Bilgi Harbi ve Dezenformasyon

23 Aralık 2022
Okuyucu

Hiç gündemden düşmediği halde günlük koşuşturmadan ve politika ile dezenformasyonun cazibesinden dolayı göz ardı ettiğimiz, ancak basitten zora bütün kişisel seçimlerimizi fazlasıyla etkileyen Bilgi Harbini (Enformasyon Savaşını) bir kez daha masaya yatırmak durumundayız, şartlar bunu gerektiriyor!

GİRİŞ

Bizler dezenformasyon ve propagandanın pratiği içinde yetiştik. Teknoloji gelişti, şimdiki nesil daha farklı algı ve yetenek sahibi. Bir de küresel şirketlerin devletlerle olan meseleleri var öncekinden farklı biçimde değerlendirilmesi gereken. Zaman değişse de bazı yeni tartışma alanları açılsa da savaş savaştır!

Eksik veya tek taraflı bakış açıları ile sahadaki yük bazen yetkililerin bile aklını o derecede karıştırabilir ki (aslında bunu bilmeseler de karar vericilik yönüyle hedef yetkililerin kendisi bile olabilirler) devlete, ortaklarına ve önemlisi halka yarar yerine zarar veren konumunda bulunabilirler. Hayatınız boyunca hiç tanıyamayacağınız çocuk yaşta biri bile sizi kullanabilir, diz çöktürebilir, hatta devletinizi tehdit edebilir.

Bu sinsi bir mücadele ortamı konusudur; propaganda, dezenformasyon, Bilgi Harbi, Psikolojik Savaş, Siber Savaş, vs. 

Şimdi çoğu kişinin yüksek sesle soramadığı veya sormayı bile aklına getiremediği konuyu gündeme getireceğim, ne derecede dezenformasyona tabiyiz?

İSTİHBARAT

İstihbarat servislerinin tek işi gizli bilgileri toplamak olsaydı!.. Ama böyle değildir. İstihbarat servisleri, özellikle başat istihbarat servisleri dediklerim, sahayı düzenlerler, öyle bir kıvama getirirler ki, her şeyin doğal seyrinde olduğunu, önemli işlerde liderlerin kendilerinin karar verdiğini veya seçimleri sizin oyunuz belirlediğini zannedersiniz.

İstihbarat servisleri sosyal yaşamı hassas bir şekilde izler de bireyler ne yapar? Her bir sosyal medya kullanıcısı sanki birer servis oldu! Haber topluyor, analiz ediyor, yanlı/yansız bilgileri paylaşıyor, dezenformasyon zincirinin halkası oluyor…

O halde güçlü bir devletin istihbarat servisi olsa, sahayı düzenlemek işinin önemli bir parçası olsa, bu dijital çağda, üstümüzde 5 binden fazla uydu varken, yapay zeka diye bir şey varsa ve bunların imkanlarıyla donanmışken, küresel çapta, her bir şahsı yönlendirmek adına onları etkileyecek girdilerle ilgilenmez misiniz?

İstihbarat servisleri bir yandan ülkesini korur (güvenlik), diğer yandan ülkesinin gelişmesi için arayışlar içinde olur (refah).

Dijital devrimle beraber Açık Kaynak İstihbaratı konusu gün geçtikçe gelişmiştir. Başat aktörlerin istihbarat servisleri bu alanı çok iyi değerlendirirlerken, geride kalan ülkelerin bireyleri, sadece sosyal medya kullanıcı olarak kalsalar, kendilerini çok doğru ve haklı işlerle ilgileniyor görseler bile, aslında birer yönlendirilmiş kitlenin parçasıdırlar.

Bu durumda egemenlik vurgusunun yeni adresi Açık Kaynak İstihbaratıdır.

BİLGİ HARBİ 

Muhtemel düşünce, “Bilgi Harbinin yarattığı değişimi yeterince fark etmiyoruz, hem yetkililer ne gerekiyorsa yapsınlar,” gibi olabilir. Hayır! Konu bireysel olarak bizleri ilgilendiriyor. Sizlere çok kez bu konuyu yazdım, propaganda, dezenformasyon, post-truth (gerçeklik ötesi), vs.

Soğuk Savaş döneminde SSCB’nin yoğun propagandasına karşılık Türkiye adına önlem alan taraf ABD idi, önce bunu kabul etmelisiniz. Ama SSCB gerçekten çok baskın tarzda propaganda yapıyordu… Ruslar sadece Boğazları, Kars ve Ardahan’ı istemiyordu, ülkenin tamamen komünizmi kabul edip SSCB içinde olması gerektiğini istiyordu. En azından propagandanın özü buydu ve bu propaganda ile 1980’e kadar gelindi, sağcı-solcu sokak çatışmaları ile yüzlerce insanımızı kaybettik.

Bu konular politik ayrımları ideolojileri kapsar. Ancak meselenin özü tam da bu şekildedir. Propagandanın hedefi aslında budur, politikadır, topluma ve çeşitli kesimlere bir taraf olunması noktasında etki eder. Konu politika olunca meşru politikanın bundan ayrı tarafının olmadığını da bilmek gerekir. İşte bu nedenden dolayı Bilgi Harbi en üst seviyede, devletin önemli bir faaliyeti olarak planlanır ve icra edilir. 

Bu konuyu örneklerken Türkiye özelinden konuyu açıklamak istedim, fakat her ülke için durum böyledir. Bilgi Harbi, propaganda, Siber Savaş gibi konular stratejik seviyelidir ve devletin işlevidir. 

Derken teknolojide ilerleme ve küreselleşme şartları gelişti. Bu durumda dezenformasyon ve propaganda kontrolü güç başka başka noktalara yayıldı. Fakat bir de herhangi birinin sosyal iletişiminde yer buldu. Bu konu yeni hukuki tartışma alanları açarken henüz taşların oturmadığı şartlarda olumsuz birçok gelişmenin de planlı biçimde uygulanması söz konusu olmaktadır.

Bir ülke kendine yöneltilen tehdidi ve saldırıları tasnif ederken şunu iyi bilmelidir, çok temel; Bilgi Harbi diye bir konu var ve gerçekten bu bir savaş yöntemidir. Bilgi Harbi göz ardı edilen bir mücadele halidir. Eğer bu savaşta kaybederseniz ateşli silahlardan daha fazla etkilenirsiniz, kayıtsız teslim olursunuz.

Bilgi Harbi teknikleri bir ülke veya güç tarafından karşı tarafa karşı uygulanır. Burada ülkeler (ve çeşitli güçler) arasında düşmanlık ve rekabet olabildiği gibi, dostluk da olabilir. Zira amaç, dost ülkeler arasında duyulan yakınlık derecesi her ne kadarsa, bunun daha güçlü veya zayıf olmasını sağlamak da seçilen hedeflerden biri olabilir. Özellikle Gri Bölge Harekâtı içinde bu yakınlıktaki güçlü ve zayıf açıklamaları, griliğin tonları şeklindedir. Diğer yandan ülkelerin birbirlerini politik çıkarı gereği ötekileştirmesi gerekiyorsa, bunun bir plan olduğunu anlamanın tek yolu Bilgi Harbi ile ilgili bir bakış açısını değerlendirmektir.

Psikolojik Harp, Bilgi Harbinin içerisindedir. Psikolojik Harbin bu Dijital veya Bilgi Çağı içerisindeki yeri ve etkisi giderek artmaktadır.

DEZENFORMASYON

Reuters Institute Digital News Report (2018), Türkiye’nin yüzde 49 ile en fazla yalan habere maruz kalan ülke olduğunu işaret etmektedir.

Bilgi Harbi içinde dezenformasyon nedir? Dezenformasyon, yanıltmayı amaçlayan yanıltıcı bilgiler, özellikle bir devlet kuruluşu tarafından rakip bir güce veya medyaya verilen propagandadır.

Dezenformasyon dış politikanın vazgeçilmez parçasıdır.

