Ukrayna Meselesi, Savunma Stratejisi ve Planları

Okuyucu

Ülkeler önce Ulusal Savunma ve Güvenlik Stratejilerini ortaya koyarlar. Bunun peşinden Savunma Planlarını yaparlar. Savunma deyince yanlış anlaşılmasın, savunma sınır içerisinde de olur, dışarısında da; ileriden savunma da olur, yerinde savunma da; önleyici savunma da olur, ani savunma da… Savunma derken şunu anlamalısınız, gücünüz nispetinde küresel, bölgesel veya yerel olarak alanı sizin şekillendirmeniz gerekmektedir, bunu yaparsanız savunmanız sizi geliştirir, ayakta tutar. 

Strateji uzun vadelidir ve en üst seviyelidir. Örneğin Ülke Başkanı veya Yönetimi seviyesinde yapılır. Strateji refah ve güvenlik ile ilgili her konuda ülkenin gelişmesini hesaba katar. Stratejik seviyedeki savunma planları ülkeyi baki kılmakla (beka) ilgidir. Tarihte görülmüştür ki, “ne yaparsam ülke baki kalır,” sorusunun cevabı bazen “savaş yaparak” şeklinde verilmiştir. Bugün bu anlayış pek değişmese de içeriği değişmiştir. Savaşın olma şekli acımasız bir rekabetle sürdürülmektedir. O halde stratejik seviyedeki Savunma Planları aslında bir rekabet ederken kazanma planlarıdır. Eğer (örneğin); ABD gibi bir ülkeyseniz Küresel Rekabet seviyesinde hesap yapmalısınız, İran gibi bir ülkeyseniz Bölgesel Rekabet seviyesindesinizdir.

Her ülke lideri kendi dönemi için bir Doktrin belirler. Der ki; ben ülkemi böyle yaparak geliştireceğim ve hedeflerine ulaşmasını sağlayacağım. Örneğin (ABD Başkanı) Biden Doktrini şöyledir: “Amerikan halkı ve dünyadaki insanlar için ortak değerlerimizi savunmak, ortak çıkarlarımızı geliştirmek ve yeni ve hızlanan küresel zorluklar karşısında bile demokrasinin gerçekleştirebileceğini göstermek için ortaklar ve müttefiklerle birlikte çalışan güçlü bir Amerika!”

Öyleyse şimdiki ABD Başkanı Joe Biden Küresel Rekabette öne geçen olmak için aslında bir Savaş Planı yapmış oluyor ve bu planı uyguluyor. Ancak Doktrine bakarsanız bunu böyle çıkarmazsınız. Doktrinde, “savunma, çıkar, geliştirme, küresel, demokrasi, ortaklar, müttefikler ve güç” sözcükleri bulunmaktadır. Örneğin “savaş” gibi bir sözcük yok. O halde neden Savaş Planı diyoruz ki? Peki bir Savaştıran Plan, Yıpratan Plan, İstikrarsızlaştıran Plan, vs. olması mümkün mü? Neden olmasın? Eğer bu bir yarış ve kazanmaktan başka düşünülecek bir şey yok ise uygulanacak yöntem farklı olmak zorundadır. Biden’in uyguladığı yöntem Akıllı Güç olmaktadır. 

Akıllı Güç stratejik seviyelidir. Sert Gücü ortaklar ve müttefiklerle birlikte hasmı veya rakibi caydırıcı olacak biçimde kullanır. Yumuşak Gücü ise küresel çapta, yine ortakları ve müttefikleri işin içine bütünüyle katarak, hasma veya rakibe, sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yaptırımları ve izolasyonları kullanarak baskılamak için kullanır.

O halde örneğin ABD’nin veya bu dönemde Başkan Biden’ın hasmı Rusya’ya uygulayacağı Savunma Stratejisine bağlı Savunma Planı az çok netleşmektedir, öyle değil mi? Hem Rusya; Sert Güç kullanmayı öncelikleyen; Moskova’nın güvenliği için Nüfuz Alanları (Yakın Çevre Doktrini) üzerinde fazlaca hassas olan bir ülkedir. 

O halde Rusya’yı içine sokacak zemini hazırlamak hiç de zor olmasa gerekir: Biden, Putin’e otokrat, tiran, katil veya kasap diyecek, onu adamakıllı kışkırtacak; bunun üzerine özgürlük, barış, demokrasi diyecek; Ukrayna’ya ise gel NATO’ya diyecek, esasen sizler Ruslardan farklı değerlere sahip Slav bir toplumsunuz diyecek; Avrupa Birliği, G7 ülkeleri, Anglosphere ülkeleri ve NATO ile ortaklık ve müttefiklik ilişkilerini yineleyecek; NATO askerini Baltık’tan Karadeniz’e uzanan bir kuşak halinde sınıra yığacak; Ukrayna’ya silah, hem de savunma silahı verecek, buna karşılık Rusya’ya yoğun yaptırım programları uygulayacak, Rusya’yı küresel izolasyona tabi tutacak; bekleyecek! Akıllıca değil mi?

“ABD Savaşıyor,” dediğimde ise bunu cahiller bir türlü anlamak istemeyecek. Zira onlara hukuk var diyorlar, hem Savaş Hukuku.

Ancak ABD savaşıyor: Ülkesinin Siber-Uzay, İstihbarat, Medya, Ekonomi, Bilim ve Teknoloji, Politik ve Diplomatik kapasitesini tam, hem de en acımasız biçimde kullanıyor.

Sanırım Savunma Stratejisi ve Savunma Planı konularını anlatabildim. Gelelim Harekât Planı konusuna. Harekât Planı veya Operasyon Planı, Savunma Bakanlıklarının faaliyet alanına girer. Tehdide göre, Savunma Bakanları koordinasyonunda bütün ülke kaynakları, askeri kuvvetler ve hatta müttefikin kaynak ve kuvvetleri birleştirilir, bununla bir plan yapılır. İşte ülke savunmasından sorumluların operatif seviyeli bu Savaş Planına Harekât Planı denir.

Örnek olması açısından ifade ediyorum, peki, ABD, Rusya’ya karşı bir Harekât Planı uyguluyor mu? Yani Savunma Bakanlığı, Genelkurmay, asker, Konvansiyonel veya Nükleer Kuvvet Komutanlıkları fiilen kullanıyor mu? Hayır. Bunlar caydırmak amaçlı hazır tutuluyor. Onların planlarında caydırmak amaçlı hedefler var. Hatta Harekât Planlarının Faraziyeler Bölümünde (örneğin); Rusya’nın, savaşa müdahil olmadıkları sürece NATO güçlerine, bölgeye kendi bayraklarıyla intikal eden ABD ve İngiltere Kuvvetlerine, Polonya gibi sınır ülkelerine saldırmayacağı, Avrupa Birliği ülkelerine kendi yanına çekmek isteyebileceği, politik sıkışıklık yaşadığında Nükleer Savaş retoriğini kullanacağını, ancak bir Nükleer Savaşı göze almak istemeyeceğini, gibi pek çok konu yazılıdır. Bu faraziyeler Harekât Planlarında çok önemlidir ve Stratejik Hedefleri karşılar niteliktedir. ABD’nin sürdürdüğü savaşın fotoğrafı bu faraziyelerin işlerliğinden anlaşılır; zira ABD’nin politik girdilerini yapma zamanları (süren fiili savaşa enjeksiyonlar), bu faraziyeler gereği dümende yapılan düzeltmelerle anlaşılabilir. 

Bir başka şekilde açıklamalıyım; Harekât Planı devrededir, uygulamalar asker ve silah kullanımını dışarıda tutacak her türlü manevra ile sürdürülür. Başka türlü durumu kontrol etmek mümkün olmaz, öyle değil mi? Bir diğer konu da Siber-Uzay kapasitesinden bahsetmiştim, buna ait Siber Kuvvet Komutanlığı unsurları Örtülü Harekât yapmak suretiyle savaşın içerisindedir. Demek ki Savaş Hukuku kapsamındaki bir unsuru kullanarak ABD sahada kendi çıkarına durumu kontrol etmektedir. Burada adı geçsin diye ekleyeyim, bilinen bir bahis, Enformasyon Harbi (Bilgi Harbi) küresel, bölgesel ve yerel yönleriyle zaten yapılıyor. Silah yoksa savaş da yok diye düşünenler için yazdım bunları. Akıllıca değil mi?

Rusya’nın Ukrayna’ya Sert Güç kullanarak istilacı şekilde girmesiyle başlayan süreçte “bu savaşın adı ve amacı nedir” şeklinde çokça tartışıldı. Harekât başladıktan tam 30 gün sonra Rusya Savunma Bakan Yardımcısı çıkıp, “Bu bir Özel Operasyondur,” dedi. Bu durumda Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tatbik ettiği Harekât Planı operatif seviyeli harekattır. İcra sorumlusu Savunma Bakanı Sergey Shoigu’dur. 

O halde Devlet Başkanı Vladimir Putin seviyesindeki Stratejik Plan nedir ve kime karşıdır? Putin seviyesindeki Ulusal Savunma Stratejisi ve Savunma Planı, bunların Beka ile alakalı olduğunu açıklamış idim, Batı Bloku’dur. SSCB zamanı gibi düşünebilirsiniz, Atlantik Paktı ve Ülkeleri Putin’in Ulusal Planının hedefindekilerdir.

Demek ki Ukrayna Savaşı dediğimiz bütünüyle bir Operatif seviyeli harekattır. ABD-Rusya veya NATO-Rusya karşı karşıya gelir ise bu Stratejik seviyeli savaş olacaktır. Üstelik Kremlin sözcüsü Peskov “varoluşsal tehdit” demiş idi, hatırlanacaktır. Rusya’nın Bekasına olan tehdit Batı Bloku’ndan gelecek şeklinde anlaşılmalıdır.

Şimdi soracaksınız, ABD, Ukrayna’yı ileri mi sürdü? Evet. ABD’nin (yukarıda sıraladığım teknik prosedürler çerçevesinde) Savaş Planı buydu. Çünkü Rusya, Ukrayna’yı Moskova’nın güvenliği için Yakın Çevresinde bir tampon, varoluşsal sebeplerle yönetilmesi gereken bir nüfuz alanı olarak görmektedir, ABD bu durumu iyi kullandı. Üstelik ABD’nin kaybedeceği bir şey olmadı. Bir Stratejik Plan ancak böyle yapılır!

Teknik bir konu daha var, Askeri Doktrinlerle ilgili. ABD bunu da gördü ve hamlelerini buna göre düzenledi. Neydi bu? ABD’nin Askeri Doktrini, Tam Spektrumlu Savaş olarak açıklanır. Rusya’nınki ise Doğrusal Olmayan Savaş, yani Gerasimov Doktrini. General Gerasimov şimdiki Rusya Genelkurmay Başkanıdır. Burada bilinmesi gereken teknik avantaj/dezavantaj ne? ABD’nin Tam Spektrumlu Savaş Doktrini biri bitirilince diğeri başlatılan, o bilinen şekildeki barış, gerginlik ve savaş zamanlarını içerir, dolayısıyla kontrol edilebilirdir, inisiyatif devamlı emri verendedir, hatta geri dönüşü mümkündür. Ancak Gerasimov Doktrininde “çözüm” denen safhada mutlak surette Sert Güç devreye konmalıdır, bu safhanın alternatifi ve geri dönüşü yok. 

O halde her iki taraftan ABD, Sert Güç kullanmadan Stratejik Savaşını gerçekleştiriyor; Rusya Ukrayna’da sorunu çözmek adına Sert Gücü devreye koyuyor, buradaki stratejik kazanımı (Savunma Planının bir hedefi) Ukrayna’nın NATO’ya girmemesi, ancak bu hedefi savaşarak elde etmekle (çözmekle) hata yapıyor; üstelik Rusya’nın bu planı ABD’ye karşı etkili olmuyor, bir zarar vermiyor; Rusya’nın Ukrayna’ya olan etkisi operatif seviyede bir savaş halinde gerçekleşiyor ve burada Ukrayna ile Rusya kendi Harekat Planlarını uyguluyorlar; eğer Rusya ABD’ye karşı bir Stratejik Savunma Planı devreye koymak ister ise bu şartlarda Yumuşak Güçle veya bunu da içeren Akıllı Güçle hamle yapma şansını kaybetti, olsa olsa Sert Güç uygulayabilir ve bu da ancak Nükleer Savaş tehdit anlamına gelir ki bunun sonu olmaz!

Görüldüğü üzere planlar, stratejiler, savaş sözcüğünün geçtiği konu ve kapsamlar bilinçli ifade edilir ise durum tam anlaşılabilmektedir. Kırık kırık konuşmalarla durumu net açıklamak ve burada bir anlaşma sağlamak mümkün olmayabilir. Asker olmayan uzmanlar her ne kadar güvenlik ve savunma konularını biliyorlarsa da örneğin bir Stratejik veya Operatif Faraziye veya Durum Muhakemesi yazma zorluğuyla fiilen karşılaşmadıklarından, böylesi bir durumu tam algılayamayabilirler. Kaldı ki asker uzmanlar içinde dahi bu deneyimi yaşamayanlar çoktur. 

Bir de Harp Prensipleri konusu var. Kurmay Akademisinde bize Harp Prensiplerini ezberlettiler. Herkes kendine göre biliyor, açıklıyor olabilir. Ancak işte bilim ve sanat anlamında liderlerin veya komutanların birinin diğerinden ayrıştığı nokta, herkes biliyor ama, konu savaşa, muharebeye, operasyona gelince farklar da ortaya çıkar. Biliyor olmak başkadır, kazanacak biçimde bu prensipleri sahaya yansıtabilmek başkadır. Size sorarım, ülkemizde kaç askeri yorumcu şu Ukrayna Savaşı oluyorken Harp Prensipleri yönüyle bir analiz yaptı? Bırakınız Stratejik Liderlik pozisyonunu, Harekât Planlarının tahlilinde Harp Prensiplerinin uygulanması konusuna bile aşina olmayanlar çıkıp bugün halka savaş anlatıyorlar…

Ne derler, simülasyonlar yapılır, bunlar belirlenir. Bırakın savaşı bilgisayarlar yapsın o zaman. Bu insanların savaşı değil mi? Simülasyonlarda, karar vericilerin ve kurmayların hayali, beklentileri, durumun muhakeme edilmiş şekliye hasmın hassas, zayıf ve kuvveti tarafları, belirlenen faraziyelerin etkisi bir bütün halinde yazılır ve sonra nümerik değerler devreye konur. Peki, sorayım, sizin hanginiz bir simülasyon programı üzerinde çalıştı hem program hem savaş senaryosunun testi için? 

O halde bilerek demek yetmez, kavrayarak ve analiz edecek düzeyde konuşmak gerekmektedir. Bu konular uzmanlık işi ise herkes kendi alanında kalmayı ve bir diğerine saygı duymayı bilmelidir. İçinde strateji olan bir cümleyle kendini stratejist yerine koyan o kadar çok cahil var ki!

Sonuca gelelim, iki büyük güç, ABD ve Rusya kendi gelecekleri için büyük bir rekabet içerisinde, bir taraf inisiyatifle diğerinin hamlelerini etkiliyor. Herkesin bir planı var ve böyle olmak zorundadır. Eğer planların çarpıştığı yerdeysek, kiminki daha iyi diye bilebilmemiz gerekir. Görüldüğü gibi Ukrayna Savaşı uzamaya başladı bile… Kim bilir, uzasın isteniyor da olabilir! Bu zamanın bu denli uzaması ve daha da uzama potansiyeline sahip olması bizlere Post-Ukrayna etkisiyle büyük bir Küresel Değişimi dayatacak gibi görünüyor. Böyle bir durumda Türkiye Rusya’ya ve Ukrayna’ya ne söylüyor? Acilen ateşkes, anlaşma, barış ve istikrar!…

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Turkey is Right in Defense

DİĞER YAZI

Ukrayna-Rusya Savaşının Durum Değerlendirmesi (G50)

Güvenlik 'ın son yazıları

Küresel Çaresizlik Sendromu

Sizce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri'nin Küresel Çaresizlik Sendromu’na mı tutuldu? Evet, ancak

Savaşta Devrim

Küreselleşme doğal seyrinde ve buna bağlı yaşam biçimlerini olgunlaştırıyor. Dördüncü Sanayi Devrimi oldu, ancak bu devrimin

Nükleer Seçenek

Rusya-Ukrayna Savaşı nasıl sonlanacak? Barış olur mu? Savaş yayılır mı? Nükleer tehdit konuları savaşı ne tarafa