Astana Süreci Kararlılığı

Diplomasi

Suriye konusundan üç garantör ülke olan Rusya (Vladimir Putin), İran (Hasan Ruhani) ve Türkiye (Recep Tayip Erdoğan) tarafından, BM 2254 sayılı kararı veçhiyle, Cenevre’de süren çalışmalara destek vermek amacıyla başlatılan Astana Süreci gereği, Soçi’de 14 Şubat 2019 tarihinde, bir zirve gerçekleştirilmiştir. Burada önemli kararlar alınmıştır. Bunlardan en önemlisi Suriye için sürdürülen Astana çerçevesindeki sürecin kararlılıkla devam ettirileceği hususudur. Bir sonraki zirve İstanbul’da devam edecektir. Nereye kadar? Toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye devletinin halkı tarafından tekrar kurulmasına kadar. Ya sonra?

Soçi zirvesinde üç liderin ifadeleri çeşitli platformlarda işlendi. Ortadaki meseleye karşılık belli olan çözüm yolundaki çalışmaların sürdürülmesi hususu ayrıntısıyla tartışıldı. İstenen noktalara ulaşabilmek için belli bir sürecin geçmesi gerekiyor. Şimdi bu zaman yönetimi hakkında çalışmalar sürdürülüyor. Sürdürülen neler var?

1) Almanya ve Fransa, Astana sürecine katkı sağlayan olmak isterken, İstanbul’da Rusya ve Türkiye ile Dörtlü Zirve ile taahhütlerini ifade etmişken, 23 Ocak’ta Moskova’da Putin ve Erdoğan’ın yaptıkları zirvede öğrendiğimiz gibi birden çark etti. Verdikleri söze geri dönmeleri bekleniyor. Soçi’de bu Avrupalı ülkeler için belli bir zamana ihtiyaç olduğu anlaşıldı.

2) ABD Başkanı Donald Trump Suriye’den çekileceğini bildirdi. Üç ülkeden kaygılar var. Her ne kadar Suriye’den çekilme olacaksa da Nisan veya Mayıs aylarında durum biraz daha belirginleşecek görülüyor. Söylendiği üzere durum yine de meçhul! Öyleyse durum şöyle; zamana ihtiyaç var. İyi de ne yapılacak? Bu üç ülke Soçi’de Fırat’ın Doğusu diye tarif edilen yerde Güvenli Bölge konusunu masaya yatırıp görüştüler. Belli ki Güvenli Bölge çalışmasının bir yandan da Astana süreci ile ilişkilendirilerek belirginleştirileceği anlaşılmıştır. Yani NATO devrede olsa da Rusya ve arka planda İran da sürece bir şekilde etki edeceklerdir. Zira garantörlük bunu gerektirmektedir.

3) Üç ülke tarafından Suriye Anayasa Komisyonu üzerine bir mutabakatın sağlandığını anlıyoruz. Meşru Suriye hükümetinin otoritesinde çalışmalar sürdürülecek. Teröristler temizlenecek. İdlib ve Münbiç üzerinde çalışılmaya devam edilecek. Sonra bu modelle diğer alanlara da huzur götürülecek. Bütün bunlar için zaman gerekiyor.

4) Mültecilerin yerlerine geri gelmeleri için uygun planlamanın yapılması hususunda da zaman geçmesi gerekiyor. Kararlılık var ama belli ülkelerin (Bu üç ülkenin yanı sıra, Avrupa, Amerika, Arap Birliği Ülkeleri başta olacak,) aktif katkı yapması gerekiyor. Söylenene göre başlangıçta 1,5 milyon Suriyelinin evine dönmesi planı planlanmış gibi. Sonra diğerleri için de çözüm bulunacak.

Bu dört konuda zaman gerekiyor, liderlik ve kararlılık şart ve sonra elbette para da gerekecek. Bahar aylarında diplomasi ve askeri çabalar kadar paraya da ihtiyaç olacak, belki bu konu daha da konuşulur olacak.

Soçi’de Ruhani çok endişeliydi, bunu görmeden geçmemek gerekiyor. Özellikle ABD ve İsrail bağlamında etraflıca işledi. Bu iki ülkenin doğrudan hedefi olan İran rejiminin Rusya ve Türkiye yanında durarak Suriye’de garantör ülke sıfatıyla kalıcı bir çözüm bulmanın müşkülatını her bakımdan hissettirdi.

Türkiye açısından çok taraflı bir çalışma alanı söz konusudur. NATO, ABD, Astana Ülkeleri, BM, Avrupa… Neredeyse odak noktasında Suriye var ama Türkiye taraflar arasında gereken köprüleri kurmaz ise süreci kolaylaştırmak da mümkün olmayacak. Öyleyse Türkiye’nin sahada terörle mücadelede vazifesi sürerken, masadaki sağlam yerini tutma ve söz sahibi olma etkinliği de sürüyor.

Her şartta en kazançlı ülke Rusya’dır. En azından kaybı yoktur. Suriye’de barış olduktan sonra buradaki üslerini bulundurmaya devam ederse başka ne istesin? Bir diğer kazançlı ülke ise İsrail’dir. Golan Tepeleri ve Lübnan konusunda nüfuzunu genişletmekle ilgilenmektedir.

Diyelim Cenevre’de Anayasa Komisyonu çalışması başladı. Toprak bütünlüğü de tamam. Ya sonra? İşler burada bitmiyor ki!.. İşte bu üç ülke önce zemini sağlam tutmak istiyor. Zemin sağlam olsun ki üstüne yapılacaklar kalıcı olsun. Bu nedenle liderler emin adımlarla ilerlediklerinin farkındalar.

Putin dikkat çekti: Suriye’de barış olduktan sonra bir Arap Birliği ülkesi olarak bu ülke eski yerini alacak. Erdoğan da vurguladı: Arap Birliği buyurun bakalım!.. Anlaşılan bu konu, maddi sorumluluk bakımından şimdi Araplarla ilgilidir.

ABD tarafı kendi emellerini gerçekleştirmek adına burada belli miktarda para harcamış gözükmektedir. Türkiye’nin harcadığı belli; terörle savaş, mülteciler, sınır güvenliği… Her şey bir yana, Suriyelilerin barış içinde yaşamalarını sağlamak için elbette paranın hesabı yapılmamalıdır, bu insani bir konudur. Dolayısıyla şimdiden BM şemsiyesiyle gerekli sorumlulukların paylaştırılması şarttır.

Leave a Reply

Diplomasi 'ın son yazıları

Güvenli Bölge

ABD ile Türkiye Güvenli Bölge konusunu görüşüyor. Türkiye’de çoğu kişi ABD’nin yine
DÖN BAŞA