beka-ve-siyaset-tartismalari
Beka ve Siyaset Tartışmaları

Beka ve Siyaset Tartışmaları

Okuyucu

Beka, iç güvenlik politikası içinde nasıl tartışılmalı? Siyasi malzeme mi yapılmalı, yoksa bir Milli Güvenlik Stratejisi içinde mi ele alınmalı?

Geçmişte Fethullahçılık bahsine Kırmızı Kitap’ta yazılı olduğu halde bir Milli Güvenlik Konusu değil de vesayet konusu olarak bakıldı. İçerideki politikalar öne çıkarıldı. FETÖ ile beka konusunun ne denli iç içe olduğunu milletçe gördük. Sanırım bu işler nasıl oluyormuş, canla tecrübe etmiş olduk. Başka örnekler de var…

Ama her şeye rağmen öğrenmek iyidir, yaşamdan bir ders çıkarmamak asla kabul edilemez. Ben bu bağlamda bir hususu daha hatırlatmak istiyorum ve ardından bir açıklama istiyorum. Şöyle ki: İçeride siyaset yapanlar, “Sürekli beka deniyor, yok böyle bir tehlike,” diyorlar. Acaba beka bir iç politik mücadele içinde ne denli önemseniyor?

Bugüne dönelim. Dış güçlerin şakası olmaz, sürekli uyanık olmak ve tedbirli davranmak şarttır! Bunu biliyoruz ama göz ardı ettiğimiz bir nokta var: Beka konusunun tabiatı. Bunun için çok önceden öngörülü olmak şarttır. Eğer neyi bekleyeceğini bilmezseniz, izleyemezsiniz, emare alamazsınız, aldığınız tedbirler de etkisiz kalır. Ayrıca beka iktidar mücadelesi oyununda sulandırılacak bir konu değildir. Tartışmalar “milli” seviyede yapılır. Mükellef olan, silah altına giren, vergi veren, sonuçta vebali çeken vatandaşın meclisinde ciddi konular tartışılır. Bu tür ciddi meselelerde asla ikiyüzlülük kabul edilmez.

ABD ve İsrail 14 Mayıs 2018 tarihinde Ortadoğu, Filistin, Kudüs gibi hassas konular üzerine bir oldubittiyi gerçekleştirdi. Buradan hareketle şunu görmek gerekiyor: Mevcut hesaptan, tutumdan, politikadan farklı görüşü olanlar, başından itibaren neyi öngörüyorlar, politik hedefleri neler?

Özellikle IŞİD, FETÖ, PYD/YPG, PKK konusunda açıkça oldubitti yapan ve ikiyüzlü bir dış politika sergileyen ABD’ye karşı, iktidar bir tutum içine girdi. Elbette öngörülerde ve politikalarda farklı yollar denendi, ama bugün hadise budur, birlikte yaşıyoruz. Özellikle “One Minute” olayından sonra taraflar karşılıklı başka argümanlar geliştirdiler, hedefler belirlediler, tutumlar takındılar. Gelinen noktada iktidar bu argümana göre Rusya ile yakınlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi seçti. Kaldı ki bu iki ülkeyi tahrik eder mahiyette “Uçak düşürme krizi” ve “Büyükelçi Karlov suikastı” de gerçekleşti. Bu işleri kimler yaptı veya yaptırdı? Belli değil mi? Türkiye bir başka bölgesel güç olan İran ile de yakınlaştı, özellikle Suriye konusunda. Bölge politikalarında Rusya ve İran ile birlikte Türkiye bilinen adımları attı.

İktidar mealen şöyle söyledi: “Biz Batı’dan, ABD’nin müttefikliğinden uzaklaşmak istemiyoruz, ama onlar bizi görünür biçimde aldatıyor. Biz de bu durumu göre göre tepkisiz kalamayız. Ne pahasına olursa olsun bir plan üzerine kendimizi korumaya çaba sarf edeceğiz. Artık konu beka konusudur…” Beka bahsi öne çıktıktan sonra iç siyaset belli bir yola girdi.

Şimdi, ABD-İsrail’in gerçekleştirdiği bu son olayı göz önünde tutarak soruyorum: Diğer partilerin bu özel ve hızla değişmiş olan şartlardaki dış politikası nasıl olacak? Kudüs’te olduğu gibi, her şeye rağmen, Kuzey Suriye’de de bir oldubitti olası mı? Diğer partiler ne öneriler sunuyorlar?

Bakın, biz Afrin’e askerimizi soktuk. ABD ve İsrail durdu mu? Bugünlerde iç siyasete yoğunlaştık diye oralarda zaman durduruldu mu? ABD kendi gücünü bölgede sağlamlaştırırken diğer ülkelerden de güç toplayıp amacını güçlendiriyor. Örneğin. “Fransa Kuzey Suriye’ye bir tugay asker getiriyor,” dendi. Ayrıca Körfez ülkelerinden bölgeye Arap birlikler getiriliyor ve mevcut YPG unsurlarıyla birliklerle ortak eğitime başladılar. Yani Arap’ın karşısına bir başka Arap çıkacak; Türk’ün karşısına PKK’lı teröristin yanı sıra Fransız çıkacaktır. ABD bu potansiyeli şimdiden inşa ediyor. Kimsenin geri adım attığı yok.

Bizi iç politikada birbirimize düşürenler neler kazanırlar, bu belli değil mi? Sürekli yıpratır tarzda bir iç politika yapılması gerekmiyor. Dışa dönük öneriler net olmalı. Başta da söyledim, bekayı iç politika malzemesi yapanlar bunun bedelini bir şekilde öderler. Eğer bir konu tecrübe edildi ve ders çıkarıldı ise benzer türden politikalar bir tarafa bırakılmalıdır.

Bırakalım on-yirmi yıl öncesini, dünya Obama’dan sonra bile çok değişti. Trump sonrasını düşünerek tartışalım ve varsa çözüm sunan görüşleri dinleyelim. İsrail ve ABD karşınızda ve dünyayı yok sayarak hareket ediyor. Dünyada konuşup anlaşacağınız kim ki ona gerçekten güveneceksiniz? Ben bu tarzda ama farklı açılardan olan argümanları henüz duyamadım. Vizyon mu yok? Var ama gösterilmemeye mi çalışılıyor? “Bu işe yeri gelince bakarız,” demek yetmiyor kanaatindeyim.

Akla gelen söyleniyor ve iç politika malzemesiymiş, öneriymiş gibi gösteriliyor. Medya da buna önem veriyor. İşlenmemiş bilgilerin bize ne faydası olabilir ki? Devlet bilinciyle dolu ve sorumluluk sahibi olmak gerekiyor. Beka ile ilgili tehdit konuları ve bunlara ilişkin hedefler uzmanları tarafından olasılık hesaplarına göre belli hareket tarzları üzerine inşa edilir. Bir doküman ortaya çıkar. Bu doküman mecliste tartışılır. Kabul edilen doküman iç siyaset malzemesi yapılmadan hedefler doğrultusunda eğer doğru olasılıklar üzerine gelişmeler yaşandı ise isabetle ve kararlılıkla uygulanır. Beka, “Birileri sulandırdı, ben de sulandırma hakkına sahibim,” denecek türden bir konu değildir.

Gördük ki, Trump beklemez, adımını atar ve geçer gider. İsrail ise hep kazanıyor ve hele Ortadoğu’da elinin değmediği bir iş yok. Roger Garaudy’nin “İsrail, Mitler ve Terör” adlı kitabını okumamış olanlar bir göz atsınlar. Yahudilerin önde gelenleri hedefine ulaşmak için kendi soydaşlarını bile aldatmış, bazı örneklerde gösterildiği üzere onların ölümünü tercih etmiş, böyle bir kesimden bahsediyoruz; kaldı ki başkalarına acıyacaklar, onları dinleyecekler, insaflı davranacaklar! Korkarım ki Türkiye’de siyaset yapıp henüz Theodor Herzl’in adını duymamışlar bile vardır. Ama maşallah, aday adayı kuyrukları oluştu parti merkezlerinde, iş başvurusu yapar gibi.

Mesela diyelim ve tartışalım: X partisinin 24 Haziran’da iktidar olduğunu ve dış politik açılımı için sahaya çıktığını kabul edelim. Eğer Trump kendilerine, “Kuzey Suriye’ye ben bir devlet kuruyorum, sen kenara çekiliyorsun, Rusya ve İran ile münasebetlerini kesiyorsun, S-400 projesi ve Akkuyu nükleer santral işi iptal, ben de sana F-35’leri takvime uygun vermeye devam ediyorum, teröre karşı seni koruyorum, hatta ekonomik açıdan sorunları çözmen için destek sağlıyorum, Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs petrol ve gaz çıkaracak, ben az da olsa bir kısmını sana vermeyi sağlayacağım, meraklanma…” derse, masaya buna dair konuları getirirse, milletçe o zaman mı anlayacağız ne olup olmayacağını? Ben şimdiden bilmek istiyorum, bu tür konularda ne düşünülüyor?

Dış politika meselelerinde Rusya da kendi hesaplarına göre davranır, Almanya da, Çin de… Her ülkenin hesabı vardır.

Beka için önceden yeterli bir gücü üretmek ve doğru öngörüde bulunmak şarttır.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği Açılışı ve İsrail-Filistin Çatışması

DİĞER YAZI

İstanbul ve Ortadoğu Barışı

Güvenlik 'ın son yazıları

Stratejik Dönüm Noktası

Rusya’nın 18 Ocak 2023 Dnipro saldırısından bugüne hangi gelişmeler oldu? Önümüzdeki günlerde Ukrayna’daki savaşın cephesi, Rusya-NATO

Stratejiyle Kazanmak

Çok Alanlı Operasyonlar bahsinden ne anlıyoruz? Ukrayna’daki savaşta ABD, Rusya’yı nasıl yıpratıyor? ABD, Çin ile hangi

Bilgi Harbi ve Dezenformasyon

Hiç gündemden düşmediği halde günlük koşuşturmadan ve politika ile dezenformasyonun cazibesinden dolayı göz ardı ettiğimiz, ancak