Suriye Merkezli Gelişmeler

Okuyucu

Son haftalarda Suriye’deki gelişmeler dikkat çekici boyuta ulaştı. Neredeyse bütün oyuncular kendini gösterir türden bir çaba içerisindeler. Bakalım bu gelişmelerin yarattığı gerilimin yararlı ve zararlı etkileri kimleri ne şekilde etkileyecek?

“Suriye’de savaş biter mi” diye sorulduğunda bir televizyon kanalında açıklamam olmuştu. Cevabım: Henüz Suriye’de iç-savaş hüküm sürüyor, bu biter gerçek savaş başlar, bunun ülkeler ve vekilleri ölçeğinde tarafları olur. Suriye’nin yanı sıra bu çatışabilecek potansiyel ülkeler;

  • halen sahada olan ABD, Rusya, İran, İsrail, Türkiye;
  • çevredeki Irak, Lübnan, Ürdün;
  • müdahil olan BAE, Suudi Arabistan, Mısır, vs. olabilir.

Son kertede bölgemizdeki güç mücadelesinde, özellikle Türkiye ve İsrail arasında, bunun yanı sıra İran’ın da dahil olduğu çemberde bir “jeopolitik merkez rekabeti” tezimi ileri sürdüm. (Bkz: Bölgede Jeopolitik Merkez Mücadelesi)

TEMEL GELİŞMELER

Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında yaşananlara bakıldığında, “Rusya, Suriye’de güç kaybediyor ve bölgede değişik güçler Rusya’nın boşalttığı alanları dolduruyor,” dedik. Zira Rusya Suriye’den asker çekti, İran ve terör örgütleri bunu değerlendirdi, hatta ABD ve İsrail de ile adımlar atmak için girişimlerini yoğunlaştırdı.

Terör örgütünün Suriye’de daha rahat atmasını müteakip, Türkiye bölgede, “Menbiç ve Tel Rıfat merkezli Güvenli Bölge Harekatı icra etme” yönünde açıklamalarda bulundu.

Joe Biden işbaşına gelir gelmez Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) görev ve sorumluluğu birleştirdi. Buradan Brett McGurk görevlidir. Yine önemli bir adım, ABD görevleri bağlamında İsrail’i Avrupa Komutanlığı’ndan (EUCOM) aldı ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) görevi bünyesine bağladı. Bu gelişmelerin habercisi adımlar idi.

Ağustos 2022’de Joe Biden’ın İsrail ve Suudi Arabistan ziyaretiyle belirlenen üç husus var. Temelde İbrahim Anlaşmaları ve Normalleşme süreçlerine göre inşa edilen yapılardır. Bunlar:

  • “ABD-İsrail Stratejik Ortaklığı Ortak Deklarasyonu” ve bu çerçevede açıklanan “Kudüs Bildirgesi”, 
  • I2U2 oluşumu (İsrail, BAE, ABD ve Hindistan), 
  • “Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi” ve bu çerçevede açıklanan “Cidde Bildirgesi” (Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Ürdün, Kuveyt, Irak, Umman, Bahreyn, Katar ve ABD).

(Bkz: Biden’ın MENA Konsolidasyonu)

SON HAFTALARDAKİ GELİŞMELER

Şam yönetimi ABD’nin kendilerine ait olan petrolü teör örgütü ile birlikte çaldığını ifade etti. Bu bilinen bir konuydu, ancak neden bu evrede Şam böyle bir açıklama yaptı. Öyle görünüyordu ki bu noktadan sonra Rusya destekli Suriye devleti ABD’nin burada olmaması gerektiğini düşünmeye başlamış idi. (Bkz: “Hırsız ABD”)

Suriye’de bulunan İran Devrim Muhafızları (IRGC), ABD üssüne roketle saldıracak dendi, bunun üzerine Deyrizur’daki IRGC tesisi AC-130 ile vuruldu video görüntüsü servis edildi.

Hatırlatalım: Suriye devleti (Esad Yönetimi) tıpkı Rusya’da olduğu gibi İran’dan da savunmak için güvenlik desteği anlaşmasıyla talepte bulundu ve Suriye’deki İran askeri varlığı meşru görünüyor. Halbuki ABD’nin Suriye’de bulunma meşruiyeti sadece Daeş ile kaim iken “Daeş bitti” şeklinde önceki Başkan Donald Trump ifade etti ve sonra misyon “petrolü korumak” olarak tadil edildi. Şu an Suriye’deki ABD varlığının uluslararası hukuk açısından bir meşruiyeti bulunmamaktadır.

İsrail (önceki hafta gibi) Tartus yakınlarında İran milislerinin bulunduğu hedefleri vurdu. Bununla da yetinmedi Lübnan sınırına asker yığdı.

Yine hatırlatalım: Suriye ile İsrail arasındaki savaş devam ediyor görünmektedir. Suriye her İsrail hava taarruzundan hava savunma unsurlarını, ki bunlar tamamen Rus menşeili olup çalışanlar arasında Rus temsilciler de bulunmaktadır, harekete geçiriyor, ancak etkinlik sağlayamıyor. Buradaki hadisede ise bir iç-savaş halindeki Suriye’de (egemen bir ülke kabul edelim) İsrail uçakları geliyor ve İran’a ve kendince terörist değindiği unsurlara sorgusuz sualsiz harekat düzenliyor.

Diğer yandan geçtiğimiz hafta ABD, Suriye’de PKK/YPG’ye 80 TIR daha malzeme teslim etti. Bunların muhteviyatında silah ve mühimmat olma olasılığı gayet yüksektir. Hatta Ukrayna Savaşı’nda Ruslara karşı kullanılan Javelin tanksavarlar ile Stinger uçaksavarlar da bulunduğu değerlendirilmelidir. PKK/YPG bunları kime karşı kullanacak? ABD’nin işaret ettiği hedeflere? O halde ABD kimi hedef gösterecek? Bu sorunun cevabını önümüzdeki dönemlerde alabileceğiz!

Bu aşamada yine bir önemli gelişme var, bunu da denklemin içine dahil etmemiz gerekiyor. Nükleer Anlaşma!

Beyaz Saray açıkladı: “Biden, ulusal güvenlik çıkarına hizmet ederse İran ile nükleer anlaşmayı onaylayacak. Avrupa Birliği’ne nükleer anlaşmayı canlandırma önerisine yanıtımızı ilettik ve içeriğini kamuoyu önünde tartışmayacağız.”

ABD, İran’ın kendiyle yaptığı nükleer pazarlığı herkesin bilmesini istemiyor. Ancak İsrail bu gelişmeleri biliyor. Biden ise seçim zamanı yaklaşırken Yahudi Lobisi ile ters düşüyor görünüyor. Biden bu durumu dengelemek için Suriye’de IRGC’ye saldırıyor.

MOSSAD şefi Yedioth Ahronoth şöyle açıklamada bulundu: “Washington, (İran ile yapılacak anlaşmanın) bunun mutlak bir yalan olduğunu ve mantığa aykırı olduğunu bilerek nükleer anlaşmayı imzalamak için acele ediyor.” (Bir gün sonra Başbakan Yair Lapid, Yedioth Ahronoth’e konuşma dedi.)

Elbette İsrail bu fırsatı da değerlendiriyor, Suriye merkezli coğrafyada kendi çıkarına adımlarını atmaktan geri kalmıyor.

Tahran’da Türkiye, İran ve Rusya Astana Üçlüsü olarak bir zirve gerçekleştirdi. Müteakiben Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Başkanı Putin Soçi’de bir araya geldiler. Sonrasında Suriye’deki durum da hızlanmaya başladı. Belki de Türkiye, Suriye kuzeyinde yapacağı operasyonu bu Soçi zirvesi sonrasında olabilecek gelişmeleri izlemek için beklemeye aldı. (Bkz: Bu Kez Operasyon Farklı)

Türkiye, Şam Yönetimi ile görüşecek mi? Türkiye yapacağını düşündüğü harekatı bazı gelişmeleri izlemek için bekletiyor olabilir. Bu gelişmelerin içinde diğer ülkelerin sahaya etkileri olduğu gibi, Esad’ın da Türkiye’ye olan yaklaşımını netleştirmesi olabilir.

SONUÇ

  • ABD ve İsrail tarafından; Suriye ve Lübnan’da ve İran yanlısı milislere (veya bu görüntü altında) taarruzlar ve baskı sürebilir.
  • Olası Ankara ve Şam yakınlaşması ve Moskova’nın bölgede yeniden pozisyon alması üzerine yeni bir ABD ve İsrail planı olabilir.
  • Muhtemel İran-ABD Nükleer Anlaşması takip edilmelidir. Ciddi ve Kudüs’te İsrail ile ABD’nin aldığı kararların sahaya yansıması süreci çalkantılı olabilir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Bu Kez Operasyon Farklı

DİĞER YAZI

ABD’nin İran ile Nükleer Anlaşma Paradoksu

Politika 'ın son yazıları

Pelosi Diplomasisi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile yeni bir dış politika anlayışı gelişti: Pelosi Diplomasisi. Bu

Barış Stratejisi

Hemen her politikacı, lider, diplomat aynı sözleri sarf ediyor: Sorun savaşla değil, diplomasiyle çözülür! İyi de

Yaşayan Romalılık

Geçmişten günümüze değişmeyen gerçek, Romalı olmak! Bugünün dünyasında bir tür Romalıların iç savaşını yaşıyoruz. Savaş yayılırsa