Madrid’de Dörtlü Zirve ve Üçlü Mutabakat

Okuyucu

Madrid’de NATO Zirvesi (2022) bugün olacak. Hemen öncesinde Genel Sekreter Stoltenberg’in riyasetinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın liderleri bir araya geldiler. Dün itibariyle NATO’nun genişlemesi perspektifinde İsveç ve Finlandiya hakkındaki blokajın kaldırılması bağlamında Türkiye ile yürütülen görüşmeler olumlu sonuç verdi. NATO, müttefikler, aday ülkeler, özellikle Joe Biden yönetimi mutlular. Türkiye de en başından beri, NATO’nun genişlemesi politikasını desteklediğini açıkladı, ancak terörle ilgili taleplerinin ve buna mümasil ilgili ülkelerce verilecek garantilerin netleşmesi için mücadele etti, alınan sonuç mutabakatla teyit edildi. Şimdi sürecin takipçisi olunacak.

Öncesinde konuya büyük pencereden bakalım.

Rusya-Ukrayna Savaşı, bugüne kadar “bağımsız” kalma yönünde iradesi olan bu iki ülkeyi, savunma bağlamında strateji değişikliğine sürüklemiştir. NATO, Doğu Avrupa’daki güvenliğini tahkim etmenin yanısıra, Kuzey Buz Denizi perspektifi için de bu iki ülkeyi ittifakta görmek istemektedir. Moskova’ya Finlandiya sınırından uzaklık yaklaşık 800 km’ye kadar inecektir. Bu durum Rusya için tehdidin artması, ancak NATO için bir caydırma konusudur. Özellikle ABD’de Joe Biden yönetiminin istediği Rusya’ya acilen karşı bir adım atılması yönünde olmaktır ve NATO’nun kararlılığını göstermesi üzerinedir.

Peki şimdi ne olacak?

Terörle ilgili NATO üyesi ülkelerin, ABD’nin ve AB ülkelerinin, yeni üyelik isteyen İsveç’in ve Finlandiya’nın bugüne kadarki tutumları bellidir. Türkiye, istediği ölçüde, terör örgütleriyle mücadelesinde, ittifakı ve ilgili ülkeleri yanında görememektedir. Üstelik bu ülkeler terör örgütlerinden yana tavır almaktalar ve destek vermekteler. Dahası da var, bu ülkeler bilinçli bir şekilde kamuoylarına Türkiye’yi tehditkar göstermektedirler. Bu bir güven sorunu yaratmaktadır. Gelinen noktada Türkiye her birine güven duymamaktadır. Terör konusunda durum budur, ancak NATO çerçevesinde ele alınan genel tehdit durumu da tersi istikamette adım atmayı gerektirmektedir.

Mutabakat metni bu var olan güven eksikliğini ortadan kaldırmaz. Türkiye, NATO’ya girmek isteyen İsveç ve Finlandiya konusundaki süreç, fiili adımların atılması şeklinde takibe muhtaçtır. Konu yakinen takip edilecektir. Hatta muhtırada yer aldığı gibi bir ortak mekanizma da kurulacaktır. Bu mekanizma konuyu takip ile birlikte, Türkiye’nin durumunu ve düşüncesini Avrupa’ya daha yakın anlatmak adına yeni bir pencere açmakta, diplomasinin sürmesi açısından bir yeni dönem fırsatı açısından önemli görülmektedir.

Muhtıra imzalandı ancak her şey bitmiş olmuyor. Önce İsveç ve Finlandiya için NATO’nun “İttifak Senedi” hazırlanacak. İttifak Seneti, NATO Konseyi’nden geçecek. Usul gereği bir süreç, Stoltenberg bu aşama kısa sürer dedi. Tabi Türkiye bu aşamaya “evet” demiş oluyor. Fakat sürecin tamamlanması bununla bitmiyor, muhtıradaki hususların olup olmadığı noktasında son olarak TBMM oylayıp, bu ülkelerin NATO’ya girme taleplerini kabul veya reddedecektir. Süreç sonra bitecek.

Metinden ilerleyelim. Mutabakat Muhtırası Ek’tedir.

Muhtırada yer alan konular ve fiiller şunlardır:

Finlandiya ve İsveç müşterek: Türkiye’ye tam destek verirler… Mücadelede Türkiye ile işbirliğini kabul ederler… Yasaklanmış terör örgütlerini teyid ederler… Terör örgütlerinin emellerini red ederler… Terör örgütlerine destek sağlamayacaklar… Teröristlerin, ilgili yapıların, iltisaklı olanların faaliyetlerini engellemeyi taahhüt ederler… Terörizmi en şiddetli şekide reddeden ve kınarlar… Türkiye ve mağdur ailerle derin dayanışma duygularını ifade ederler… Türkiye’ye karşı silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler… Müşterek bir güvenlik-istihbarat-takip mekanizması kurulmasını teyid ederler… Avrupa İade Sözleşmesi’yle uyumlu olarak terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyarlar… Terörün maddi kaynaklarının ve eleman temini yollarının kurutulması için soruşturmaları başlatırlar… Propaganda ve dezenformasyona karşı düzenlemelerini yaparlar…

İsveç için kanuni düzenleme şartı: Yeni-etkin bir Terör Suçları Kanunu’nun yürürlüğe gireceğini ve hükümetin terörle mücadele mevzuatını daha da tahkim edeceğini teyit eder…

Adı geçen terör örgütleri: PKK, PYD/YPG, FETÖ.

Diğer konu: PESCO.

PESCO, AB içinde bir kısım ülkenin projesidir. NATO’dan ayrı ama NATO’ya ters değildir. Bütçesi vardır, bir ordu kurulmayacaktır, Avrupa’da savunma işbirliği geliştirilecektir. Neden buraya yazıldı? Usul gereği NATO üyelerinin buna karşı olmadıklarını teyidi için metne yazıldı.

Ancak yeri gelmişken kişisel fikrimi ifade edeyim, Türkiye AB üyesi olsun ve PESCO içinde yer alsın, Avrupa Birliği’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası’na Türkiye’nin de katkısı olsun, özellikle gelişen, yasadışı suç ve her türlü suçla ilgili konunun trafiğini engelleme ile terör ve göç tehditleri bağlamında ortaklıklar pekiştirilsin, ayrılık olmasın, bu herkes için uygun bir çözümdür.

Biraz da bu muhtıranın etkileri hakkında değerlendirme yapalım. Eğer bu muhtıra imzalanmasaydı ne olurdu?

Düşünülenleri tahmin etmeye çalışalım: Türkiye’ye her yönden olumsuz yönde ve artan şiddette baskı artabilir. Öncelikle, Türkiye’ye yöneltilen bilinen taraflı ve saldırı konuları hakkında, şu an veya gelecekte bir çözüm yolu bulunacak mı diye yetkililerce sorulmuş ve değerlendirmede bulunulmuş olabilir. Böylesi bir değerlendirmeye göre, eğer Madrid’de gereken bu adım atılmasaydı, bu olumsuz ortamda hiç bir gidilecek yol kalmamış olacaktı, şeklinde sonuç çıkartılabilir. Türkiye’nin NATO içindeki durumu sürekli tartışmalı olacaktı, hadi bunu bir tarafa bırakalım, ittifaktaki ülkelerin her birinin, özellikle de ABD’nin, Türkiye’ye aleyhte yaptırımları, karşı ve yeni olumsuz hamleleri, ötekileştirme politikaları adamakıllı artacaktı, diye değerlendirilebilir.

Halbuki mutabakat metni içinde Türkiye’nin talep ettiği güvenceler verilmektedir. Halen bölgesel savaş niteliğinde ancak etkileri yönüyle bir dünya krizi ortamı içinde bulunulduğu da unutmamalıdır.

Eğer NATO bu olumlu sinyali almadan bugün yeni strateji metnini imzaya kalkışsaydı ne olurdu? Bu NATO’nun yeni stratejisi, ki Rusya’ya ve onunla birlikte hareket eden Çin’e karşıdır, “İttifak içinde çatlak var!” görüntüsüyle imzalanan bir metne dönüşürdü.

Peki bugün imzaya açılacak bu yeni strateji içinde neler var dersiniz? Özetle yazalım:

  • Rusya ile stratejik ortaklık bitti; Rusya en büyük tehdit!
  • Baltık ve Polonya’daki 4 muharip tugaya ilave asker; Bulgaristan, Slovakya, Romanya ve Macaristan ilavesiyle toplam 8 Mukabele Kuvveti; her an göreve hazır ediliyor. (Harekât alanı Rusya)
  • (Ek belgede) ABD, Avrupa’da asker sayısını 70.000’den 100.000’e çıkarıyor.
  • Doğu kanadı (Rusya’ya doğru) kara, hava, deniz unsurlarıyla takviye ediliyor.
  • Müttefiklerin NATO bütçesine Yüzde 2 katkısını yapmaları isteniyor.
  • Çin’in nükleer kapasite artışını, hayati teknolojileri ve internet altyapısı ile genişlemesini takip ediyor.
  • Bu NATO zirvesine Asya-Pasifik’ten; Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda katılıyor.

Bu yeni bir savaş hazırlığı konusudur. Hatta ne kadar süre bu şartlarda kalınacağı bilinmemektedir. Eğer uzun yıllar bu gerginlik sürerse ve savaşa hazır vaziyette kalınırsa, ülkelerin durumlarını sizler düşünün. Bu tabii sadece askeri açıdan düşünülmemelidir; diplomatik, ekonomik, teknolojik, terör, gibi pek çok yan etkisiyle değerlendirilmesi gereken ciddi ve zorlu bir süreçtir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


Ek,

ÜÇLÜ MUHTIRA

1. Bugün, NATO Genel Sekreterinin kolaylaştırıcılığında bir araya gelen Türkiye, Finlandiya ve İsveç’in temsilcileri müteakip hususlarda mutabık kalmışlardır. 

2. NATO, müşterek savunma ve güvenliğin bölünmezliği ilkeleriyle ortak değerlere dayalı bir İttifaktır. Türkiye, Finlandiya ve İsveç Washington Antlaşması’nda belirtilen ilkelere ve değerlere bağlılıklarını ifade ederler. 

3. İttifakın en temel unsurlarından biri üye devletlerin milli güvenliğinin yanısıra uluslararası barış ve istikrara doğrudan tehdit teşkil eden terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede tam dayanışma ve işbirliğidir. 

4. Müstakbel NATO Müttefikleri olarak Finlandiya ve İsveç, milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek verirler. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır. Türkiye de milli güvenliklerine yönelik tüm tehditlere karşı Finlandiya ve İsveç’e tam destek verir. Finlandiya ve İsveç terörizmi tüm biçim ve tezahürleriyle en kuvvetli şekilde reddeder ve kınar. Finlandiya ve İsveç, tüm terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı gerçekleştirdikleri saldırıları açık ve net biçimde kınar, Türkiye’yle ve mağdurların aileleriyle en derin dayanışma duygularını ifade eder. 

5. Finlandiya ve İsveç, PKK’nın yasaklanmış bir terör örgütü olduğunu teyit eder. Finlandiya ve İsveç, PKK ve diğer tüm terörist örgütlerin, bunların uzantılarının faaliyetleri ile iltisaklı kuruluşlar ve paravan örgütler içerisinde yeralan veya bu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan şahısların faaliyetlerini engelleyeceklerini taahhüt eder. Türkiye, Finlandiya ve İsveç bu terör örgütlerinin faaliyetlerini engellemek amacıyla aralarındaki işbirliğini artırmaya karar vermişlerdir. Finlandiya ve İsveç, bu terör örgütlerinin emellerini reddeder. 

6. Buna ilaveten, Finlandiya 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Yasası’nda yaptığı bir dizi değişiklikle cezalandırılabilir terör suçları kapsamına yeni faaliyetler eklemiştir. 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe giren bu son değişikliklerle terörist grupların faaliyetlerine katılım suçunun kapsamı genişletilmiştir. Aynı zamanda, kamusal alanda terörizmi tahrik eylemleri ayrı bir suç olarak cezalandırılmıştır. İsveç, yeni ve daha etkin bir Terör Suçları Kanunu’nun 1 Temmuz itibariyle yürürlüğe gireceğini ve hükümetin terörle mücadele mevzuatını daha da tahkim edeceğini teyit eder.

7. Türkiye, Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler. İsveç, NATO Müttefiklerine yönelik olarak silah ihracatına ilişkin milli mevzuatını tadil etmektedir.  Gelecekte, Finlandiya ve İsveç’ten yapılacak savunma sanayii ihracatı Müttefik dayanışmasına ve Washington Anlaşması’nın 3. Maddesi’nin ruhuna ve lafzına uygun biçimde yürütülecektir.

8. Türkiye, Finlandiya ve İsveç bugünkü görüşmelerden sonra müteakip somut adımları atacaklarını taahhüt ederler:

•          Terörizmle, örgütlü suçlar ve diğer ortak sınamalarla mücadelede mutabakat temelinde işbirliğini geliştirmek için kolluk kuvvetlerini ve istihbarat kuruluşlarını da içeren her düzeyde hükümetlerarası yapılandırılmış bir diyalog ve işbirliği mekanizması tesis edeceklerdir.

•          Finlandiya ve İsveç, ilgili NATO belgelerinin ve politikalarının hükümleriyle uyumlu biçimde terörizmle mücadeleyi kararlılık ve azim içinde yürütecek ve yerel mevzuatlarını bu doğrultuda güçlendirmeye yönelik gerekli tüm adımları atacaklardır.

•          Finlandiya ve İsveç, Avrupa İade Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde, Türkiye tarafından sağlanan bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak Türkiye’nin terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyacak ve Türkiye’yle iade ve güvenlik işbirliğini geliştirmek için gerekli ikili ahdî düzenlemeler yapacaklardır.  

•          Finlandiya ve İsveç, 5. paragrafta kayıt altına alındığı çerçevede, PKK terör örgütünün ve bütün uzantıları ile iltisaklı kuruluşlarının ve paravan örgütlerinin para toplama ve eleman devşirme faaliyetlerine yönelik soruşturma başlatacak ve bunları yasaklayacaklardır.

•          Türkiye, Finlandiya ve İsveç dezenformasyonla mücadele edeceklerini taahhüt edecek ve yasalarının, Türkiye’ye yönelik şiddeti kışkırtan faaliyetler dahil olmak üzere, terör örgütlerinin propagandası amacıyla istismar edilmesini engelleyeceklerdir.  

•          Finlandiya ve İsveç, silah ihracatına dair mevzuatlarının Müttefiklere yönelik yeni taahhütleri mümkün kılmasını ve NATO’daki üyelik statüleriyle mütenasip olmasını temin edeceklerdir. 

•          Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin askeri mobilite konusundaki PESCO projesine katılımı dahil olmak üzere, Türkiye ve diğer AB üyesi olmayan Müttefiklerin Avrupa Birliği’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası’nın mevcut ve müstakbel girişimlerine mümkün olan en geniş şekilde dahil edilmesine destek vereceklerdir.

9. Bu adımların hayata geçirilmesi için, Türkiye, Finlandiya ve İsveç Dışişleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, İstihbarat Servisleri ve Güvenlik Kurumlarından uzmanların katılımıyla bir Daimi Ortak Mekanizma tesis edeceklerdir. Daimi Ortak Mekanizma diğer ülkelerin katılımına açık olacaktır. 

10. Türkiye, NATO’nun Açık Kapı politikasına uzun zamandır devam eden desteğini teyit eder ve Madrid Zirvesi’nde Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olmak üzere davet edilmelerine desteğini ifade eder.

Mevlüt Çavuşoğlu

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı

Pekka Haavisto

Finlandiya Dışişleri Bakanı

Ann Linde

İsveç Krallığı Dışişleri Bakanı

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye Jeopolitiğine Yeniden Bakış

DİĞER YAZI

Güncel Sosyo-Politik Vaziyette Farkındalık

Politika 'ın son yazıları

Şam Sevicilik

Son günlerde Suriye ve Esad ile ilişkiler konusu gündemde yer alınca bu konuda yanlış anlaşılmaların olduğu

Beka

Beka gibi çok ciddi bir kavramı öyle çok basit görmeyelim! Hatta işi politika olanların bu gibi

ABD Batıyor mu, Çıkıyor mu?

ABD yüzyılının geleceğini tartışacağız. Liberalizm, küreselleşme ve diğer gelişmeleri de içine alacak şekilde kapsamlı bir ABD