hikayeler
Hikayeler

Hikayeler

578 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Size hikaye anlatmayacağım. Hikayelerle aramızdaki ilişkiyi açıklayacağım. Gayet iyi biliyorsunuz ya, yine de ortak düşüncelerimizi paylaşalım, çünkü bu bizim en değerli hikayemiz.

İnsan kendi hikayesini yazar. Ama nasıl, nerede? Başka hikayelerin arasında, ortamında, etkisinde, atmosferinde ve belli bir şekilde… Nerede sorusunun cevabını, yani atmosfer bahsi tanımlanabiliyor, ki ben buna daha önceleri bilinç atmosferi de demiş idim. Buna karşılık nasıl sorusunun cevabı açık şekilde tanımlanabilen bir karşılık bulamadı, öyle değil mi; belli bir şekilde dedik. Nasıl?

İnsan kendi hikayesini başka hikayelerin ortamında ve etkisinde, bildikleriyle, gördükleriyle, bazen hayalinde, bazen gerçek, bazen zorlayarak, ihtirasla, bazen armağan kazanmışçasına kolay şekilde yazar.

Bana II. Dünya Savaşı’nda yaşadıklarını anlatan bir büyüğüm şunları dedi: Oralara, ki sayısız cepheden ve sayısız kamptan bahsetmişti, neden, ne amaçla, ne kisveyle gittiğimi ve dönüp dönemeyeceğimi, benim hakkımda kimlerin karar verici olduğunu, hatta bu savaşın neden çıktığını, bundan sonraki savaşta benden bir parçanın yer alıp almayacağını tam olarak bilmiyorum, sen de bilmiyorsun, sadece belli kesitler var hafızalarımızda… Ama ben bir yerde vatansever olmakla kendi seçimimi yapmış olabilirim. Neden vatanım için çok endişelendiğimi, o vakitler neyin etkisinde kaldığımı da tam açıklayamıyorum şimdi, belki gurur, endişe, belki de hayal sebebiyle idi, yani belki o günün şartlarını düşününce bir hiç uğruna da olabilir diye düşünüyorum. Çünkü benden başka daha neler neler oldu, giden gitti, hatta çok kazananlar bile var aklımda… Böyle özetledi. Bu onun yazdığı bir hikaye diyelim.

Hikayeler özeldir, özneldir, özgündür de, aslında genel hikayenin yazılımından, bu dünyanın, insanlığın, geçmişin ve geleceğin yazılmasından etkilenir, yani sadece benim denemeyecek kadar kapsamlıdır. Bazen gök gürler seller akar, barajlar taşar, önüne katar ne varsa; siz de suda sürüklenenlerdensinizdir, o kadar. Bazen bir el uzanmıştır birine, tutar, tesadüfen der, akan selden kurtarır, korur tufandan, o el nerede denir, önemsiz bile olabilir.

İnsanın aklı karışıyor. Kültürümüzde bazı açıklamalar var; kader, nasip, kısmet, niyet… Tamamen, bir kısmıyla veya belli bir açıdan etki altında kalınan, hem başkalarının hikayeleri, ki bazıları çok yakındakilerin olabilir, tıpkı ana, baba, eş, arkadaş gibi, hem de genel hikaye bizlere dönüp sorar, neden, nasıl, ne zaman, ne ölçüde diye ve alınan cevaplar, kaleme alınsın veya alınmasın, toplanır hikaye olur, sahiplenilse de sahiplenmese de. Belki bu benim hikayem dersiniz sonunda. Kader böyleymiş, nasip, kısmet işte… Böyle demeseniz de olur. Ne kaderi, kısmeti diye sorabilirsiniz. Her şey doğal ve gerçek: Ortam buydu, etkileyenler şuydu, benim düşündüklerim ve planladıklarım ise masada yazılı, sonuçta elimden geleni de yaptım, başkalarının hikayeleri daha etkileyici çıktı, olan bu, benim yaratabildiğim hikaye bu; belki de benim hikayem bitmedi, bu sadece bir bölümüydü, yazmaya devam ediyorum, ta ki son nefesime kadar sürecek, denebilecek belli bir şekilde.

Sürüklenmemek… Daha çok sürüklenmişlerin hikayesi okunuyor, merak uyandırıyor, ibretlik deniyor, değil mi? Ben sürüklenen olmayı istememişimdir, kontrol hep bende olsun istemişimdir, varsın hikayem cazip olmasın, ama tutarlı olsun. Ama belki de!.. Ne bileyim? Elimden geleni yapmakla ilgileniyorum.

Ben evlatlarımın normal olmasını istedim, sürüklenen değil. Hep buna çabaladım, özveride bulunduysam, kendi hikayemde fedakarlık dolu paragraflar varsa eğer, bundandır; doğal sebeplerden yani, normali bu, canlının türünü devam ettirmesi gibi…

Nefsin çelişkisi çıkıyor karşıma bu kez de; neden savaş oluyor o halde, diye soruyorum; çıkarcılık dolu hikayeler de büyük hikayenin eseri değil mi? Çıkarlar… İnsanın olduğu yerde safların, doğruların, vurdumduymazların, sorumsuzların, biraz da eksiklilerin, acizlerin karşısına çıkan başka hikayeler… İstismar hikayeleri yok değil. Çıkarcılar ve istismarcılar her fırsatı bulup, yaratıp, kullanıp hem kendi hikayesini hem de başkalarının hikayesindeki etkileri yazabilirler.

İnsan ya kendini koruyacak, vaz geçmesini bilecek, ya da bir el uzandıysa tutabilecek, belki bu el uzanması başka bir hikayenin içinde gizlidir, bundan dolayı okumak gerekli. Dünya hali böyle, bunu gerektiriyor, çok değil ama…

Size derdimi anlattığımı düşünüyorum, paylaşabileceğim düşünceler bunlar. Siz hikaye uzayacak zannetmiş olabilirisiniz, hatta somut ifadeler de aramış olabilirsiniz; ama bu kadar. Her şeyin açıklaması bu kadar. Şimdi siz inancı da, doğayı da, doğan güneşi de, elinize geçen maaşı da, terfi edip etmeyeceğinizi de, emeklilikte nerede yaşayıp yaşamayacağınızı da, evlat sahibi olup olmadığınızı ve eğer varsa evladınız onların akıbetini de, hatta sağlıkla ilgili beklentilerinizi de düşünün.

Herkes kendi hikayesini yazar. Yazar da; işte bu şekilde!.. Belki önemli olan okumayı bilmek, sindire sindire gitmek ve olup biteni unutmamaktır, belki büyük hikaye daha önemlidir, ne dersiniz?

(Görsel: Flickr, Rockshandy X)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Özrün Eksikliği

DİĞER YAZI

Aklın Evrimine Dair

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka