Modern Popülizm Sorunu

8 Ocak 2024
Okuyucu

Çağımızın önemli siyasi kavramlarından popülizmi inceleyeceğiz. Popülizm, sağ ile sol, liberalizm ile anti-liberalizm, demokrasi ile otokrasi arasında konu edilen bir kavramdır. Çıkarımım şudur: Popülist, bu kavramı görmezden gelebilmekte, kendi siyasetinin peşinde koşabilmekte, ama sonuçta halk zarar görebilmektedir; aynı zamanda, popülizme karşı olduğunu söyleyen siyasetçiler, dünya ve demokrasi yararına savunularıyla ortaya çıkabilmekte, popülistleri daha da belirginleştirebilmekte, bu sayede kendi politik yaşamlarında başarılı olabileceklerinin kurgusunu yapabilmektedir.

YAŞAM VE POLİTİKA

Siyaset, insana özgü temel bir işlev ve özelliktir. İnsan siyasetin hem üreticisidir hem içindedir, dışında kalması söz konusu değildir. Yaşananlar aynı zamanda yaşanacak olanların belirtisidir. Kavramlar yaşamın içinden kazılarak çıkartılır. Bazıları için ise kavramlar birer hedeftir. Yaşamımızda zorlukla elde edilen ve bugün günlük işlerimize müdahil bir kavram, popülizm, siyasetin hedefinde! Siyaset kendi kurgusu içinde sürekli yeni belirsizlikleri ve oluşum süreçlerini tetiklerken, bizler bunların ne kadarına hakimiz? Yaşam, yeniliklerin ortaya çıkması ve hatta bunların önünde tekrar yenilerinin belirmesi süreçleri hızlı bir döngüdür, tıpkı büyük bir girdap gibidir; etrafındakileri aniden ve güçlü biçimde içine çeker. 

Çağımızda küreselleşmenin imkanlarını kullanarak gelişen popülizmin yarattığı bir girdapla karşı karşıyayız. Popülizm, ciddiye almamız veya hiç değilse farkında olmamız gereken önemli bir konudur. Bu makalede az da olsa popülizmin tarihsel serüvenine değineceğiz, ama en başta işaret etmem gerekiyor, yaşamımızda önemli bir dönüşüm söz konusudur ve bunun nedenleri 21. Yüzyılın hemen başından itibaren her birimizi etkilemektedir; ülkeleri, liderleri, politikacıları, kurumları, hatta seni, beni…

Bir ülkeyi, lideri işaret etmekle ilgilenmediğimi anlamalısınız. Amerika’nın güneyi daha çok sorunlu ise kuzeyi de sorunlu, ama bunu kastetmiyorum; Asya’nın, Afrika’nın kuzeyi, güneyi demiyorum; Avrupa’nın içini, dışını tartışmıyorum; burada dünyadan bahsediyorum. 

DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM

Küreselleşme temel değişim konusudur. Buna ilave, diğer temel değişim konuları İklim Değişikliği ve Dördüncü Sanayi Devrimi’dir. Bu üç temel değişim ile birlikte küresel ekonomik krizler, sosyo-ekonomik eşitsizlikler, savaşlar, işgaller, terörizm, kitlesel göç hareketleri gelir. Sanayi Devrimi çok önemlidir, teknolojide önemli bir dönüşümü içermektedir. Yaşam her alanda yeni baştan kurallarını, imkanlarını ve araçlarını belirlemektedir. Dijital Çağ içinde bir yanda yapay zeka ve bulut teknolojileri ile ilgilenmekteyiz, robotlar hayatımıza girmiş durumda, diğer yandan neredeyse ilkel davranış gösterdiği nedenle, insanların hukukuyla ilgilenmek durumunda kalınmaktadır. Bu nedenle büyük bir dönüşüm ve buna uyumla beraber, yeni büyüklükler, fırsatlar ve belirsizlikler söz konusudur. 

MODERN POPÜLİZMİN GELİŞİMİ

İkinci Dünya Savaşı’nda faşizm vardı. Faşizmi liberal Batılı ülkeler ile komünist Rusya birlikte yendiler. Savaştan, diğer ifadeyle faşizm alt edildikten sonra, bu kez liberal demokrasi ile komünist yönetim birbirlerine rakip oldular. Bu rekabet Soğuk Savaş ve İki Kutuplu Dünya olarak yaşandı. Popülizm Soğuk Savaş zamanında bulundu. Popülizm ilk kez 1945 sonrasında protesto hareketlerinin ideolojisi şeklinde ortaya çıktı ve daha sonra iktidar rejimi haline geldi. Bu iktidar rejimi halinde olana modern popülizm adını vermekteyiz. Soğuk Savaş sonrasında, Tek Kutuplu olan dünya, bugün kendine yeni bir arayış içindedir ve her alanı içine çeken büyük bir girdap oluşturmaktadır. İşte bu zamanda karşımıza popülizm kavramı daha güçlü biçimde çıktı. Bugün bir iktidar rejimi olarak karşımızda duran modern popülizmi yeterince tartışmamız gerekmektedir.

SİYASET VE DEMOKRASİ

Ancak ifade ettiğim gibi, bu hızlı yaşam döngüsü içinde politikacıların çıkarcı yaklaşımları, toplumları zora sokmaktadır, kavramları yaşamlarına yerleştirerek bilinçli bir şekilde hareket etmeleri gerekirken, bundan imtina edilmektedir. Hele konu demokrasi ise bu kez daha da önemli bir durumla karşı karşıyayız. Halk sandığa gittiğinde kime neden oy verdiğini ya bilmemekte ya da aldanmış biçimde oyunu kullanmaktadır. Siyaset kendi doğası içinde şekillenirken, bunun yanında, bir çok önemli gelişme, yine insanların yaşamına etki eder türden sonuçlar üretmektedir.

POPÜLİZM NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Popülizm, kötü oluşturulan bir hükümetle, bu tarz bir hükümetin yanlış politik uygulamalarıyla, otoriter liderlerin ortaya çıkmasıyla, ırkçılığın hortlatılması ile ilgili olabilmektedir. Liberal demokrasinin karşısında olan her tür fikir ve eylem popülizm ile ilişkilendirilmektedir. Neoliberaller ile popülistler veya tam tersine popülistler ile neoliberalist politikacılar birbirlerine karşı tavır alabilirler; ama bu arada demokrasinin özgürleştirici özelliği zarar görebilir. Küreselleşmenin taşlarının yerli yerine oturmadığı bu zaman diliminde popülizm, tıpkı neoliberalizm gibi, demokrasi dairesi içinde olan bir siyasal formdur. Popülizm faşizm değildir. Faşizm diktatörlüktür. Popülizm ise bir otoriter demokrasi biçimidir. Popülizm eşitsizliklerin artış gösterdiği, gelir adaletsizliğinin baş gösterdiği, halkın temsilinin zemin kaybettiği yerlerde gelişir. 

NEO-FAŞİZM

Ancak bugün faşizm iktidarda olmasa da anti-demokratik siyasi hareketlerin veya politikacıların faşizm ile ilgisinin olmadığı söylenemez. İşte bu noktada bazı neo-faşist hareketler ortaya çıkmaktadır. Birlikte düşünüldüğünde ise neo-faşistler ile popülistler anti-liberalizm, anti-globalizm, anti-emperyalizm, gibi hareketlerde birlikte siyaset yapabilmektedirler. Aşırı sağcı hareketlerin içerisinde, etnik ve dini ayrımcılığı esas alarak, yabancı düşmanlığı ile anti-liberal demokrasilerin buluşmasına tanık olunmaktadır. Bu noktada aşırı-sağcı popülist otoriterliği ve neo-faşizm ortaya çıkmaktadır. 

Hatırlanacaktır, 2014 Kırım işgalinden sonra Ukrayna’da ortaya çıkan aşırı-sağcı kesimlere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, neo-Nazi tanımlamasını getirdi, ancak bu tanımlama yanlıştır. Neo-Nazi hareketini Almanya’da bulmak mümkün olabilir, ama Ukrayna’daki hareket bununla aynı değildir.

Eski ABD Başkanı Donald Trump 2016 seçim kampanyasında Meksikalı göçmenler aleyhine ve beyazların üstünlüğüne bağlı çok fazla politikayı ileri sürdü. Bu dönemden itibaren Amerika’da aşırı sağcı kesimler Trump’ın politikalarına destek vermeye başladı ve aynı zamanda bunlar kendi örgütlerini de güncelleme imkanı buldular. Trump’ın kendisinin neo-faşizmle ilgisi bile yoktu, sadece popülist bir liderdi. Hatta bazı çevreler, Trump’ın, otoriterizm yanlısı olduğunu iddia ettiler. Sonuçta Trump, Amerika’da bir sağcı popülizm rüzgarını başlatan lider olarak göründü. Bu şartlarda Amerika’da alternatif sağ hareketi gelişme imkanı buldu. 

ABD’NİN TERCİHİ

Şimdiki ABD Başkanı Joe Biden bir liberal-demokrat olarak zaten illiberalizmi savunanların, anti-Amerikancıların ve popülistlerin hedefindeydi. Bunun üstüne bir de otokrasileri düşman ilan edince Biden yönetimi zamanında ABD, çeşitli uluslar tarafından sürekli eleştirilen bir ülke konumuna geldi. 

Esasen şu söylenebilir, demokrasileri savunmak demek karşısına bir düşman bulup buna yönelmek olmamalıdır; bilakis daha kapsayıcı, öğretici ve örnek olmalıdır. Biden zamanında ABD demokrasinin sözünü etmekle beraber, yanlış stratejilerin etkisiyle olsa gerekir, karşısına daha fazla popülist lider çıkardı. Bu ABD’nin politikası gereği yapıldı ise benim eleştirim burada ortaya çıkmaktadır, nasıl faşizmin önlenmesi için çaba sarf ediliyor ise popülizmle mücadele için uluslararası çerçevede, eşitlik ve meşruiyet yanlısı, ötekileştirmenin önünde duran, gibi değerlerin ve politikaların savunucusu ve uygulayıcısı olmak, hatta her ülkeden çok dikkatli hareket etmek gerekir.

GRİ BÖLGE OPERASYONLARI

Bazı yazarlar dikkat çekmekte; güçlü istihbarat servisleri popülizmi körükleyecek zemini hazırlayabilirler. Böylelikle kendi ülkelerinin stratejik hedeflerine rahat ulaşmaları mümkün olmaktadır. Bu tarz istihbarat müdahalelerinin olduğu yerlerde görülenlere Gri Bölge Operasyonları denmektedir. Şöyle düşünelim, ABD ve Rusya gibi başat güçlerin rekabetinde, kendi nüfuz alanlarını geliştirmek için, giri bölgelerde, istihbarat operasyonlarıyla, demokrasilere dahi müdahale edebilmektedirler. Bu arada yerel ve bölgesel hükümet yapıları bu gri bölgenin içinde güvenlik refleksiyle hareket edebilmekte veya tamamen bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir. 

TEPKİSEL HAREKETLER

Genel ifade edelim, bir tepki hareketi şeklinde gelişen popülizm için şunu söylemeliyiz, demokrasi yıkılmaz; ama eğer yıkılacak olursa da bunun adı artık popülizm olmaktan çıkar. Bu aşamada faşizmi ve iç savaşı tartışmak mümkündür. Ama biz sadece sağ ve sol hareketlerin içerisinde durumu gözden geçirelim. Ülkeler güvenlik risklerinin arttığı zamanlarda veya bir güce karşı tepki üretmek lüzumu duyduklarında, kendi siyasi kültürlerine bağlı biçimde hareket ederler. Ancak yine de tepkinin özünde bir otoriterizme doğru kayma söz konusu olabilir. Otoriterizm tepkisi gelişen ülkelerde görülen popülizmi, politikacıların savunduğu bir meşruiyet olgusu şeklinde değerlendirmek mümkündür. Yani böyle yerlerde, konjonktürel de olsa, demokrasi içinde popülizm bir temel yönetim biçimi halindedir, bir milli harekettir ve bunun bir lideri vardır. Şüphesiz bu tür bir politika liberalizme veya sosyalizme karşı duruş içerisine girebilir, emperyalizmi ve neo-kolonyalizmi hedef alabilir. Muhalefet açısında değerlendirecek olursak, popülist lider muhalefetteki rakiplerini komplocu, işbirlikçi, anti-demokratik, beceriksiz olarak niteleyebilir. Ama ülke eğer bir Gri Bölge Operasyonuna tabi kaldı ise muhalefet bu nitelemeleri hak edecek şekilde de olabilir.

DOĞRU SİYASET

Doğru siyaset olur mu bilmiyorum, bu denli çıkarlar konuşulurken!.. Her ülkenin halkı için söylüyorum, ne neo-faşizme ne de popülizme ihtiyaç duyuluyor, ihtiyaç duyulan sadece demokrasidir. Bu noktada samimi isek, özellikle ABD’nin son kırk yıldır girdiği o yanlış politika yolundan bir an önce çıkması ve küresel gelişimi kucaklamak için gerekli olan siyasetin temellerini sağlamca turtabilmesi oldukça önemlidir.

Faşizmi tarihe gömmek için savaşlar yapıldı. Bu şartlarda popülizmi tarihe gömmek zor gibi duruyor… Hatta otokrasileri beslemek için popülistleri kullanmak asla doğru bir strateji olamaz. Doğru strateji nedir? Bataklıklarda, gri ve karanlık bölgelerde düşman yetiştirmek değildir; insanı temiz, berrak, açık alanlarda geliştirmektir ve onları birleştirmektir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Netanyahu’nun Etnik-Popülist Siyaseti Üzerine

DİĞER YAZI

İran Denklemi ve Türkiye

Politika 'ın son yazıları

49 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
76 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
83 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
77 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
112 views

İran’ın Riskli Durumu

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün (24 Ocak) Ankara'da idi. Ben de merakla bekledim, net ne açıklama olacak diye. Ekonomik Konsey gereği yapılan anlaşmaları kastetmiyorum. Benim görmek istediğim stratejik ve jeopolitik duruma getirilebilecek açıklık idi. Ne gördüm? Bugünden sonra Türkiye hem çok dikkatli olmalı, hem İran'dan alabileceklerini azami şekilde kısa dönemde almalı. Ama risk yok! Zira riskin çok yüksek olduğu bir döneme girdik, bunu göremeyenlere özellikle işaret etmek isterim. Sonuçta amaç Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme