populizm-diplomasisi
Popülizm Diplomasisi

Popülizm Diplomasisi

424 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Popülizmi fazlaca tartıştık, özellikle ABD Başkanı Donald Trump döneminde. Ancak bunlar hazırlanan projelerdir, işin bu kısmını pek tartışamıyoruz. Size popülizm diplomasisi konusunu anlatabilmek için, örnek olarak, twit diplomasisini ve Gordion düğümü taktiğini işaret edeceğim. Yine bugün dünyada öne çıkan politika konusu örneği olarak, Filistin meselesini göstereceğim. Sonuçta burada, küresel güç odaklarının, bir ABD Başkanı üzerinden, popülizm diplomasisi ile köklü Filistin meselesini ne şekilde yönettiğine örnek vermiş olacağım. Başka meselelerin yönetilmesini ve geleceğimizi siz düşünün!..

Siz ne derseniz deyin ne denli haklı olursanız olun, dünya daha çok güçlü olanın amaçlarına odaklanıyor, onun öykülerini önemsiyor. Olaylar oluyor, hem çok ciddi türden, ama saman alevi gibi sanki, parlayıp gidiyor. Bunun yerine güçlünün minicik mevzusu uzun uzadıya tartışılıyor bu dünyanın belli köşe başlarında. Hatta Başkan Trump twit attı diye yer yerinden oynayabiliyor şimdilerde.

Bugünlerde olan şu, yine de ABD baskılıyor dünyanın aklını. İki asırdır ama daha ziyade 21. Asırda ABD Başkanlarını hep okuduk, hep tartıştık bir dünyalı olarak. Anadolu’nun ücra köşesindeki bir köy kahvesinde bile mevcut Başkan Trump konusunu açın, mutlaka diyeceği olan çıkacaktır. Öyle ya, takip ediyoruz! Sonuçta bu denli bilinir güçlünün konu etmemizi istediği belli hikayeler.

Trump gelirken başka geldi, zamanında işler başka işliyor, ondan sonra daha da başka örneklere tanık olacağız, bu kaçınılmaz! Konu Trump’tan da kaynaklanıyordur şüphesiz, ama daha çok bu asırda ABD’den veya o merkezde iş yapan her bir güçlüden kaynaklanıyor aslında. Bizler güç mücadelesinin sahnelendiği alanlara odaklanıyoruz, bu noktada liderlik ve örneklik edenleri biliyoruz daha çok, kendi çıkarımlarımızı bu merkezden itibaren hizalıyoruz.

Trump gittikten sonra aklımızda ne kalacak? Örneğin Soğuk Savaş sonrası düzende Reagan’dan başlayarak devam eder, Bush aile fertlerinin başkanlık dönemlerini, Clinton’u biliriz, her birinin hatırlanan temel doktrinleri ve gerçekleştirdiği “unutulmaz” olaylar var. Daha sonra Obama’nın küreselci ve vekaletçi politikalarını daha ziyade çıkarımla hatırlar olduk. Obama’nın günlük yaşamı, aileye bağlılığı vs. önemseniyordur muhakkak, ama dünya tarihi onu nasıl kaydettiyse, eleğin üstünde kalanlar cinsinden, hemen görünenler o kadardır. Trump için elek üstünde kalanlar da benzer biçimde anlatılacaktır. Örneğin Ortadoğu’nun en temel meselesi, Filistin’in durumunun tespiti. Kırk sene sonra bunları okuyacağız kitaplarda ama şimdiden bunları düşünüyoruz…

Demiştik ya, “twit diplomasisi” diye, işte size yeni bir uygulama. Ama unutulacak bu önemli değişim örneği, biliyor musunuz? İnsanlığa önderlik etmekle ilgilenen güçlerin deneme sürümü faaliyetlerini görüyoruz ara sıra, blockchain’de olduğu gibi, twit diplomasisinde, geleceğin işaretleri bunlar. Örneğin küresel güç merkezinden bir kısa mesajla emir verilecek ve herkes ona uyacak, bunun gibi şeyler bekliyor insanlığı 2050’lerden itibaren, düşünebiliyor muyuz? Trump kendi icat etmedi twit diplomasisini, o bu işi severek yapacak en uygun biri olabilir, ama ABD Başkanlık sisteminde buna göre memur alımları yapıldı, şimdi de işletiliyor.

Trump dönemi için küresel politik gelişmelerin çözüm metodunda bir önemli taktiksel konu daha var. Önce bir “Gordion düğümü” yap, sonra herkes düğümü çözmeye çalışırken, örneğin konular köy kahvesinde konuşulurken, sen de temel pazarlıkları sürdür. Asıl olan pazarlıkları geri planda yapan güçlerdir. Dünyada bugüne kadar çözülememiş bilinen ve temel çatışmalara sahne olan konular hakkında, detaylar köy kahvesine kadar konuşturuluyorken, bu arada twitler ve diğer medya ortamları da işe yarıyordur şüphesiz, güç odakları pazarlığını bitirsin diye beklenmektedir. Trump dönemi bu tür pazarlık yönteminin uygulandığı zaman olup çıkmıştır. Pazarlığı bitiren güçler sonuçta Trump’ın masasına iki seçeneği koysun, o da bunun birini kabul etsin. Tıpkı 2016 seçimlerine Rusya’nın müdahalesinin soruşturulduğu mahkemenin bugün rapor vermesi ve Trump’ı aklaması, bu demektir ki, azletme (impeachment) olmayacak, ama buna karşılık Golan Tepeleri karar tasarısının onaylanması. (Buradan ileri gidersek birkaç gün sonra yapılacak İsrail’deki seçimlerde bir tarafın öne çıkarılması bile ayarlanıyor. Bunu şimdilik karıştırmayalım.)

Biz önde ne görüyoruz? Trump’ı. Gordion düğümü ne? Trump’ın seçim konusunun mahkemesi ve Ortadoğu politikaları. Ortadoğu politikasında neler var? Suriye, Doğu Akdeniz, Lübnan, Filistin, Körfez İşbirliği Teşkilatı, Suudiler, İran… Hatta CIA’nın ve devreye konmuş vekaletçilerin hareketlilikleri… Ortaya çıkan ne? “Kudüs’ün Başkent olmasının ve Golan Tepeleri’nin işgalinin kabulü ve Filistin meselesinde Yüzyılın Planı başlığı altında Filistinlilerin azınlık olarak tescili.” Birleşmiş Milletler’in kınamasına, Avrupa Birliği’nin açıklamalarına rağmen bir kere Trump imzayı atıyor ve durum dünya tarihi açısından kayda giriyor. (Müslüman ülkeleri bilerek ifade etmedim, izar kendi aralarında savaştırılıyorlar.) Uluslararası ilişkiler ve hukuk yönüyle bir sonraki adım bu seviyeden başlayacak, değil mi? Çağımızın diplomaside yöntem bu, ABD merkezli güç odakları politikalarında bu tip örnekleri bundan sonra daha da çok göreceğiz, maalesef.

Ben buna doğrudan “popülizm diplomasisi” diyorum. İleri sürüm uygulama budur. Bugün manşetlerde konuyu “Mueller Report” olarak gördük, kahvede nasıl anlatılır bilmem. Başka konuları da bilmem, ABD adalet sistemi nasıl çalışıyor, insanlar önemli konular için ne şekilde görevlendiriliyorlar, Beyaz Saray’da ne dolaplar dönüyor… Sonuç ne, ona bakmak daha doğru. Gelecekte küresel güçler başka sürüm konuları konu ettirecektir bizlere, öğreniriz, sorun olmaz herhalde!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD ve İsrail Diliyle Golan, Filistin ve Suriye

DİĞER YAZI

Zavallı Esad

Politika 'ın son yazıları