Savaş mı, ABD mi, Rusya mı?

23 Ocak 2022
Okuyucu

Ukrayna meselesi üzerine halen bir savaş sürüyor, her ne kadar “savaş ne zaman” diye soranlar varsa ve savaşın başlamadığını iddia eden askeri uzmanlar olsa da. Ben ise bunu birkaç yıldır Hibrit Savaş ve Tam Spektrumlu Savaş şeklinde sizlere anlatmaya çalıştım. Bu post-modern yöntemler artık savaşları veya çatışmaları bilinen ölçü ve sınırların ötesine taşıdı. Gelin şimdi size Ukrayna krizinin ana aktörler için anlamı ne, onu açıklayayım.

Politik Merkez’den 6 Aralık 2021’de yayımladığım Hibrit Savaş ve 5 Ağustos 2021’de yayımladığım Tam Spektrumlu Savaş yazılarını okuyunuz, tekrar etmeyeyim. Yazılarda, örnekle Ukrayna meselesi üzerine bazı ipuçları vermiştim.

ABD’nin JP 3.0 gereği uyguladığı Tam Spektrumlu Savaş yöntemidir ve halen ABD kazanan taraftır, siz ne derseniz deyin. Kaybettiği ne ki? Avrupa sahasındalar, NATO tetikte, G7 “demokrasi” diyor ve gerekli fonları açıyor… Bir defa konuya “küresel kazanım” olarak bakmanız, küresel hesaplar ve zamanın ruhuna göre düşünmeniz gerekir. “Küresel çıkar nedir, bu zamanın gereği adımların anlamı nedir,” diye değerlendiremiyorsanız, ABD’nin kazanımlarını da göremezsiniz.

Ukrayna meselesinde ABD, Koruma Evresi, Esnek Kararlılık Harekatı’nın icrasındadır. Buradaki koruma sözcüğü ABD’nin küresel çıkarlarını korumakla alakalıdır. Hani böyle işi bilmeden bir şeyler söylemeye kalkışanlar var ya, Çin, Pasifik gibi, işte size neyin ne olduğu hususu. Yani bu yönlü konuşanlar bir icat yapmıyorlar, bu işin kitabı var.

Esnek Kararlılık Harekatı’nda devrede olan unsurlar hem savunma hem de taarruzu olarak; uzay, siber, diplomasi, bilgi ağı ve planları, askeri faaliyetlerdir. Şu an bunların bazılarının uygulamalarını görüyorsunuz, bazılarının ise sonuçlarını, örneğin, eğer küresel ölçekte sizleri de çevrim içinde tuttular ise ancak sizler “onların istediklerini” öğrenebiliyorsunuz. Bu durumda harekat alanında kim neyi tartışıyor, bu sürekli ölçülüyor.

Burada ABD’nin hedefindeki güç Rusya’dır. Ukrayna, “gri bölge operasyonu” sahasıdır, hatta yeni tabirler de var, “nüfuz alanıdır” da denebilir. Cenevre’de Blinken ve Lavrov görüşmesinde, Lavrov konuyu nüfuz alanları pazarlığına çekmiş idi.

Harekat alanı neresi? Harekat (operasyon) alanı Baltık’tan Hazar’a kadar, Doğu Avrupa ve Karadeniz içerisindedir. Bu bakışla konunun sadece Ukrayna olmadığı her ne kadar açıksa, örneğin, Almanya, Belarus, Polonya, Yunanistan veya Türkiye’nin de harekat alanında olduğu o kadar açıktır.

ABD hedefindeki Rusya’ya karşı Tam Angajman uygulamasını sürdürmektedir. Bu safhada diplomasi sürekli devrededir ve asıldır. Görüşmeler, zirveler, mesajlaşmalar, vs. Burada amaç diplomasi devredeyken, diğer bütün hususların, Esnek Kararlılık Harekatı kapsamındakilerin baskısının etkisini kullanarak, küresel çıkar hedefine (Koruma Evresi’ne) ulaşmaktır. Krizi artan tempoda sürdürmek bir yöntemdir, yarın bitecek diye beklerseniz bu yanlıştır. Eğer krizin temposu artıyor ise “ABD’nin inisiyatifi yüksek etkide,” sonucunu çıkarabilirsiniz. Bu krizin devam etmesi (ki diplomasi sürekli devredeyken) yönteminde, rekabetin dozunu ve sürekli baskıyı artırmak için

ABD’nin ortaklarını kontrol etmesi öncelikli işlevidir. Ukrayna meselesinde G7, NATO ve AB ülkeleri ortaklardır.

Esnek Kararlılık Harekatı uygulanır, eğer ihtiyaç olursa süreç içinde bu bağlamda yeni harekatlar devreye konur. Önemli olan hangi baskı aracının ne zaman devreye konması gerektiğidir. Burada ekonomik yaptırımlar, meşru aktör yaratılması ve kullanılması, caydırıcı tedbirlerin dozunun ve araçlarının artırılması hususları başlıklar halinde sıralandırılır.

ABD’nin hangi durumda kazandığını anlarsınız? Tansiyon düştüğünde. Bu nedenle sürekli tansiyonu düşürücü Tam Angajman uygulamasını (örneğin diplomasi trafiği) görürsünüz. Son Blinken ve Lavrov görüşmelerinde verilen mesajlara bakın, burada ABD tarafı; “tansiyonu düşür, bunun için askeri faaliyetleri azalt, bölgeye asker yığmaktan vazgeç, hatta olanı geri çekmeye başla,” şeklinde açıklamıştı. O vakit ne zaman Rusya askeri faaliyetleri azaltır, siz de “Ukrayna meselesinde ABD kazanıyor,” diyebilirsiniz.

Olur ya, Rusya bunu biliyor, görüyor ve karşı hamlelerini Hibrit Savaş (veya onların tabiriyle Doğrusal Olmayan Savaş) yöntemleriyle yapmaya devam ediyor, askeri tatbikatlarını sürdürüyor… İşte bu durumda her an krizin riskli tarafı olan Çatışma Safhası başlayabilir, bunu ancak “Rusya istediği için buraya gelindi,” dememiz gerekir. Bu durumda, küresel ölçekte, “diplomasi yolunu Rusya tıkadı” anlamında görünür bir durum olacak demektir ki, bu yine ABD’nin lehine sonuç çıkarmaya yarayışlıdır.

ABD’nin krizin çatışmaya dönmesi halinde Tam Spektrumlu Savaş’ta uygulayacağı safha Müşterek Harekat Planları safhasıdır. Burada ortaklarının ama askeri yönü esas olduğundan NATO’nun işlevi daha görünür olacaktır. NATO, 5. Md. gereği değilse de 4. Md. gereği bir şekilde konuya müdahil edilir. NATO neticede burada ABD’yi koruma altına alacak bir durumu temsil eder ve Çatışmaya Meşru Gerekçe Hazırlık Planı (Contingency Plan) da bu şekilde devreye konur.

Bu kadarla bırakayım. Benim amacım bu tür post-modern savaş yöntemlerinin bilinmesiyle alakalıdır. Şundan eminim, bürokrasiden, akademilerden, medya mensuplarında, ben bu işin uzmanıyım diye konuşanlardan bu tür açıklamaları, bilmediklerinden veya akılları ermediğinden dolayı duyamayacaksınız. Konuşmalar, o da oldu bu da, Suriye’de şu oldu, Libya’da bu, cinsinde sürdürülür ve bazıları da meseleye ideolojik yaklaştıklarından tarafgirdir, Rusya kazandı, ABD kaybetti gibi konuşur. Bunları duyuyorsunuz zaten.

İsterim ki kazara (provokatif) bir olay olmasın! Birinci Dünya Savaşı’nın bir suikast sonucu çıkması hadisesi gibi, sıradan görünen bir kıvılcım, dünyayı sonu belli olmayan bir noktaya sürükleyebilir. Ancak bu bir “en kötü senaryo” konusudur. Bundan geriye gelirsek, Rus – Hibrit Savaş (veya Gerasimov Doktrini ile açıklanan Doğrusal Olmayan) Savaş ve ABD – Tam Spektrumlu Savaş ile zaten elinden geleni yapacaklardır; hele nükleer silahların tetiğine basılmasının önüne geçecek bir evrede gereğinin yapılacağını düşünebilirsiniz. O kadar da değil!.. Fakat zorlarken kim nereye kadar esniyor, gücü neye yetiyor; bu bir halat çekme oyunu gibidir.

Rusya’nın ilk planda yapmak istediği nedir? Ukrayna’da Rus yanlısı bir yönetimi başa getirecek iç karışıklığı gerçekleştirmektir. Doğrusal Olmayan Savaş yöntemleri bakımından; asker sınırda, propaganda yoğun, “kardeşlik” gibi sözler var ortada… (Kardeşlik propagandasına Türkiye’de bile kananlar var.) Diplomatik karşı hamle olarak Normandiya formatına müracaatı Rusya önemsiyor. Bu da Ukrayna içindeki güçleri ve Avrupayı etkilemekle alakalıdır. Normandiya Dörtlü Formatı içinde Rusya, Ukrayna, Almanya ve Fransa var. Normandiya’da (2016’da Paris’te toplanıyor) Minsk Anlaşması çerçevesinde konular görüşülür. Minsk Protololü’ne 2014’te imza koyanlar Ukrayna, Rusya ve AGİT’tir. Alman Dışişleri Bakanı’nın adıyla anılan Steinmeier Formulü var, Lugansk ve Donetsk’in özel statü almasını ifade etmekteydi. Rusya bunun üstünde duruyor. Ancak 2015’ten bu yana gelişmeler giderek sertleşti ve bu durum zaten uygulanamaz bir hal aldı, sorun çözümsüzleşti.

ABD ise karşı önlemleri alıyor, karşı propaganda yapıyor, para harcıyor (2014’ten bu yana Ukrayna’ya yardımlar 6.2 milyar dolardır) ve silah veriyor, müttefiklerin de yardımlarının temposunu artırmak istiyor.

Rusya’nın diğer yapmak istediği NATO içinde Avrupa ülkelerini ABD çıkarları çizgisinden koparmak. Dikkatinizi çekmiştir, Rusya, Ukrayna sınırına ve Belarus’a asker yığdıkça Avrupa Birliği ülkeleri birer birer “Ukrayna’nın NATO’ya kabulünün gündemde olmadığını” açıklıyor. Bu Avrupalıların bölgesinde iki Dünya Savaşı yaşanması ve peşinden bir “medeniyet projesi” olarak gördüğü Birlik konusunu doğrudan düşündürmektedir. Anlaşılan Avrupalı ülkelerin içindeki bir kesim ABD’nin hevesle sarıldığı planlara daha temkinli yaklaşmaktan yanalar ve Rusya tarafı da bunun gayet farkındadır. Normandiya Dörtlüsü’nün tarafı Almanya ve Fransa bu konuda önemsenmektedir.

JP 3.0’da öne çıkan kavramlar: Ortaklık, diplomasi, angajman, limit, karşılık verme, rekabet, tansiyon, ekonomik yaptırım, network, barış, kazanım, koruma, kararlılık, caydırma, faaliyetleri domine etme, inisiyatif alma, düzenleme, bilgi… Eğer Ukrayna cephesinde bu sözcükler çokça kullanılıyorsa ABD inisiyatifi elde tutuyor demektir. Halen bir tür savaştayız, başlayalı çok oldu, ama bu savaş bildiğiniz gibi değil, post-modern tarzda. Siz ise Dünya Savaşı türü bir şey bekliyorsunuz, olsun…

Sonuç: ABD’nin hedefini harekat alanını ifade ettim, aslında Doğu Avrupa denebilir. Bu küresel hesaptır da dedim, ABD, Avrupa’yı meşgul ediyor ve Pasifik’teki gelişmesini sağlıyor. Şu açık, Avrupa olmadan NATO bir savaşa girmez. Rusya, Ukrayna’da yönetimi değiştirmek ve Avrupa ile yakınlaşıp NATO’yu işlevsizleştirmek isterken, aslında ABD ile Nüfuz Alanlarını (Gri Bölgeleri) masaya yatırmak istiyor. Buna karşılık ABD küresel kazanım peşindeyken, mesele Ukrayna’dır diyor. Sorun Avrupa’da, çözüm de Avrupa’nın elinde, öyle görünüyor. Bakın Almanya’ya… Öyleyse kriz uzar! Uzadıkça Ukrayna Batı’ya yakınlaşır ve Rusya yorulur, Avrupa’ya daha pazarlık yapacak açıklıkla gelir.

Son bir şey daha, bilmeden yürünmez ve ahkam kesilmez, bu halen geçerlidir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Güvenlik 'ın son yazıları

61 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
117 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
171 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
182 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
146 views

Küresel Stratejik Savunma 

Bu makalede, küresel savunma ve küresel strateji, savunma sanayiine olan ihtiyaç, bununla refah ve güvenlik yönleriyle kazanılacak avantaj, stratejik plan ve proje konuları ve KAAN projesinin değeri ortaya konacaktır. ABD, Rusya, Birleşik Krallık ve Türkiye örnekleri üzerinde duracağım.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme