partilerin-analizi
Partilerin Analizi

Cumhuriyet Değil, Demokrasi Tartışması

139 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Ülkede 29 Ekim kutlamaları yapılırken bir Cumhuriyet tartışması yapılır mı? Yapılıyorsa bu kabul edilebilir mi? Tartışma Cumhuriyet zemininde değildir, aslen Demokrasi hakkındadır. Demokrasi kültürü sürekli gelişir, tartışmaya değerdir.

Önce kavramsal olarak bakalım. Cumhuriyet (halk yönetimi, republic) bir rejimdir. Bu rejimde yöneteni toplumun kendisi seçsin, egemenlik milletin kendisinde olsun düsturu hakimdir. Sistemde parti gerekir; tek olsa da çok olsa da. Demokratik, dini, oligarşik, sosyalist cumhuriyetler olur. Atatürk henüz 1920’lerdeyken demokratik cumhuriyeti seçmiştir.

Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nde komünizm var. Rusya’da oligarkların egemenliği var, seçim de oluyor, bu bir yönetim biçimidir, ama Rusya’da kimse bunun bir cumhuriyet olup olmadığıyla pek ilgilenmemektedir. İran dini bir rejimdir. Cumhuriyet rejimiyle beraber adı İran İslam Cumhuriyeti’dir. Seçimler yapılıyor, değil mi? Ama nasıl? Suriye’de de Irak’ta da seçimler yapılıyor. Demek ki yeterli olmayan çok şey var. 

Politik amaçla ifade edelim. ABD’deki Joe Biden yönetimi, önceki Demokratlar da dahil, dünyada ortak gelişmenin Batı tipi liberal demokrasi ile olabileceğini ifade ederken, rakiplerinin de aynı sisteme dahil olmalarını istemekte ve bunu ulusal tehdit dokümanlarında ifade etmektedir. O halde şöyle, Batı kapitalizminin ana merkezi ABD, küresel ve/veya enternasyonel politikaları için liberal demokrasi yolunu önermektedir veya kullanmaktadır.

Modern cumhuriyet kavramı Fransa’da gelişti, ulusçuluk (nasyonalist) bu şekilde açıklanır oldu ve bu husus imparatorluklar dönemini bitiren temel faktörler arasına girdi. Dünya Savaşları zamanında özellikle Avrupa’da faşizm yaygınlaştı. Almanya’da Nazi döneminde Nasyonal Sosyalizm vardı. O günler geçti, bugün Avrupa demokrasiler için örnek olduğu gibi kendi içinde bir Birlik kurarak yer kürede tek bölgesel entegrasyonunun tamamlamış yapıyı tarif etti. Birlik’in politik değerleri; liberal demokrasi ve ulusal federatif devletler.

Günümüzde Batılı devletlere bakalım. Fransa’da demokratik cumhuriyet var. Parlamenter demokrasiyi, sekülerizmi (laisizmi) ve yarı başkanlık sistemini kabul etmiştir. Sekülerizm, liberal demokratik tezdir. Fransa’da çok sayıda parti vardır. İdeoloji liberal ve neoliberaldir, küreselcidir (globalist). Almanya’da federal bir cumhuriyet var. Federal Almanya Cumhuriyeti tam bir parlamenter demokratik cumhuriyet örneğidir. Amerika Birleşik Devletleri de benzer biçimdedir, ancak başkanlık demokrasisiyle idare edilir. ABD yönetimini demokrasi kavramına değindikten sonra açıklayalım.

Demokrasi (halk iktidarı) cumhuriyetin uygulama biçimidir. Demokraside asgari olması gerekenler; seçim, en az iki parti, özgürlük, eşitlik, temsil, güçler ayrımı.

ABD’de esas aktör konumunda iki parti var; Demokratlar ve Cumhuriyetçiler. Bu ülkede Demokratlar liberal ve neoliberaldir, küreselcidir (globalist). Fransızlar gibi sekülerizm, liberal demokratik (özgürlükçü, eşitlikçi, globalist) tezdir. ABD’de daha çok Demokratlar savunur. Buna karşılık Cumhuriyetçiler muhafazakardır (konservatif), ulusalcıdır (nasyonalist, milliyetçi), uluslararası sistemle ama nihayetinde Amerikan emperyalizmi bağlamında Amerikan Enternasyonalizmi’ni hedefler. 

Gelelim Türkiye’ye. Kuruluş düşüncesi önemlidir, temeller burada atılır ve gelişim bu doğrultuda ilerler. Atatürk’ün ideolojisi sosyalist, Marksist, komünist, anarşist, faşist, vs. değildi; sosyal demokrasiyi ve liberalizmi kabul etti. Atatürk, Yeni Türk Devleti’ni baştan itibaren demokratik esaslı bir cumhuriyet temeline oturttu. Bu önemli noktayı tekrar ediyorum, Atatürk bilerek ve hesaplayarak, gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemiş, sonra doğru gitmiştir.

Atatürk döneminden bugüne pek çok şey yaşandı. Aslında dünyada da çok şey yaşandı. Hepsini birlikte düşünmek gerekir. Örneğin bugün bir Hitler veya Soğuk Savaş yoktur. Ama ne var? ABD’nin iddia ettiği Batı Kapitalizmi.

Bugün Türkiye’de çok partili sistem var. Son merhalede Türkiye, Başkanlık sistemine geçince partiler güç birliği yapmak durumunda kaldılar, halen iki ittifak altında siyaset yapılıyorlar. Her ne kadar isimlerine Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dense de her ikisi de etimolojik olarak fazlaca farklı sayılmazlar, fark politikadan kaynaklanır. 

Bugünün siyasi tablosuna bakarak iki ana partiyi (iktidarı ve ana muhalefeti) kavramsal yönden açıklayalım. Partiler kendilerini başka şekillerde tarif ediyor olabilirler, ben tamamen kendi açımdan bakıyorum, şöyle:

Adalet ve Kalkınma Partisi muhafazakâr, özellikle 2015 sonrasında ulusalcı (milliyetçi), bir yönüyle de neoliberal muhafazakâr bir partidir. Başkanlık demokrasisini savunur (sistemin kurucusudur).

Örneğin bugün AK Parti, ABD’de iktidarda olan Demokrat Joe Biden ile politik taban bakımından zıttır. Demokrat Biden, başta belirttiğim politikası gereği, AK Parti’yi otokratik demokrat olarak tarif ediyor. Aynı zamanda bu durum AK Parti’nin karşısında olan Millet İttifakı tarafından kabul gören bir siyasi tariftir. Buna karşılık Cumhur İttifakı’nın bir diğer partisi Milliyetçi Hareket Partisi, ABD’nin bu politikaları doğrultusunda tamamen AK Parti ile ortak görüşe sahiptir.

Buna karşılık, adında her ne kadar cumhuriyet olsa da ABD’dekine benzer kriterlerle söylersek, bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi; küreselcidir (globalist), liberal demokrattır, sekülerizmi savunur. Örneğin bugün CHP, açıkça ifade etmemekle birlikte, Demokrat Biden ile siyasi taban bakımından örtüşür ve desteğini alacak politik yaklaşımı gösterir. Millet İttifakı olarak parlamenter demokrasiyi savunur, en azından bunu söyleyebiliriz. 

Denecektir ki; kurucu Atatürk’ün CHP’si nerede, bugün CHP Atatürkçü politika yaptığını ifade ediyorsa bunun manası nedir, Atatürk bugünün dünya konjonktürüne bakarak ne tür bir politik çizgi izlerdi? Başta Atatürk’ün CHP’si ulusalcı (milliyetçi) ve sosyal demokrat idi. Bugünkü CHP’nin sosyal demokrasi ile ilgisi yoktur, liberalizm hakkında temel bir politikası da fark edilemiyor. Ancak Atatürk bir rasyonalist idi, bugün dünyaya bakar, başka şeyler söyleyebilirdi.

Atatürk önce asker kimliğiyle önderlik etmiş, beka nedir gayet iyi bilen bir dehadır, politikasını da inşa ederken en iyisi neyse o yöne doğru bir çizgi oluşturmuştur. Bu yaklaşımla Cumhuriyet döneminde Hatay’ı sınırlarına katmış bir Atatürk gördük. Örneğin Atatürk sağ olsaydı, 12 Adalar meselesinde İsmet İnönü tarafından izlenenden farklı bir politikayı izleyebilirdi. Kenan Evren’in Yunanistan’ı tekrar NATO’nun askeri kanadına almayı kabul etmesi gibi bir kararı vermezdi. Bugün ABD’nin güney sınırımıza bir garnizon devletçik kurma girişimine ne yapar yapar karşı dururdu, engellemek için savaş verirdi. Atatürk’ün yöntemleri öngörülü olurdu ve adımlarını zamanında eksiksiz atardı. Temellerini attığı milli silah sanayii için günbegün somut kazanımlarla bugün bu alanda söz sahibi olunmasını sağlardı.

Tanımladığım iki partinin dışındakilerin tanımını siz yapabilirsiniz. Bunu yaparken özellikle bazı partiler için göreceksiniz, Türkiye’de siyaset yelpazesinden kaynaklı tarif sorunu olup olmadığını, partiler kanununa göre yapılan tarif ile kendilerini tarif etme biçimlerinin, hatta günlük siyaset çizgileri bakımından çok farklı olduklarını siz de göreceksiniz. Şöyle sorabilirsiniz, o partilerdekilerin kendisi partilerinin nasıl tanımlıyor olabilirler?

Bir ülkede demokratik kültür yerleşmişse cumhuriyetçilik tartışmasına hiç gerek yoktur. Ülkede halen cumhuriyet tartışması yapılıyor, bu yapay veya politik amaçlı bir tartışmadır. Hatta bunu rejim tartışması gibi sunanlar bile var. Olması gereken demokrasinin gereğidir; anayasal, partiler ve seçim kanunları, vs. yönleriyle. Kendini tanımlayamayacak veya tanımlasa bile çelişkili yönleri olan politika yapılacaksa, buradan sonuç almak elbette mümkün olmayacaktır. Bu çelişkili durum cumhuriyete, demokrasiye ve milletin (basitçe toplumun) kültürel yapısına zarar vermektedir, başka çelişki yumakları doğurmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98. yıldönümünde düşünmemiz gerekenler bellidir, ilerilere gitmek, refahımızı ve güvenliğimizi daha da artırmaktır. İç ve dış politika olacaktır, bunu böyle bilelim. Tartışma konusu herkes için geçerli olan demokrasi kültürü zeminindedir!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Çarpıklık: Saldıran Hukuk ve Bölücü Demokrasi Anlayışı

DİĞER YAZI

Bölgesel Riskler ve Türkiye Politikası

Politika 'ın son yazıları

Tam Spektrumlu Politika

Size şöyle soruyorum: Tam spektrumlu politikanız nedir? Klasik ideolojik yaklaşımlarla mı hareket edeceksiniz, hatalar üzerinde geliştirdiğiniz

Fay Hatları

Türkiye’nin bölgesindeki çatışmaları, gerilmeleri ve krizleri incelemeye başladığımızda ilgili aktörlerin etkileşimleri bağlamında geniş bir coğrafya içinde

Kırılma Cilt II

Kırılma Cilt I'de bu bir kitap olacak diye başlamış idik. Cilt II'ye geçmeden gördük ki bu