istanbul-ve-ortadogu-barisi
İstanbul ve Ortadoğu Barışı

İstanbul ve Ortadoğu Barışı

246 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Türkiye’de 18 Mayıs günü, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da ele ele vererek gerçekleştirdikleri oldubittiye karşı, İstanbul’da gerçekleştirilen iki etkinlikle, İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) olağanüstü toplantısı ve II. Yenikapı Ruhu adı verilen protesto mitingi ile hatırlanacak. Görünen o ki Ortadoğu’ya barışı getirmek için İstanbul ayağa kalkmış durumda. Barış gelir mi dersiniz? Sanki şöyle bir algı ortaya çıktı, bugün ABD başkanı değişmedikçe işler daha da sarpa saracak görünüyor! Acaba Trump’ın misyonu bu muydu da Başkan seçilmesi sağlandı?

Halen Kudüs çok yönlü bir konu olarak gündemdedir. Uluslararası İlişkiler yönüyle bu güne kadar çok teknik örnekler gelişmiştir. Diplomaside söylenen ise “amaç Ortadoğu’da kalıcı barış” şeklindedir. Bu ifade çok uzun zamandan beri dile getirilir. Burada barışı istemeyen taraf bellidir. Her bir adımında ilerleme kaydeden İsrail’dir. Düne kadar ABD yönetimler bu barış için çok mesai harcamıştır. Ta ki Trump yönetimine kadar bu böyledir. Bugünlerde nükleer anlaşmanın bozulması gibi başka önemli makas değişiklikleri de söz konusu olmaktadır.

Netanyahu ve Trump, bu ikili bugün böyle bir kalkışma içine girdi ise başkaları ne yapacak? “Anlaşmalar var, bunlara uyun,” demenin dışında ne kalıyor? Geriye güç kullanmak kalıyor! Bu ise barışın tam karşısında olan bir kavramdır. Kim ister savaşı? Şimdi gerilim değişik boyutları ile “çatışma öncesi bloklaşmalar” halinde gibidir ve bu ürkütücüdür. İstanbul bu anlamda bir inisiyatif almış durumdadır, özetle, “Biz barış istiyoruz, uluslararası sese kulak verin,” demektedir.

Bir yanda mezhep çatışmaları, bir yanda çıkar çatışmaları. Müslümanları öyle derin sorunlarla darboğaza sokmuşlar ki, ses çıkıyor ama eylemde çekingenlik sürüyor. Bildirgelerde ve yapılan konuşmalarda bu hususun öne çıkması alenen ortada.

İsrail için Araplar daha 1967’lerde tehdit olmaktan çıkarılmıştı. Bugün İsrail açısından, İran ve Türkiye tehdit görülüyor. İran’a açıkça söyleniyor. Türkiye dolaylı anlatımlarla muhatap. Örneğin Suriye sınırına getirilmiş güçlerle yapılmak istenen bile “Türkiye’nin önüne bir set çekme” girişimi. İlginçtir, bugünlerde her ne kadar konu Kudüs ve Filistin gibi görünse de başka konularla da eşleştiriliyor. Bu konularda Trump’a kadar ABD de uluslararası dengeleri gözetir mahiyetteydi, ancak bugün herşey farklı seyrediyor. Nedir bunlar:

  • Nükleer anlaşma/anlaşmazlık,
  • Suriye’de iç savaşın bitmesi/sürmesi,
  • Ortadoğu’da radikal terör/terörle mücadele

Hatırlanacaktır, yine İstanbul’da 13 Aralık 2017 günü gerçekleştirilen İİT’nın Kudüs Kırmızı Çizgi dendiği ilk toplantısından 5 ay sonra bu kez Müslüman Ülkeler bir anlamda, “Kudüs’ü biz barışçı bir şekilde bu İsrail’in zulmüne karşı savunamıyoruz, bu işi gelsin BM (Birleşmiş Milletler) yapsın,” dedi. BM ile ABD arası nasıl? Bakılırsa işler öyle kolay yürümüyor, birtakım çıkmazların olduğu hususu açık.

Ayrıca 14 Mayıs tarihinde ABD’nin Tel Aviv’deki Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması gününde eş zamanlı gerçekleşen Gazze ve Batı Şeria’daki “katliamı” soruşturmak için BM’den bir bağımsız araştırma komisyonu talep edildi.

BM İnsan Hakları Konseyi, İsrail’in Filistinli sivillere “gelişigüzel” ve “orantısız” güç kullanmasını kınayan ve Gazze sınırındaki olayların araştırılması için Konsey tarafından bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını öngören tasarıyı kabul etmesi Filistin tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail tarafından karar tepkiye neden oldu.

İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, BM’nin kararına tepki gösterdi. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun kararını reddettiklerini dile getirerek kararı eleştiren Netanyahu, “Kendisini İnsan Hakları Konseyi olarak adlandıran bir örgüt samimiyetten uzak ve İsrail’e zarar vermek istediğini bir kez daha kanıtladı,” dedi. Netanyahu, kararın İsrail karşıtı bir çoğunluk tarafından alındığını ileri sürerek, “Kendisini koruma hakkına sahip İsrail, halkını ve askerlerini korumaya devam edecek,” ifadesini kullandı.

İİT toplantısına katılan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD ve İsrail’e karşı İslam ülkelerine önerilerde bulundu. “BM Genel Kurulunun özel bir oturum düzenlemesini ve ABD yönetiminin aldığı yasa dışı kararın ve siyonist rejimin işlediği suçların burada değerlendirilmesini öneriyoruz… ABD ve siyonist rejime karşı uygun siyasi, ekonomik ve ticari önlemlerin alınması gerekiyor. Müslüman hükümetlerin ve dünyanın özgürlükçü tüm hükümetlerinin siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerini gözden geçirmelerini, siyonist rejimle bağlarını kesmelerini öneriyoruz. Siyonist şirketlere de yaptırım öneriyoruz.” Ruhani isteklerine, İsrail’in nükleer silahlardan arındırılmasını da ekledi.

İsrail hep şımarıktı, adımlarını geri atmadı. Değişen ne? ABD Yönetimi… Sanki şöyle bir algı ortaya çıktı, bugün ABD başkanı değişmedikçe işler daha da sarpa saracak görünüyor! Acaba Trump’ın misyonu bu muydu da Başkan seçilmesi sağlandı? İsrail gibi İran da değişmedi. Bir değişen daha var mı? Örneğin Türkiye… İstanbul bu değişimin sesi mi oldu?

 

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Beka ve Siyaset Tartışmaları

DİĞER YAZI

İran’a Yol Haritası

Güvenlik 'ın son yazıları

Mimetik Yaklaşım ve Savaş

Günümüzün medya ve siyasetle ilgili sorunlarını mimetik alan etkileşimiyle ele alacağım. Köklü adımların atılmasında geçmişten geleceğe

İstikrarsızlık

Barış Pınarı Operasyonu zamanında yaptığım konuşmalarda defaten ifade ettim, "Terör örgütü PKK, ABD’nin özellikle ikinci Körfez

Akıllı Güç

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power)