natonun-gelecegini-tartismak
NATO’nun Geleceğini Tartışmak

NATO’nun Geleceğini Tartışmak

Okuyucu

Soğuk Savaş bitti ve NATO görevlerini yeniden belirledi. Sivil Asker İşbirliği, Barış İçin Ortaklık ve Yeniden Yapılanma gibi konuları öne aldı. Demek ki NATO evrilerek yaşatılan bir kurum. O halde gelecekte NATO olacaksa doğaldır ki faaliyetleri zamanın icaplarına göre değişecektir. Ama eğer getirdiği ile götürdüğü mukayese edildiğinde ihtiyari bir noktada değerlendirilirse, haliyle zaman içinde terki düşünülecektir. Bunun için geriye değil ileriye bakmak gerekir. Örneğin 20-30 yıl sonra dünyada neler olacak?

Amerika’nın 2035 yıllarındaki vizyonunda NATO’nun şimdikinden başka bir yapı halinde olduğu kabul edilebilir. Gelecekte Amerika küresel aklıyla daha başka bir güvenlik dokusunu önemseyecektir. Orta vadede NATO olsa da olmasa da Amerika’nın odaklandığı nokta şimdikinden farklı olacaktır. Amerika başka alanlara odaklandıkça NATO’ya olan taahhüdünü tartıştıracaktır.

Donald Trump seçim kampanyalarında başka ülkelerin güvenline çok para harcandığını ve bunun önüne geçileceğini vaat ediyor. “Amerikalı neden Avrupalının güvenliği için daha çok vergi vermek zorunda?” diye sormaktadır. Ne dersiniz, bu boştan yere çıkan bir tartışma mıdır? Bana göre Amerika bu işe çoktan beri çalışıyor.

Küresel tehditler düne göre çok değişti, yarın biraz daha farklı olacak. Kaçınılmaz bir eğişim olacağından Amerika dünyaya yeni bir düzenleme yapmak peşindedir. Olabilecekleri yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Amerika dünyanın diğer odaklarından ve özellikle NATO ülkelerinden ayrıştı mı? Ayrıştı ise bunun sonucunda diğer ülkelerden farklı ne gibi düzenlemelere gider?

Görülen o ki Amerika’nın Avrupa ve Almanya’ya bakış açısı değişim gösterdi. Avrupa, özellikle Afrika ve Ortadoğu coğrafyalarından gelen etkilere ve tehditlere geçmişe oranla daha açıktır ve sorunları giderek büyüme eğilimi gösterir. Örneğin Amerika, Avrupa’yı Afrika’dan gelecek tehditler için mi korumalı, yoksa doğrudan Afrika ile mi ilgilenmeli? Bu tür sorular Amerika’nın daha özgün bir güvenlik algısına kayacağını işaret etmektedir. Çünkü her türlü güçten ayrışan Amerika kendi amaçları için destekçi bir müttefike olan ihtiyacı yönünden düne göre bugün daha az ihtiyaç duymaktadır, yarın bu ihtiyaç minimal seviyede olacaktır.

Hatta tersi hali de göz önüne alsak Amerika’nın özgün güvenlik mantığı öne çıkmış olacaktır. Amerika kendini Avrupa’dan gelecek tehditler açısından daha fazla korumalıdır, öyle değil mi? Bunlar küresel terör, aşırılıklar, ısınma, ticaret ve finans konuları ile uluslararası anlaşmaların farklı yorumlanması şeklinde özetlenebilir konularla ilgilidir.

Geçmişe bakılırsa Amerika kendi ürettiği silahları ya kendi kullanırdı ya da satmaya karar verdiklerini başka sebeplerin yanı sıra asıl olarak tehditlere göre belirginleştirirdi. Bugün silahlanma modeli de değişti, satışa sunulan silahlar küreselleşti. Joint Strike Fighter (JSF, F-35) ile açık bir şekilde görüldü ki silah programlarına yaklaşımda Amerika geçmişe göre daha başka davranıyor ve küresel çapta bir silahlanma, sevk ve idare ve lojistik planı içerisindedir. Yaklaşık 15-20 yıl önce devreye koyduğu bu silahlanma şekli bile Amerika’ya bir küresel kontrol avantajı vermektedir. Ya bu andan sonra 20 yıl sonranın silah programları nasıl olacak, hiç düşündük mü? Amerika daha az avantajla mı küresel savunma programlarını işletecek? Hayır.

Bunun dışında kendi özelinde tuttuğu güce bakılırsa Amerika değişik coğrafyalarda üslere ve ittifaklara ihtiyaç duymadan da tehditleri bertaraf edebilecek durumda olmak istiyor. Uzayın kullanımı bu bakımdan önem kazanıyor. Amerika örneğin yeni tür elementler peşinde, yeni zenginlikler, yeni paylaşımlar ve bağımlılıklar yaratmak istiyor. Amerika yelken açtığı yerlerde yapay zekalı robotlar kullanacak, insanı başka bir noktada konumlandırıyor. Yeni üretimlerin lojistiği, ticareti ve güvenliği başka olacak ise kavgalar ve düşmanlar da şimdikinden farklı olmalıdır. NATO bu gibi bir değişimde ne rol oynayabilir ki?

