bilim-ve-teknolojide-neredeyiz-ve-ne-yapiyoruz
Bilim ve teknolojide neredeyiz ve ne yapıyoruz?

Bilim ve teknolojide neredeyiz ve ne yapıyoruz?

640 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bilim ve teknolojinin baş döndüren hızı karşısında şaşkınlık duymamak elde değil! Bazı devletler bu konuda bir hayli yol aldılar. Küresel piyasalarda dönen hacmin büyük bir kısmını bu yolla elde ediyorlar ve yatırımlar bu alanlara giderek kayıyor. Ellerimizde, evlerimizde ve ofislerimizde olan ne varsa sanki bir bilim kurgu misali gelişiyor. Bu önemli konuda kendi konumumuzun bir değerlendirmesini yapmamız gerekiyor kanaatindeyim.

Rakipler hangi noktadalar?

Bu evrende gelişmeyen, değişmeyen bir şey göremedim. Siz gördünüz mü? Bilim kurgu denilen şey bile sürekli ileri gidiyor. Dünün kurgusu bugünün gerçeği… Demek ki “bilimle” ilgilenmek ve sürekli “kurmak” gerekiyor.

Peki, bu işin yolu söylendiği kadar basit mi?

Uygulamaya bakıldığında bazı ülkelerin ileri adımlarının yanında bizim çabalarımızın yeterliliği tartışılır görülmektedir. Örneğin Amerika, İngiltere, Çin, Hindistan ve G. Kore gibi ülkelerin özellikle bilişim teknolojileri (IT) üzerine nasıl yoğunlaştıklarını görebiliyoruz. Bu ve benzeri ülkelere “bilişim üreticisi ülkeler” diyebiliriz.

Böyle olunca;

  • Ekonomik kalkınma,
  • Küresel eğilimlere yön verme,
  • Stratejik güç elde etme gibi belirgin yararlar elde edilmektedir.

Bilimsel ve teknolojik konularda eğer elinizde somut şekilde sürekli geliştirdiğiniz ve sattığınız ürünleriniz yoksa yani piyasada değilseniz, kalkınmanın yavaş ve başkalarına bağımlı olacağı gerçeği anlaşılıyordur her halde!

İçindeki küresel, yerel ve bölgesel şirketler dâhil, ülkemizi diğer ülkelerle mukayese edebilmek için somut bir konuyu sizlere açmam gerekiyor.

Değişik alanlarda araştırma yapıldığında IT üzerine büyük yatırımların olduğu, dünyada eğilimlerin bu yönde geliştiği, gelecekte bu konudaki çabaların ve kazançların daha da artacağı görülebilir.

Örneğin Gartner’ın 2014 Teknoloji Tahmini (www.gartner.com) çalışmasına bakıldığında ilk on sıraya giren alanlar şunlardır:

  • Mobil cihaz çeşitliliği ve yönetimi,
  • Mobil uygulamalar ve işletimi,
  • Her şeyin interneti,
  • Service kesici olarak Melez Bulut (HC) ve IT,
  • Bulut / Müşteri Mimarisi,
  • Kişisel bulut dönemi,
  • Her şey Tanımlı Yazılım (SDx),
  • Web ölçekli IT,
  • Akıllı makineler,
  • 3-D Printing.

Mağazalarda, standlarda, insanların ellerinde, evlerde, devlet dairelerinde, ofislerde, reklamlarda, gümrüklerde görülecek; bankaların işlem hacminin bir büyük kısmının bu alanlarda döneceği, sigorta işlerini meşgul edecek ana kalemlerin IT üzerine yoğunlaşacağı gerçeği inkâr edilemez.

Düşünsenize her şey internet üzerinden işletilecek, buluta alınabilecek ve bunlar kişiselleştirilebilecek; sadece 3-D yazıcı (printer) ile üreticiler ne kadar çok para kazanabilecek; cihazlar gelişecek ve bizden bir parça gibi olacak… Velhasıl dünya her ücretini ödeyenin avcuna alınabilecek. Bu alandaki şirketler enerji sektöründen daha çok ciro yapabilecek.

Dahası da var!

Bütün bu gelişmeler ki birkaç yıl sonrasından bahsediyoruz, ülkelerin, şirketlerin, özel yaşamın sınırları üzerine sürdürülen sosyal ve politik tartışmalarda da artış olacak. Bu yönü beni daha çok ilgilendiriyor. Ancak konuyu dağıtmamak için bu konudaki tasavvurlarımı yapmayacak, konunun bu bölümünü sizlerin takdirine bırakacağım. Zira küreselleşme, yeni kent devletleri, mevcut devlet sistemlerinin eleştirisi konularında başka yazılarım da olmuştu.

Biz neredeyiz?

Bilime bakış açısının ilkokul çocuğundan bürokrata, yatırımcıya varana kadar ne durumda olduğunu gözden geçirmek gerekmektedir. Bu konuda Türkiye’de belli somut adımların atıldığını gördük. Bilim ve teknoloji konusunda Hükümetin bir politika izlediği ve çaba gösterdiği gerçekleştirilen somut işlerden belli oluyor. Başta üniversitelerin, KOBİ’lerin, Teknoloji Parklarının (TEKNOPARK), Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ve TUBİTAK’ın önceki yıllarda olmayan (bir kısmıyla da aynı etkinlikte olmayan) düzeyde çabalarını görmezden gelemeyiz.

Fakat biz daha çok şu çabaların içindeyiz:

  • Yapısal ve sektörel çabalar,
  • Özel sektörün eğitimi ve mevzuat işleri,
  • Finans ve sigorta desteğinin işletimi,
  • Hedef belirleme süreçleri.

Yapılan işlere bir isim verelim: “Bürokratik!” Demek ki sadece isteklilik yetmemekte, daha “hızlı” hareket edilmesi ihtiyacı duyulmaktadır. Bu hızı sadece Hükümete değil her alana yaymak gerektiği aşikârdır.

Bilim ve teknoloji konularında âcizane bazı önerilerim olacak. Takip edebildiğim kadarıyla ülkemizde yapılan çalışmalar önemle sürmektedir. Bazı adımları denemek yerine isteme yöntemini, pazarlıkta istenenleri, beklentileri daha doğru alanlara kaydırmayı düşünmek yerinde olacak kanaatindeyim.

Önerilerim şöyle:

  • IT’de yatırım önce stratejik yolla düzenlenmelidir. Örneğin bilişim hatlarının başına ve sonuna sahip olmanın petrol boru hattındaki gibi vanaları elinde tutmayla özdeş olduğu iyi anlaşılmalıdır. Bu alanlarda yatırımlar koordineli ve etkinlikle gerçekleştirilmeli ve denetlenmelidir.
  • Devletin ve halkın yararına iş görecek bir “Bilişim Piyasası Düzenleme Kurulu” kurumuna ihtiyaç vardır.
  • Bilişim alanında dış sermaye çekilmelidir. Buna uygun alanlar ve ayrıcalıklar özveriyle yapılmalıdır.
  • Yeni bir teknoloji üniversitesi kurulmalıdır. Bu konuda ileri bir üniversitenin Türkiye’de vakıf üniversitesi şeklinde çalışması sağlanmalıdır.
  • Bilişim; yazılım, uygulama, cihaz, ortam ve hat gibi değişik alanları kullanır. Çok yönlü gelişmenin yolu aranırken; büyümek ve yayılmak için birkaç belirgin alanda sıklet merkezi oluşturarak adım adım da gidilebilir.
  • Bilim adamı yetiştirmek, bilimsel çabaları düzenlemek ve bilime olması gereken şekilde yatırım yapmak gibi köklü reformlara ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Belirli sektörlere fiilen ve pratik yollardan girme becerisi göstermeye gayret edilmelidir. Bu yönde fırsat elde edildiğinde özellikle yerli yatırımcı desteklenmelidir.

“Rakip-atak”

Spordan ticarete, sınavdan savaşa; her alanda bir rakip vardır değil mi? Eğer stratejik ve güç için çaba gösteriyorsanız, birinin yaptığı diğerini doğal olarak rakip yapar. Müsabaka olur. Biri diğerine karşı ön almak ister ve hatta bazen zora düşer. Ben buna “rakip-atak” diyorum.

IT konusunun stratejik olduğuna değindim. Özellikle devletlerin bu konuya olan duyarlılıklarını açmama gerek yok sanıyorum. Devletler diğerlerinden çok bu alanlardaki sektörlerine ve çalışanlarına gözü gibi bakıyorlar. Hani yakın geçmişte söylendiği gibi, “Olacaksan böyle milliyetçi ol!” Evet, işte somut şekilde tam da milliyetçi olunması gereken konular; bilim ve teknoloji, bunun içinde de şu an piyasa şartları çok getiri sağlayan IT üzerinedir.

Peki, karşı taraf, yani piyasayı elinde tutanlar, normal piyasa şartlarını düzenlemenin ötesinde, mevcut ve potansiyel rakiplerine karşı neler yaparlar? Elbette her yolu mubah görürler. Vaktiyle Türkiye’de kurulan uçak fabrikasının tencere ve traktör fabrikasına dönüştürülmesinin sağlanabildiği gibi bir şeyler yapılır her halde! Anlatmak istediğim önerilerime şunu da ilave etmeliyim: Bilim ve teknoloji işi savaş alanından farksızdır. Hükümet bunu biliyor, özel sektör de aynı ciddiyette olmalı; zoru görüp kolay tarafa yön değiştirerek bu işte tutunmak mümkün olmayabilir. Kararlı olmak şarttır.

Sonuçta ortaya şu çıkıyor. Eğer bilim ve teknolojide işi olması gereken yollarda yürütemezsek bağımlılık her alana girer ve derinleşir. Türkiye kalkınmakta olan bir ülke konumundadır. Büyük hedefleri bulunmaktadır. Kalkınmış olmanın tavrı ise topyekün görülmelidir. Doğal kaynakları kısıtlı Türkiye’nin bir “bilişim üreticisi” ülke olmaması için ne sebep olabilir ki?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Algılarla oyunun adı düşmanlık mı?

DİĞER YAZI

Spor konusuna köklü bir bakış

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka