Küresel Aparat Terör Örgütleriyle Mücadele

315 Tıklama
21 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Türkiye’nin terörle mücadelesi sürmektedir. Aynı zamanda küreselleşen tehditlerin gereğini de yapmak üzere çalışmalarını sürdürmektedir. Gri planların ve yumuşak güç usullerinin devrede olduğu bir zaman dilimindeyiz. Türkiye kendisine yönelik her olumsuz durumu kontrol edebilmenin altyapısını gecikmeksizin inşa etmenin eşiğindedir. Hukuk savaşı yönüyle bu önemli bir konudur. Türkiye bölgesel ve küresel rekabetini uluslararası hukukun yeni tip argümanlarıyla tahkim etmelidir. Bakın nasıl?

FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü /Paralel Devlet Yapılanması) ile Mücadele

Türkiye bugün FETÖ’yü büyük ölçüde biliyor, takip ediyor, mücadelesini sürdürüyor. Mücadele içeride ve dışarıda sürmektedir.

FETÖ halen Amerika Birleşik Devletleri’ndedir (ABD). Örgüt, iş insanları, okullar, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve diğer organlarıyla tehdit dünyanın pek çok ülkesine yayılmıştır ve faaliyetlerini küresel mantıkla sürdürmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü 2020 Faaliyet Raporu’nda FETÖ ile mücadele ve örgütün yeniden yapılanma içinde olduğu bilgileri bulunmaktadır. Raporda FETÖ yapılanmasının tüm yönüyle deşifre edilmesi ve hala işlem görmemiş örgüt üyelerinin tespit edilmesi amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü ifade edilmektedir. 

Bu kapsamda FETÖ’ye karşı hangi faaliyetler devam etmekte, bakalım: 1) Kamu kurumlarında halen aktif olarak çalışan, ihraç edilmiş veya görevden uzaklaştırılmış şahıslara yönelik çalışmalar yapılmaktadır. 2) Örgüte müzahir şirket ve derneklere yönelik çalışmalar yapılmaktadır. 3) Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri mahrem yapılanmasına yönelik Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı ile koordineli olarak çalışmalar sürdürülmektedir. 4) Örgütün finans kaynaklarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar ile birlikte örgüte finansal kaynak sağladıkları tespit edilen şahıslara yönelik soruşturmalar devam etmektedir. 5) Yasa dışı yollardan yurt dışına kaçmaya çalışan firari durumdaki örgüt üyelerinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. 6) İtirafçı olan örgüt üyelerinin vermiş oldukları bilgiler doğrultusunda örgütün yapılanması ayrıntılarıyla gün yüzüne çıkarılmaktadır.

FETÖ’nün “15 Temmuz” darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalar kapsamında 2 milyona yakın dijital malzeme ele geçirilmiştir. Bugüne kadar dijital materyallerin yüzde 95,8’inin incelemesi tamamlanmıştır.

PKK/KCK (Kürdistan İşçi Partisi/Kürdistan Toplulukları Birliği) Terör Örgütü ile Mücadele

FETÖ’ye benzer biçimde İçişleri ve Savunma Bakanlığı raporlarına göre PKK/KCK terör örgütüne karşı da önemli mücadele sürdürülmektedir. Sınır içinde 300 kadar terör örgütü mensubu kaldığı ifade edilmektedir.

Terörle mücadele Irak ve Suriye sınırları içinde sürdürülmektedir. Buralarda ABD’nin gözü önünde PKK/KCK teröristleri adeta cirit atmaktadır. Irak kuzeyinin istikrarsızlığının en büyük sebebi PKK/KCK terörüdür. Hatta ABD bütçesiyle Suriye’de terör örgütü mensupları eğit-donat usulleriyle yapılandırılmaktadır, bu ülkenin bölünmesi için desteklenmektedir. ABD’nin açtığı alanda PKK/KCK/YPG vs. isimlerle bu terör örgütü yerelde halkı maaşa başlamıştır, yerel dinamikleri sömürmektedir ve istismar etmektedir, tamamen suç işlemektedir. Burada onbinlerle ifade edilen insanların üzerinde baskı kurmuş haldedir ve ABD buna göz yummaktadır. Ancak Türkiye mücadelesini inisiyatifle ve kararlılıkla sınırının öteside de sürdürmektedir. Sınır ötesinde askeri ve diplomatik faaliyetler sürerken uluslararası hukukla da bu mücadele desteklenmelidir.

İçeride PKK/KCK terör örgütü uzantısı parti, siyasetçi, STK ve diğer aparatlar halen faaliyetlerini sürdürmektedir. ABD bu bağlamda Türkiye’ye psikolojik baskı kurarak özgürlük, insan hakları ve demokrasi gibi yaklaşımlarla yumuşak güç ihraç etmek istemektedir.

ABD ve Türkiye Açısından Örgüt, Aparat, Yöntem Farkları

ABD’nin Türkiye’ye yönelik aynı anda kullanabildiği FETÖ’nün dışında bir aparatının olmadığını düşünmek mümkün müdür? 

Diyelim bir iş insanı var, küreselleşmiş, farklı coğrafyalarda ve/veya FETÖ’nün el attığı yerlerde güçlü yatırımları var ve korunan birisi. Bu iş insanı Türkiye’de değişik çevrelerce “FETÖ’cü” veya “FETÖ iltisaklısı” olarak açıklanabilir. FETÖ’cülük ile iltisaklı olmak (suç bağlamındaki ilişki, irtibat, yakınlık, ortaklık) aynı şey midir? Böylesi bir iş insanının FETÖ’cü başlığı altında değerlendirilmesi ne anlam taşır? Bu iş insanının FETÖ eşiti bir seviyede ama iştigali gereği aldığı ve yaptığı görevler ve fonksiyonların farklılık gösterdiğini doğru tanımlamaksızın diğer başka değerlendirmeleri sağlıklı şekilde yapabilmek mümkün müdür?  

Basitçe açıklayayım, ABD aparat kullanıyor, elinde çeşitli imkanları olan ve sadece bir noktaya bağlı kalmayacak kadar farklılık yaratan bir başat güç. ABD, FETÖ’yü Afrika, Orta Asya, Türkiye, vs. yerlerde aktif olarak kullanıyor. Ayrıca pasif kullandığı yerler de var. Rusya, FETÖ’yü başından itibaren CIA projesi olduğunu ilan etti. Peki ABD, Rusya’ya FETÖ (aparatı) ve okulları (yöntemi) ile giremedi ise başka neyle ve nasıl girmek isteyecektir? Örneğin bu bir Amerikalı olmayan iş insanı olabilir mi? Bu türden kişiler ABD’ye aparat ve yöntem imkânları veriyorlarsa aynı zamanda kullanışlı olmuyorlar mı?

Şimdi bir adım daha ileriye gideyim, siyasette (yöntem) iştigal eden bir isim (aparat) daha olsun. ABD tarafından, Türkiye ve küresel çapta sadece o bilinen FETÖ organlarının kullanıldığı mı zannedilmektedir, bahse konu aparat-siyasetçiler için durum nedir?

ABD, 2019 Ülkeler Terör Raporu’nda diyor ki, “FETÖ bir terör örgütü değildir, ABD içinde terörle ilgili bir faaliyeti tespit edilmemiştir, bu Türkiye’nin kendi iç siyasi meselesidir”. Ama aynı ABD, örgüt, şirket ve siyaset aparatlarını birlikte elinde tutabilmektedir, hukuken koruyabilmektedir ve istediğinde kullanabilmektedir. Burada; örgüt-FETÖ (ki tanımlıdır), şirket (ki tanımlı değildir, FETÖ iltisaklıları şeklinde tanımlanması yanı sıra bunların ABD’nin veya başka güçlerin küresel alternatif aparatı olarak tanımlanmadığı açıktır) ve siyaset (ki tanımlı değildir, benzer şekilde FETÖ iltisaklıları tanımlanması yanı sıra bunların ABD’nin veya başka güçlerin küresel alternatif aparatı olarak tanımlanmadığı açıktır). 

İki ülke ilişkilerinde veya uluslararası alanda bu bir terör meselesi halinde konu edilir ise ABD, “PKK bir terör örgütüdür ve ABD bu konuda Türkiye’nin sürekli yanında olmuştur, mücadelesini desteklemektedir,” demektedir (tanımlıdır). Bu yaklaşımla ABD, terör örgütü (örneğin PKK) ile iç siyasi konu veya muhalif hareketi (örneğin FETÖ, HDP, hatta Suriye meselesinde SDG) olarak ayırmış haldedir. Türkiye uluslararası ilişkilerde ABD’ye (haklılıkla) ne dese bir karşılığı tanımlı haldedir.

Peki, Türkiye ne yapmaktadır? “Bunlar FETÖ, PKK, YPG… ‘teröristtir’, şunlar da FETÖ ‘iltisaklısı’, PKK ‘iltisaklısı’…” olarak tanımlamaktadır. İltisaklılık konusunda tartışmalı halde olanlar da var olabilir.

Yurt içinde hukuki süreçlerde çok belirgin olan noktalar bulunmaktadır. Örneğin FETÖ konusunda “15 Temmuz” darbe girişimi nedeniyle sonuçlanan ve süren davalar söz konusudur. PKK terör örgütü ve diğerleri için de somut davalar vardır (yaklaşık 40 yıldır). Ancak hem düşünce hem de hukuk açısında aparatları ve yöntemleri ayrıştırarak tanımlayan bir yaklaşımımız henüz bulunmamaktadır. ABD, Türkiye’yi bu konuda diplomatik açıdan “demokrasi, özgürlük ve insan hakları” bağlamında hedef göstermektedir. Uluslararası sistem açısından ABD yine kendini güçlü addeden durumda kalabilmektedir. Hatta Türkiye’nin klasörler dolusu gönderdiği FETÖ’nün iadesi talebine ABD, “bizim de hukukumuz var,” demektedir, iadenin gereğini yapmamaktadır.

Evet, “Bize ne ABD’den? Egemen bir ülkeyiz…” demek mümkündür. İç hukuk açısından da durum böyledir. Hatta suç sabitse, ki öyle, dava edeceksiniz, adaleti tecelli ettireceksiniz. Ancak benim ifade ettiğim husus bu değildir. Hem mücadelenin tam hem de ABD gibi başat güçlerin vekalet savaşı, hibrit savaş, yumuşak güç yöntemleriyle saldırılarına karşı yeterli argümanları geliştirmekle ilgili bir adımın daha atılıyor olmasıdır. Burada uluslararası hukuk imkanlarının geliştirilmesinde gerekli karşı yol ve yöntemlerin yaratılması gerektiğinden bahsediyorum.

Eğer ki ABD bir Türk vatandaşı siyasetçiyi hem Rusya’ya hem de Çin’e karşı kullanmak için değişik yerlerde yetiştirdiyse ve Türkiye’de bunu böyle bilen yoksa işin içinden çıkmak mümkün müdür? Eğer bazı siyasi odaklar kısır politikası çerçevesinde bu konuları düşünmeden kendi doğruları ve istikballeri için bazı eksik tanımlamalarla iç kamuoyu önünde gündem oluşturuyorlarsa buradan Türkiye ne kazanır dersiniz? Bu konuya bir bütün olarak bakın ve cevaplandırın, hatta örneğin 20 yıl sonrayı düşünerek bir şeyler söyleyin. 

Türkiye’nin FETÖ merkezli düşünerek hareket ettiği, buna karşılık ABD’nin ise küresel çıkarlarla ve alternatiflerle hareket alanını geniş tuttuğu açıktır. Türkiye, FETÖ’ye bir o kadar eşit duran başka aparatları her durumda FETÖ iltisaklısı, bir adım öteye geçerek eğer delil bulunursa FETÖ’cü olarak tanımlamakla ilgilenmektedir. İç hukuk açısında böyle olması gereken haller vardır. Ancak FETÖ ile mücadelede daha geniş bir konudur. Ve hatta ileriki tarihlerde ABD veya başka güçler tarafından, örneklerle ifade ettiğim biçimde, Türk vatandaşlarını ve şirketlerini kullanılarak, küresel çapta yeni sorun sahaları imal edilebilir. Türkiye’nin böylesi durumları kontrol etmesi söz konusu olabilir. 

Yukarıda FETÖ başlarında ifade ettiğim hususları PKK terör örgütü ve uzantıları için de genişleterek muhakeme ediniz. Bu manada meşru partiler, STK’lar ve medya mensupları ve hatta üzerinde tartışılan HDP dışında başka partilerde yer alan siyasi figürler de var. Bunların içinde “anayasal sistemi bozmak ve ülkeyi bölmek” adına çeşitli faaliyetlerde bulunanların olduğu hakkında tartışmalar ve hukuki davalar mevcut. Benzer biçimde uluslararası ilişkiler meselesi olarak Türkiye’nin karşısına çıkan terör örgütü PKK/YPG uzantısı SDG de aynı cepheden ele alınabilir.

O halde Türkiye’nin acilen ABD ve diğer güçlerin kullandığı aparatları da hukuken tanımlaması gerekmektedir. Eğer iltisak var ise iltisaklının hem iç hem de dış hukuksal açıklamasını eksiksiz yapması gerekmektedir. Her konuya “bu terördür, teröristtir…” dendiğinde, haklı olunduğu halde dış hukukta sonuç alınamayan adımlar atılır ki bu istenmeyen durumdur.

ABD ne yapıyor? Örneğin hasım ülkelere belli vakıalara dayanarak yaptırımlar uygulayacak kendi yasaları var. Bu manada bir ülkeyi hedef aldığında hukuken belli isim ve şirketlere yaptırım ilan etmektedir. Yaptırımın uygulanmasına dönük bir gücü de var elbette, ama daha çok bunu diplomatik ve hukuk amaçlı kullanmaktadır, böyle sonuç almaktadır.

Sonuç

FETÖ ile mücadele eksiksiz sürecektir. PKK ve diğer terör örgütleri de öyledir. Ancak küreselleşen tehdidin gereği, gri planların ve yumuşak güç usullerinin devrede olduğu bir zaman diliminde, Türkiye durumu eksiksiz kontrol edebilmenin altyapısını gecikmeksizin inşa etmelidir. Özellikle, iç hukukun yanı sıra, yeni koruyucu ve önleyici uluslararası hukuk anlayışları ile Türkiye bölgesel ve küresel rekabetini tahkim etmelidir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Terörle Mücadele

DİĞER YAZI

ABD Milli Güvenlik Stratejisi ve Küresel Devrim

Güvenlik 'ın son yazıları

İstikrarsızlık

Barış Pınarı Operasyonu zamanında yaptığım konuşmalarda defaten ifade ettim, "Terör örgütü PKK, ABD’nin özellikle ikinci Körfez

Akıllı Güç

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power)

Jeostratejik Hareketlenmeler

Cari konuları jeopolitik bakımdan incelersek, stratejik çapta bir küresel tırmanmanın olduğunu görmemiz gerekir. Acaba bu yeni