demokraside-korku-sorunu
Demokraside Korku Sorunu

Demokraside Korku Sorunu

Okuyucu

“Eksiksiz, ileri, tam bir demokrasi için olmayan nedir?” diye soralım kendimize. Eksik olan çok şey var, ama bir sistem ölçüsünde eksiği işaret etmemiz gerekiyor.

Toplumsal açıdan bir karakter ve buna bağlı bir davranış ve iş görme şeklimiz vardır, bu basit bir dille “kültür” diye açıklanabilir bir konudur. Karakter, toplumsal tarlalarda bireylerin bilinçaltını sulayan birçok şeyle ilgilidir. Kültür ortamı bizlere bilinçaltına değin dikkate değer bir inceleme alanı sunar.

Tutumlarımızı etkileyen bilinçaltı kuşağını aklımızdan çıkarmayalım. Eksiksiz bir demokrasi için sistem toplumsal bilinci, beceriyi ve ideali muhatap alır. Sistemin çok ögesi vardır. Ancak iki ögeyi, bizim için daha önemli görülebilecekleri işaret ederek asıl meseleyi daha yakından irdelemek mümkün olabilecektir. Bu bize “kontrol” etmeyi ve “şeffaflık” konusunu tekrar hatırlamamızı gerektirmektedir. Kontrol ve şeffaflık demokrasinin şartı olan “güven” konusunun en hayati göstergesidir.

Daha yakından bakalım. Düşünün, yaşamda kötülük cinsinden başımıza neler gelebilir? İftira, sopa, kovulma… Birer birer veya hepsi bir arada olabilir. Peki, başımızdan bazı şeyler geçti mi? Millete veya bizi yönetenlere iftira ettiler mi; milleti veya bizi yönetenleri hapislere attılar mı?.. Bütün bunlar olduysa veya daha ileriki zamanlarda olacaksa, neden? Eksiksiz bir demokrasi için yeteri kadar kendimizi geliştiremedik mi? Eğer böyle yapılmazsa bu işin tamamlanamayacağını idrak edemedik mi?

Sebeplere bakın: Var olanları bir şey zannetmek, yeterli olur diye düşünmek… Organizasyon kuramamak ve kültürünü oluşturamamak, dikkatsiz davranmak, kendimize değil bir başkasına güvenmek, araştırıp öğrenmemek, doğru yerine bir zannetmenin peşine takılmak, konuşmanın her derde deva olduğunu düşünmek… Bütün bunların tersini yapsaydık, “idare eder” cinsinden değil de tam anlamıyla bir demokrasimiz, iyi bir devlet organizasyonumuz olsaydı ve buna dayalı sağlam bir işletme kültürümüz olsaydı, hatta toplumsal dinamiklerimiz buna dayansaydı, sistemimizi sürekli geliştirebilseydik, dikkatli, titiz, bilinçli, akıl yolu kirlenmemiş şekilde çalışsaydık ve kendimizi iyi yetiştirip güven dolu bireyler olsaydık, sizce en önce hangi yönümüz sağlam ve gelişmiş biçimde olurdu? Sonuç şu olurdu: Kontrol ve şeffaflık.

Peki, neden kontrol edemiyoruz? Neden açık ve şeffaf değiliz? Sanki saklanacak ayıbımız var… Birileri, “Beceriksiz!” diyeceğinden mi korkuyoruz? Acaba başkaları bizleri kontrol ediyor da, kendi iplerimiz başkalarının elinde mi tutuluyor?

Eğer korkarak büyüdüysek en verimli olacağımız bu yaşlarda adeta intikam alırız, korku salarız etrafa. Güven iklimini tesis etmekten uzak kalırız. Korku denen melanet daha biz bilinçlenme dönemindeyken yaşatılan travmalarla yerleşir bilinçaltımıza. Fark edilemezler. Normal yaşamda cesur adımlar attığımızı zannederiz ama asıl olan farklıdır. Korku söylediklerimizi dinlemez, örttüklerimizden beslenir. Korkuyla büyüdüysek kontrolü istibdat zannederiz; sıkı yönetim, sıkboğaz etmek, nefes aldırmamak kontrol değildir.

Kontrol denilen şey ne taassuptur ne de istibdat. Şeffaflık ise çıplaklık hiç değildir. Kontrol ve şeffaflık eksiksiz bir demokratik sistemin gereği, bilimsel yönü ve hukuku olan işlevlerdir. Eşitlik esası ile insan hakları ölçüleri gözetilir.

Kişiselleştirmeden bakın; kayıtsız ekonomiye açıksak, karaparaya ve uyuşturucuya dur demiyorsak, kaçakçılığı ticaret diye yapıyorsak, propagandayı bilgi zannediyorsak, al gülüm ver gülüm işlerimiz varsa, bilinçaltımızda korku salgılanıyorsa, yaşadığımız yerde güven olur mu? Dünyanın en iyi insanları olduğumuzu savunalım, boşuna…

Çıkıp, “Bütün bu çirkinlikleri ben yapmıyorum,” diyorsanız, bu bir savunma değildir. O halde, “Yaptırmayacaksın!” derler. Eğer birileri yapıyorsa, “Neden kontrol edemiyorsun?” diye sorarlar. “Aç defterlerini göster bakalım, bu paralar nereden geliyor?” derler. Gösterilen yalan yanlış kağıtlar yeterince güven vermez. İftiraya açık kalırsınız, bu size daha çok zarar verir.

Bu dijital çağda sen beni gözetliyorsan, seni de birileri gözetler. Bu bilgi çağında sen yazılanları okuyorsan, başkaları da yazar çizer ve okur. Ortalık bilgi dolu, hangisi çöp, ayıklayamazsın.

Güvenilir, samimi, akılcı, insan gibi biri olmak varken, insan-üstü gibi olmaya çabalamak da niye? Bu tür bir şey demokraside asla kabul edilemez.

Sözüm kasten kimseye değil, sadece “ileri demokrasi” mevzusunu özümseyemeyen korkaklara!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Faiz Haram da Vergi Helal mi?

DİĞER YAZI

Adaletle İlgili Eylem Planı

Kültür 'ın son yazıları

Anakronizm ve Propaganda

Anakronizm ile politik propaganda arasında ciddi bir ilişki vardır. Kitle psikolojisiyle ilgilenenlerin çalışma alanında bu tür

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis