey değişti. Somuta ilave sanal gerçeklik dahi bilincin ve bilginin günlük yaşamda etkisini tümüyle hissettiriyor. Yaşamda kavramlar, usuller ve standartlar hızla gelişiyor. Bunu insan yapıyor. İnsanlık kendini inkar ederse bu doğru olur mu?

Siyaseten de aynı gerçeklik algısından bahsedebiliriz. Bugün Soğuk Savaş’ın anlayışları ile bir değerlendirme yapmaya kalksanız aldanırsınız. Her yönüyle, Amerika bile farklılaştı… Post-liberal ve post-kapitalist düzenler söz konusu.

Buna karşılık bazı toplumların aklı, kavrayışı ve önemsediği değerleri çok eskide kaldı! Eskide kalmanın ötesi de var. Bundan dolayı kullanılan taraf konumundalar, yani sebep oluyorlar. Konumuzla ilgili açıklayacak olursak, bazı toplumlar antagonizmin malzemesidir. İster ilahi, ister insan açıklamalarına bakın, gerçekte birileri diğerlerinin sebebidir. Önemli olan bunun neresinde kalındığını bilebilmektir. Bugün kullanılanlar başka yerleştirme işlerine sebep teşkil ediyorlar. Sebepler açık ve gerçek.

İşte ikilem tam da burada: Uygulamadaki antagonizmin hangi tarafında olunduğunu bilemeyenler gerçeklerin inkarın peşindeler.

İlginç ama gerçek bu! Dünyada bir kesim geride kalmanın faziletiyle övünüyor, bunu ilahi bir görev addediyor. Düşünmüyor ki; tam tersi konumda olmalı, ilerlemeli, önderlik etmeli, yönlendiren, gerçeği tarif eden, standardı koyan olmalı…

Müslüman dünyası insanlığın önüne konan gelişmelerin tek tarafında, kullanıcısı konumunda. O halde gerçekliğin yaratıcısı değil takipçisi. Gerçekleri inkar etmiyor. Ama hepsi bu kadar! Kavram, yöntem ve standart koyan değil. İnsanlığın koşarak ilerleyen bilinç atmosferine belli bir girdisi olmuyor, sürekli eleştirisi var. Hem kullanıyor hem de eleştiren taraf konumunda kalıyor. Ayrıştıkça ayrışıyor. Ayrışmanın sebep teşkil ettiğinin farkında değil.

Bugün küresel terör olayında bahse konu edilen “İslami terör” kavramıyla imal edilen IŞİD (ISIS) gibi örgütlerin veya “İslami Devlet” taraftarlarının Faust’taki Mephisto gibi bir görev üstlenmesi sizce şaşırtıcı mı?

Maalesef zulmün toprakları Müslüman’ın yaşadığı alanda. Zulmü yapan da mağdur olan da Müslüman. Müslümanlar birbirlerine ensar ve muhacir. Kelimeye ulvilik verilince hayırlı iş yapıldığı düşünülüyor. Avunma noktası burada. İnsanlar buna dayalı olarak kendini ilahi adalet yolunda hizmet eden görüyor. Kendi kendisinin sebebi, kendi kendine gelin güveyi. Halbuki Müslüman’a göre düşman şeytan. Şeytandır insanı insana ve insanı Yaratan’ına düşman eden. Kur’an böyle diyor. Ama gerçek ne? Düşmanını şaşırmış, savaşını kendi içinde yapan bir dünya. Ölenlere bakın. Adil mi bu?

Bu demek değildir ki düşman Batı toplumu. Hayır. İnsana düşman şeytandır. İşte sahip olunması gereken fikir bu; antagonizmde kuralı koyacaksanız, düşmanı belli bir yaşam şeklini gerçeğe uyarlayabilmek için önderlik edeceksin. Bu geri kalmak değil, ilerlemektir. Bu bilmemek, üretmemek değil daha çok bilmek ve üretmektir. Toplumda bilmenin ve üretmenin önüne geçenler, toplumu gerçeklerden koparanlar antagonizm açıklaması ile şeytandır.

Düşünün; bir haklılık hali sebep gösteriliyorsa, sebepler de üretilebiliyordur. Bu çok doğal! Tıpkı ihtiyaç duyulacak mal ve hizmetin tanımlanabildiği gibi. Bu yeterince açıklayıcı, Marks’ın söylediği gibi. Fark edilemeyen veya anlaşılamayan ne? Kısır döngü içine kıstırılmış bir Müslüman ülke veya içindeki siyasi oluşumlar Mephisto olduğunu mu göremiyor?

Gerçeğin izinde bir zavallılık sönümlemesi var. Birileri sönümlüyor; mağdurları, dost da olsa düşman da o zavallı konumdakileri. Buna liderlik etmenin kolaylığı var; say olup biteni olsun gitsin. Toplum hazır; ezilmişliğin inanç zannedildiği bir yaşam çekli antagonizmi yaratanlar tarafından virüs diye bulaştırılıyor. Gerçek değil de hikayelere sığınmış insanların çelişkili aklında olan bu!

Türkiye kayıyor, deniyor. Antagonizm çukuruna çekiliyor, yorumları yapılıyor. Aman dikkat! Düşmanını şaşıranın gündüzü olmaz!

Müslümanın antagonistiği bir başka inanç mensubu veya inanmamayı seçen olmasın. Sünni olanın antagonistiği örneğin Alevi olmasın. Kürdün antogonistiği Türk, Türk’ün ise Kürt olmasın. Türkiye’nin antagonistiği Amerika, Rusya, İran olmasın. Liderlerin antagonistiğinin bir başka lider olmasının kabulü, ne parlamento ne de medya onaylasın. Toplum zihnindeki kötüyü ve yanlışı iyi bellesin.

Örneğin tüm dünyada insanlığın antagonistiği terör mü? Bu açıklanabilir bir vasattır ve politika bunu sınır kabul etsin; insanlığın düşmanı teröristler Türkiye’nin de Amerika’nın da antagonistiği olsun. Ama örneğin bilim insanları topluma zehir gibi tanıtılmasın. Bunu söyledim, çünkü toplumu düşünmekten alıkoyup kolay yönetmeyi iş edinen antagonizma mahirleri var.

Ne öneriyorum biliyor musunuz? Gidip gelen değil, güven veren bir toplumun varlığını ispat edelim. Fiiller içinde ispatı mümkün gerçeklikleri ötelemek mümkün görünse de örtmek söz konusu olamaz. Bir düşman yaratmanın ilerlemek için tek yol olduğunu savunan bugünün dünyası için Türkiye daha somut önerilerde bulunsun; ki diğerleri kendi yarattıklarını başat kılmasın. Niyetler delillere paket kağıdı olmasın. Bu insanı küçümsemekten öte değildir. Doğru olan ne ile mümkündür? Gerçekten kopmamak gerekir. Hayaldekileri esasmış gibi düşünerek menzilde nereye varılabilir ki?

(Görsel: Flickr, Adam Polselli)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Pandemik Kültür

DİĞER YAZI

Devletin Hukuku Tartışması Üzerine

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi