keyfi-sansur-uygulamalari
Keyfi Sansür Uygulamaları

Keyfi Sansür Uygulamaları

545 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Sansür en basit anlamıyla bilginin veya bir bölümünün kısıtlanması, bilginin kontrolüdür. Sansür resmi iştir, en üst makamlar, devletler ve hükümetler uygular biliriz, değil mi? Peki, keyfi sansür olur mu? Biri çıkıp diğerine, ben sana sansür uyguluyorum, diyebilir mi? Diyebiliyorsa ne yapılmalı?

Tarihe baktığımızda sansür konusunu en çok askeri alanda gördük. O zaman savaşlar meydanlarda yapılmaktaydı, sonraları kaleler, şehirler kuşatılır oldu ve ardından dünya savaşları oldu, bütün bunların içinde sansür uygulandı. Arada bir yerlerde anarşizm ve terörizm bir çatışma şekli olarak zorlamalara dahil oldu, sansür yine vardı. Psikolojik savaş adında bir tür mücadele daha sahneye kondu, sansür iki taraflı uygulama konusu oldu.

Ahlakın ve adaletin kamuoyu nezdinde korunması gibi gerekli haller bilindiği gibidir. En genel anlamda ise sansürün güvenlik konularının ana alanına dahil olduğu kabul gördü. Milli devlet anlayışları içinde milli mesele olarak kanunen yapılır oldu. En sistemli şekilde II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş zamanlarında yapıldı. Mektuplar, telgraf ve medya inceleme altındaydı. Sansür “resmen” ilan edilerek uygulandı. Devletler ve paktlar sansürü kıtalar arasına taşıdı. Bu dönemde savaş ilan edilmeden karşı tarafı zorlayacak işlemler sürdürüldü.

Sansür güvenlik amaçlı hep uygulandı. Sansür giderek bilgi güvenliği ile birleştirildi. Bilgi savaşlarından bahsedilince de sansür bunun içinde kaybolur gibi görüldü. Bu bilgi çokluğunda sansürün nasıl olacağı tartışıldı.

Diğer yandan özgürlükler gelişti, insan hakları teminat altına alındı. Yapılan sansür uygulamaları özgürlüklere müdahale anlamına geldiği için bir yandan katı uygulamalar yumuşatıldı, diğer taraftan kimsenin ruhunun dahi duymayacağı işler yapılmaya başlandı. İşin adı hep güvenlik idi.

Çıkar türleri ve buna bağlı olarak savaş alanı gelişmişti, mücadele sadece askerlerin yaptığı bir fiil olmaktan ötelere taşınmıştı. Ekonomik, politik, bilim ve teknolojik gibi savaşlar yapılmaya başlandı. Örneğin Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ile ilgili süreçlerde ülkeler ilave avantajlar için kıyasıya savaş verdi. Devletler ve şirketler yeni bilgilerini, standartlarını ve hukuki avantajlarını sansürlüyorlardı.

Bilgi harbi içinde değişik taarruz ve savunma savaşları yapılmaya başladı. Bu işi devasa ve komplike karargahlarda gerçekleştiriliyorken, evine saklanmış bir korsan tarafından da yapılır oldu. Bilgi ve belge operasyonları yakın zamanda Assange ve Snowden ile popüler oldu. Böylelikle politika ve devlet işleri küresel alanda tartışmaya açıldı. Belki bu uygulamalar bile sansürün başka bir tekniğiydi. Sürekli kim ne kazandı diye bakmak gerektiğinden, işler bir hayli karmaşık görüldü, kimse elini bazı konulara süremez oldu.

Bilgi çağında zenginlik ve güç dengeleri küreselleşince ve savaşlar yumuşaklaşınca (soft power) sansürün anlamı milli olmaktan ötelerde bir yerlere yerleşti. Küresel şirketler ve terör örgütleri, uluslararası örgütler, hacker grupları yaygınlaştı. Örtülü veya açık şekilde bugün dünyada göz açılıp kapanıncaya kadar milyonlarca saldırı gerçekleştirilir oldu. Merak edenler bu savaşı internetten canlı şekilde izleyebiliyorlar. Aşağıda buna benzer bir video var.

https://www.youtube.com/watch?v=k4mY53uRn3Y

Örneğin herhangi bir vatandaş bir sitede bir yazı veya resim yayımlayabilir. Bu küresel alanda düşünceyle alakalı en temel hak ve özgürlük olarak bilinir. Yazı veya resim önce yasal anlamda tartıya çıkar. Milli, duygusal ve çıkar gibi alanlarla ilişkilendirilir. Yasal bir engel olmasa dahi diğer birinin işine engel görülebilir. Devletin içinde taraflı birilerinin olmadığını kabul edelim, ki öyle olmalıdır, devlet dışı taraflı kişi veya gruplar bu yazı veya resimden dolayı kendilerince tedbir almayı düşünebilirler. Yazı veya resim yayılmasın istenebilir. Sebebi yazının veya resmin birilerinin çıkarlarına veya bireysel görüşüne karşı olmasıdır ve onlara göre yayılması durdurulmalıdır, engellenmelidir veya kırpılmalıdır. Ne yaparlar? Bugün en basit şekliyle dijital veya siber saldırı! Saldırıya uğrayanı, yani temel özgürlük hakkını kullananı devlet korur mu, düşünülmelidir. Aleyhte mahkeme açılsa bile, saldıranı bulmak mümkün olmayabilir, sonuçta kusura bakma, denebilir. Buradaki sansüre ne denebilir? Keyfi sansür! Bu bakış açısıyla sansür bir anlamda ayağa düşmüştür, resmiyetten uzak şekilde rasgele birileri diğerlerine uygulayabilir.

Sonuçta sansür, küresel oluşumların, çıkar gruplarının, devletlerin, devletin gözetiminde çalışan örgütlerin veya kişilerin, teröristlerin, mahallede birleşmiş bir grup öğrencinin seviyesinde bir iş oldu çıktı. Bu alandaki yerel hak ve hukuk anlayışları tartışılır oldu, tamamen çözüm bulunabilmesi için halen çeşitli çareler aranıyor.

Keyfi sansür, genelde kaynağı önemli olmayan, daha çok kişi ve kişilerin veya bir grubun kendi amaçlarına bağlı ilansız ve süresiz uygulayabildiği, yöntemi uygulayıcının kararına kalmış hukuka aykırı bir sansür şekli olarak karşımıza çıkmaktadır.

Her zamanki gibi mağdur konumundaki olup biteni sineye çekmektedir. Kim saldırdı, kim savundu, amaç neydi, hedef neydi, bilinmezdir. Küresel çapta saniyede milyonlarca saldırının olduğu günümüzde (videoda görüldüğü gibi) bu tür soruların cevapları nasıl bilinsin ki? Sınırlar bazen işe yarar, bazen anlamsızdır. Bilgiler kağıda yazılsın, telgraf şeritlerine delinsin, havai hatlar kullanılsın, e-posta ile gelsin, birileri girer özel bilgileri okur veya dinler. Okuyan, dinleyen ve sistemleri kontrol eden devlet ise sorun yok, elbette okusun ve hatta vatandaşı korumak için bunu sürekli yapsın, bu vatandaşın, bir derneğin veya kuruluşun güvenliği için gereklidir! Ama bu işi olmadık insanlar yapıyorsa mağduriyetin bile farkına varılamadığı bu noktada vatandaşı veya resmiyeti olan kuruluşları kim koruyacak? Vatandaş, bir dernek veya kuruluş birinin keyfi sansürüne tabi kalırsa, koruma görevi kimin olacak? İşte bu noktada bir tereddüt var. Küresel alanda vatandaş kavramı da tartışılır oldu desek ya!

İleri demokrasi bilinçli toplumlar ister, sorumsuzlukların yaygınlaşmasıyla değil, sorumluluk düzeyinin gelişmesiyle yücelir, çeşitli konuların uygun platformlarda tartışılmasından ve bilgi üretilmesinden yanadır. İleri demokrasi gelişmişlik için  gereklidir. İleri demokrasi, devlet, güvenlik vs işler henüz küresel çaptaki sistemlerde oturmadı görünüyor.

Türkiye’de sadece askeri-güvenlik veya dış politika amaçlı değil, kişisel hakların da güvenceye alınmasına imkan veren büyük siber tesisler inşa edilmeli ve halk daimi olarak koruma altına alınmalıdır. Hem bu tesisler güçlü devletlerin yaptığı gibi sadece ülkede değil, yeterli olacak miktar ve lokasyonda dışarılarda da inşa edilmelidir. Bu sistematik bir çabadır.

Vatandaşın, bir derneğin veya kuruluşun haklarının ortada kalmaması için devlete ve adalete güvenmekten başka bir yolu yoktur. Devlet ve adalet organları işin gerisinde kalmayacaklar ve gerekli tedbirleri zamanında alacaklar. Hatta birilerinin kendince, gayrı resmi sansür uygulamasına engel olabilecek sistemler geliştirilmeli, mağdurun dilekçe vermesi beklenmemelidir. Bilgi çağında, siber savaş ortamında, vatandaşın temel hakkı olan konularda korunma tedbirlerinin alınması için bir dilekçe gerekiyorsa, bu insanların tedirginliğini ortadan kaldırmaz. Zaten çoğu uygulamalar istismar içinde gelişmektedir. Vatandaş temel haklarının karşılanması için sadece vergi vermektedir ve bu yeterlidir.

Derseniz ki, 2025 yılından sonra küresel mega-kentlerde bu tür işler başka işleyecek, sonuç değişik olur tabi, ama biz halen bu gündeyiz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Din ve İbadet İstismarı

DİĞER YAZI

Özel Sözlük

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka