yeni-zelanda-teror-saldirisi
Yeni Zelanda Terör Saldırısı

Yeni Zelanda Terör Saldırısı

15 Mart 2019
Okuyucu

Bugün (18 Mart Çanakkale Zaferi’nden 3 gün önce) kara bir gün olarak tarihe geçti. Yeni Zelanda’da Cuma namazını kana bulayan İskoç kökenli, Avustralya doğumlu, 28 yaşındaki, Breton Tarrant isimli cani, hazırlanmış, planlanmış bir terör eylemini gerçekleştirdi. Christchurch’daki Al Nur Camiine ve Linwood Mescidine ibadet için gelmiş toplam 200 masum Müslüman’ın 49’u ki aralarında çocuk, yaşlı, kadın var, şehit edilmiş, 20’si ağır olmak üzere 48 yaralı var. Bunun adı küresel radikal ırkçı ve dini terördür. Asıl hedefi Müslümanlar ve Türkiye’dir. Türkiye’de İstanbul ve Cumhurbaşkanı Erdoğan özellikle zikrediliyor. Bir diğer hedef de aslında (sözde manifestoda ifade edildiği üzere) ayağa kaldırılmak istenen Avrupa toplumudur. Eylemden sonra Başbakan Ardern ifade etti, 4 kişi yakalanmış (3 erkek ve 1 kadın). Saldırganı videolarda izledik, kanlı eylemi makineli ve pompalı 5 tüfekle yaptı. Diğer 2 kişi bomba yelekliymiş.

Bugünlere nasıl geldik? 1095 yılında başlayan Haçlı Seferleri zamanından başlamayacağım anlatmaya, Soğuk Savaş’ın (1989) bitimini hatırlatacağım size. Bakın, 1988’de El Kaide ve 1994’de Taliban dünya sahnesinde oyuna kondu. Huntington Medeniyetler Çatışması tezini 1990’da ileri sürdü. (Buna karşılık Türkiye ve İspanya 2005 yılında Medeniyetler İttifakını ilan ettiler.) 11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere El kaide tarafından saldırı oldu. Bunun üzerine George W. Bush Küresel İslami Teröre Savaş ilan etti. Yeni tehdidin adı “İslam” oldu ve bu yolla Semavi bir dinin adı terörle yan yana konmuş oldu. Ayrıca Bush Haçlı Seferleri’ni (Reconqista, Yeniden Fetih) başlattı. Bu ilan edilen İslam ile savaşı icra edecek ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı yayını Uzun Savaş uygulaması 2007 yılında dünyaya tanıtıldı. Uzun Savaşın içeriğinde İslam var ve Yeni Halifeliğe karşı ne yapılacağı anlatılıyor. Benim burada zikretmek istediğim, dokümanda, Yeni Hilafetin (güya) hedefleri var, bu hedefleri elde edecek teröre başladı, bazı hedefleri Müslüman ülkeleri de kapsıyor, dolayısıyla ABD (ve Batı) Müslümanları ve bütünüyle dünyayı kurtarmanın yöntemi anlatılıyor. İşte Türkiye de dahil Müslüman ülkelerde yaratılan akıl karışıklığı noktası buradadır. Zira bazı kesimler, “İslam terörü meydana geldi, haliyle Batı da buna karşıdır, önlem alıyorlar…” denmeye başlandı. Geçtiğimiz gün Donald Trump “Uzun Savaş” değil ama “Bitmeyen Savaş” demişti. Mantık budur! Ancak, (sözüm ona) “İslami Terör” ile mücadeleyi sadece bu şekildeki saldırılarla yapmıyorlar, bu sadece kamuoyu oluşturmaktır, asıl yaptıkları bildiğimiz gibi, Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da, vs. kapsamlı yaptıklarıdır. Irak’a müdahaleler, Suriye, Arap Baharı, Körfez Ülkeleri’nin durumu, Şii-Sünni çatışması, Yemen, Libya, İran, hatta Türkiye… Buralarda olup biteni iyi okumak gerekir.

Her neyse, bütün bu süreçlerin sonunda ortaya şu çıkıyor, Batı ve özellikle Hıristiyan kamuoyu, ara sıra bu tür eylemlerle manipüle ediliyor. İşte buna “stratejik planlı olmak” denirse, eylemcilerin 2 yıl hazırlanması ve 3 ay da Christchurc kasabasında yerinde eğitim alınmasına ise “taktik planlama” diyeceğiz. Bu tür eylemleri daha önce gördük, bundan sonra da göreceğiz. Unutmayalım, burada eylemci 2011 Norveç eylemini gerçekleştiren Brewik’i örnek aldığını söylüyor. Yarın bir başka yerde başka biri de Tarrant’ı örnek aldım diyebilir.

Yeni Zelanda öyle güvenliği ön planda tutan bir ülke değil. Polisi normal zamanda bile zor görürsünüz. Askeri çok azdır. Tek tarihi konusu var, o da Çanakkale Savaşı. GSYİH’dan savunmaya ayırdığı pay yüzde 1 kadardır. Zaten ülke Avustralya’dan bile ileride okyanusun ortasındadır. Diğer adı Okyanusya’dır. Burada 4,5 milyon insan yaşar. Bunun yüzde 71’i Avrupalı, yüzde 14’ü Maori ve yüzde 11’i Asyalıdır. Dini durum; yüzde 43 Hıristiyan, Müslüman nüfus yüzde 1 mertebesinde, diğerleri de var. Yönetim olarak İngiltere ile irtibatlı dersek, diğer yandan Avrupa ile irtibatlı da demiş oluyoruz. Yani bu ülke bir küresel hatırlatma (!) için uygun görülmüş…

Kullanılan sembollere bakın, Haçlı, Osmanlı, Türk, Müslüman, Din… Bunlarla savaşmayı işaret eden tarihi olaylar, figürler, vs. Çalışılmış bir konu çıkıyor ortaya. Üstelik çok iyi medya servisi var. Terörün tanımında bu var zaten, kitlelere ulaşmak!

Terör demişken, son olarak Max Abrahms ve Audrey K. Cronin’in incelemelerine baktım. Bu iki bilim insanı diyor ki, aslında terörün zaferi hiç denecek kadar az oluyor (yüzde 6 gibi). Bu tarihsel süreçte ve bütün terör örgütlerini içeren araştırmalar. Ya ne yapılmaya çalışılıyor dersiniz, büyük güçler teröristi kullanıyor, onun kazanımı bu oluyor. Bu cümleden terör elbette kazanmayacak, ama belli güçler kazanan olabilmek için çaba içindeler. Uzun Savaş devam edecek, zaten teorisyenler de söylüyor, barış diye bir şey aslında mola vermek!

Bizler, yani özüne sadık insanlar dünya barışı için rehberlik etmeye ve bu uğurda mücadele içinde olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz daha bilinçliyiz. Bundan dolayı Tarrant bir yerde Türkiye’yi hedef almış. Dersine çalışmış, hatta Türkiye’de de yaşamış kısa bir süre. O zaman biliyordur ne denli hoşgörülü olduğumuzu. Tarrant gibi caniler ve arkasında bulunan güçler bir şeyler beklemeye devam etsinler, masum insanları öldürerek pek bir şey kazanamayacaklar.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

siber-savasin-politik-degeri
ÖNCEKİ YAZI

Siber Savaşın Politik Değeri

f-35-ve-s-400-tartismasi
DİĞER YAZI

F-35 ve S-400 Tartışması

Güvenlik 'ın son yazıları

192 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme