Yunanistan ile Savaşılır mı?

Okuyucu

Vatandaşımız soruyor, Yunanistan ile savaş çıkar mı? Cevaben, azami baskı uygulamak zorundayız, geri adım atılamaz, sonu ne olursa olsun, çünkü bu bir vatan savunması konusudur, diyorum. Anlaşılan bu konuda bir ortam oluştu ve daha da gelişme potansiyeline sahiptir. O halde bu önemli konuyu biraz daha etraflıca açıklamakta yarar olacak kanaatindeyim.

Yunanistan’ın durumunu kısaca gözden geçirelim: Yunanistan’ın iddialarının karşılığı olan deniz yetki alanını kontrol etme imkân ve kabiliyeti hem deniz kuvvetleri hem de hava kuvvetleri ile mümkün olamamaktadır.Halen kuzeyden güneye Ege’de ve doğudaki İyon denizinden Girit’i de içine alacak biçimde Kıbrıs adasına kadarki deniz alanında deniz ve hava kuvvetleriyle kontrolü sağlayacak imkanları bulunmamaktadır. Elindeki savaş ve bunları destekleyen uçaklar, arama kurtarma vasıtaları aynı anda birden fazla noktada sorun yaşandığında buna müdahale etme imkanlarına sahip değildir.

Bütün bunlar demek oluyor ki, 2008 mali krizinden derin etkilenen Yunanistan’ın Avrupa Birliği (AB) fonlarından aldığı destekle kendine yaşam imkanı bulmak durumundayken savunma harcamalarında eksiği oldu.

Bu durum Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ve Başkanı Joe Biden yönetimlerinin aynı dönemde hükümet olmaları ile başka bir evreye girmiş oldu.

AB bağlamında daha önce silah tedariğinde Yunanistan’ı destekleyen Fransa devreye girdi. Total şirketinin Kıbrıs güneyindeki enerji arama parsellerinden daha fazla hak talep edebilmesi için hava ve deniz gücü silah programını açıkladı. Savaş uçağı ve gemisi başta olmak üzere silahlanma programı bunu kapsamaktadır. Amaç AB’nin de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarında kabul edilebilecek (onlar böyle görüyorlar) Kıbrıs Adası bölgesine kadar Yunanistan’ın azami sahada menfaatlerini koruması ve kontrol edebilmesidir, başta ifade edilen zaafı kapatabilmesidir.

ABD Başkanı Joe Biden ise eski Başkan Donald Trump zamanında atılan adımların devamı olarak ve fakat daha aktif davranarak, nihayetinde Rusya-Ukrayna Savaşı da buna etkendir, AB gibi Yunanistan’a silah yardımlarına başladı.

Trump ve Biden zamanını şöyle bir hatırlayalım:

  1. Donald Trump zamanında gerçekleştirilen yine iki yapıdan oluşur. 
    • İlki Türkiye bariyerine dönük yapıdır. 2019’da tamamlanan, ABD, İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan kapsamındaki “Doğu Akdeniz Enerji ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması ve Kanunu.”  Bu durum Türkiye’yi by-pass ederek Doğu Akdeniz’den Balkanlar’a ve Avrupa’ya uzanan hattı belirler. Güney Kıbrıs ve Yunanistan bu tarih itibariyle yeniden silahlandırılması açısından destek almaya başlamış ve İsrail ile Doğu Akdeniz’de çeşitli angajmanlarını artırmıştır.
    • Diğeri ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya şamil İsrail’in “İbrahim Anlaşmaları” ve “Normalleşme” süreçleridir. 
  2. ABD ve Yunanistan’ın Ekim 2021’deki Stratejik Diyalog kararlarını, imzalanan Savunma ve İşbirliği Anlaşmasını ve Doğu Akdeniz’de 3+1 formülünü bilmemiz gerekir. Nedir bu 3+1? Yunanistan, Rumlar, İsrail ve ABD birlikteliği. Bu durumda ABD ne yaptı? Yunanistan ve Rumlar için kanun çıkardı, silah verdi, vermeyi sürdürüyor, askeri üsler açtı, var olan üsleri genişletti, enerji şirketlerine Kıbrıs bölgesinde çalışın dedi, Türkiye ile bölge ülkelerinin yakınlaşmasını önledi, vs.
  3. Joe Biden işbaşına gelir gelmez Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) görev ve sorumluluğu birleştirdi. Buradan Brett McGurk görevlidir. Yine önemli bir adım, ABD görevleri bağlamında İsrail’i Avrupa Komutanlığı’ndan (EUCOM) aldı ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) görevi bünyesine bağladı. Bu gelişmelerin habercisi adımlar idi. Ağustos 2022’de Joe Biden’ın İsrail ve Suudi Arabistan ziyaretiyle belirlenen üç husus var. Temelde İbrahim Anlaşmaları ve Normalleşme süreçlerine göre inşa edilen yapılardır. Bunlar:
    • “ABD-İsrail Stratejik Ortaklığı Ortak Deklarasyonu” ve bu çerçevede açıklanan “Kudüs Bildirgesi”, 
    • I2U2 oluşumu (İsrail, BAE, ABD ve Hindistan), 
    • “Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi” ve bu çerçevede açıklanan “Cidde Bildirgesi” (Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Ürdün, Kuveyt, Irak, Umman, Bahreyn, Katar ve ABD).

İşte bu çerçevede Joe Biden Yunanistan’a üsler açmış ve silah sistemleriyle donatma yolunu açmıştır. Biden,Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Karadeniz ve Doğu Avrupa ekseninde Yunanistan’ı merkeze alan bir planla süreci ilerilere taşımak istemektedir. Bunu yapabilecek bir Yunan silahlı kuvvetlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. 

Neticede Mitsotakis hükümeti ABD ve AB ne diyorsa onu yapmaktadır. 

Şu anda silah kapasitesi ve savaşma yeteneği bakımından sahaya hakim olan veya olabilecek taraf Türkiye’dir. 

Ancak bu noktada coğrafi hak ve menfaatleri söz konusu edecek politik durum üstünlüğü hakkını kullanma yolunu seçen bir Mitsotakis yönetimi işbaşındadır. Mitsotakis bu nedenle sürekli egemenlikten, Türkiye’nin sınırlarını ihlal eden taraf olduğundan söz etmektedir. Sahada Türkiye her ne adım atar ise karşısında Yunan silahlı kuvvetleri unsurları ama hemen gerisinde destek veren ABD ve AB olacağını Mitsotakis bilmektedir. 

Öte yandan ABD ve AB’nin yapılacak Yunanistan seçimlerinde hükümet değişse de bu perspektifle yeni hükümete de vereceği plan kuvvetle muhtemel bu olacaktır. O halde süreç ABD ve AB için belli yolda ilerletilecek, Yunanistan için ise üslup ve zamanı kullanma yönü değişse bile bu planı uygulama bağlamı üç aşağı beş yukarı değişmeyecektir.

Bu noktadan bakmaya devam edersek, Yunanistan’a seçili silahların ve desteklerin verilmesinin tamamlanması 5-7 yılı bulacaktır. Bu arada tedarik, altyapı, eğitim, komuta kontrol bağlantıları (siber-uzay da devrede olacak, hatta ABD’nin F-35 ile beraber olmazsa olmaz sistem MADL – Çok İşlevli Gelişimi Veri Bağlantısı- sistemine entegrasyon söz konusudur) için çalışmalar sürerken, ABD harekete geçirdiği üslerden Yunanistan’ı dolaylı da olsa korumak istemektedir.

Yakın zamanda neleri yaşadık?

Mitsotakis yönetimi sürekli Türkiye’yi kışkırtmak ve tehdit eden taraf olarak göstermek istemektedir; politikası budur. Bunun için Lozan ve Paris gibi temel anlaşmaları mevcutken kendine göre birtakım haklar belirtmekte ve buna egemenlik hakkı bakış açısı ilave etmekte, bu durumunu; üyesi olduğu nedenle AB’nin, stratejik ortak olduğu nedenle ABD’nin ve 3+1 politikası nedeniyle İsrail’in desteğiyle genişletmektedir.

Ege’deki askersiz ve silahsız olması gereken adalara ve aidiyeti belirsiz kayalıklara politikacılar çıkarak mesaj vermektedirler. Yunanistan savaş uçakları ve gemileriyle Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk hava sahası ve kıta sahanlığını ihlal ederek tacizlerini sürdürmektedir.

Bu konuyu yakın zamanda Savunma Bakanı açıkladı. Şöyle ki: “Yunanistan geçen sene Türk hava sahası ve karasularına yönelik toplam 1616 ihlal ve tacizde bulunurken, söz konusu rakam bu yılın sekiz ayında 1123’e ulaştı.”

Terörle ilgili kon ular var. Bunlardan ilki bölücü PKK/KCK terör örgütü ile ilgilidir. Örneğin daha geçtiğimiz gün, Yunanistan’ın Lavrion Kampı’nda sabotaj eğitimi alan, PKK/KCK’nın talimatıyla bombalı eylem hazırlığı yapan terörist Hüsamettin Tanrıkulu, İstanbul’da yakalandı. Neyi anlıyoruz? Lavrion kampında halen terörist besleniyor!

İkincisi ise FETÖ ile ilgilidir. Halen Yunanistan FETÖ’cülere kapılarını açık tutmaktadır. Türkiye’den hüküm giymemek adına kaçan örgüt üyeleri kolaylıkla ya Yunanistan’da kalabilmekte ya da AB ve ABD için geçiş imkanlarından yararlanabilmektedir.

Yunanistan Batı Trakya’daki durumu değiştirmek adına sürekli anlaşma hilafına baskılarını sürdürmektedir. Yakın zamanda Türk Dışişleri Bakanlığı bir yazı yayımladı ve kısaca durum şöyle ifade edildi: Yunanistan’dan, Batı Trakya Türk Azınlığının Lozan Barış Antlaşması başta olmak üzere, uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınan kendi dini liderlerini seçme hakkına saygı göstermesini ve bu bağlamdaki baskılarını sonlandırmasını bekliyoruz.

Mitsotakis’ten sürekli aynı türden açıklamalar görmekteyiz: “Yunanistan’ın, bir NATO müttefiki tarafından egemenliği sorgulanacak şekilde tehdit edilmesi kabul edilemez.”

Şöyle sorulabilir: Neden sürekli NATO vurgusu olan bahis Mitsotakis tarafından gündeme getiriliyor? Peki, Türkiye’nin egemenliği konusu ne olacak? Hem kim kimi tehdit ediyor, kimin uçağı ve gemisi füzesi Türkiye’nin gemi ve uçaklarına düşman ve taciz anlamına gelen radar kiliti atıyor?

Bunların üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle bir açıklama yaptı: “… Benim bu anlattıklarım bir rüya değil. Bir gece ansızın gelebiliriz diyorsak ne dedim, vakti saati geldiğinde, bir gece ansızın gelebiliriz.” Aslında bu ifadenin tam anlamı, Yunanistan’a “gerçekçi ol!” mesajı vermekle alakalıdır. Bir de Lozan ve Paris Anlaşmaları başta, “her türlü ihlali Yunanistan yapıyor,” denmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başka ne dedi: “… Ellerinde adalar var, bu adalarda üsler var, buralardan hareketle bize karşı gayrimeşru tehditler devam ederse sabrın da bir sonu vardır.” Verilmek istenen mesaj açık ki; Yunanistan silahsız ve askersiz olması gereken adalardan Türkiye’yi tehdit ediyor ve dolayısıyla Adalar, mevcut Anlaşma hükmü noktasına fiili girişimlerle getirilebilir!

Hem Yunanistan hem de Türkiye aynı makamlara durumlarını anlatıyor. Yunanistan BM, NATO ve AB’ye Türkiye’nin kendilerini tehdit ettiğini ve tacizlerde bulunduğunu işaret eden mektuplar yayımladı. Türkiye de benzer şekilde Yunanistan’ın Ege’deki tacizlerine karışı bir diplomatik hamle yaptı. NATO’ya, BM’ye ve AB’ye, Türkiye’nin tutumunu anlatan mektuplar gönderildi. 

Mektuplar sadece diplomatik not edilmesi gereken ve ihmal edilmeden anında gönderilmesi gereken bilgilendirmelerdir. Ancak bunların sonucu ne olabilir ki? Bir arabulucu çıkacak, Türkiye ve Yunanistan’ın bu tarihsel sorununu hakkaniyetle ve uluslararası anlaşmalara göre tanzim edip, durumu barış ve istikrara çevirecek, bu beklenti olabilir mi? Mümkün değil tabii…

Şimdi bazı askeri gelişmelerle ortaya çıkan hususları değerlendirelim.

  1. Sauda askeri üssü NATO ve İsrail için de önemlidir. Sauda’daki deniz kolaylıklarından ABD donanması yararlanmaktadır. İsrail (kendi ülkesinde bulamadığı bir imkanla) uzun deniz uçuşu yapıp, Doğu Akdeniz’de eğitim yapmaktadır.
  2. Larissa askeri üssü F-35 için hazırlanacaktır.
  3. Pire limanı işletmesi, küresel lojistikte Çin’in dünyaca ünlü COSCO şirketinde olup Çin-AB ticareti Yunanistan’dan bu liman kolaylıklarıyla sürdürülmektedir.
  4. Aynı zamanda Pire’de ABD donanması için tersane ve ikmal kolaylıkları vardır.
  5. Fransa Tanagra’daki Mirage uçaklarını modernize ederek hava savunma yönüyle Rafale modernizasyonunu gerçekleştirecektir.
  6. ABD’nin dikkat çeken Dedeağaç üssü üzerinde duralım. Burada ABD bayrak göstererek, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna hattında lojistik kolaylık sağlayacak, ama aynı zamanda Türkiye’nin önünü kesmeye çalışacaktır.
  7. ABD, Yunanistan’a arama kurtarma ve deniz harekatı yönüyle önemli olan helikopterlerden de verecektir/satacaktır.
  8. Fransa Yunanistan’a Fırkateyn verecektir/satacaktır.

Bu analizde Rusya-Ukrayna Savaşı ile ortaya çıkan küresel olumsuzlukları burada uzun uzadıya açıklamayacağım; şartla şimdiden belli! Ancak şunu hatırlatmalıyım, dünyada. bu savaşan taraflara ilişkin Türkiye müstesna bir pozisyon aldı ve bu durum bazı kesimleri rahatsız dahi edebilir.

Türkiye ne yapmalı? Sağa sola bakmayacak, kendi egemenlik hakkını her ne pahasına olursa olsun savunacak ve elde etmek için her türlü mücadeleyi gerçekleştirecek. Zaten böyle yapıyor. En uygun hal tarzı nedir, bir cümle ile ifade edelim: Yunanistan’ı azami ölçüde baskılamak. Elbette bu baskı tüm alanlarda formülüze edilerek uygulanmalıdır. Bundan amaç savaş değildir, tabi istiyorsa kendi bilir, peki nedir, Mitsotakis yönetiminin bu durumu son olarak çok ciddi şekilde düşünmesini sağlamaktır.

Türkiye; 

  1. Doğu Akdeniz’de sondajlara tempoyu artırarak devam edecek,
  2. İHA uçuşları ile bölgede kuş uçurtmayacak, keşif-gözetleme yapacak, ki bu aynı zamanda terör ve insan kaçakçılığı açısından elzem görevlerdir,
  3. Hatta Adalar’daki (kayalıklar dahil) silahlanma ve asker yerleştirme türü ihlaller anında tespit edilmek zorundadır; eğer adalar Lozan ve Paris gereği adımlarla ilgili olmaz ise Türkiye’ye müdahale hakkı doğabilir,
  4. Elleri tetikte tutacak, maalesef silah göstermek zorunda kalabilir, bu hal istenmese de şartlar bunu gerektirir ise tereddütsüz tavrını sergiler,
  5. Bayrak göstermek, tatbikatlar yapmak, hatta doğudaki birlikleri batıya kaydırarak bir güç gösterisi yaparak kararlılık göstermek gibi tedbirleri almak icap edebilir,
  6. Yunan halkının ve muhalefetin Ege ve Doğu Akdeniz’in istikrarı için mevcut siyasi iktidara karşı olmaları için her türlü açıklama getirmelidir.

Türk-ABD ilişkilerinde Senatör Bob Menendez’in Türkiye aleyhine ve Yunanistan lehine 2019 yılında yoğunlaşan ve giderek artan tempodaki bilinçli çıkışlarını da ilave edelim; ABD, Türkiye’yi her alanda sıkıştırmak için planlarını yapmış olmalıdır. Ama neticede bu ABD’nin çıkarlarıyla alakalı bir durumdur. Belki de Türkiye’ye verilmeyen F-35’lerden sonra şimdi de F-16’ların verilmesi süreci akamete uğratılacaktır. Peki bu durum için Türkiye ne yaptı? Türk Savunma Sanayii’nin dev firmaları büyük bütçeli anlaşmalarını tamamladı bile. Demek ki Türkiye bu duruma ilişki hazır: Yerli-Milli faliyetlere hız verilecek.

Kritik konu şudur: Eğer bugün bunlar ve benzerleri olması gereken ölçüde yapılmaz ise 5-7 yıl sonra Yunanistan’ın güçlendirilmiş imkanları, tamamlanmış tedarik programları ve ABD ile AB’nin Doğu Akdeniz’de enerjide daha somut alanlarda ileri gitmesi düşünülürse, müdahale etme ihtimali giderek azalacaktır.

Şimdi gelin buna “savaş” demeyelim; ama “kıyasıya mücadele” diyelim!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Bağdat’ta Şark Usulü Operasyon

DİĞER YAZI

Yaşayan Romalılık

Politika 'ın son yazıları

Pelosi Diplomasisi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile yeni bir dış politika anlayışı gelişti: Pelosi Diplomasisi. Bu

Barış Stratejisi

Hemen her politikacı, lider, diplomat aynı sözleri sarf ediyor: Sorun savaşla değil, diplomasiyle çözülür! İyi de

Yaşayan Romalılık

Geçmişten günümüze değişmeyen gerçek, Romalı olmak! Bugünün dünyasında bir tür Romalıların iç savaşını yaşıyoruz. Savaş yayılırsa