Dış Politikada Empati Yapılır mı?

733 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Suudi Arabistan ile Yunanistan ortak tatbikat yaptılar. Çin, Rusya ve İran, ABD’nin düşman ülkeleri. Mısır gelgitler yaşıyor. İsrail, ABD’nin asıl müttefiki. Bölge silahlandırılıyor. Bugün yinelendi, ABD tarafından yumuşak güç kullanılarak demokrasi pazarlaması yapılıyor ama Suudilere veya Emirliklere neden kimse rejiminizi düzelt demiyor? Neler oluyor, bir bakalım.

Uluslararası ilişkilerde empati yapmanın yararı olabilir mi? Örneğin tarihsel çizgisiyle Suudi Arabistan diye bir devletin kuruluşundan bugüne bütün safahatını bilerek düşünelim, bu ülke iflah olur mu?

Örneğin dünyaya demokrasi politikasını pazarlayan, her türlü stratejik ve diplomatik dokümanına bu tarz yumuşak güç ifadelerini yazıp çizen, hatta Çin’i bile demokrasi ifadesiyle yargılayan, küçük düşürmeye çabalayan, güç mücadelesinde ileri geçmek için çaba sarf eden ABD nasıl olur da Suudileri demokratik bir ülke yapmak için uğraşmaz? Acaba ABD samimi mi değil? Acaba Suudiler uğraşmaya değmez bir kabile devleti mi? Acaba Suudiler bu şekilde kalırlarsa ABD bundan çıkar mı elde ediyor?.. Gelin empati yapın, haydi! Ne elde edeceksiniz? Durum belli değil mi? Sorular ve arayışlar boşuna.

Bırakın Suudileri, Birleşik Arap Emirlikleri’ne bakın, sonuç değişir mi?

Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri’nin uçakları, füzeleri, mühimmatı ABD menşeili. Pilotları ABD’de eğitiliyor. ABD istemese bir subay terfi edemiyor. (Bunlar size bir şey hatırlatıyor mu? Bir vakit Türkiye de bu şekildeydi! Empati yapın haydi…)

Suudilerin yanı başındaki Yemen’e yaptıkları belli. İran ile ilişkileri belli. Petrol piyasalarındaki rekabet belli…

Suudilerin İsrail ile ne tür bir sorunu var? Cevaplayın. “ABD isterse sorun olur, yoksa olmaz,” diyeceksiniz herhalde. 

Neden Yahudilik ve Müslümanlık sorunu yok da İran ile Suudi arasında mezhep sorunu olabiliyor? Neden Yemen İranlıların ve Suudilerin oyun haline gelebiliyor? Neden insanlık Yemen’de dibe vuruyor?

Sorun olmasın tabii, hiç olmasın isterim. Ne din ne mezhep ne de etnik nedenle ülkeler ve toplumlar birbirine düşsün! Ben kabileciliği de bir tarafa koyuyorum burada. Sanırım çoğunluk benim gibi düşünür, hatta Amerikalılar bile. Ama düşünmek yetmiyor, duygusallığa yer yok uluslararası ilişkilerde, gerçekler var. Empati yapılsa ne olur ki?

Yunanistan ile ilgili çok yazıyorum, kırk yıldır Yunanistan çalışıyorum belki iyi bildiğimdendir. Yunanistan ile ilgili yazdıklarıma bakın, durum belli! Empati yapılsa ne olur ki? Politikaları belli!..

Geçtiğimiz günlerin konusu, Suudiler ile Yunanlılar Girit’te müşterek tatbikat yaptılar. Herhalde ABD emretmiştir, yapın demiştir! ABD menşeili F-15 uçakları Yunanistan, Girit, Sauda Üssü’ne intikal ettiler. Bu üsse daha önce İsrail uçakları da intikal etmiş ve Yunan Hava Kuvvetleri ile müşterek tatbikat ve eğitimler gerçekleştirmişlerdi. Her neyse… Suudi pilotları ABD’de okumuşlar, taktik ve teknikler ABD el kitaplarında yazdığı gibi. Yunan F-16 ve pilotları da öyle, ABD tarzının nişanesi. Bilinmeyen ne var? Yeni bir şey mi öğreniyorlar? Hayır. (Sauda’da NATO test merkezi ve eğitim alanı var. Elektronik harp ve Rus menşeili füze tehdidi ortamında teknik eğitim yapılıyor. Ama bu kez Yunan ve Suudi uçakları bu tarz bir eğitim yapmadılar. Bunu da not edelim.) Yaptıkları güç gösterisinden ibaret. Kime gösteriyorlar müşterek güçlerini? İran’a mı? Türkiye’ye mi? Rusya’ya mı? Olsa olsa ABD bölge ülkelerine bir mesaj veriyordur, “Ben emrederim yapılır, herkes bunu bilmeli!” diyordur herhalde. Aslında olan bu! 

Aynı ABD emretti, Yunanistan’a verilen Patriot bataryası Suudi Arabistan’a “petrolü koruma” görevine gidecek. Bu petrolü koruma görevi de iyi tuttu hani! Suudiler Patriot satın almak yerine neden ücreti karşılığı Yunan silahlarını kiralıyorlar? Hem bu Patriotları ABD Türkiye’ye vermedi, değil mi? Yunanistan’a neden verdi? Suudileri korusun diye mi? Türkiye’ye DAEŞ saldırısı, Suriye saldırısı yok muydu? NATO müttefiki üye olmak böyle bir şey mi?

Doğu Akdeniz’de ABD kendine göre bir plan içerisindedir. İsrail’e, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a, Körfez Ülkeleri’ne verilen roller vardır. Bu ülkelerden İsrail, ABD olmadan varlık gösteremez, onu bir tarafa koyuyorum. Ama diğerlerine ne oluyor? Sorunu varsa Yunanistan Türkiye ile çözecek! Ama çözmüyor… Suudilerin sorunu varsa İran ile karşılıklı oturacak çözecek! Ama çözmüyor… Neden? 

Demokratik olmayan bu ülkelerin, İran, Suudi Arabistan, BAE, vs. hepsine bakın. Bir tek İran hedefte. Neden? Sorun petrol mü? Din mi? İsrail mi? Rusya mı? Çin mi? Nedir? İran, Çin, Rusya düşman, ama İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Suudi Arabistan, BAE dost, oldu mu şimdi! Neye göre?

Mısır’ı buraya bilerek yazmadım. Yakın dönemde Mısır, İsrail ile ciddi savaşmış bir ülkedir. Kültürel ve politik birikimi bulunmaktadır. İsrail diye bir ülke MÖ 3.500-4.000’de yoktu, ama Mısırlılar dünyanın süper gücü idi. Afrika, Süveyş, Körfez, Orta Doğu, Doğu Akdeniz Mısır olmaksızın olmaz! Ama üzerine öyle baskılar var ki!.. Empati yapasım geldi, fark etmişsinizdir. Şöyle diyorum, Mısır yakın tarihte ABD ve Rusya arasında gelgitler yaşadı, olabilir. Milli ve egemen bir devlet olarak karar verebilir, dost ve düşman tarafta görünmek istemeyebilir, kendisi barışın timsali olabilir, buna ait birikim sahibi kadim bir toplumdan bahsediyoruz, değil mi? Suudilerden veya Körfezdeki Emirliklerden bir farkı varsa bunu önce kendileri bilecekler, değil mi?Gerçekçi olalım: Bizans bayrağı dalgalandıranlardan dost olmaz! Krallıklardan demokrasi devşirilmez! ABD’nin politikasında çıkar vardır. Türkiye medeniyet iddiasındadır ama bunu çıkarını, hakkını ve hukukunu gözeterek gerçekleştirmek zorundadır.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Mısır ile Diplomatik İlişkiler

DİĞER YAZI

ABD’deki Muhafazakarlık ve Demokrasi Eleştirisi

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,