Güç Mücadelesi ve Pençe-Kılıç Harekatı

Okuyucu

İstiklal Caddesi’ndeki hain terör saldırısının akabinde MSB’nin “Hesap Zamanı”açıklamasıyla Pençe-Kılıç Harekatı geçtiğimiz gece icra edildi, belli ki bu şekilde çıkan PKK/YPG başta olmak üzere teröre karşı özellikle Suriye’de ortaya çıkacak hedeflere yönelik bu seriden operasyonlara devam edilecektir. Şimdi bu konunun ve esasen Suriye’nin bölgesel dinamikler açısından bir incelemesini yapalım, bazı önemli noktaları hatırlayalım.

İSTİKLAL’DE TERÖR

Öncelikle İstiklal Caddesi’ndeki hain terör eyleminin değerlendirmesini PKK ve PROMOTER isimli makalede açıkladım, eylemdeki ve buna dönük politikalardaki farklılıklar ve detaylar için buraya bakılabilir. Bu şunun için önemli, eğer İstiklal’deki eylemin kodları doğru okunmaz ise buna cevap niteliğinde icra edilen Pençe-Kılıç Harekatı da yanlış değerlendirilebilir.

PENÇE-KILIÇ HAREKATI

MSB’nin harekata ilişkin açıklaması şöyle:

Bu yönde bazı görüşlerimi aktarayım. Pençe-Kilit, İstiklal’deki hain terör eylemi sonrasında PKK/YPG terör örgütünün olduğu Irak ve Suriye’de daha çok hava harekatı kapsamında mukabelede bulunmak maksadıyla ve BM’nin 51’nci maddesine istinaden gerçekleştirilen operasyondur. Burada hedef sadece terörist PKK/YPG (ve ABD’nin düzmece tanımıyla SDG) değil, ona destek veren ABD başta olmak üzere bir çok ülkedir. Diğer yandan Türkiye, İran sınırından Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada, aynı anda ve çok kısa sürede, çok başarılı bir operasyon yapma gücüne sahip olduğunu ve kararlılığını ortaya koydu, tek başına bu bile bir cevap niteliği taşımaktaydı.

Bu mesaj Türkiye’nin iddiası, duruşu, reaksiyon gösterme biçimi gibi yönleriyle “karşılık verme” yöntemiyle mutlaka yapılmalıydı ve yapıldı; değilse zaaf gösteren ülke konumunda kalırdı ki asla kabul edilesi bir durum olamaz.

Türkiye bu operasyonda yaptığıyla da yapmadığıyla da mesaj veriyor. Yaptığı, İran sınırından Doğu Akdeniz’e PKK/YPG hedeflerine Hava Harekatı; yapmadığı ise bu operasyon müşterek olarak Kara birliklerini Suriye’ye sokmadı. Yapmadığının mesajı şu: Sizin amacınızı planınızı görüyoruz!

Askeri mahiyette şöyle bir cümle kuralım: TSK, 1280 km eninde, yer yer 195 km derinliği olan çok geniş bir coğrafyada, 89 hedef noktasına, paket taarruz yöntemiyle, yerli ve milli, uzaktan atılan ve hassas güdüm kitli mühimmatıyla, hiçbir sivile zarar vermeden, hiçbir hasar almadan ve mühimmat zayi etmeden böyle hava harekatı yapabilmektedir, dünya bunu görmüş oldu.

TÜRKİYE’NİN AMACI VE OLASI GELİŞMELER

Türkiye’nin Suriye’de asıl planı ve mücadele biçimi kapsamlıdır; ABD ve diğer güçlere, PKK/YPG dahil teröristlere karşı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve istikrarını sağlamak için başlattığı sürecin sonuç vermesi üzerinedir.

Bu temel plan gereği operasyonlar daha derinden ve etkili sürecektir.

Türkiye’nin Suriye’de üzerinde titizlikle durduğu hususlar nelerdir? Türkiye sınırlarını koruyacak, mütecaviz terörü ve destekçilerini engellemek için her türlü gayreti en üst seviyede gösterecek, bölgenin istikrara kavuşması yönünde azami katkı sağlayacak, (ABD’nin “bitik ülke” olarak nitelendirdiği) Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına dair politikalarında ısrarcı olacak, bu ülkenin istikrarına ve imarına dair imkan olan her noktada katkı verecek, bu manada yerel, bölgesel ve küresel güç unsurlarıyla mücadelesini sürdürecektir.

Öyleyse önce ne yapmak gerekli? Sınır boyunca güvenli bölge parçalarının tamamlanması için, belli bir düzende ve çıkan fırsatlar değerlendirilerek, zaman içinde müşterek (kara ve hava) operasyonlar devam edecek, PKK/YPG’ye ve onun destekçisi ABD’nin Suriye’de asıl “bölücü” unsur oldukları cihetle, Türkiye karşı-mücadelesini titizlikle sürdürecek, bu yaklaşımla hareket eden ülke ve güçlerle eşgüdümünü geliştirecektir.

SURİYE’DEKİ ZORLUKLAR

Ancak şunu da göz önünde tutalım, Suriye’de her şey çok zordur. Bu gerçeği bilmeden hareket edilmesi yanlış olur. Suriye’nin meşru yönetimi, kendini savunacak, idame ettirecek, ülkesinin bölünmesinin önüne geçecek, bölgedeki İsrail’in ve İran’ın baskısından kurtulabilecek, radikal terör unsurlarından temizlenmesini temin edecek…

Hatta Suriye’nin, ABD’nin bitmiş bir ülke olarak tanımlamasının karşılığında kısa zamanda ve bu şartlarda pek de bir şey yapamayacağını düşünürsek, Türkiye’nin vereceği desteğin de ne denli zor ama bir o kadar da zorunlu bir durumu tarif ettiğini akılda tutmamız gerekir.

ABD VE İSRAİL

Şimdi karşı cepheye bakalım. Daha Temmuz 2022’de ABD Başkanı Joe Biden’ın Orta Doğu tutunda bu bölgenin İsrail merkezli dizaynına ve bu yöndeki politikalarının belirlenmesine dönük adımlar attığını hatırlayalım. Buradaki gelişmeleri bir karşı hamle olarak kaydettiği belirtmek isterim. (Ağustos 2022’de de Soçi’de Erdoğan-Putin görüşmesi gerçekleşti.)

Hatırlayacak olursak; ABD-İsrail Stratejik Ortaklık Deklerasyonu (Kudüs Bildirgesi) ilan edildi, I2U2 (İsrail, BAE, ABD ve Hindistan arasında) anlaşması yapıldı, Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi (katılanlar Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Ürdün, Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar ve ABD) yapıldı. Bu gelişmenin bölgedeki kapsamı içinde Doğu Akdeniz, Körfez Bölgesi, İran, Filistin, Suriye, Kuzey Afrika, Libya, vs. olduğu açık.

Bu konularda geniş açıklamalar; Biden’ın MENA Konsolidasyonu ve Suriye Merkezli Gelişmeler başlıklı makalelerdedir. Burada yapılan son anlaşmaların ve açıklanan hususların neler olduğunu mutlaka akılda tutalım.

İşte bu İsrail merkezli ortaya konan stratejide eğer Suriye’nin bölünmesi gibi bir husus yer aldı ise ABD’nin ve İsrail’in bu plan doğrultusuda çalışmalarına devam edeceğini de değerlendirmek gerekir. Bunu ne için zikrettim, Suriye’de yapılacaklar gerçekten öyle kolay değildir, rakipler de planlı hareket içerisindedirler.

GÜÇ MÜCADELESİ

Türkiye’nin sorunlarını bir başkası çözemeyeceğine göre, en azından bölgesel güç mücadelesinin içerisinde Suriye ve terörle ilgili, gereken her neyse zamanı geldiğinde yapılacaktır, yapılmaktadır da. Bu mücadele zorludur, ama zorunludur, bir ülke için varlık sebebi hüviyetindedir. Evet, bu bir güç mücadelesidir, konuya böyle bakılmalıdır.

Bunun için öteden beri yapılanlara, hibrit tarzı mücadeleyi mutlaka dahil etmek gerektiğini işaret ettim (Bkz: Hibrit Savaş Bölgesinde Terör ve Türkiye). Bunun için diplomasinin daha ön planda olması gerektiğini ifade ettim. Şurası açık, CENTCOM’un, CIA’nın, Mossad’ın olduğu bir coğrafyada yaman bir mücadele sürerken, siber ve propaganda gibi tehditlerin varlığını ve uygulamalarını biliyorken, mücadelenin cephesini içeriye doğru baskılamakla ilgilenenlerin olduğunu da göz önünde tutuyorken, çok kapsamlı bir durumla ilgilendiğimizi bilmemiz ve çözüm skalasını da buna göre geliştirmemiz gerekmektedir.

İçeride yapılacaklar, dışarıda, hatta sınır boyunca olanlar ve Suriye bütünü içinde olması gerekenler de bellidir. Ama bu güç mücadelesinin cephesi ABD ve İsrail tarafından daha geniş tutulmaktadır, dahası buna uygun bir mücadele verilmesi gerektiğini herkes bilmelidir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

PKK ve PROMOTER

DİĞER YAZI

NATO ve Terör

Güvenlik 'ın son yazıları

NATO ve Terör

Soru şöyle geldi, Kilis'e ve Karkamış'a PKK terör örgütü roketle ve havanla saldırdı, ölen ve yaralanan

PKK ve PROMOTER

İstiklal Caddesi’nde meydana gelen hain terör saldırısı sonrasında yapılan değerlendirmeleri izledik, okuduk. Önemli isimlerden dikkat çekici