Kremlinoloji

27 Ağustos 2023
Okuyucu

Moskova’yı ve Kremlin’i bilmeden Rusya’yı, politikasını, Rus liderlerin tepkilerini, olanları ve olabilecekleri tarif edemezsiniz. Size bir nebze de olsa Kremlinoloji konusunda bilgiler vereceğim. Bundan amaç sadece Prigozhin olayını açıklamak değil, esasında ülkemizdeki bakış açılarının bu ve benzeri olaylarda doğru bir odağa yerleşmesini sağlamaktır.

Bu tabir, 1950’lerde Sovyet sisteminin politikalarının nasıl tayin edildiğinin bilinmesi veya tahmin edilmesi açısından kullanıldı. Sözlüklerde eski Sovyetler Birliği hükümetinin incelenmesi, özellikle dış ilişkilerini yönlendiren faktörlerin incelenmesi şeklinde karşılık bulur. Kremlinolojinin, Aleksandr Zinoviev tarafından ileri sürüldüğü kabul edilir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve Soğuk Savaş’ta ileri sürülen Kremlinoloji üzerine çalışanlar asıl ne olup bittiğini birincil referanslardan öğrendiler. Ancak ülkemde bu konuyu çok az kişinin bildiğini söylesem yanlış olmaz, ki bu gayet üzüntü verici bir konudur. Denebilir ki bir sürü uzman çıkıp konuşuyor! Hatta Rusya, Türkiye’nin komşusu!.. Öyle, zaten bizim uzmanlık dediğimiz, başka ülkelerde aynı kapsamla ele alınmıyor.

Jenny Thompson ve Sherry Thompson imzalı, Johns Hopkins Nükleer Tarih ve Çağdaş İlişkiler olarak yayımlanan bir seri kitabından biri olan, The Kremlinologist: Llewellyn E Thompson, America’s Man in Cold War Moscow, okunması gereken bir kitaptır. Thompson, ABD başkanlarının danışmanlığını yapmış bir isim ve bu biyografisinde daha çok Küba Füze Krizi ile Vietnam Savaşı analiz edilmektedir. Patrick Cockburn’ın modern Sovyet toplumunu şekillendiren güçleri mercek altına alan ve yaşanan olayların değişikliklere nasıl yol açtığını anlatan eseri, Getting Russia Wrong: The End of Kremlinology yine bir örnektir.

Yakın dönemde 2014 Kırım’ın işgali ile daha da belirginleşen Rusya tehdidi üzerine uzmanlar tekrar odaklandı, bu kez Kremlinoloji mevcut durumla ve dolayısıyla Rus yönetim sistemiyle, hükümetiyle, hiyerarşisiyle ilgiliydi. Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelen topyekün işgal faaliyeti Batı dünyasında bu terimi tekrar gündemde tuttu. Bu yeni durum için yeni kitaplar yayımlanmakta. Örneğin şuna bakabilirsiniz: Alexander Baturo ve Jos Elkink’in kaleme aldığı ve Oxford’dan çıkan bir kitap, The New Kremlinology: Understanding Regime Personalization in Russia (Comparative Politics). Bilinen bir isim olarak, Moskova’da Büyükelçilik yapan Profesör Michael McFaul’un eseri From Cold War to Hot Peace var. Örnekler çoğaltılabilir.

Gelelim konumuza, Wagner’in patronu Prigozhin öldürüldü mü, yoksa bir uçak kaza mı oldu? Eğer Prigozhin öldürüldü ise bunun emrini Putin mi verdi? Şimdi bu gibi bir soruları cevaplamaya çalışan çok uzmanımsıyı dinleyenlere bakarsanız, ikinci veya üçüncü ağızdan sizlere çok şey anlatmaya çalışırlar, öyle değil mi? Bunlar bir süre sonra “…mış …mış” olur ve asıl mesele unutulur. Ancak olaylara bir Kremlinojist olarak bakarsanız, hem bu olay anında yapılan yorumlar daha güven vericidir, hem de gelecekte olabilecek olaylara karşı bir fikir yürütme imkanına kavuşabilirsiniz.

Kendi okurlarım için yazıyorum, dikkatinizi çekti mi bilmem, ben Putin ismini öne çıkararak bir yorumda bulunmadım, daha çok Kremlin ve Moskova diyerek konuştum. Hatta bu konuda yakın tarihlerde yazdığım, Wagner ve Prigozhin Olayının Analizi ile daha geniş açıdan analiz ettiğim Stratejik Daralma isimli olanlara bakabilirsiniz.

Stratejik Daralma’da şunu yazdım: Demek oluyor ki Ruslar, özellikle Putin’in 2012’den itibaren başlayan iktidarından bugüne dek tüm icraatlarına bakılırsa açıkça görülecektir, farklı bir iddia ve arayış içerisine girdiler. Tarihsel akışta görüldü ki, ABD ve Rusya (SSCB) arasında zor zahmet imzalanan, dünya barışı için çok büyük önem arz eden, orta menzilli olanları (INF) ve stratejik balistik füzeleri kapsayan (START) nükleer anlaşmalar bozuldu, ABD ve Rusya arasındaki Barış İçin Ortaklık (PfP) ve Açık Şemalar Anlaşmaları (OSA) durduruldu, üstelik 2022’de Rusya, Ukrayna’ya kapsamlı işgal harekâtı başlattı. Bugün dünya silahlanma ve askeri ittifaklar kurma dönemine girdi. İnsanlık tecrübe ettiği 1914-1989 döneminin karanlığına geri döndü. Putin’in başkanlığında Kremlin tekrar “savaşa ve silahlanmaya dönüş” dedi. Buna ideolojik kodla “emperyalizmle mücadele” adını verdi. 

Detaylı alıntı yapacağım ama bu noktada gerekli, Wagner ve Prigozhin Olayının Analizi‘nde şu bilgi ve tespitler var: Başkalarını bilemem, ben Rus sistemini, Moskova ve Kremlin’i, ülkedeki iç dengeleri, Rus ordusunu, doktrinini, silahlarını, politika, savaş ve istihbarat yöntemlerini çokça dile getirenlerdenim. […] Ruslar, Rus Devlet yapısı ve düşüncesi, önce Moskova’nın güvenliği der! Moskova’yı korumak, dünyadaki bütün Slavları ve Rus ülkesini korumak demektir. Bütün stratejiler ve hareket tarzların bunun üstüne inşa edilir. […] Kurumlar ve başlarındaki liderleriyle düşünün, 12 kadar güvenlik ekibi (bunlara Sloviki denir ve Şoygu, Gerasimov, Narişkin gibi isimler buradadır), 13 kadar devlet adamı (Lavrov, Medvedev gibi isimler buradadır), 6 kadar banka, 10 kadar iş insanı (oligarklar), 4 kadar ideolog (kilise bunun içinde), 2 kadar sırdaş (aile buradadır), 4 kadar dışarıdaki temsilci olmak üzere, yaklaşık 50’nin üzerinde Rus sisteminin, Moskova’nın ayakta kalması için birbirine bağlı otoritedir. Bu yapı ülke içindeki yeraltı kaynakları, ülke içi ve dışındaki altyapılar ve gelir kaynakları, nüfuz alanlarındaki çıkarlar noktasında pay sahibidirler. Putin, bu yapının ortak iradesiyle ülkeyi yöneten liderdir. Devlette bütün dengeler bu yapıya göredir. Rusya öyle ifade edilmeye çalışıldığı gibi tek radam rejimi değildir, kendine has bir yapıya sahiptir. […] Sonuçta kim kazandı, kim kaybetti? Bu sorunun cevabını vermek ise ölçeklere göre ifade edilebilir. Şöyle ki: 1) Küresel ölçekte: Kazanan ABD ve ortakları. Kaybeden Putin. 2) Rusya ölçeğinde: Kazanan Putin ve Şoygu. Kaybeden Prigozhin ve onunla hareket etmeyi seçenler. 3) Ukrayna’daki savaş ölçeğinde: Kazanan/kaybeden aşısından belirgin bir fark ortaya çıkmaz. Başa dönün, şartlar oluşmuş halde, hamleler yapılıyor, sıra Putin’in vereceği karar noktasında, yukarıda ifade ettiğim kazanç/kayıp durumu da hesaplanabildiğine göre, sizce Putin nasıl bir karar verir! Orduda bir çatlak olursa ve bu çatlağın büyüme potansiyeli söz konusuysa; 1) Savaş kaybedilebilir, 2) Devlet otoritesi sarsılabilir, 3) Ülkedeki rejim açısından düşmanın istismarı daha da derinleşmeye sebep olabilir, 4) Elde edilmesi planlanan, riske girilen, zaman içinde kaydedilen aşamaların hepsi birden kontrolden çıkabilir. Sıralama: Devlet otoritesi önce kendini güçlü tutmak zorundadır, sonra düşmanlarına yönelebilir. Hangi hamleyi yapmanız gerektiğini iyi belirlemek zorundasınız, göze alınabilir belli bir kayıp olsa da!.. Şimdi, Prigozhin olayı hakkında ne düşünmelisiniz?

Ben bu açıklamaları Moskova, Kremlin ve Rus sistemini düşünerek yaptım. Ruslar, Rus milliyetçiliği ve devlet sistemi için Kremlin her şeyde önemlidir. Genel olarak ifade ediyorum, bu uğurda kendilerini feda edebilirler. Moskova’nın güvenliğinin birinci sırada tutulması, buna adanan kimselerin otoritesini kabul, siyasetin bu düşünceyle yapılması, aynı zamanda bir bağ ve bağlılıktır, bu çemberden çıkan için attığı adımın ne manaya geldiği kendi içlerinde bilinir; başka milletler kendilerine göre haklı gösterilebilen düşüncelerde olsalar da.

    Rus hiyerarşik sistemi alt sıralardaki siyasi yapılardan Kremlin’e doğru yükselir; buna dikey hiyerarşi denir. Hiyerarşi, ülkede Kremlin’in asıl otorite olması manasındadır. Bunu ne Putin bozabilir ne de Medvedev. Ancak Prigozhin gibi biri, karakteri gereği dikey hiyerarşiye ters harekette bulunur ise bunu ne Putin affedebilir ne bir başkası.

    Özellikle Joe Biden veya şu ana ülkesi Rusya ile savaşta olan Volodymyr Zelensky her fırsatta Putin’e yönelik, Rus (Kremlin) otoritesini hedef alan beyanlarda bulunurlar. Bunlar Rusya’ya tam karşıt kesim (düşman) olarak kendilerince yapılması gerekeni dünya kamuoyu önüne getirirler. Bu hem kendileri için de gereklidir. Batı tarafından neler konu edilebilir veya öne çıkartılmak istenebilir? Putin’in kişisel kaprisleri, Rus devlet sisteminin sorgulanması, mafya devlet gibi açıklamalar, yöneticilerin veya sistemin zayıflıkları üzerine sorgulamalar, küresel Rus nüfuz alanlarındaki sorunlar, yolsuzluk konuları, halkın rahatsızlıkları, vs. Elbette bu iddialarda haklı bir çok nokta vardır. Ama benim işaret etmek istediğim nokta, Kremlinolojik bakış açısının ne olduğuyla ilgilidir.

    Yine yakın tarihli örnek, Putin, Güney Afrika’daki (çok önemsediği) BRICS zirvesine bile gidemedi, video konferansla katılım sağladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi onun için tutuklama emri çıkarır ve sonucunda bir Kremlin sorunu vücut bulursa, biliniz ki bu, Putin’in şahsi meselesinden çok Rusya’nın güvenlik politikaları yönüyle ele alınması gereken bir durumdur.

    Putin’in bir “Çar” edasıyla yaptığı konuşmaları hatırlayın, buralarda tarih ön planda tutulmaktadır. Bu çok kişinin dikkatini çeken bir husus; “acaba yeni Rus Çarı Putin mi?” diye soruluyor. Ancak Putin’in tarih ve biraz da ideoloji içerikli konuşmaları Kremlinolojide olağan türdendir. Çünkü Moskova için; güç güçtür ve emperyalistlerin olduğu bir dünyada korkaklık ve ihanet asla affedilemez! Onun için Rus liderler sürekli sert güç içerikli beyanlarda bulunurlar ve bunun gerekliliğini de tarih ve ideolojiyle açıklarlar.

    Neler yazılıyor? Elbette olgular geçerlidir. Ama olaylardan sonuç çıkartırken bunlara verilen değerler çerçevesinde, kendiniz ne denli Kremlinoloji yönünde doğru bir bakışa sahip kalabiliyorsunuz? Bana göre bir değerlendirme yapılırken, bu daha ön planda olması gereken husustur.

    Bakınız:

    “Prighozin bir sokak satıcısıymış ama Putin zamanında oligark olmuş.” Olabilir, çünkü Rusya’da bu normaldir.

    “Prighozin, Putin’in sağ koluymuş, o halde suikast emrini veren Şoygu vermiş olabilirmiş.” Kremlin’de bu nasıl mümkün olabilir? Asıl konu Putin değil ki, sistem! Bu Putin ile alakalı değil. Başkan bir başka isim olsaydı da bu olayın müsebbibi Kremlin olacaktı.

    “Putin bunu yapmamıştır, düşmanı ABD veya İngiliz gizli servislerinin işi olabilirmiş.” Kremlin böyle bir işe kendi topraklarında izin veriyorsa, Moskova işgal edildi demektir!

    “Şimdi Wagner ayaklanır ve Moskova’ya tehdit oluştururmuş.” Eğer Rusya, Wagner için planını yaptıysa, bu öyle olur! Ruslar otorite kimde veya nede bunu iyi bilirler.

    Genel olarak söylüyorum, bir nedenden dolayı bir ayaklanma veya taşkınlık olmaz mı? Olabilir. Ama sonucunu kabullenerek hareket ederler. Hatta şu da var, Ruslar milliyetçidir ve dünyanın neresine giderlerse gitsinler, Rus Rustur! Ruslarda zaman kavramı daha başka işler; aceleyle karşılık verilmesi belki olmuştur ama daha çok şu geçerlidir; unutmamak! Ruslar isyan edebilirler ama daha öne çıkan güdü itaattir; otoriteye itaat. Ruslar kavgada sertliği ön planda tutarlar, biri diğerinin başına odun bile vurur, küfürlü hakaretlerde bulunurlar, ama bu davranışlar Ruslar için çok da anormal değildir. Kremlin’in içeride çekişmeli bir görüntü verdiğini rahatlıkla görebilirsiniz. Diğer yandan yaptıkları her tür politik eylem için Ruslar dışarıya şeffaf görünmek zorunda hissetmezler. Rusları Rus gibi, (örneğin) Almanları Alman gibi düşünmek gerekir.

    Hatırlanan olaylar var: Bağımsız siyasi aktörler Boris Berezovski ve Mihail Khodorkovski Rusya’dan kovuldu. Alexei Navalny ve Vladimir Kara-Murza hem zehirlendiler hem de hapis cezasına çarptırıldılar. Boris Nemtsov vuruldu. İngiltere’de yaşayan eski Rus subayı Sergei Skripal zehirlendi (yaşıyor). Örnekler çoğaltılabilir.

    Size bitirmeden önce bir anımı anlatayım. Orta yaşlı ve gösterişli bir kadın Rus restoranına girdi, doğrudan bara gitti. Restoran doluydu. Kadın bardan şişeleri tek tek alıyor, bağırarak konuşuyor, o noktadaki barmeni ve restoran idarecilerini aşağılıyordu. Bir süre sonra barda kırmadığı şişe kalmadı. Asıl meselesi o restoranın sahibiyleydi. Kimse o kadına o taşkınlığını yaparken müdahale etmedi, cevap bile vermedi. Diğer tarafta müşteriler de olup biteni sessizce seyretti. Kadın bir ara durdu, sakinleşti ve sonra dönüp kapıya yöneldi. Restoranın idari ofisinden iyi giyimli iki adam çıktı ve kadını takip etti. Kadın arkasından birilerinin geldiğini görmedi. Kadın dışarı çıktı, otoparktaki pahalı arabasına binmek üzereydi. Emin adımlarla yürüyen o iki kişi, kadını aracın hemen yanında sessizce dürdü büktü ve içeriye oturttu. Aracı o iki kişiden bir kullandı ve oradan uzaklaştılar.

    Bir yanıt yazın

    Your email address will not be published.

    ÖNCEKİ YAZI

    Kutuplaşmaya Doğru

    DİĞER YAZI

    Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi

    Politika 'ın son yazıları

    71 views

    İsrail, İran ve Gazze

    Genel bir değerlendirme yapalım, çünkü İsrail, 7 Ekim saldırısından 6 ay geçti ve "bugün Gazze'de üçüncü aşamaya geçtik" dedi. Bu ne demektir, bölgede başka ne gibi gelişebilir olabilir, hepsini inceleyelim.
    50 views

    Modern Rekabet

    Burada modern rekabetin küreselleşmesi öyküsünü kendi içindeki kavramlarını tartışarak, Rusya ve Çin örnekleri üzerinden otoriter yönetimlerin eleştirisini yaparak açıklayacağım. Kavramsal olarak "modern rekabet" anlayışını bu şekilde açıklama imkanı bulacağım. Sonlara doğru kapitalizmin yozlaşmasını açıklayacağım. Bu kısımda da Anglo-Sakson yapıyı ve Kıta Avrupa'sını işaret edeceğim. Burada anlaşılması gereken şu olacak: Demokrasi ve insanlığın gelişimi kimsenin insafına kalmamalı, rekabetin yapılma amacı değer üretmek esaslı olmalı.
    53 views

    Seçimler ve Beka

    31 Mart Yerel Seçimleri gerçekleştirildi ve Türk demokrasisi kazandı diyoruz. Ben ise size bu seçimleri örnekleyerek bir "beka seçimi" ne demek oluyor, bunu açıklayacağım. Buradan hareketle yapılması gerekenleri de gözden geçirmiş olacağım.
    76 views

    Politikada Gri Kavramlar

    Size politika amaçlı yapılan propaganda konusu içinde yer alan kavramsal bir temayı sunuyorum, grilik. Gri kavramların dış ve iç politika yansımalarına bakacağım. Özellikle ABD dış politikasında kendi çıkarına yaklaşımlar sergilemesi neticesinde görülen gri kavramlar konusunu işleyeceğim. Buna örnek olarak Filistin-İsrail, terörle mücadele, sözde soykırım tasarısı gibi konular da yer alacak.
    144 views

    Yerelde Yapısalcılık

    Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
    DÖNBAŞA

    Okumadan Geçme