Amerika yumuşak güç, siber savaş, küresel terörle mücadele ve uzayı kullanma birimlerini kendi kıtasından kullanabilecek imkanları yaratmıştır. Avrupa ise bu noktada çok gerilerde kalmaktadır, hatta Amerika’ya muhtaçtır.

Geçtiğimiz günlerde Kıta Avrupa ile Ada Avrupa dahi ayrıştı. Bu boşuna değildir. Birleşik Krallık, Avrupa ile ilişkilerini yeniden değerlendirmiş ve başka birçok sebebi de bu duruma ekleyerek Avrupa’dan uzaklaşma yolunu seçmiştir. Eğer konu Anglo-Sakson düşünce ise bakın değişmeyen konu ne? Avrupa ve dünyanın diğer coğrafyaları ile klasik anlamlı tehditlere karşı koymak için Amerika’nın vazgeçemediği müttefiki İngiltere’dir, Amerika için bu yeterlidir. Amerika için Almanya güvenilmezdir, hatta düşmandır, iki Dünya Savaşı’nın sebebidir.

Klasik güvenlik bakışıyla doğal bir bakış açısı var, Amerika 2035 yılının Çin vizyonunu göz önünde tutarak Pasifik’teki durumunu tekrar değerlendirmektedir. Bu klasik tehdit bölgesindeki süreçleri yönetmek için Amerika’nın NATO’ya ihtiyacı yoktur. Gerekirse İngiltere ve Pasifik’e açılımı olan Avustralya, Güney Kore ve ihtiyacı olur ise Japonya birlikte yeni bir yapılanmayı masaya yatırabilir veya şimdiki ittifaklarını biraz daha detaylandırarak durumunu garanti altına alabilir. Eğer Amerika NATO’ya mali destek vermek yerine alternatif bir alan düşünecek olursa, bu yeni bir Pasifik Paktı demek olacaktır.

Amerika Rusya ile her şekilde ilgilenmektedir. Hatta birbirlerine müttefikmiş gibi davranmaktadırlar. Nükleer anlaşmalar aksaksız sürmektedir. Son Suriye ve IŞİD ile mücadele meselesinde de görüldüğü gibi Amerika ve Rusya arasında belirgin bir işbirliği bağı görülmektedir. Bu noktada geri bırakılan Rusya olmamış, NATO ülkelerinden özellikle Almanya ve Türkiye olmuştur. Eğer Amerika ileride Çin’i engellemek isteyecekse, bunu Şangay İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkeleri karşısına veya yanına alarak yapacaktır. Bugün Amerika için Rusya bu konudan dolayı gözden çıkarılacak bir ülke değil, kollanacak ve kontrol edilecek bir ülkedir.

Bu durumda Amerika’nın küresel bakışla yeni düzenin sağlam müttefikleri kendi kıtasındaki Kanada, İngiltere, Avustralya ve Güney Kore olmaktadır. Bu durumda Amerika neden Avrupa ile çok ilgilensin ki?

Halen Amerika II. Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan anlaşmalar gereği Almanya’yı para karşılığı korumaktadır. Almanya’da asker bulundurmakta ve üstelik Almanya’dan yaptığı masrafların karşılığını da almaktadır. Bu durumda ilave olarak NATO’ya para harcamasına gerek kalmamaktadır.

2035 yılında Amerika için Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz’in farklı bir değerde olup olmayacağı sorusunun cevabını bilmeden buralardaki konular için bir değerlendirme yapmanın eksik kalacağını söylemeliyiz. Yani başka belirsizliklerin gidişatını ve Amerika’nı buralardaki tasavvurlarını bilmemiz gerekir. Bu belirtilen coğrafyada asıl konu IŞİD ve benzeri radikal terör odakları olacak gibi görülüyor. Amerika bu gibi örgütlerle mücadelede ne bekliyor, iyi bilmemiz gerekmektedir. Bu tip tehditler Müslüman ülkelere Avrupa için daha büyük hassasiyetler yaratacak ise burada NATO ne gibi bir görev üslenir, şeklinde hesaplamalar yapmak gerekir.

Sonuç: Amerika önümüzdeki iktidarları süresince dünyaya NATO tartıştıracak. Durum böyle görünüyor. Tartışma sadece salonlarda olmayacak. Tartışmanın doğal gelişimi için bazı olayların gerçekleşmesi gerekiyor öyle değil mi? Buyurun, oyun pratisyenlerine yeni bir ödev!

Türkiye mi? Nelerle uğraşıyorsa sebeplerini, uğraşacaklarının ise çerçevesini bu düşüncelere yerleştirin, herşeyi tekrar düşünün.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

NATO, ABD ve FETÖ

DİĞER YAZI

İstihbarat İşi ve Teşkilattaki Kutucuklar

Politika 'ın son yazıları