kuresel-paradoks
Küresel Paradoks

Küresel Paradoks

412 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Küreselleşme mi, ulusçuluk mu? Küresel politikalar mı, güvenlikçi politikalar mı? Açıklık mı, terör mü? Birleşme mi, ayrışma mı? Not edilmesi gereken gelişmeler var, araştırma yapanlar için bulunmaz bir fırsat çıktı, soru malum; tavuk ve yumurta ilişkisi. Dış politika yazarları duruma bir daha baksınlar. Krizler, çözümler, gerginlikler, düşmanlıklar, nerede başlar, nerede sonlanır? Sosyologlara da iş çıktı. Dünya paradoks içine girdi bile, nereden çıktı bu tartışma, kim neye sebep oldu? Öteden beri yazıyorlardı; ayrımcılık, dışlanma, vs. Güvenlikçilerin konusu belli, terör.

Şöyle mi? “Tarihsel perspektifte birtakım meseleler birikti ve zaruri bir durum hasıl oldu, ABD fiilen bir karar almak durumunda kaldı…” Veya tersi, “Böyle istendi, hareket olsun, başka işlerin önü açılsın diye…” Nedir işin iç yüzü? Bütün bu küresel paradoks için Donald Trump’ın icraatları bir örnek olabilir mi? Yeni anlayışlar veya kabuller bu tür çalkantılardan sonra mı belirginleşecek?

Küreselleşme idealini biliyoruz. Sınırlar kalksın, kapılar açılsın, mal ve hizmet serbestçe dolaşsın, insanlar ve kültürler iç içe geçsin ve zamanla ayrılıklar ortadan kalksın, bir olma yolu bulunsun, alışkanlıklar aynılaşsın, arz-talep tanımları ortaklaşsın, sürprizler ortadan kalksın, kontrol sağlasın… İyi de korunacak bir kale yok mu? Bütün bunları kontröllü biçimde yapılabilmesi için merkez neresi olmalı?

Dünyaya küreselleşme dinamiklerini fiilen ABD Başkanı Ronald Reagan ve İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher yerleştirdi. İlk düşünenler çağlar önce Büyük İskender olabilir, Romalılar bunu geliştirmiş de olabilir, başından beri dünyaya saçılan ve herkesi İbrahim’in dinine bağlı kılmaya adamış Yahudiler gözardı edilmesinler. Küreselleşmenin sözünün edildiği her yere bakın; halk sadece konuyu özümseme süreçlerinde var! Amerika asla küreselleşme idealinden uzaklaşmaz, parayı böyle kazanıyor, dünyayı böyle kontrol ediyor, hatta FED kararlarıyla dünya sistemi böyle belirleniyor, küresel şirketler ihtiyaç modellerini böyle yerleştiriyor… Ama bugün tartışılan bir kez daha küreselleşme oldu. Ben buna “ileri versiyon küreselleşme hareketi” diyorum. Diğer yandan İngiltere Başbakanı Theresa May politika sahnesine “A Global Britanya” sloganıyla ortaya çıktı.

Neler oluyor sizce? Taşlar yerli yerine oturduğunda oluşacak “yeni gerçeklik” nasıl bir şey? İleri versiyon küreselleşme hareketinin  asıl hedefi ne? Halk için paradoks olan bu işi idare eden güçlerce hiç paradoks veya bilinmeyen olabilir mi?

Trump ne yapmak istiyor? Seçim kampanyalarında “Müslümanlara yasak var!” dedi. Bu sert bir yaklaşım oldu, yumuşar mı diye bakıldı. Yumuşamadı, ilk günlerinde hemen imzayı attı. Bugün yedi ülke Amerika’ya giriş yapamıyor. Bu ülkeler Irak, Suriye, İran, Sudan, Libya, Somali ve Yemen. Bu coğrafya “11 Eylül” öncesinden bu yana Amerika tarafından “terör üreten yerler” olarak işaretlenmişti, yeni değildir. Trump’ın söylediği şöyle: “Benim din ile veya Müslümanlar ile derdim yok. Derdim küresel terör ve ülkemin korunması…” Böyle mi?

Diğer ülkelerde olmayan bir yapı var Amerika’da; Homeland Security, yani Anavatan Güvenliği. Sınırların güvenliği hakkında karar ve icra birimi burası. Meksika duvarı meselesi de bu birimin işi. “11 Eylül” Küresel Terör Eylemi neticesinde bu birim oluşturuldu. “Küresel Terörle Savaş” ve “Uzun Savaş” (ki bu savaşın düşmanı Müslüman ülkeler olarak işaret edilmektedir,) konularında Amerika’yı korumaktan sorumlu yer Homeland Security. Bu savaşları başka topraklarda gerçekleştirecekler ise belli; askerler, istihbaratçılar, diplomatlar, vs. Bir de işin Siber Savaş yönü var. Trump kabinesi bunları ele aldı ise (ki öyle görünüyor,) konu sadece terör ile ilgili değil, kültürel konular da değil; ya ne? Büyük bir savaş! “İdeal” küreselleşmenin başarısı ve ileri versiyon küreselleşme hareketi için “bir tık” ileri adım atılacak, dünyanın diğer yerlerinde baskı uygulanacak. İnsanlar buna alışmalılar. Eğer meseleye böyle bakılırsa yumurta tavuktan çıkıyor!.. Tavuğun asıl meselesini başka bir yaklaşımla CIA Ne Yapacak? yazısından okuyabilirsiniz.

Durum belli, halk adına sorun var, tartışma oluyor. İnsanlar bölündü, kültürler, aileler, bir iş yapmak için çalışanlar, öğrenciler, araştırma merkezleri ne olacağını bilmiyor. Amerika’da değişik eyaletlerde gösteriler başladı. “Bir kere birleşmiş bu insanları şimdi neden bölüyorsunuz?” diye soruyorlar. Bunlar insani sorular ama savaşı başlatanlar için dikkate alınacak değerde değiller. ne olur? Bir yerde bir eylem gerçekleşiverir ve insanlar susuverir.

Çünkü bu tür küresel bir savaş sonunda insanlığın sorunları daha da derinleşecek. Buna karşılık ortaya sürülen paranın miktarı artacak. (Olması gereken de bu!) İnsanlara, özellikle diğer ülkelerin devlet adamlarına, ekonomi ile işi olanlara, üniversitelere, hatta basına, denecek ki; para mı, yoksa insani değerler mi? İnsanların önemli bir kısmı “insanlık ölmedi” deseler de parayı seçecekler. Meydanlarda toplananlar sözde insanlık şarkıları söyleseler de işler hiç öyle gelişmeyecek. Sonuçta Trump’un “Alternatif gerçekler” yaklaşımına herkes alışmalı, diye bakacaklar…

Küreselleşme karşıtlarının yıllar önce Seattle’da veya Caracas’ta gerçekleştirdiği eylemleri hatırladım. Hatta gözümün önüne Açlık Oyunları filmleri geliyor. En sonuncusu Alaycı Kuş’u hatırlayın. Seçimlerden önce Küresel Seçim Havası diye bir yazım vardı. Burada lider adayları hakkında benzetmeler yapmıştım.  Filmdeki Başkan Snow’u Donald Trump’a benzetmiştim. Dolayısıyla Amerika da filmdeki Başkent (Capitol) oluyordu. Daha o tarihlerde Amerika’daki seçimlerin küresel bir mesele olarak değerlendirilmesini istemiştim. Savaş senaryolarını besleyen biri olarak tanınmak istemediğim açık! Gerçekleri söylemek zorundaydım, gidişatın bir savaş hazırlığı anlamına geldiğini ve tırmanmanın süreceğini işaret etmiştim, her ne kadar uygulanma biçimleri başka olsa da Savaş Geldi Çattı demiştim. Uygulama farklı, çünkü ileri sürüm bunu gerektirir. Savaş başladı bile, şimdi alt uygulamalar sebebiyle uçları halka dokunmaya başladı. Bundan sonra çok temkinli olmak şarttır! Teorinin ve ideallerin bittiği, gerçeklerle yüzleşmenin söz konusu olduğu günleri yaşamaya başladık bile. Radikalleşme ve milliyetçilik artış göstermeye başladı, devletleri yöneten liderler insanların militanlaşmasını talep etiler bile. Daha ne olsun?

Seattle’dakine benzer şeyler oluyor. Önemseyenler bir göz atsınlar: Hava alanlarında ve gümrük kapılarında sorunlar yaşanıyor. “Amerika’ya ürettiğim mal giriyor, ben giremiyorum, nasıl açıklanacak bu iş?” diye soruyor biletini almış insanlar. “Karım ve çocuklar orada, ben buradayım, şimdi ne olacak?” diyor önceden vizesini ve biletini almış ama havaalanından geri çevrilenler. Green Card sahipleri bile tekrar soruşturuluyor. Amerika’da protestolar büyüyor. Sosyal Medya bu konuda çok aktif çalışıyor. Bazı protestolara bakalım. Sekiz uluslararası havaalanında halk toplandı, pankartlar ellerinde, Trump’ın yanlış yaptığını söylüyorlar. “Hepimiz buraya aitiz. Birbirimizi koruyacağız.” “Müslümanlar hoş geldiniz!” “Biz Müslüman komşularımızı seviyoruz!” Oturma eylemleri yapılıyor. Washington’da İsa’nın Cemaati Kilisesinde bir papaz pazar ayininde eline İngilizce, İspanyolca ve Arapça yazılı pankart almış ve o da “Biz Müslüman komşularımızı seviyoruz!” diyor. Beyaz Saray önünde sekiz bin kişi toplandı ve protesto eylemi yaptı. Yine sokaklara dökülen sekiz büyük kentte halk gösteri yaptı ve “Birleşik halk asla bölünemez!” diye pankart açtı. Detroit halkı şöyle diyor; “İnsanların yaşamına kastetmeyin, dünya hepimizin. İnsan onurunu koruyacağız. Korkularınızı atın. Duvarları yıkın!” Halk göçmenlerden yana. Eylemlerden birine Barack Obama’nın kızı da katıldı. New York’taki Bölge Yargıcı Ann Donnelly, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) adlı kuruluşun açtığı davada, Trump’ın kararnamesinin ardından havalimanlarında bekletilenlerin ülkeye alınmalarına hükmetti. Benzer şekilde dört mahkeme tarafından da bu tür kararlar alındı. Başka ülkelerden de tepkiler var, örneğin İngiltere’de Trump karşıtı imza kampanyası başlatıldı.

Küresel şirketler de bazı açıklamalar yaptılar. Küresel kahveci Sturbucs yetmiş beş ülkede beş yıl içinde on bin Müslüman’ı istihdam edeceğini söyledi. Ama zaten bu istihdamı yapıyordu, söylemekle bir kaybı olmayacak. Amerika’nın Google gibi küresel teknoloji şirketlerinin CEO’ları karar aleyhine açıklamalar yaptılar. İnsan kaynağımız göçmenlerdir, biz onlar üzerinden değer yaratıyoruz diyorlar. Trump danışmanları, “Zaten o ülkelerden bir kaynağın olmuyor, Hindistan’dan veya Uzak Doğu’dan aldıkların sana yetiyor, işine bak…” dediler bile. Kimse bu ikiyüzlü yaklaşımlara bakıp aldanmasın, bütün iş paraya bakar!..

Durum bellidir. O zaman soruyu bir kez daha soralım: Tavuk ve yumurta misali, bu süreç nereden icap etti, dünyanın buna ihtiyacı var mıydı?.. Evet, küresel sermaye artırımının kontrollü biçimde gerçekleştirilebilmesi için bu tür “taşları yerli yerine oturtma süreçlerinin yaşanması” politikalarını daha önceden de görmüştük. Amerika küresel tartışmalarda “Capitol” durumundadır. Paradoks dünyanın diğer coğrafyalarında geçerlidir. Trump da May de küreselleşme için çalışırlar ama Capitol’u da korurlar. Homeland Security dediğini yapar. Bu açık değil mi?

İnsanlık adına acı oluyor ama bunlar gerçek. Bugün öncü sarsıntıları yaşıyoruz, asıl darbeyi merak eden yok!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

CIA ne yapacak?

DİĞER YAZI

Trump ve İleri Sürüm Kleptokrasi

Politika 'ın son yazıları

Bakü Beyannamesi

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan Meclis Başkanları arasında Bakü Beyannamesi imzalandı. Bu gelişmenin özellikle savunma alanındaki anlamını