terorle-mucadelede-son-merhale
Terörle Mücadelede Son Merhale

Terörle Mücadelede Son Merhale

348 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD Suriye’den çekilme beyanında bulundu. Bölgeye barışın getirilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan düne kadar haftada bir iki kez Putin’le, bugünlerde ise Trump’la görüşme yapıyor. Hatta yarın Rusya’ya gidecek ve sürecin netleşmesi adına çaba sarf edecek. Bu yazıda, teröristin adından bahsetmeden bölgemize musallat edilen terörü tarihi perspektifiyle ve ilkeler bağlamında açıklamak istiyorum; ki insanlık adına çözüm bekleyen bir sorun var. Daha geniş bir bakış açısından yaklaşılırsa, bu mücadelede Türkiye’nin yeri ve önemi daha belirgin ortaya çıkmış olacaktır.

Seksenli yıllardan itibaren ülkemizdeki terörü görür olduk, çocuk katillerini, milletine saldıran insanları, çocuk kaçıranları, uyuşturucu tacirlerini… Komünizm, başkaldırı, isyan, gibi yaklaşımlar sergilenmekteydi o vakit. Dünyada ideolojiler üzerinden bir savaş vardı. Terör ele başı Suriye’de Baas Rejimi tarafından besleniyordu. Suriye’den teröristler bu örgütün içindeydi. Irak’ta Saddam’ın son zamanlarından itibaren otorite sorgulanır oldu. Dışarıdan destek gören Kürtçülük Irak’ta çeşitli gruplarca himaye edilmeye başlandı. Barzani ve Talabani gibi aşiret reisleri Irak’ta politik bir güç olmak istiyordu. Bu arada Irak’a yerleşmiş olan terör örgütü, Türkiye’den ve Suriye’den gelen teröristlerle takviye edildi. Avrupa başta olmak üzere yeni para kaynakları bulundu. Terör örgütü Irak’ta çeşitli yerleşkelerde kamp kurdu, en geride Kandil’de konuşlandı. Burası İran’ın Kürt bölgesine açılan bir bölgeydi.

Birinci Körfez Savaşı sırasında Saddam’ın Kuveyt’i işgali ile başlayan süreçte dengeler altüst oldu. Saddam’ın kuzey Irak’ta kimyasal silah kullanması ile masum Kürt halkı zulüm gördü, Türkiye’ye göç oldu. ABD Irak’a müdahale etti, Kuveyt kurtarıldı. Ama Irak daha sonra onu bölecek olan Çekiç Güç ile tanıştı. Merhum Turgut Özal bölgeye girmek ve Türkiye lehine düzenlemek istedi. Baba Bush türlü oyunlarla Özal’ı engelledi. Sonra oğul Bush zamanı ve İkinci Körfez Savaşı; Saddam’ın alaşağı edildiği süreç başladı. Ancak ideolojik karakterden etnik teröre geçen örgüt hep oradaydı.

Yıllar geçti. Obama zamanında ABD Irak’tan görece çekildi. Ancak Irak’ta Şii, Sünni ve Kürt Bölgesi diye bir ayrım oldu. Petrol bölgeleri ve nüfuza göre düzen istikrar vaat etmiyordu. Garip bir radikal dini terör örgütü türedi. Yeni taşeron buydu. Bu taşeron yolunu Suriye’ye Levant’a kadar ilerletti.

Arap Baharı başladı. Suriye’de Oğul Esad rejimi süreci kötü yönetmek adına nerdeyse her türlü suçu işledi. Sekiz yıldır Suriye’de bir savaş oluyor. Doğu Akdeniz zenginlikleri üzerine bütün dünya burada; Suriye halkının yarısı ise ülkesinin dışında. Seksenli yıllardan yola çıka terör örgütü beslenmeye devam etmekteydi. Kuzey Suriye’de radikal dini terör örgütünün boşalttığı alana etnik terör örgütü yerleştirildi, eğitildi, donatıldı. Terör örgütü Irak’tan ikmalini ve insan kaynağını taşıyarak Suriye’de meşrulaşmaya çalışıyordu. Bunu da destek görerek yapıyor. Komünizm ve isyancı yaklaşımlar çoktan bitmişti. Bunlar radikal etnik terör örgütüydü.

Etnik veya dini, her türlü radikal terörist, bulunduğu yeri bölmek için kullanılan bir aparat oldu. Zamanla ideolojik terör örgütlerinin yerini vekalet savaşçıları aldı. Günümüze uydurulmuş bir süreç böyle yaşandı.

Yıllardır Türkiye bu örgütle mücadele içindedir. Aslında İkinci Körfez Savaşı zamanında marjinal seviyeye indirgemişti de. Ama bir biçimde elinden tutanlar oldu. Her ne kadar vekil dense de bir aparat olarak kullanılmasının daha uygun olacağını düşünenler vardı; hem Irak’ta, hem Suriye’de. Türkiye bugün, onları bir dış politika konusu haline getirmek isteyenlere rağmen, Irak ve Suriye’de bu teröristlerle mücadelesini sürdürüyor. Sona yaklaşıldı.

Terörist maalesef elde kalıyor, bölgede sorun oluyor. Uzaktakiler için tehdit o denli büyük değil. Masum insanlar teröriste devşiriliyor. Yaşam biçimleri normal birey olmaktan çok uzaklara itiliyor. Onlara normalmiş gibi bakmak mümkün olamıyor. Teröristleri bir bölgeden taşımak, ortadan kaldırmak belli ölçülerde mümkün; ama normal insan haline getirilmeleri mümkün olamıyor. Travmalar insanda çok başka etkiler yaratabiliyor. Radikal dini terör örgütünden olanlar çok belirgin örnek; radikal etnik terör örgütlerinin bunlardan farkı yok.

Kuzey Irak’ta Çekiç Güç marifetiyle ABD’ye eğitime uçaklar dolusu insan taşındı, eğitim gördüler ve sonra geri getirildiler; şimdi Irak’ta yönetici tayfası bunlardan. Ama bunlar terörist değildi, köylüydü, kasabalıydı, çoğunluğu Barzani aşiretinden normal insanlardı. O dönem ABD kendi kıtasına terörist götürmedi. Şimdiki sorunun cevabını bilmiyorum: Sebep ne olursa olsun, eğitim veya başka, acaba bugün eğitim için ABD ülkesine terörist götürdü mü? Ama şu kadarı açık ki; ABD teröristi Suriye ve Irak’ta, yerinde, garnizonları içinde eğitmeye çalıştı. Bu bile ilginç! Bir meşru ülke neden teröristi devşirmek istesin, daha çok savaşsın ve insan öldürsün diye eline daha sofistike silahlar versin ki? Amaç terörü önlemek ise onunla savaşacak olanlar meşru güçler dışındaki devşirilmiş güçler mi olmalı? Seksenli yılların sonrasında ABD’nin öğrendiği bu mu? Vekil! Neyin vekili, kimin vekili?

Radikal dini terör artıkları halen Suriye’de sırtına canlı bomba yeleğini giyip eylem yapabiliyor ve hatta ABD askerini hedef alabiliyor. Terörün her şekli kötüdür, bu çok açık!

Teröre Sovyetler bulaşmıştı, ideolojik savaş zamanında. Sonra radikal dini ve etnik terörü Moskova’da görünce anladı, bu bela dönüp sonra kendisini vuruyordu. Teröristle anlaşma yapmadı, olduğu yerde cezasını verdi. İsrail terörist bataklığında ne yapabileceğini düşündü durdu. Nasıl olsa kendi içinde etnik, dini ve ideolojik terörist yoktu. Ama genişlemek istediği topraklar içindekilerin bölünüp parçalanması için bu bir yöntem olarak kullanılabilirdi. Nitekim en başta enerjinin kontrolüne ve SSCB sonrası bölgenin kontrolüne soyunan ABD’nin politikaları ile İsrail’in genişleme stratejisi çakıştı. İsrail terörü aparat olarak kullanmanın her fırsatını değerlendirdi. ABD bu işleri başından bu yana bilmekteydi. Çok savaş ve nüfuz alanında taşeron kullanmanın pratiğine sahipti. İşin kötüsü Ortadoğu giderek bir bataklığa dönüştürüldü. İnsani yardım böyle olmaz, medeniyetin yolu bu değil!

Şimdi Türkiye topraklarından terörü neredeyse temizledi. Suriye ve Irak’ta etnik ve dini radikal terör örgütlerine ve bölgeyi bir bataklığa dönüştürmek isteyenlere karşı savaş veriyor. Hatta ülkesinde terörden ve şiddetten kaçmış çok sayıda insanı barındırarak bunu yapıyor. Bunlar sadece Irak ve Suriye’den kaçıp sığınanlar değil, Afganistan’dan ve diğer pek çok yerden insanlar. O halde Türkiye’ye itimat etmek ve desteklemek gerekiyor. Çünkü insanlığın ve medeniyetin gereğini yapmaya çalışıyor. Hem çalışan ve vergi ödeyen insanının alın teriyle ve anaların ak sütüyle beslediği Mehmetlerle veriyor bu mücadeleyi. Türkiye kendi sınırına yakın bir alanda terör devleti kurulmasına müsaade etmeyecektir. Bunun için savaşacaktır. Bu bir insanlık meselesi haline gelmiştir. Bundan böyle çocukların istismar edilmemeleri ve teröriste dönüştürülmemeleri maksadıyla, Türkiye bölgesinde barış ortamını inşa etmeye çaba sarf etmektedir. Bölgeyi terörle kirletenler ve bu konunun önemine muttali olanlar önce insanlık adına Türkiye’ye destek vermelidirler. Terör bir aparat olmaktan çıkarılmalıdır; insanlık adına!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Trumpizm

DİĞER YAZI

ABD Ulusal Stratejisi’ndeki Sorun

Politika 'ın son yazıları