Kuzey Yarımkürede Rusya ve NATO Savaş Hali

Okuyucu

Zamanın ruhu! 2021’de Beyaz Saray kargaşasıyla başlamıştık, Afganistan’daki drama ile bitirmiştik. Pandemi, iklim, terör, göç, ekonomi, vs. hep vardı bu zamanın ruhunda. İnsanlar arasındaki makas daha açılmıştı ki ortası bulunmaz bir dönem mühürlemiş oldu bu zamanı. Uzayda gezintiler gördük bu dilimde. Görüşmeler, zirveler, bilek güreşi davetleri, her biri insanlık hali gösterisi işte! Derken 2022’nin ilk olayı, sanki ara sıcak servisi gibi, Kazakistan’da bir şeyler… Ama bu yılın en önemli olayı belliydi ki Ukrayna olacaktı. 2014’ten beri gelişmeler döndü dolaştı bu yıl başlarında ABD ve Rusya arasında bir meydan okuma şekline dönüştü. Bizlerse bilerek ıslık çalıyoruz sahilde, görmezden geliyoruz bu ciddi meseleyi, yutulacak lokmaların faturasının ağırlığından çekiniyoruz herhalde.

NATO üyesi Türkiye! NATO sanki Dışişleri ve Savunma Bakanları’nın vazifesi gibi zannedildi. NATO 2019 sonunda Baltık Planı’nı kabul etti, yeterince tartışmadık. NATO 2020’de Orta-Doğu Avrupa’da modernizasyonlar yaptı, yeterince tartışmadık. Nükleer silah ve atma vasıtaları değişti, yine dikkatlice bakmadık. Rutin gördük olup biteni desem, yeterli olmaz. NATO 2030 vizyonunu açıkladı, yeterince tartışmadık. NATO, Baltık ve İskandinav ülkeleri ile Polonya’dan güneye, Karadeniz’e kadar, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’a asker konuşlandırdı. İçimizdeki çıkarcı ve popülist kimseler sadece ne dediler biliyor musunuz; “ABD, Yunanistan’a asker yığdı ve Türkiye’ye karşı cephe açtı…” Körlükten değil bu yanlışlar, bilakis bilerek, hedef şaşırtmaca, her kimin adınaysa? Oysa bilinen ifadeyle bu tam bir “etki ajanlığı”dır! İçimizdeki etki ajanlarını tam seçemedik, velhasıl. NATO 2020 ve 2021’de üst üste 2 kez, Soğuk Savaş döneminden sonra gerçekleştirilen en büyük tatbikatları yaptı. “Tatbikat işte canım,” türü gemi azıya alanlar çıktı. Büyük tatbikatlara bizden katılan birlikler neler, bunu bile tam tartışamadık. Sonra, etki ajanları devredeydi, ABD’nin neden bölgeye asker yığdığını asıl pencereden bakıp açıklamadı bir türlü. Karadeniz’de ABD ve İngiliz savaş gemileri dolaştı. Karadeniz’de uçaklar, stratejik ve ISR (İstihbarat Keşif Gözetleme) görevleri uçmaya devam ediyorlar, ses yok.

Rusya… NATO kuzeyden güneye bütün bunları yapınca, aynısını, belki bir fazlasını karşılık olarak Rusya yaptı. Bizde dışarıdan duyulur bir ses var mı, yeterince tartıştık mı? Brüksel’deki toplantılar kâfi dendi herhalde. Devlet Başkanları Biden ve Putin Cenevre’de zirve yaptı, üstüne görüşmelere başlandı, özel temsilciler masaya dosyalar koyuyorlar. Sanki bu olanlar ABD ve Rusya’nın özel işi! Hayır, konuştukları Karadeniz ve Balkanlar başta, bizim de olduğumuz veya olmak istediğimiz alanlar hakkında

Devlet Başkanları Putin ve Jinping görüştüler, Rusya ve Çin anlaşmaya vardı; birleştikleri konu ABD ve NATO ama cephe Ukrayna hakkında idi. Putin, ABD ve NATO ile Ukrayna meselesi üzerine bir çatışmaya girer ise Çin, Rusya yanında yer alacağı güvencesini verdi, üstelik gerektiğinde askeri malzeme ve diplomatik destek var işin içinde. 

Dışarıda Dünya Savaşı ifadeleri var mı, var; Soğuk Savaş deniyor mu, deniyor. Biz bundan ayrı bir dünyada mıyız yoksa? Biden onlara demokrasi karşıtı, otokrat diye dursun, ülkelerinde Putin ve Jinping 2037’lerde bile başkanlar… Bu gelişmeler prime-time periyoduna bile alınmayan dış politika haberi mi? Sanırım öyle.

Belarus-Polonya meselesi sadece bir göçmen meselesi değildi. 2021’de biten Rus doğalgaz boru hattı Kuzey Akım-2 Baltık’ta, ama etkisi sanki Karadeniz’de, Balkanlar’da, bırakın bunu dünya enerji piyasalarında, dolayısıyla mutfağımıza kadar etkisi var. Moldova, Gürcistan ve Ukrayna’da Rusya asker bulunduruyor, itilaflı bölgeler var. Kırım ve Donbass meseleleri belli, bölgede 120 binden fazla Rus askeri var, günden güne asker ve zırhlı birlik sayısı artıyor, dün-bugün Sibirya’dan bile intikal oldu, sayı 150 binleri geçiyor. Bunlardan bize ne mi? ABD ve Rus özel temsilcileri birbirlerini yokladılar (Detaylar için Bkz.: ABD ve Rusya Arasında Stratejik Diyalog), konuşulanlar aldatmasın bizi; eğer bir savaş olursa, kazara, biz yokuz diyemeyeceğimiz türden olacak. Bırakın NATO, ittifak gibi ifadeleri, Boğazlar tekrar gündeme gelecek, Dünya Savaşları türü bir konu bu!

Ukrayna ve Rusya’nın bölgedeki güçlerinin aşağıda sayısal-mukayeseli gösterdim. Şöyle:

UkraynaRusya
Toplam Asker1.155.0003.014.000
Av-Bomb Uçağı671.531
Taarruz Helikopteri34538
Tank2.43013.000
Zırhlı Araç11.43527.000
Top2.0404.465
Küçük Savaş Gemisi13214
Kaynak: Global Firepower, 2021

Financial Times’a göre görünen değerlerle ABD’nin 2014’ten bu yana Ukrayna’ya yaklaşık 8.6 milyar dolarlık bir savunma yardımı yapıldığı biliniyor. Bunun içinden sadece 2.5 milyar dolar tutarında Humvee tekerlikli araçlar, radarlar, keskin nişancı tüfekleri, RQ-11B İHA; diğer bir fonla Javelin füzeleri, Markalar IV devriye botları verdiği bilinmektedir. Alınan fonlarla Ukrayna, Fransa’dan EC225 Helikopter ve Türkiye’den TB2 S/İHA aldığı bu verilere eklenmelidir.

Sadece birkaç günlük gelişmeleri ve değerlendirmeleri aktarayım size: 

Geçen pazartesi Cenevre’de “Stratejik Diyalog” adıyla görüşme yapan özel temsilciler Ryabkov ile Sherman sonuçta 8 saat, ama daha çok nükleer silah konularını ele aldık dediler. Halbuki Avrupalıların dileği yerine geldi gibi bir sonuç var ortada. Avrupa, onca küresel mesele var, bugün Ukrayna için savaşmayalım, diyor. Sonra Sherman Avrupalılara (başta Almanya ve Fransa’ya), sonra ödeyeceğiniz fatura ağır olur, dedi. Ciddi, tarihsel uyarılar var!

Rusya gücünü jeopolitik etki alanında çeşitlendirdi ve maksimize etti. Dişileri Bakanı Lavrov neredeyse meydan okurcasına sert dille beyanat vermeye devam ediyor. Lavrov, NATO’nun Ukrayna’ya ama aslında Rusya’yı tehdit eder cinsten saldırı silahları konuşlandırdığını seslendiriyor. Herkes bilir, savaşta silah silahtır. Lavrov, Kırım’ın ilhakını bu tezle açıklıyorsa anlamı saldırıdır; NATO’ya, sen yaptın, sıra bende, demek istiyor. Lavrov’un konuşmaları sanki NATO’ya ültimatom şeklinde: “Taleplerimiz bir menü değil, pakettir. NATO’nun doğuya genişlememe garantisinin her şeyin başında geldiğini anlamaları gerekiyor,” diyor. Rusya’nın NATO’dan yazılı bir güvenlik garantisi istediğini burada yineleyelim. Lavrov’un ikinci argümanı, Rusya ve Çin birlikte, şeklindedir. Ne de olsa Rusya Çin ile anlaştı, yani doğusunu emniyete aldı ve bu sayede Sibirya’da asker kaydıracak bir pozisyon elde etti.

Putin ve Lavrov her fırsatta Ukrayna’nın (ABD ve Avrupa kastedilerek) yabancı etkisinde olduğunu söylüyor. Sanırım tek Rusya etkisinde olma konusunu bu politikacılar yabancı olarak düşünmüyorlar. Temel sorun da bu işte, Rusya halen SSCB’den dağılan ülkelerin kendisine tabi kalmasını istiyor, hatta kendi güvenliklerini rıza ile bir savunma örgütünden istemelerini düşmanca niteliyor.

ABD medyasından bir iddia geldi, Beyaz Saray istihbarat değerlendirmesi konusunu ileri sürüldü. Diyorlar ki, Rusya Ukrayna’ya çok yakın zamanda müdahale edecek. Eğer istihbarat bunu gördüyse bekleyelim o vakit sıcak bir çatışmayı, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi cinsinden! Neden müdahale ettiğini tartışmadan mı bunu söyleyeceğiz?

Karşılık verildi: Rusya devlet ajansı RIA Novosti, Putin, Avrupa’ya savaş ilan etti, teslim olmak için hâlâ çok geç değil, şeklinde. Bu propagandanın amacı, NATO içinde ABD karşıtlığı yaratmak içindir. Ancak bu şartların gündeme gelmesi dünya için düşündürücüdür. 

Karşılıklı medya atışları sürüyor. Bu kez New York Times ifadesi şöyle: “Rus yetkililer, güvenlik endişeleri giderilmezse, nükleer silahları hassas yerlere -belki de ABD kıyı şeridine yakın- yerleştirebileceklerini ve potansiyel olarak 1962 Küba Füze Krizi’nin yankılarıyla bir çatışmayı ateşleyebileceklerini ima ettiler.” ABD de nükleer silah sayısını Rusya sınırları boyunca artırmalı, der bibi bir açıklama bu.

Kremlin sözcüsü Peskov: “Rusya, Ukrayna topraklarının kademeli olarak NATO tarafından işgal edildiğini gözlemliyor ve artık buna katlanamıyor.” Ne diyebiliriz? Birincisi, Rusya Kırım’ı resmen işgal etti, bunu kendine hak görüyorlar; ikincisi, NATO bir örgüttür, bunun işgalci olduğu savı üzerine Rusya politika yapıyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Rusya, Ukrayna bölgesine asker yığmayı azaltmalı (geri çekmeli) uluslararası taahhütlere ve Avrupa’nın güvenliği temel ilkelerine saygı göstermeli,” diyor. Bu iş bu dönem neden bu kadar uzadı dersiniz? Geri adım atan yok, her yönüyle tırmanma sürüyor!

Global Firepower endeksinden bir değerlendirme: Rusya, Ukrayna sınırındaki 2.430 birliğine karşı 13.000 civarında tank yerleştirdi… Ordu 2022 için 400 zırhlı vasıta sipariş etti. T-14 tanklar var. Böyle gidiyor açıklamalar. Lavrov ve Putin dile getirdiğinden burada bir soru geliyor akla: Bölgeye tank yerleştiren ve sürekli yenilerini üreten Rusya, kendisi savunmada mı oluyor da NATO taarruzda?

Başka haberler de var, bir Ukrayna ajansı ABD medyasına atıfla gündeme getirdi: ABD, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna’yı geri almak için 18 senaryo çalıştı, hepsinde başarısız, şeklinde.

Belarus, (Polonya, Litvanya ve Ukrayna’nın askeri yığınağına karşı) Şubat ayında Rusya ile ortak tatbikat düzenleyeceğini duyurdu. Lukaşenko: “Ukrayna, radikal milliyetçilerini sınırımızdaki Ulusal Muhafızlardan toplamaya devam ediyor. NATO askerlerinden bile daha kötüler”. Neden şubat? Rahat nefes almalı mıyız? Yoksa Sibirya’dan gelen birlikler Doğu Avrupa’ya bu tatbikatla mı yerleşecek?

Estonya Savunma Bakanlığı NATO Acil Müdahale Gücü’ne 5 bin asker vermeye hazır olduğunu duyurdu. Buna karşılık Baltık’taki Rus toprağı Kaliningrad’da silahlar parlatılıyor.

Putin sürekli yeni silahlarını gösteriyor, hipersonik füzeler dahil. NATO, uzay gücüm var, her yerdeyim, diyor. Sürekli el artırma… Ukrayna, Türkiye’den satın aldığı S/İHA’larla övünüyor. Bugün Washington Post da Türk SİHA’larını yazdı. SİHA’larımız gayet etkili, buna şüphe yok ama akla bir soru getiriyor: ABD medyasının peşi sıra bu tarz haberler yapmasının başka bir amacı olabilir mi acaba?

Ve NATO’nun genişlemesi konusu. Stoltenberg diyor ki, kapımız herkese açık. Son olarak Finlandiya ve İsveç sırada. Baltık’ın güvenliğini biliyoruz, bir ilave, Kuzey Buz Denizi küresel ticarete açılıyor, Rusya burada bana tabisiniz diyor. Soğuk denizlerden sıcak denizlere, işler karışık!

Harp ikaz ve emareleri alınıyor. Bu bir tırmanmadır. Ekonomik, diplomatik, teknolojik, askeri, nükleer, propaganda tarafları var. Soğuk Savaş’ı bilmem ama durum bir hayli gergindir. Trump zamanı neden çok tartışmalıydı bu diğer konu, ama en azından 2021 başı itibariyle Biden ve Putin böyle öngördü, saflar belirginleştiriliyor, niyetler ifade ediliyor, kapasite artırımı söz konusu, karşılıklı manevralar başladı. 2022’nin asıl sıcak konusu bu mu? Kuzey yarım küre boyunca bütün bu olanların değerlendirmesinin sağlıklı yapabildik mi? Türkiye açısından strateji belli mi, tedbirler alındı mı?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kazakistan’da Neler Olduğunu Anlayamadınız mı?

DİĞER YAZI

Savaş mı, ABD mi, Rusya mı?

Güvenlik 'ın son yazıları

Küresel Çaresizlik Sendromu

Sizce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri'nin Küresel Çaresizlik Sendromu’na mı tutuldu? Evet, ancak

Savaşta Devrim

Küreselleşme doğal seyrinde ve buna bağlı yaşam biçimlerini olgunlaştırıyor. Dördüncü Sanayi Devrimi oldu, ancak bu devrimin

Nükleer Seçenek

Rusya-Ukrayna Savaşı nasıl sonlanacak? Barış olur mu? Savaş yayılır mı? Nükleer tehdit konuları savaşı ne tarafa