Dezenformasyon da bilgidir, hem hedefine uygun iyi hazırlanmış ve yöneltilmiş bilgidir. Bilgi algoritmik yayılır, teknoloji geliştikçe yayılma hızı giderek artmaktadır.

Eğer her defasında elinizdeki verinin yüzde doksanın ikişer yıllık periyotlarla üretilenler olduğunu bilirseniz, şu an 2022’deyiz, 2030’larda üretilmiş verinin büyüklüğünü ve etkisini hayal bile edemezsiniz.

Dezenformasyonla hedef alınan konular bir toplumdaki geniş eğilim oluşturan mevcut şikayetler üzerinedir. Öyle çok bilinmedik konular aramayın. Ama şunu aklınızdan çıkarmamalısınız, çünkü göz ardı edilen nokta da budur: Ben biliyorum dediklerinizden, hatta iyi bildiklerinizden hedef alınırsınız ve sonuçta etki altındasınızdır, yönlendiriliyorsunuzdur, aslında yönetiliyorsunuzdur. 

Demek ki bu işin özünde önce tehdidi kabullenebilmek vardır. İnsanoğlu doğası gereği bildiğini düşünerek ilerlemek istediğinden dolayı kendinin dışarıdan kontrol edilebildiğini kabul etmek istemez. Bazı devletler, bilinenleri politik argüman olarak kullanıyorken, aslında ötekileştirildiğinin farkına varamazlar, vardığında ise iş işten geçmiştir bile, bu defa da durumunu kurtaracak yollar ararken bazı hataların üstünü örtmek isterler. İfade ettiğim gibi bazen hükümetlerin politikaları gereği bazı harpler çok çeşitli tercihlerle sürdürülebilir, bu durumda içeriden ve dışarıdan gerçekleştirilen propaganda ile insanların aklı büyük oranda karışmış olabilir.

İki boyutlu düşüncede “zemin” kaymasından bahsedilir. Bilgi Harbinde üç boyut vardır ve hedefe bir tür “uzay” kayması yaşatılır. Dahası, şimdi kuantumdan bahsediliyor, kim bilir yakın gelecekte gerçekliğe kaç boyutta bakılacak!

SİBER SAVAŞ

Siber atmosferi iyi anlamak gerekir. Başat güçler bunlarla ilgili gerekli yapılanmaya gidebilmiş ve önlemlerini alabilmişlerdir. Bir devlet adına ilk önemli önlem bu konuda bir kurumsal yapıyla yola çıkmak, gerekli strateji dokümanlarını hazırlamak ve uygulama kararlılığını göstermektir.

Baştaki grafikte doğal düzene istenmeyen etki nasıl oluyor, bu durum izah edilmektedir. Doğal düzen ve ilişkiler (silindirik yapı) bir bütün halde olmalıdır. Ancak devlet ve hükümet ile onun müttefikleri, kurum ve kuruluşları (özel şirketler dahil), önemlisi halkın ve toplumun her kesimi arasına birer filtre veya amplifikatör konmak suretiyle aşağıda bir gri alan ve tortu yaratmak mümkün olabilmektedir. İşte bu filtreyi veya amplifikatörü araya koyan düşman (hasım) da olabilir, rakip de. Hatta sizin rakibiniz değilse, müttefikinizin rakibiyse, yine değişmez, çünkü her türlü doğal ve temiz ilişkiyi, akışı ve ahengi istismar etmekle ilgilenen ve dışarıdan etki eden bir yapının varlığı söz konusudur. Bu anlatımda filtre/amplifikatör olarak temsil ettiğim ise Bilgi Harbi unsurlarıyla siber taarruz, dezenformasyon, propaganda gibi hususlardır.

ABD bu konuyu 2015’ten bu yana yazdığı Siber Strateji ile belirginleştirmektedir. ABD stratejisi; etkili müşterek kuvvet operasyonlarına, siber-uzayda etkili ve caydırıcı olmaya, müttefiklerle ve yeni ortaklarla güçlenmeye, sürekli reform yapmaya ve gönüllüleri yetiştirmeye dayalıdır. 

Başat ülkeler ile teknoloji şirketleri arasında bir bağ olması çok normaldir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri ile Silikon Vadisi’nin ortak çalışması, en azından birbirlerine bilgi vermeleri, teknoloji şirketlerinin, örneğin Facebook’un veya Twitter’ın CIA veya Pentagon ile işbirliği içinde çalışması çok normaldir. Belli listeler üzerinden devlete istenen imkanlar açılır, izleme kayıtları paylaşılır, ağ bilgileri üzerinde analizler yapılır…

Bilgi Harbi devletin görevidir. Bunu yaparken devlet tüm kaynaklarını kullanır, ülkedeki teknoloji şirketleri dahil. Teknoloji şirketleri Bilgi Harbinin birer fonksiyonudur. Bazı tartışmalar küresel şirketle ölçeğinde devlet ile meseleleri arasında ve yeni hukuki sorunlarla ortaya çıkmaktadır.

Ancak ben burada hatırlatmak isterim, Türkiye gibi bir ülke bu yönde teknoloji bağımlısı ise tartışmanın neresindedir? Küresel çapta spekülasyonu yapılan yönleri haberleştirmek başka bir konudur. Asıl olan ise Türkiye kendi teknoloji şirketleriyle bir yandan ülkesini koruyabilmesi gerektiği, diğer yandan başka ülkelere bu tür savaş yöntemini uygulayarak üstünlük mücadelesinde ilerlemesidir.

ABD içinde bu konunun yasallığı ve özgürlüğü yönleriyle tartışılması şöyle dursun, esasında küresel teknoloji şirketlerinin bulunduğu ülkeye, örneğin ABD’ye veya Çin’e kendi politikaları için büyük bir avantaj verdiğini düşünecek olursanız, bu imkânı olmayan ülkelerin ne denli zorluklarla karşı karşıya olduğunu anlamanız zor değildir. Zira örneğin ABD başka bir ülkenin hem toplumunu etkiler hem de onlara demokrasi dersi vermeye kalkarsa, politik yönüyle kendine iki kat avantaj sağlamış olabilir. Bu tür örnekleri çok görmekteyiz. ABD’nin iç sorunları onların olsun, ancak kendi sorununuzu analiz ederken küresel güçlerin olumsuz etkisine maruz kalmanızı zor engellersiniz, bu doğrudan sizin işinizdir.

ABD açıkça Çin’in ve Rusya’nın düşmanlığını konu ediyor. Dokümanlarda düşman olarak Kuzey Kore ve İran da var. Diğer ülkelerden pek çoğu Gri Ülke kapsamındadır. ABD Siber Kuvvetler Komutanlığı sürmekte olan küresel Bilgi Harbinden kazanarak çıkmayı hedefliyor. Bu yapıyla ABD, düşmanlarının teknoloji hırsızlığı, hükümetin ve şirketlerin istismarı, demokratik usullere ve kritik altyapılara yapılan saldırıları önlemek için çaba sarf ediyor.

Diğer başat ülkelerin de benzer yapısal hazırlıkları vardır. Böylesi bir “savunma” konusu niyetle, tarifle, önemini işaret etmekle olmuyor işte!.. Nasıl kara, deniz, hava ve uzay kuvvetleri kabiliyetleri var ise aynı şekilde güçlü bir siber kuvvetlerin olmasını gerektiriyor.

Bu siber atmosferdeki savaşın doğasında kesin saldırı ve önlem aramak belki hayalci olacaktır. Ancak en azından sahanın kontrolünden bahsedilebilir. Sahayı kontrol edenler kendi tarafındaki kayıpları azaltırlarken karşı tarafa daha fazla kayıp verdirebilirler. Siber Savunma anlayışı askeri-güvenlik bağlamından daha geniş yaklaşımla, ekonominden demokrasiye çok kapsamlı bir bakış açısını ilgilendirir. Ancak Siber Savaşın doğası gereği düşman tanımı içerisinde anonim tehditler, teröristler ve kontrolsüz hareket eden aktivistler de vardır. Üstelik Siber Savaş barışta ve savaşta, 7/24 aralıksız ve giderek temposunu, etkisini, çeşitliliğini ve yeniliğini artırarak sürdüren, internet, ağ, yapay zekâ, gibi teknolojilerin gelişimine dayalı, tam spektrumlu bir mücadele atmosferine sahiptir.

ABD yapar da Rusya (ve diğerleri) siber operasyon yapmaz mı? Yanılgı buradadır, kabiliyeti olan hemen her güç unsuru bunu yapacaktır, hatta bölgedeki terör odakları bile. Zor mu? Hayır. Neticede hedef toplumlar, halk, kullanılan imkân internet üzerinden her ne varsa, bot hesaplar, troller, medya, vs.

Rusya İnternet Araştırma Ajansı ile, Çin ise Propaganda Ordusu ile siber faaliyetlerini geliştirmektedir. Çin’in Covid-19 ile beraber ne denli aktif olduğunu bu işi bilenler gördüler. Sağlık uzmanları ve halk pandemiye yoğunlaşmışlarken bazı ülkelerin Siber Kuvvetleri Çin’in bu konuyu nasıl istismar ettiğiyle de ilgilendiler. Çinli firma ByteDance, tahmini 135 milyon Amerikalı veya ABD nüfusunun yüzde 40’ı dahil olmak üzere 1 milyardan fazla kullanıcısı TikTok’un sahibidir. Çin devleti sizce ABD ile yaptığı büyük rekabette bu uygulamadan yararlanmaz mı?

UYGULAMA

ABD’nin (örneğin) Merkez Kuvvetler Komutanlığı, CENTCOM’u biliyoruz. İçinde Siber Harekât ve ayrıca Psikolojik Harekât sorumlusu birimler bulunur. Bu birimler CENTCOM’un sorumluluk ve ilgi alanında Siber Savaş yaparlar, bölgedeki halkın tutumlarını kendilerine göre yönlendirirler. Örneğin Yemen, İran, Suriye, vs. noktalarda etkili olacak faaliyetleri yürütürler. ABD’nin Suriye’de hedeflerine ulaşabilmesini desteklemek maksadıyla, ev sahibi Suriye’ye, buradaki terör örgütlerine, düşman ilan ettiği Rusya’ya ve İran’a, yine sahada olan Türkiye’ye karşı Siber Operasyonlar yürütüldüğünü söylemek gerekir ve bu doğaldır. Hatta bu bölgede ABD, İsrail siber imkanları ile de müşterek operasyonlar gerçekleştirebilir, bunlar yok sayılamaz.

Bu açıdan yapılanları az çok biliyoruz, ama aklımıza gelenleri sıralayalım: Politika, İstihbarat, Propaganda, Medya, Aldatma, Siber espiyonaj, Troll Çiftlikleri, Sahte Hesaplar, E-Mail Hack’leme, Komplo Kampanyaları, Tuzak Kampanyalar, Derin Sahtecilik… 

En basit haliyle Facebook ve Twitter tarafından ortaya çıkarılan ve araştırmacılar tarafından belgelenen operasyonlar içerisinde yapay zekâ tarafından oluşturulan yüzler, dilekçeler, memler ve hashtag kampanyaları içeren spam platformları ve sahte hesaplar var. Bunlarla elde edilmek istenen birçok sonuç olmaktadır. Asla bu küresel şirketlerin sadece ABD’ye hizmet ettiği de düşünülmesin, yapay zekâ devrede olduğuna göre konuyu bilen uzmanlar dünyanın çeşitli yerlerinde bu platformları kendi amaçlarına göre kullanabilmektedirler.

Özellikle başat ülkeleri kastederek söylüyorum, hiçbir savunma bakanlığı veya istihbarat servisi kendisinin sahte hesaplarla insanların normal yaşamına girdiğini kabul etmez. Ama bu böyledir, üstelik teknoloji şirketleri kendi ülkelerinin çıkarları için gerekli desteği de verebilir. Şöyle söylenebilir, hukuki prosedürler gereği yapılan işlemlerin hepsi karanlık bir evrenin faaliyetidir.

Plancılar stratejik ve taktik planlar yaparlar ve uygulayıcılar operasyonlarını bunlara göre belirlerler.

ABD’de 2016’larda görülen Rus uygulamasında nelerden söz edildi? İtibarsızlaştırmak için belge düzenlemek, ılımlı politikacılara rüşvet vermek, seçimlere hile karıştırmak… Başka neler var? Utandırmak, şüphe uyandıracak haberler yapmak, yanıltıcı hikayeler düzmek ve paylaşmak, müttefiklerin ve ortakların arasını açacak nifakı üretmek, kamuoyunu kirletmek, demokratik karar alma mekanizmalarını işlemez hale getirmek… Yoktan yere büyük yalan yaratılır. Toplumun öncelikle duymak istediği mesajlar gönderilir, çoğaltılır ve tekrarlatılır. Çok teknik işler yapılır, örneğin toplumda agnostik, cinsel tutumları farklı ve çevre duyarlılığı yüksek orta kesimler doğrudan hedef alınır. 

Ölçümler şöyle diyor, çevrimiçi olarak yayılan yanlış bir haberin, 1.500 kişiye gerçek bir hikâyeden 6 kat daha hızlı ulaşması muhtemeldir. O halde sosyal medyadaki yalanın yayılma hızına güvenerek tutumları etkilemek üzerine planlamaların yapılması çok doğaldır ve bu işin uzmanları büyük oranda bununla uğraşır.

Bu arada FETÖ’nün bir dönem Türkiye’deki faaliyetlerine örnek verelim. Çok özel bilgilerin sosyal medyada “Fuat Avni” isimli hesapla servis edildi. Ucu daha çok Amerika’da olan sosyal medya üzerinden hemen her dakika Türkiye, akıl karışıklığı yaratacak bombardımana maruz bırakıldı. Bütün bunlar ve benzerleri sanal alemde sürdürülen Bilgi Harbi ile açıklanabilecek konulardır. FETÖ’nün sosyal medyayı aktif kullandığı bilinen bir gerçektir. Örneğin TSK’yı karalamak için KİRLİOYUNLAR, TSKKULİS, SÜPERDENİZCİLER, GATAKULİS, BULUTALI, HANGARINSESİ, PAŞAKEYFİM hesapları ile sosyal medyada pek çok konu deşifre edilmiştir. Bakınız, bunlar ülkeye bir saldırı aracıdır. Neticede  hain darbe girişimine gidilen yolda belki de çoğu kişi bütün bunların neden bu denli yoğun propaganda yaptığını değerlendiremedi.

KAPASİTE

Daha 1990’ların ortalarındayken dünya nüfusunun yüzde 1’den azı çevrimiçiyken, bugün dünyanın yüzde 66’sı birbirine bağlı. Sadece son üç yılda, 1 milyardan fazla insan çevrimiçi oldu. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, 2019 yılında internet kullanıcıları her gün 500 milyon tweet attı, 294 milyar e-posta gönderdi ve Facebook’a 350 milyon fotoğraf yükledi. İnternet her saniye kabaca 1 petabayt veri iletti. Bu bir güç oluşumudur. Bununla istihbarat örgütleri kendilerine kaynak sağlarlar, harekatçılar ve kışkırtıcılar operasyon planlarlar, ayaklanmaları yönlendirirler, demokrasileriyle övünenlerin bile oy sandıklarına müdahil olurlar, velhasıl artık seçilmiş toplumları mobilize etmek hiç de zor değil.

Başat ülkelerde durum nasıl? Örneğin ABD, geçmişte SSCB’yi ele aldığı gibi bugün de Rusya’yı çok iyi izliyor. Çünkü Rusya’da bu işlerle ilgili olan Andropov Akademisi kapanmadı ve her yıl öğrenci mezun ediyor. Putin bile oralarda yetişmiş biri. ABD 2016 başkanlık seçimlerini analiz etti ve karar verdi, “ulusal güvenliğim tehdit altında” şeklinde. Bir seçim oluyor, demokrasisiyle övünen ABD diyor ki, “Rusya dezenformasyon ile seçimlerime müdahale etti.” Böyle bir tehdidi ve saldırıyı tespit ve analiz etmek önce bu konunun önemini bilmekle, buna göre bütün strateji ve taktik meseleleri, tıpkı ateşli silahlarla olan çatışmalardaki gibi, ortaya koyabilmekle mümkündür.

Demokrasiler neden tehlikede? Oy verenler etki altına alınabilmekte, post-truth ile… Bu her ülke için geçerlidir. O halde genel bir ayrım var: Demokrasileri korumak isteyenler ve diğerleri.

ABD daha sonra 2020 seçimleri için de benzer tehdit ve saldırılar olabileceğini dikkate alarak bir seçime girdi. Rusya benzer kanalları kullandı, ABD alabildiği kadar önlem aldı. Seçimlerin sonrasında ilginç bir durum ortaya çıktı, ABD tarihinde nadir görülen bir Senato Baskını hadisesi yaşandı, halk sokak gösterileri içine girdi, çoğu merkezde terör olayları görüldü. Bu insanları mobilize eden güç için ilk söylenen politik kutuplar olacaktır. Ama bunun gerisinde halkı manipüle edenlerin içerisinde Rusya’nın dezenformasyon gayretlerinin devrede olduğunu yine söylememiz gerekiyordu.

Elbette teknolojinin ilerlemesi ve buna göre tekniklerin etkisinin de artması doğaldı. Neticede dünya genelinde herkesin elinde bir medya cihazı (cep telefonu), Fecebook, Twitter, TikTok gibi çeşitli uygulamalar vardı. Sosyal medya post-truth’un en önemli platformlarıydı. Ama dahası vardı, yapay zekâ (AI) ile arka plandaki analizler çok yoğun sürdürülmekteydi. Bireylerin hemen her verisine istendiğinde erişilebilmekte, analiz edilebilmekte ve gerektiğinde kişiye özel girdilerle manipülasyonlar yapılabilmekteydi.

Çin’in teknolojide ABD’ye kafa tutmasını bir tek ABD mi tehdit gördü? Çinli teknoloji şirketleri (bunlar içinde 5G teknolojisinde altyapı için küresel ihaleleri alan Huawei şirketi adından çokça duyurdu,) hakkında mahkemeler açıldı. ABD’nin yanı sıra Kanada, İngiltere, Avustralya gibi ülkeler birer birer Çin şirketlerinin ihalelerini iptal ettiler. Konu sadece piyasa-ekonomi değildi elbette, güvenlik tehdidi ile ilgili bir tespit vardı. Dahası, Pentagon dahil bazı restorasyon ihalelerinde Çin malı yarı iletkenleri kullanmak isteyen firmalardan da el etek çektirildi. Mesele somuttu, Çin arka planda bütün bilgileri alabilecek usulleri kullanmaktaydı. Bizler bu konuları öylesine basit gördüğümüz halde başta ABD ve İngiltere, ki bu ülkelerin Siber Kuvvet Komutanlıkları var, tehdit diye görebilecek kapasiteye sahipti. Mesele şu o zaman: Kapasite.

SONUÇ

Örneğin 2022 yılında ABD, AB, NATO ve G-7 ülkelerinin ekonomik yaptırımlar sahip pek çok konuda işin doğrudan içinde olduğu bir Ukrayna-Rusya savaşı olacak ve sizler masumane twitler atarken sadece kendi aklınızla hareket edeceksiniz, kamuoyu diye bir konu var ve siz hiç etki altında tutulmayacaksınız, bu o kadar kolay mı?

Yakın dönem Türk siyasi tarihine ve demokrasilere olan müdahaleler zincirinin nerelerden ve nasıl kaynaklandığına bir bakın… Benim burada vurgulamak istediğim açık: Bilgi Harbi için milli ve stratejik kapasiteniz yeterli değil ise bu müttefik bile olsa birine güvenerek çözülecek bir iş değildir. O halde şöyle düşünün, dün ABD ve NATO sizin iç işlerinize müdahale edebildi ise bugün de edebilir. Dahası var, eğer Rusya ile çok sıkı fıkıysanız ve bu kez ona güven duyuyorsanız, hatta ihalelerinizi Çinli şirketler kolayca alabiliyorsa, bu konuda milli ve stratejik yapılarınız yeterince güçlü değilse, o halde tehlike sağlı sollu ikiye katlanmış olabilir.

Bilgi Harbi dezenformasyon birimlerine ve siber kuvvetlere sahip ABD ve Rusya birbirlerine düşmanlarken, (örneğin) Türkiye açısından bakılırsa, burada bir Gri Bölge Harekâtı söz konusudur. Başka ifadeyle ABD ve Rusya aynı anda Türkiye’yi istismar ederek kendi çıkarlarını elde etmek isterler. Neleri kullanırlar? Yaklaşık aynılarıdır: Politik alanı, ulusal medya platformlarını, kendileri açısından kullanabildikleri medyayı ve sosyal medyayı. Bu yerlerde etki ajanları, işbirlikçiler, çıkarcılar, çeşitli imkanlarla kullanılması mümkün olanlar vardır. Türkiye, Milli Güvenliği yönüyle mevcut kurumlarıyla Bilgi harbi konusunda mücadele eder, tehditleri önler, hatta karşı faaliyette bulunur, değil mi? Ama soru şu: Ne ölçüde? İşin zorluğundan dolayı olsa gerek bunu irdeleyen olmaz. 

Sonuç ne? Ortadaki dezenformasyon birilerince bilmeden, birazcık bilerek veya kasten tüketilir. Toplumun çeşitli kesimlerinde yeni algı şekli oluşur, siz bunlar arasındaki farklılıklara; politika, ideoloji, fikir ayrılığı, özgürlük, diye bakarsınız. 

Pratikte neye bakabilirsiniz? Bazı kişi ve kurumlar var, sürekli aynı şablonlu ifadeleri tekrarlıyorlar. İşte bu yapılan sizi hedef alan bir propagandadır. Eğer kullanılan veriler yalan ve aldatıcı ise dezenformasyondur. Size doğrular içine çok sinsice gizlenen çeldiricilerle etki sağlarlar. Bunları seçmeniz için biraz dikkat göstermeniz gerekebilir.

Burada amaç yol göstermekti, derinlikleri artırabilecek türden örnekleri tekrarlamak değildi. Biliyoruz aslında, şu an bir taraf var, kendisine “şucu” derken diğerine “bucu” diyor. Hatta dış propagandaya bağlı keskin dilde saldırılar yapılıyor. Bölücülük, kutuplaştırma, ötekileştirme ve bir de popülizm…

Bunlara toplu halde bakmak ve başka gelişmiş ülkelerle kıyaslamak gerekir, propaganda ve dezenformasyon baskısının ve bunun yarattığı sonuçların bu kadarı fazla! Toplumun bir ve bütün olması hususunda kanunlarımız var elbette. Türkiye Cumhuriyeti içinde olan her tür özgür ve seviyeli fikir ayrılığı ve tartışma tamam, ama bu tartışmanın sürekli ve derinleştirilerek yapılması, kişiselleştirilmesi, hatta Milli Güvenlik konularında taraf olunması, seçim sandığı başında oy verirken bu tür propagandanın ve post-truth yöntemlerinin etkisinde kalınması hususlarını ne derecede ciddiye alıyoruz? O halde hepsine bakarak yansız ve sağduyu ile karşımıza çıkan her şeyi bir daha değerlendirelim isterim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kızılelma

DİĞER YAZI

Stratejiyle Kazanmak

Güvenlik 'ın son yazıları

64 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
120 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
173 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
184 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
147 views

Küresel Stratejik Savunma 

Bu makalede, küresel savunma ve küresel strateji, savunma sanayiine olan ihtiyaç, bununla refah ve güvenlik yönleriyle kazanılacak avantaj, stratejik plan ve proje konuları ve KAAN projesinin değeri ortaya konacaktır. ABD, Rusya, Birleşik Krallık ve Türkiye örnekleri üzerinde duracağım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme