insan-ve-sosyo-politik-dogallik
İnsan ve Sosyo-politik Doğallık

İnsan ve Sosyo-politik Doğallık

425 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Beyninin çalışması ile ilgili detaylara ulaştıkça insanlık kendine dönük konuları bütünüyle irdeler oldu. Politikadan günlük yaşama, bazı sebep-sonuç ilişkileriyle kolay açıklanabilecek noktalar daha doğru düşünmemize ve etrafımızda meydana gelenleri daha iyi kavramamıza yaradı. Çok basit bir bağlamla açıklayacağım bu ilişkiden sayfalar dolusu sonuç elde etmek mümkün. Ben bir yere kadar açıklayayım, devamını siz getirin.

İnsan beyni saniyede 11 milyon parça veriyi alıyor ve işlemeye koyuluyor. Kenara koydukları, acilen ele aldıkları, uzunca süre kafa yordukları, vs. oluyor. Hem gece hem de gündüz beynin çalışması söz konusu, işlemler ve tepkiler farklı. Bu işi yapan beyin vücuda alınan enerjinin yüzde 20’sinden fazlasını yakıyor. Beynin kendi içinde ise tüketime esas konular incelendiğinde yüzde 60-70 oranında bilinçdışı anlık girdilerin işlenme süreçlerinde, yüzde 40-30 oranında ise bilinçli alınanlar işlenmekte. Buradan yola çıkarak neler söyleyebiliriz?

Benim asıl üzerinde duracağım alan bilinçdışı konulardır. Çünkü enerji tasarrufu sağlamaktan tutunuz, elde edilen verimliliği artırmaya varana dek, asıl bilmemiz ve düşünmemiz gereken saha burasıdır. Bilinçdışıyla alınan verilerin çok büyük ekseriyeti insanın hayatta kalması ile ilgili olmaktadır. Üremekle ve beslenmekle ilgili veri alımları bile bu hayatta kalmanın gerisindedir. İnsan organizması büyük ölçüde buna odaklanmış haldedir.

O halde günümüz şartlarında hayatta kalmaya dayalı konular nelerdir, daha çok neler etkiliyor, diye sormamız gerekiyor kanısındayım. İnsan kendisini içgüdüsel olarak güvende hissetmek ister. Bilinçaltı kapasite bilinçdışıyla giren verileri kendi çevriminde işlemeye koyuluyor, anbean bunu yapıyor ve bilinçle ortaya çıkması gereken bir sebep varsa, ancak buna işaret ediyor ve sonrasında bilinçli sistemlerin bütünü devreye giriyor. Bilinçlilik, duyularla alınanların beyinde işlenmesini gerektirir, bilincin önünde duranları ve odaklandıklarını planlı şekilde gerçekleştirmesiyle ve bir sonuca ulaştırmasıyla ilgili süreçleri kapsar. Elbette burada biyolojik ve fizyolojik oluşumlar ortaya çıkar, vücut kimyası devreye girer, beyin önündeki görünür dünyaya açıktır, kendisinin de var olduğu bu dünyadaki konulara dayalı akıllı davranışlar gösterir, tavır alır, fiil üretir.

Amaç bilinçli davranışları artırmak ve enerjiyi daha çok bu alanda kullanmaktır. Eğer bu gerekiyorsa, insanın bilincinde kabullendiği ve bilinçaltında yerleşmiş bilinçdışı veri alımında kolaylıkla çözebildiği davranış metotlarının hazır ve yollarının biliniyor olması gerekir. Bu nedenle çevresel şartlar, atmosfer, ekosistem öne çıkar. Çevredeki şartları oluşturan etmenler nelerdir? Elbette doğal afetler gibi konulardan bahsetmemize gerek yok, bunlar kontrol dışıdır. Yine başka bir insanın, topluluğun etkisiyle meydana gelen ortamı tarif etmek gerekmektedir. Borç ve ekonomik kriz, terör ve savaş hali gibi temeli yönetimsel olan konular farkında olmadan, bilinçaltından bireyin beynini meşgul eder. Buralardan gelen ve bilinçle alınan veriler bir yana, insanı iç dünyasında baskılayan ve bilinçdışından gelen her bir veriyle aşırı yüklenen insan kendince tedbirler alır. Mantıkla açıklanamaz türden davranışların ve kararların altındaki sır aslında budur. Örneğin terör vardır, terörist ortadadır, bu duruma muhatap birey seçim kampanyasında çok şey söyler ve değişik açılardan konuyu tartışır, ama sandık başına gidince eli yanlış tarafa kayar, bunu kendisi bile doğru düzgün açıklayamaz.

Birey için politika ve liderlik, anne ve aile içi tutum, adalet ve hukuk ile eğitim-öğretim alanları çok önemli ortamlar yaratır. Örneğin bulunduğu yerde sürekli bir korku ile dolu (ki bu korkunun sebebi inancıyla bile alakalı olabilir,) psikolojik ortamlar varsa, bireyin normal harcaması gereken enerjiden ve odaklanmak için asıl yöneleceği bilinçli doğal alandan bahsetmek güçtür. Bireysel kabiliyetlerin yaşama dönük çözebileceği pek çok sorun bir başkasına havale ediliyorsa böyle bir sebepten dolayıdır. Birey tarafından kolay açıklanamaz ve farkına varılamaz, ama böylesi bir durum vardır. Bize gerekli olan ise bilinçle üretmektir, sorun çözmektir ve bilinçli ilişkilerin artmasıyla ortamın gerçekten güvenliğini inşa etmektir; insani olan budur. Bu yol daha doğru ve verimli bir yoldur.

Batı toplumlarının Rönesans ve Reform süreçleriyle çözdüğü bu ortam meselesidir. Bu herşeyin açıklaması değil elbette; onların da zamanla eksiklikleri ortaya çıktı. Yapageldikleri yeni korkuları haline dönüştü. Doğayı değerlendirme biçimlerindeki insanın tahrip etme tutumu fazlasıyla öne çıktı. Doğaya rağmen doğal olunamaz!

Beynimiz bize her zaman ne yapacağımızı söylemez; söylese bile bu asıl istenen olmayabilir. Teknolojinin ilerlemesiyle yeni şekillenen post-modern insanın davranışlarına bakıyorsunuz, “bu insan olmaz!” diyesiniz geliyor. Şimdi bu insan robotlar yapıyor, yapay zekayı üretiyor ve artırılmış gerçeklik içinde bir yaşam kurgusu planlıyor.

Ama bizlerin dengeli bir hayatı açıklayabiliyor olmamız gerekiyor. Ne beyhude korkular ne de insan merkezli bir dünya algısı… Korkuları ve çelişkileri azalmış bir toplumun odaklanabileceği asıl faaliyetler için şartlar müsait olmuş ve üretkenliği artmıştır. Konu sadece kültürel veya sosyo-politik bağlamla açıklanamaz. İnsanın kendi yapısıyla ve doğal doğrularla açıklanması gerekir. Bugünkü teknolojiyle elimizdekileri daha rahat açıklayabiliyorsak, bundan dolayıdır. Beynimizin içindeki etkileşimleri bile konuşur olduysak, sebepleri ve sonuçları bellidir. Kendini inkar etmek isteyen varsa, buyursun!..

Bir cevap yazın

duzeyden-anlasilan-ne
ÖNCEKİ YAZI

Küresel Güç Olmak

turkiyede-televizyon-haberciligi
DİĞER YAZI

Türkiye’de Televizyon Haberciliği

Kültür 'ın son yazıları