konu-sadece-idlib-mi
Konu Sadece İdlib mi?

Konu Sadece İdlib mi?

/
462 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
2
Okuyucu

Konu elbette sadece İdlib değil. İdlib’e sıkıştırılmış bir paylaşım stratejisi ile ilgili genel bir güç mücadelesine tanık oluyoruz. Başta Türkiye, Rusya ve ABD olmak üzere konuya müdahil tarafların amaçlarını ve yapageldiklerini kısaca özetleyelim. Bakın neler oluyor, neler bekleniyor?

Geçtiğimiz günlerde hemen herkes Suriye’de İdlib meselesine odaklandı. Türkiye ve Rusya Stratejik Ortaklık Anlaşması imzaladı. Benzer biçimde Rusya-İran ve Rusya-Suriye Anlaşması zaten vardı. Geçen hafta İran Savunma Bakanı Suriye’de Esad ile görüşme yaptı ve Suriye-İran Askeri İşbirliği Anlaşması imzalandı. Geçen hafta yine Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü Igor Konaşenkov, İdlib’de kimyasal terör eylemi yapmak için faaliyeti tespit edilen bazı unsurları afişe etti. Sekiz konteyner dolusu klor gazı ele geçirildi. Konaşenkov, “İngiliz Olive Group askeri şirketinin eğittiği militanların İdlib’de bir kimyasal saldırıdan sivilleri kurtarma mizanseni planladığını,” açıkladı. Gizli plan şuydu: “Suriye yine kimyasal silah kullandı, biz de uluslararası anlaşmalar gereği bölgeye müdahale ediyoruz…” Burada Rus yetkili dolaylı bir mesaj verildi: “Ey ABD, İngiltere ve İsrail, İdlib’de böyle bir eylem yapıp kendi güçlerinin müdahalesini meşrulaştırmaya kalkışma!” Ayrıca DİB Çavuşoğlu dün bir twit yayımladı: “Suriye Müzakere Yüksek Kurulu Başkanı Nasr El-Hariri ile İdlib dahil Suriye’deki güncel gelişmelere ve siyasi süreçte önümüzdeki döneme ilişkin görüş alışverişinde bulunduk.” Önümüzdeki ay yapılacak Almanya, Fransa, Rusya ve Türkiye dörtlü zirvesinin dahi bu mesele ile ilişkilendirildiğini gördük.

Barış masasına oturunca kazanabilmenin tek yolu, elinde fiilen ne bulundurduğundan geçer. Rus tarafı elinde Batı Suriye’yi bulunduruyor. Neye göre? Vaktiyle Hafız Esad’ın Ruslara “gel bana destek ver, askeri gücüne ihtiyacım var,” dediğinden ve geçen yıl Başar Esad’ın Rusya ile Stratejik Anlaşma ile askeri varlık bulunduran Rusların meşruiyetini teyit ettikten sonra, ABD, IŞİD’in meşrulaştırdığı ortamda ilerleyip, Kürt ve diğer bazı unsurlar marifetiyle Suriye’ye fiilen yerleşip, “denge” stratejisini uyguladı. Şimdi fiilen ABD ve Rusya Suriye’de. Eğer sivil savaşı neticelendirmek için bir anlaşmaya varılacaksa bu güçler ellerindekilere göre söz sahibi olacaklar.

ABD ne elde etti? Suriye doğusuna, ama Ürdün-İsrail sınırına sarkan güney ekseni de kapsar biçimde, esasen Fırat Nehrinin akışını sınır kabul ederek yerleşti. Bu bölge aynı zamanda Irak’a da sınır geçişkenliği olan bir bölgedir. Yerleşime elverişli olmasa da Suriye’deki mevcut yeraltı zenginlikleri bu bölgededir.

ABD ile ilgili birkaç noktaya daha açıklık getirelim:

  • Asıl amaç Türkiye’nin güney ekseninde İran sınırından, yani Kuzey Irak’tan başlayarak Doğu Akdeniz’e açılan bir kuşakta (ana unsur) Kürt azınlığı her türlü şekilde destekleyerek (biz bunu daha önce Çekiç Güç ile başlayan süreçte Barzani örneğinde görmüştük) Suriye’de bir Bölgesel Kürt Yönetimi kurma planı var. Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları sebebiyle bu plan kesintiye uğradı. Türkiye, “Fırat’ın doğusuna çekilin,” dedi ve şu an Menbiç’te müşterek bir faaliyet sürdürülüyor.
  • ABD konuşlandığı coğrafyada askeri yığınak yaptı, komuta kontrol ve savunma sistemi kurdu. “Sadece Kürtlerden müteşekkil,” denmesin diye zamanla eğitip desteklediği kesime Suriye Demokratik Güçleri (SDG, İng. SDF) adını verdi.
  • ABD, Suriye’de tüm faaliyetlerinin İngiltere ve İsrail ile ortak yürütüyor. Genel denge prensibini uyguluyor. Bu ne demek? Suriye’de var olan; İran unsurlarından dolayı Suudi Arabistan’ı kullanıyor ve bu yöndeki başka sorunları derinleştiriyor; Türk unsurlarına karşı PKK’yı kullanıyor; Rusya’ya karşı kendi fiili gücünü kullanıyor. Oyuna Çin girebilir diye Uygur Özerk Bölgesinden savaşçılar getirip IŞİD içine yerleştiriyor ve bunları kullanıyor. Avrupa’dan gelebilecek bir desteği önlemek için IŞİD teröristlerini kullanıyor ve hatta bu unsurların bir kısmını Libya’ya çekilmesini sağlayarak Fransa ve diğer Avrupa ülkelerini dolaylı biçimde baskı altında tutuyor. ABD dış kapsamda da çevreliyor: Şu an Rusya (Ukrayna sebebiyle) , İran (rejim, terör ve nükleer program endişesi sebebiyle) ve Türkiye’ye (Papaz Brunson sebebiyle) “yaptırım” uyguluyor.
  • ABD kendi amaçları için bir “anti-IŞİD” koalisyonu kurdu. Suriye’de meşru varlığını IŞİD üzerinden sağladı. CIA ve MOSSAD marifetiyle IŞİD’i “küresel terör örgütü” olarak geliştirdi ve tüm dünyaya işaret etti. Aynı şekilde bu “toplama küresel post modern” terör örgütünü şimdi aynı anlayışa dayanan meşruiyeti için kullanmaya devam ediyor. IŞİD, Rakka’da görevini yaptı, SDG kuruluşunu ve Kürt unsurların Kuzey Suriye’ye yerleşmesini ABD unsurlarıyla birlikte meşrulaştırdı bölgeyi terk etti, şimdi Deir ez-Zor civarında az seviyede bulunuyor ve verilecek talimatları bekliyor.

Şu anki durumu iyi görmemiz gerekiyor. Halen İdlib üzerinden bir tartışma ve tehdit süreci başladı. Bu aslında Suriye Rejim Güçleri ve Rusya’nın ortak planı olan ve İran unsurlarının destek verdiği, ABD’nin Fırat’ın doğusundaki asıl yerleştiği alan olan Deir ez-Zor bölgesindeki baskısını kırmak maksadıyla yürütülen operasyona, ABD, CIA ve MOSSAD’ın marifetiyle, İdlib’de bir karşı güç yapısı oluşturuyor ve Esad’ın bu bölgeye müdahalesini sağlayarak, kendi planı üzerindeki baskıyı bertaraf etmek istiyor, yani kısaca Deri ez-Zor’a karşılık İdlib diyor.

Türk askeri, bölge olarak Türk sınırında bulunan, Astana ve Soçi görüşmeleri sonrasında “Çatışmasızlık Bölgesi” ilan edilen İdlib vilayetinde barış ve huzur için tesis edilen 12 gözlem noktasında görevine devam ediyor. Hatta bölgeye asker kaydırarak tedbirlerini güçlendiriyor. İzlemeye devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

F-35 Meselesinin Düşündürdükleri

DİĞER YAZI

Hazar Jeopolitiği ve Türk Konseyi

Genel 'ın son yazıları

Politik Merkez Podcast Yayını

Okuyucu Analiz edilen konularda güncel gelişmelerin üzerinde durulmakta ve yorumlara yer verilmektedir. Konuların hangi alanlarda kapsandığı

Suriye’de Hareket Tarzı

TSK ileri yığınaklanma ile harekat üssünü tesis etmiştir. Bölgede caydırıcılık adına çok önemli bir faaliyet sürdürmektedir.

Gerilmeler

Soğuk Savaş ile yeni küreselci-ulusalcı veya Çin'i kontrol altında tutma dönemi mukayesesiyle ilgili bir analiz yaptık.

Operasyon

Türk-Rus ve Amerika-Türkiye ilişkileri değişiyor mu? Türkiye operasyonel stratejiye mi geçti? Türkiye'nin yapısal yetenek değişiklikleri ve