zorlanan-yunanistan
Zorlanan Yunanistan

Yunanistan’ı Ottolardan Kurtarmak

571 Tıklama
15 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Yunanistan ile Türkiye mevcut sorunlarını çözebilirler mi? Türkiye’nin komşusu Yunanistan samimi bir şekilde masaya oturur mu? Bundan bir sonuç çıkar mı? Gelin tüm bu soruları cevaplandıralım.

Yunanistan diyoruz ya aslında ne demek doğru, bunu bilen yok gibi. Ben bile şimdi size konuyu açıklarken Atina mı Greek (Greece) mi Roma mı Rum mu Akeya mı İyonya mı desem, diye düşünüyorum.

Bugün Batı dünyası Greece diyor, bizim mütercimler Yunan şeklinde çeviriyorlar, ki Persler (MÖ 7. Asırda) İyon Denizi bölgesinde yaşayanlara bu ismi verirlerdi, dolayısıyla Farsça seslendirmeyle İyon’dan Yunan sözcüğü bizim de literatürümüze girmiş haldedir, zannediyoruz ki bugün böylesi bir yer var. 

Evet var, Atinalılar var, İyon Denizi kıyılarında yaşayanlar var, güneşin doğduğu yer denen Anadolu’nun batı kıyılarından itibaren çeşitli antik toplumlar var. Ama bunlar Trakyalı, Troyalı, Lidyalı, Makedonyalı bildiğimiz bu coğrafyanın çeşitli topluluklarıdır. Derseniz ki Latin Medeniyeti (bugünkü İtalya bu medeniyetin alanı olarak gösterilir), elbette kabul ederim, bu medeniyete dahil edeceğimiz toplumlar çoğunlukla Akdeniz kıyılarına serpilmiş durumdadır. Latin tarzı kültür, sanat ve yaşam var. Bugün esasen İtalyanlara Latin diyebiliyoruz, kültürel açılardan Lidyalılara da Latin dememiz mümkündür; ancak Romalıların genişleme süreçlerini her bir dönem için hesaba katmamız gerekmektedir. Demek ki Yunanlılar bu coğrafyanın değişmez, çekirdek toplumu değildir. 

Önce yanlışları ben değil tarihçiler düzeltmeliler. Yunanistan veya Greece diye bir ülke ismi yakın dönemde konmuştur, tarihsel arka planı yoktur. Ama bugün böyle bir ülke var mı, var. Yunanistan halkı var mı, var. O halde kabul! Kabul de bilmeyenler konuyu anlasınlar, öyle konuşsunlar. Zira politika ne denli işin içinde, anlasınlar.

Tarih öncesi dönem derler, daha belirgin olarak işaret edebileceğim MÖ 8. Asırda Karadeniz kuzeyi bölgesinde İskit Devleti varken, bugünkü Doğu Avrupa’dan Balkanlara ve Anadolu’ya doğru, İllirya, Trakya, İyonya, Galatya isimleri kullanılırdı. Tarihçiler İyonya coğrafyasının nerelere kadar uzandığını ve burada yaşayan toplumları belirginleştirmesi gerekiyor. Öyle ki daha sonra Romalılar bile bu ismi resmi olarak kullanmamışlardır.

Romalılar imparatorluk içindeki coğrafyalılara ne isimler vermişler? Bugün Yunanistan (İyonya) denen ülkenin bileşenleri Romalılarca parça parça isimlendirilen yerlerdir; Dalmaçya, Makedonya, Trakya, Epirüs, Akeya. Anadolu’da henüz Türkler yokken bölgelerin isimleri; Bitinya-Pontus, Galatya, Asya, Lidya-Pamfilya, Kilikya ve Kapadokya. Bu isimlendirmeler MS 1. Asra aittir.[1] Görüldüğü gibi Romalılar Persler gibi Yunanlı (İyonyalı) da dememişler; Mora Yarımadası’nın çevresine Akeya (Achaea) demişlerdir.

Bu konuyu şu sözlerle bitireyim, Batı dünyasının tarihçileri doğru düzgün bir Greece tarihi yazsınlar, çünkü bunun en büyük yararı öncelikle bugün söylendiği gibi Yunanlılara ve politikacılara olacaktır.

Türkler Anadolu’ya geldiler, yeni bir yaşam kültürü sundular. Yerel toplulukları asimile etmediler, birlikte yaşama kültürünü geliştirdiler, toplumların etnik ve dini haklarını desteklediler ve kültürel çeşitlilik anlayışını esasa bağladılar. Hangi çağlardan bahsettiğimizi unutmayalım, o günlerde bile bunlar en ileri şekilde yapılırken Avrupa’da neler yaşanıyordu siz düşünün. Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’u fethetti, Doğu Bizans’ın köklerini silmedi. Şimdi gelelim Osmanlı’da Müslüman olmayanların durumuna, İmparatorluk Sarayı memurları dahil her üst düzey yönetim işlerinde Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğerleri kendilerine değer verilerek bir farklılık gözetmeksizin yaşadılar, çalıştılar ve birlikte görev yaptılar.

Yunanlı diye ayrı bir bakış açısı veya küçümseme hiç olmadı. Hatta Türkler bugün Yunanlılara İyonyalı, Trakyalı, Lidyalı, Galatyalı ve hatta Romalı (Rum), vs. ayrım yapmadan yaklaşmaktadır. Batı onları kışkırttı, halkı değilse bile kilise ve politika kurumlarını etkiledi, bazı iş insanlarını kendilerine müzahir yaptı. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk İzmir’de yere atılan ve üzerine basılmak istenen Yunanistan bayrağını kaldırdı ve bütün dünyaya bir insanlık ve politika dersi verdi. Yunan halkı bunları bilir, gidin Atina sokaklarına, Selanik’e veya adalara, insanlar birbirlerine kardeş olarak yaklaşım gösterirler. Peki sorun nerede?

Şimdi, Yunanistan’ın bütün yanlışlıkları bir yana, Türkiye’ye ve Türk milletine zarar vermekten nasıl kurtulabiliriz, bu konudaki gidişatı nasıl değiştirebiliriz, bu soruları cevaplamamız gerekiyor. Acaba bu mümkün müdür?

Kurtuluş Savaşı (1919-23) verdiğimiz Atinalıları şöyle hatırlayalım. Fransız İhtilali (1789) sonrası belirginleşen ulusçuluk akımları ile Avrupa destek verdi ve Mora Ayaklanması (1821) oldu, yine Batılıların Osmanlı’yı parçalamakla ilgili hedefi doğrultusunda her bir savaş ve süreçle desteklenerek büyütüldü. Mora Yarımadası ve Atina’dan ibaret küçük bir bölgede Yunan Krallığı (İyon Krallığı) adı altında kuruldu. Peki ilk Yunan Kralı (İyon Kralı) kim? Otto isimli bir Alman orada yetişmemiş, liderlik hayatı olmamış, ama sadece proje olarak o göreve atanmıştır. Sanırım Yunanistan politikasında bu Ottolar hiç bitmeyecek!

Bakınız, İyon (Yunan) Krallığı bugün ifade edilen Atina, Mora ve çevresindeki Romalıların Akeya dedikleri alandır; ama onlar Adalar Denizi’ni, Kıbrıs’ı, Anadolu, Arnavutluk ve Makedonya topraklarını sahiplendirmekteler, dikkatinize sunarım.

Bu proje devleti daha sonra Batı dünyası 1877-78 Osmanlı ve Rus Savaşı sonrasından itibaren sürekli Türklerin karşısına koymuş, Türkleri Avrupa’dan ve Anadolu’dan atmakla ilgili amaçlar için taşeron olarak kullanmış, sürekli genişlemesini sağlayacak uluslararası politikaları sürdürmüştür. Bugün Yunanistan olarak bildiğimiz ülkeye sonunda bir ısmarlama Megali Idea (Büyük İdeal) vermişler ve Kurtuluş Savaş’ında, İzmir’den denize dökülene kadar, bu hayal doğrultusunda milletimize saldırtmışlardır.

Peki bugün değişen nedir? Bugün bile Bizans İmparatorluğu flaması taşıyan Ortodoks Kilisesi acaba Yunanistan halkını temsil ediyor mu?

Halen daha aynı oyun oynanmaktadır. Otto’yu atayanların aklı ve oyunu sürmektedir. Batılı politikacılar ve onlara yol gösteren köktenci ve çıkarcı zihniyetler tarafından Türkiye ve Türkler konusunda bu tür olumsuz politikaları sürdürmek isteyenler vardır. Hatta sırtını Batı’ya dayamak suretiyle sürekli ağlayan-sızlayan taraf şeklinde sürdürülen bir Yunan devlet politikası da vardır. Bugün Başbakan Miçotakis’in yaptığı, Avrupa Birliği’nin (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) işaret ettiği taşeronluk görevini sürdürmekten başka bir şey değildir. Ama modern dönemin Otto’su, yani ABD ve AB’nin atadığı siyasetçi Miçotakis’tir, hepsi bu!

Sorumuzu tekrar soralım, böyle bir Yunanistan’ı değiştirmek mümkün mü, mümkünse ne yapılmalıdır? Adalar Denizi bölgesinde (Ege’de), Kıbrıs meselesinde, Doğu Akdeniz’de sayısız sorun var ve istikşafi görüşmeler yapmakla ilgili bir süreci diplomatik olarak her iki taraf da kabul etmiş durumdayken, Yunanlı politikacılar aynı üslup ve düşüncelere sahipken, gelin bütün sorunlarımızı çözelim diye düşünen Türkiye ile samimi bir süreci işletebilirler mi? Mümkün değil! 

Aksine Yunanlılar her olumsuz durumu yaratırlar, iftiracı politikalarını sürdürürler, FETÖ ve PKK terör örgütleri süreçlerinde görüldüğü gibi terörü ve yıkıcı faaliyetleri desteklerler, sınırına gelen göçmenlerin lastik botlarını şişlerler, Türk gemilerine ve uçaklarına yönelik saldırgan tutumlar sergilerler, ağlarlar, sızlarlar, ama sonra AB bütçesinden destek (maaş) alırlar, ABD’nin çıkarlarına hizmet ederler ve üstelik silahlandırılırlar.

Bütün bu Otto imalatçılarına 2000’li yılların başından itibaren yoğunlaştığı şekilde İsrail politikaları da etkilemektedir. İsrail Doğu Akdeniz’de hakim olmak istemekte, ayrıca Avrupa ve Balkan politikasına da dahil olmaktadır.

Şaşırmadık, 1821’den bugüne gördüklerimiz hep aynıdır. Yunanlı siyasiler değişmedikçe ve onları destekleyenlerin planları bitmedikçe olumlu bir sonuç almak maalesef mümkün değildir. Ey Yunanlı dostlarım, Ottolara hayır diyecek sizlersiniz.

Bütün bunları değiştirecek irade yine Yunan halkına aittir. Yunan halkı sorumluluğunun gereği davranışları göstermek zorundadır. Kendi ileri gelenleriyle yüzleşmelidir. 

Türkiye uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını her katmanda arayacaktır ve bunda kararlıdır. Askeri, siyasi, sosyal, ekonomik, teknolojik, ulaşım, haberleşme, coğrafi ve hukuki katmanlarda faaliyetlerini günün icaplarına göre sürekli yenileyerek sürdürecektir. Türkiye bu kapasiteye ve iradeye sahip bölgesel bir güçtür. Yolunu değiştirmeyecektir. Nasıl eski dönemlerde insanlığa değer verdiyle yine aynı tutumla politikasını sürdürecektir, ekmeğini paylaşarak gelişmesini sürdürecektir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] Norman Davies, Avrupa Tarihi, İmge Yayınları, Çeviri Editörü Mehmet Ali Kılıçbay, 2006 Ankara, s. 172.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin İki Ayaklı Küresel Stratejisi

DİĞER YAZI

Doğu Akdeniz’de Gelişmeler

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden