PKK ve PROMOTER

Okuyucu

İstiklal Caddesi’nde meydana gelen hain terör saldırısı sonrasında yapılan değerlendirmeleri izledik, okuduk. Önemli isimlerden dikkat çekici açıklamalar yapıldı. Bunların bazıları gerçekten ülkeye zarar verir cinstendi. Bu kritiği hak edenlerin bir kısmı, terörü ve bu cephede olup biteni takip edememekle alakalıydı.

TERÖRLE MÜCADELEDE GELİNEN NOKTA

Görüşümü açıklayayım. Türkiye’nin terörle mücadelede gelinen noktadaki temel açıklamalar şunlar: 1) Yurt içinde PKK/KCK terör örgütüne yönelik icra edilen operasyonlar ve yürütülen politikalar neticesinde terör bitme noktasındadır. 2) Irak kuzey bölgesinde Türkiye yaklaşık 30-40 km derinliğe kadar alan hakimiyetini kazanmıştır. O bilinen kamp alanları artık Türk askerinin kontrolündedir. Bu bölgeden teröristin ülkeye sızması oldukça engellenmiştir. PKK/KCK terör örgütü sınırdan yaklaşık 200 km güneye (Kandil’in de güneyine) kaymıştır. 3) Suriye’de mücadele çok boyutlu devam etmektedir. Burada PKK/KCK terör örgütü PYD/YPG ile iç işedir, Suriye koludur. Suriye’de ABD bu terör örgütünü kendi çıkarları doğrultusunda vekil olarak kullanmaktadır. Terörü kamufle etmek maksadıyla SDG gibi örgütlenmelere gidilmiştir, bunları bilmekteyiz. Suriye’de yeni olan ne ve İstiklal Caddesi’ndeki eylemin neden tartışma yaratır cinsten olduğunu açıklayabiliyor muyuz?

ABD’NİN SURİYE’DEKİ HEDEFİ

Bu arada ABD’nin Suriye’deki hedefini de ekleyelim. ABD, Suriye’yi bölmek istemektedir. Böylelikle o bilindik haritalarda sarı renkte (tamamen yapay bir algı yaratır şekilde) işaretlenen, yaklaşık Suriye’nin yüzde 30-40’ına karşılık gelen, Fırat’ın doğusundaki bölgeyi, Cenevre’de yazma çalışmaları devam eden yeni Suriye anayasasında “özerk bölge” olarak yer almasını sağlamak, İran sınırından Doğu Akdeniz’e uzanan ABD çıkarlarına hizmet eden bir kuşak oluşturmak, Rus nüfuzunu Doğu Akdeniz’den uzaklaştırmak, İran’a bağlı güçleri Suriye’den çıkarmak, İsrail’in güvenliğini ve etkisini tesis etmek, şeklinde özetlenebilir. Bu ciddi bir ABD projesidir ve CENTCOM’un maharetiyle, yılda yaklaşık 300 milyon dolarlık bütçeyle 2011’den bu yana gerçekleştirilmeye çalışılan bir plana tekabül eder. CENTCOM’un yer aldığı ve SDG gibi isimlerle tarif edilen Fırat’ın doğusundaki bölgede CIA’nın faaliyetlerinin yoğun bir şekilde sürdürüldüğünü de işaret edelim. Bu ABD istihbarat faaliyetinin aynı zamanda İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile de koordineli olduğunu hatırlatalım. Dolayısıyla örneğin terörist Ferhad Abdi Şahin’e akıl verenlerin kimler olduğunu buradan siz çıkarın. 

YENİ ASİMETRİ

Özellikle Ukrayna’daki savaş başlamadan önce Suriye’deki faaliyetleri ve oluşan yeni asimetrik durumu kastederek terörle mücadelenin hibrit bir yöntemle yapılması gerektiğini tekrarladım durdum. Aşağıdaki grafiği Mayıs 2021’de yayımladım. (PKK Terörü ve Yeni Asimetri)

HİBRİT

Şubat 2022’de Hibrit Savaş Bölgesinde Terör ve Türkiye başlıklı makalede geniş bir analiz yaptım ve en sonunda işaret ettiğim şöyledir:

Türkiye’nin karşısındaki asıl muhataplar başat ve bölgesel güçlerdir. O halde bunları içeren ve belirtilen genişlikte stratejik bir plana ihtiyaç olduğu aşikardır. Bu safhada Türkiye için Hibrit Savaş Stratejik Planı gerekmektedir, uygulama çok önemlidir ve medyada verilen bilgilerde de bu konu dikkatlice ele alınmalıdır.

SOÇİ’DE YENİ KARAR

Erdoğan ve Putin, 5 Ağustos 2022’de, Soçi’de, merkezinde Suriye’nin ve Libya’nın yer aldığı bir toplantı gerçekleştirdiler. Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğine vurgu yapıldı. Toplantı sonrası açıklamada şu ifade yer aldı: “Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede dayanışma ve eşgüdüm içinde hareket etme kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

Bu açıdan bakıldığında temel amaç Türkiye ve Suriye arasında Rusya’nın da içinde olduğu bir eşgüdüm süreci başlatıldı. Burada Esad’ın talebi, bazı muhaliflerin (ki bunların arasında Türkiye’nin desteklediklerinin olduğu da iddia edilmekteydi) kendisiyle barıştırılması; buna karşılık ABD’nin ve SDG’nin ülkesinden çıkartılması için gayretin başlatılacağıydı. Ve öyle de oldu ilk olarak Suriye Petrol Bakanı ABD’ye “hırsız” dedi. Bu konunun ayrıntılarını “Hırsız ABD” isimli makalede yazdım (11 Ağustos 2022).

BİDEN ETKİSİ

Şimdi yazının başından itibaren meseleyi gözden geçirin ve bu noktada bir daha düşünün lütfen. ABD, CENTCOM, CIA, Mossad, SDG (PKK/YPG terör örgütü), vs. bütünü olacak ve bu gelişmelere karşı bir plan yapmayacak, bu mümkün mü? Peki plan yapılsa nasıl yapılır, şimdiden aklınızdan geçirin isterim.

Şuradan başlayayım, ABD Başkanı Joe Biden 15-16 Temmuz 2022’de İsrail ve Suudi Arabistan’ı kapsayan ama bölgesel ve küresel bazı önemli anlaşmalara ve ortaklıklara imza atan Orta Doğu turunu gerçekleştirdi. İfade ettiğim bu gelişmeleri bunun üzerine koyarak durumu 26 Ağustos 2022’de Suriye Merkezli Gelişmeler başlıklı makalede ele aldım. Bu makalenin sonuç bölümünde şunu yazdım:

ABD ve İsrail tarafından; Suriye ve Lübnan’da ve İran yanlısı milislere (veya bu görüntü altında) taarruzlar ve baskı sürebilir. Olası Ankara ve Şam yakınlaşması ve Moskova’nın bölgede yeniden pozisyon alması üzerine yeni bir ABD ve İsrail planı olabilir. Muhtemel İran-ABD Nükleer Anlaşması takip edilmelidir. Ciddi ve Kudüs’te İsrail ile ABD’nin aldığı kararların sahaya yansıması süreci çalkantılı olabilir.

TÜRKİYE’DEN FARKLI ADIM

Demek oluyor ki gelişmeler bizleri “Ankara-Şam yakınlaşması” üzerine düşündürtmekteydi. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün bu gelişmelerin öncesinde El Bab ve Menbiç’i Güvenli Bölge’ye dönüştürmek için ileri sürdüğü yeni operasyon sinyalini de değerlendirmemize neden olmaktaydı. Bu konularda Türkiye’de herkesten farklı bir argümanı 14 Ağustos 2022’de ileri sürdüm: Bu Kez Operasyon Farklı dedim.

Bu makalenin de son bölümünde ifa ettiğim hususu buraya aktarayım:

Politik ve diplomatik sahnede hal böyle olunca Türkiye, Tel Rıfat ve Menbiç operasyonunu bekletiyor, Esad’ın ‘tamam’ demesi ile yeni bir süreç başlayacak. Esad ‘evet’ derse konu sadece Tel Rıfat ve Menbiç olmayacak, Ayn el Arab, Kamışlı da bu şekildeki irade ile ABD ve terör örgütlerinden arındırılacak, hatta petrol bölgelerine yerleşmiş ABD ve PKK/YPG örgütünden kurtulmak adına ortak hareket etmeye devam edilecek. Farkı anlayabildik mi? Bu fark biraz daha açık ve arka kapı diplomasisini gerektiriyor. Karşımıza neler çıkmaya başladı? Provokasyonlar. Olacaktır bu tür tepkiler, ama mücadele bir bütündür, usuletle suhuletle sürdürülmelidir.

Toparlayalım; Rusya, Türkiye, Suriye, Türkiye ve Türkiye’nin yapma sinyali verdiği operasyon farklı oluyor, bunlara karşı bölgede karşı ve bölücü bir projenin sahibi olanlarla bunların taşeronları farklı bir yönteme başvurmasınlar, mümkün mü?

TERÖRDE FARKLILIK ARAYIŞI

Ancak dikkat çektiğim gibi, olay sadece terör saldırısı yapmak değil, başka şeylerle de ilişkili olmalı. Nedir bunlar? Hibrit plan, bu manada siber konular devrede, medya ve sosyal medya saldırıları, bazı etki ajanları devrede olmalı, provokasyon ve propaganda yapılmalı; siyasi baskı araçları, akıl karışıklığı, göç meselesi ve en önemlisi Türkiye-Suriye yakınlaşmasının önüne geçen bir eylem ve eylemler süreci başlatılmalı!

PROMOTER

En basit açıklama ile promoter, bir şeyin olmasını veya gelişmesini teşvik etmeye çalışan demektir. Terörle bağını nasıl açıklayabiliriz? Terörle ilgili bir fikrin ortaya çıktılmasından sonra, proje sahipleri (burada gizli servisler olarak düşünebilirsiniz) planın artılarını ve eksilerini bulmak için ilk araştırmaları yaparlar, denerler, denetirler. Ayrıca uygulayıcının (eylemcinin) taktik, teknolojik, mühimmat, propaganda ve siber destek, gibi ihtiyaçlarını, etkilerini, olası handikapların giderilmesini hesaplarlar.

İSTİKLAL EYLEMİ

Şimdi İstanbul’da gerçekleşen eyleme bakın, neleri yaşadık, yaşıyoruz!.. Eylemi yapan ve ona destek veren teröristler, hazırlık ve eylem zamanı işler, kullanılan patlayıcı, kaçış planı, çok uluslu etki yaratılması…

Farklı plan ama sadece bu mu? Ben bu konuları İstiklal’de terör eylemi olur olmaz çeşitli televizyon kanallarında (NTV, CNN Türk, TRT Haber, Tv Net, Tv100, vs.) açıkladım. Hatta bir kanalda net bir biçimde terör örgütünün “inkârcı” yaklaşımına, siyasilerin ve bazı uzmanların (bana göre sözde uzman) farklı açıklamalarının nedenlerine dikkat çektim, durumun farkını anlattım ve asıl hedefin Suriye-Türkiye yakınlaşmasının engellenmesi olduğunu ifade ettim. Bir yayında sorulduğu için, Suriyelilerin istismar edilmek istenmesi meselesini, ziynet eşyalarını, makyaj konusunu ve başka detayların bile nedenini açıkladım.

AFRİN KURTULUŞ GÜCÜ

18 Kasım 2022’de Hürriyet gazetesinde Nedim Şener konuyu iyi bir noktadan ele aldı. Nedim Şener’in köşe yazısından aktarıyorum:

“Rus medyasının önde gelen dijital gazetelerinden NEWS.RU’da Kirill Semyonov isimli bir analist bu konuyla alakalı ilginç bir yazı kaleme almış. PKK ve YPG’nin açıklamalarını kafa karıştırıcı strateji ürünü olduğunu yazan Kirill Semyonov, ‘PKK ve YPG açıklamasının kendisi önemli değil ancak dünya kamuoyunun kafasını karıştırmak ve kendisini bağımsız bir yapı olarak konumlandıran ve ABD’nin ısrarla terör örgütü olmadığını iddia ettiği YPG’nin üzerindeki şüpheleri ortadan kaldırmak için inkâra dayalı açıklamalar yapılmış olabilir’ şeklinde değerlendirme yapmış. Kirill Semyonov PYD ve YPG için, ‘… genellikle çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği belirli terör saldırılarının sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyor veya terör faaliyetlerini promoter (marjinal, hücre tipi destekçi yan örgütler) aracılığıyla yürütmeye çalışıyor. PKK ve YPG, ABD/CENTCOM taktikleri gereği Suriye’deki faaliyetlerini örtbas eden Amerikan müttefikleri tarafından terörü desteklemekle suçlanmaktan kaçınmak için kullanılıyorlar’ diye yazarken, ‘Taksim saldırısında Afrin Kurtuluş Gücü (HRE) baş şüpheli mi?’ diye soruyor.”

Bu yazıda yeni neler var? Kafa karıştırıcı strateji, inkârcı açıklamalar, promoter örgüt yapısının devreye konması bu manada HRE’nin adının zikredilmesi.

YANILANLAR

Nedim Şener’in alıntı yaptığı Semyonov benim analizlerimi dinledi mi bilmiyorum, ama sonuçta aynı noktada idik. Farkı açıklamaktaydık. Ve Türkiye’de bu farklılığı dile getiren tek uzman bendim. Bunu neden ifade ettim? O kadar çok kendini terör uzmanı gibi gösteren var ki, hepsi birbirinin tekrarı. Hatta bir keresinde SETA’dan bir uzman benim sözlerimin dışında ve karşı açıklamalar yapmayı tercih etti. İsterdim ki bu önemli konularda farklılığı anlayabilelim ve ilgilere birlikte açıklayabilelim.

Bu benim burada yaptığım bir yakınma değil, mücadelenin tam da omurgasıdır. Sanki teröristin ve onların ağa babalarının yapmak istediği bu, körlerle sağırlar birbirini ağırlasın istiyorlar, kafa karışıklığının aracı haline getirmekten yanalar, yöntemlerinin deşifre olmamasına gayret gösteriyorlar.

KAZANIM

Sonuca geleyim, bu yaklaşık 4 aydır yeni başlatılan bir sürecin ilk yansımasıdır. Türkiye çok başarılıdır ve terörist ile destekçilerini yakaladı, foyalarını zaman içinde birlikte detaylandıracağız. Şimdi benim gibi farkı açıklayanlardan yana zaman başladı, konu anlaşılacaktır. Dahası, benzer başka eylemlerin olmaması için önlemler artırılacaktır, kafa karışıklığı yaratmak yöntemiyle iç ve dış siyasette Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak amacı güdenlere karşı önlemler daha iyi alınacaktır. Hatta seçim sürecine giren Türkiye bu açıdan çok daha bilinçli olabileceğini işaret etmem gerekir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Güvenlik Stratejileri ve Türkiye

DİĞER YAZI

Güç Mücadelesi ve Pençe-Kılıç Harekatı

Güvenlik 'ın son yazıları

NATO ve Terör

Soru şöyle geldi, Kilis'e ve Karkamış'a PKK terör örgütü roketle ve havanla saldırdı, ölen ve yaralanan