ABD ve İsrail’in Orta Doğu Görüşmeleri

9 Ağustos 2023
Okuyucu

ABD ile İsrail birlikte Orta Doğu’da bazı adımları atmak istiyorlar, ama bu sadece görüntüde olacak türden, sorunlara bir çözüm getirmeye, konuları toparlamaya, vaatleri karşılamaya yerli olmaktan çok uzak! Bakın nasıl?

Jimmy Carter, Mısır’la Camp David Anlaşmalarını ve Bill Clinton, Filistin Yönetimiyle Oslo Anlaşmalarını yaptı. Elbette bu adımlar İsrail-Filistin çatışmasını çözmese de, “kalıcı barış” teriminin kullanılması için belli bir etki yarattı. Yakın dönemde Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ve 2018’de ABD Büyükelçiliğini buraya taşımasının getirdiği yankılar önemliydi. Trump zamanından kalan, “Normalleşme” politikaları ve “İbrahim Anlaşmaları” konuları var ve bölge jeopolitiğini yeniden şekillendirme hedefli bu planlar halen ileri adımlar atmayı bekliyor gibi. Malum, Trump’ın BAE ve Bahreyn ile 2020’de imzaladığı Abraham Anlaşmaları bölgede diğer hamlelerle geliştirilmeyi beklemektedir. Normalleşme Anlaşması imzalanırken, İsrail Devleti “işgal altındaki Batı Şeria’nın bazı kısımlarını ilhak etme tehdidinde bulunmayacağına”, Trump ise BAE’ne “F-35 uçakları satacağına ve ABD askeri donanımına daha fazla erişim elde edeceğine” söz verdi.

ABD’de Joe Biden önümüzdeki yıl seçime girecek. İsrail’de iç siyasette sular durulmadı. Benjamin Netanyahu hükümetinin eli güçlü değil. Netanyahu ve Mahmud Abbas, Temmuz’da aynı hafta içinde Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirecekti. Abbas geldi, Netanyahu sağlık nedeniyle ziyareti erteledi. Körfez ülkeleri Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i ağırladı, gelişmelerden memnunlar. Mart ayında Muhammed bin Selman ve Xi Jinping görüşmesi gerçekleşti. Körfez ülkelerinden bazıları İran ve Suriye ile temasta, bazı şeyler değişmeye başladı. Körfez ülke devlet başkanları Türkiye’ye ziyaret yaptılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan da Körfez ülkelerine (Suudi Arabistan, Katar, BAE) iade-i ziyaret ile birlikte ekonomik-güvenlik ağırlıklı bir tur gerçekleştirdi.

Ama şimdi esas mesele ne? Diğerleri gayet aktif iken İsrail’deki iç politikanın güçsüzlüğü ve ABD’deki Demokratların yeniden seçim kazanmak istemeleri. Bu şartlarda İsrail lobisi Biden’ı sıkıştırıyor, “Git Orta Doğu’da bazı somut işleri yap, en azından İsrail’e destek ver..” diyor. Bu durumu ateşlemek için ise İsrail lobisi Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Washington’a getirdi, Beyaz Saray’da Biden ile birlikte görüntü verdiler. Bu da yetmedi, bugünlerde ABD medyası bu konular üzerine gündem yaratmaya başladı, bir nevi siyasetçilere baskı yolu açıldı ve yapılabilecekler için bazı ipuçları verilmektedir. Şimdi Washington çalışıyor…

ABD açısından öne çıkarılmasının yararına inanılan iki konu var, ilki kronik İsrail-Filistin meselesi, ikincisi ise Körfez’in önemli ülkesi Suudi Arabistan. İyi de bunlar üzerine Joe Biden ne yapabilir? Amerikalıların, Kongre’nin, Biden yönetiminin Riyad’a bakış açısında sorunlu görülen 2018’deki Cemal Kaşıkçı cinayeti konusu var. Konjonktür gereği bunun üstü örtülmeye çalışılsa da konuşulmaya devam ediyor. Diğer canlı konu, Suudi Arabistan’ın ARAMCO şirketinin petrol fiyatlarındaki tutumu üzerine geçtiğimiz gün Biden yönetimi ikaz edici bir üslupla, “Bu yaptıklarınız Rusya’nın işine yarıyor,” dedi. Demek ki görüşülecek konular belli, ama sorunlar da azımsanacak değil.

Bu arada Normalleşme Anlaşmasına dayalı olarak ABD’den BAE’ne verilen sözler için de şüpheler gelişti ve bir duraklama var. Nedeni şöyle, F-35’lerin BAE’de olması güvenli görülmedi, hatta bu ülkenin bazı sırları Çin’e vermesi tehlikesi öne sürüldü.

Biden, Temmuz sonunda Suudi Arabistan’ı kastederek, “Bir yakınlaşma yaşanıyor” dedi. Suudi Arabistan ve İsrail arasında resmi ilişkiler başlatılacak ve diğer Müslüman ülkeler de aynı yolu izleyecekler. Suudi Arabistan Krallığı, Filistinlilerin devlet olma özlemleri konusunda İsrail’in bazı tavizler vermesi karşılığında bu anlaşmaya “evet” diyecek. Hem Suudiler bu adımı atarlar ise ABD’den savunma (silah) desteği alacak ve sivil bir nükleer program için proje başlatılacak.

Bugün, 2024 seçimleri öncesinde, Biden’a verilen vazife bu anlaşmanın ilerletilmesiyle ilgili mi? Bölgede bir “kalıcı barış” olmayacaksa da bundan söz edilmesi için belli hareketlenmelerin sağlanmasıdır! Peki, bugüne dek Biden yönetimi Suudi-İsrail yakınlaşmasından (normalleşmesinden) umutlu değil de mi bu konuyu sallantıda tuttu? Herzog’un ve Biden’ın siyaset arayışı bu sorunun cevabı üzerine olabilir. Çünkü İsrail’de, Filistinlilere taviz vermek istemeyenler ve İsrail’in işgal ettiği toprakları geri vermeyi istemeyenler çoğunlukta. Hatta İsrail tarafı, Filistinlilere bir toprak tavizi vermek istememekteler, bu açık. Batı Şeria’da toprak konusunun çözümü için bugün artlar elverişli değil. Bilindiği gibi, 2002 Arap Barış Girişiminde ortaya konan konu, Filistin Devletinin herhangi bir anlaşma için ön koşullarının kabul edilmesi gerektiği, üzerineydi.

Peki, Biden bugüne dek Suudi Arabistan ile neleri konuştu dersiniz? Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Haziran ayında Suudileri ziyaret etti. Görünen oydu ki, Selman ile yaptığı görüşmede Blinken’ın nükleer santral ve güvenlik talep dosyaları masadan kaldırılmamıştı.

Hırslı ve genç Veliaht Prens Selman’ın amacı tahmin edilebilir: İran’a ve İsrail’e karşı güçlü olabilmek için mutlak surette uranyumu zenginleştirmek ve nükleer silaha kavuşmak. Bunu ona kim verecek? ABD durumu kontrolünde tutmak adına bu yolu açtı, ama kendi içinde ve İsrail’de bazı şüpheler gelişince durdu. Bunun üzerine Prens Selman, Vladimir Putin ve Xi Jinping ile konuşmaya başladı. İşte tam da bu noktada Biden’ı sıkıştırmak gerektiği ortaya çıktı, “Acilen bak şu işe, zira durum kontrolden çıkabilir!” şeklinde. ABD için bu zor bir denklem. Şimdilik söylediği şu, Riyad’ın BM’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile ek bir protokol imzalaması. Bu zaten mümkün görülebilecek bir konudur ama asıl sebep zaman kazanmakla ilgili bir husus olsa gerekir.

Size bütün gelişmeleri aktardım. Çok şey yapılmak isteniyor ama o bildiğimiz Orta Doğu’da meselelerin çözümü öyle kolay görülmüyor. Bana öyle görünüyor ki, Joe Biden iç siyaset açısından önemli olan noktada, İsrail lobisini memnun edecek birkaç girişimin ötesine geçebilecek değil. Hem Isaac Herzog’un da İsrail siyasetinde ağırlığı yok. Suudiler ile Emirlik arasındaki kıyasıya rekabet başka arayışları ve diplomatik manevraları önümüze çıkarabilir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Sorunlu Strateji

DİĞER YAZI

Sorunun Adı Esad

Politika 'ın son yazıları

71 views

İsrail, İran ve Gazze

Genel bir değerlendirme yapalım, çünkü İsrail, 7 Ekim saldırısından 6 ay geçti ve "bugün Gazze'de üçüncü aşamaya geçtik" dedi. Bu ne demektir, bölgede başka ne gibi gelişebilir olabilir, hepsini inceleyelim.
50 views

Modern Rekabet

Burada modern rekabetin küreselleşmesi öyküsünü kendi içindeki kavramlarını tartışarak, Rusya ve Çin örnekleri üzerinden otoriter yönetimlerin eleştirisini yaparak açıklayacağım. Kavramsal olarak "modern rekabet" anlayışını bu şekilde açıklama imkanı bulacağım. Sonlara doğru kapitalizmin yozlaşmasını açıklayacağım. Bu kısımda da Anglo-Sakson yapıyı ve Kıta Avrupa'sını işaret edeceğim. Burada anlaşılması gereken şu olacak: Demokrasi ve insanlığın gelişimi kimsenin insafına kalmamalı, rekabetin yapılma amacı değer üretmek esaslı olmalı.
53 views

Seçimler ve Beka

31 Mart Yerel Seçimleri gerçekleştirildi ve Türk demokrasisi kazandı diyoruz. Ben ise size bu seçimleri örnekleyerek bir "beka seçimi" ne demek oluyor, bunu açıklayacağım. Buradan hareketle yapılması gerekenleri de gözden geçirmiş olacağım.
76 views

Politikada Gri Kavramlar

Size politika amaçlı yapılan propaganda konusu içinde yer alan kavramsal bir temayı sunuyorum, grilik. Gri kavramların dış ve iç politika yansımalarına bakacağım. Özellikle ABD dış politikasında kendi çıkarına yaklaşımlar sergilemesi neticesinde görülen gri kavramlar konusunu işleyeceğim. Buna örnek olarak Filistin-İsrail, terörle mücadele, sözde soykırım tasarısı gibi konular da yer alacak.
144 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme