bir-ev-odevimiz-var
Bir Ev Ödevimiz Var

Bir Ev Ödevimiz Var

318 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Başımdan geçen bir öyküyü hatırladım. Ama bu konu gerçekten beni çok düşündürmüştü. Benim bir ev ödevi çıkarmama sebep oldu. Anladım ki her muttaki için bir ev ödevi vardı! Çünkü konu kadınlarımızla ilgili… Çok hassas! En kutsal!

Bazen yapılacak olanı tamı tamına ifade edemeyiz. Ama olayın çerçevesini doğru görürsek bu da bir adım niteliği taşır. İçinde yaşadığımız her konu belki bize çok yakındır, ondan göremeyiz. Bazen görmek istemeyiz. Gözlerimiz o işe yumuk vaziyettedir. Bazen biliriz de o yöne bakmayız. Ama modernizm öyle bir şey ki anı kaçırmanın bedeli akşam eve ekmek götürememekle özdeşleşiverir. Bu insana ağır gelir, diğer şeyleri bilse de kurcalamak istemez.

Bir Anı

Almatı’da bir dostumun resim sergisi açılışına davetliydim. Sergi dünyası; konuşmalar, tebessümler, resimler eleştiriliyor, üzerine iltifatlar ve elbette gülücükler…

İleri saatlerde sarhoş olmaya yaklaşmış sosyeteden iki tecrübeli Rus bayan bana yaklaşmaya karar vermiş izlenimi veriyorlardı. Kendi aralarındaki konuşma ve bakışlarından anlamıştım bunu. Sergiye davet eden sanatçı arkadaşım uzaktan olup bitene bakıyor ve başıma gelecekleri biliyor gibi yan gözle izlemesini devam ettiriyordu. Belki de bir yabancının yerlilerin elinden kurtulması, kafa derisinin soyulmaktan kurtulması için güçlü bir başka yerlinin yardımı gerekliydi. En kritik anda gelip beni kraliçe sırtlanların elinden alacak gibi olması güven vericiydi. En azından bana bu izlenimi vermişti. Derken iki kraliçe sırtlan üzerime çullandılar.

Çakırkeyif tecrübeli iki bayandan biri bana doğruda şöyle dedi: “Ülkenizde kadınların özgür olmasına neden engelsiniz?”

Donup kalmıştım. Hiçbir şey söyleyemedim. Burası ve bu zaman bu tür önemli ve hassas işlerin ayaküstü konuşulacağı bir yer miydi? Bir sanat çevresi, güngörmüş iki entelektüel sanatçı bayan ve zavallı ben! Bu bir sataşmaydı. Nereden çıkardılar bu konuyu, bunca resim ve başka konu varken?

Şöyle mırıldanabildiğimi hatırlıyorum: “Anlayamadım!..”

“Kadınlarınızı ikinci sınıf görmeyi ne zaman bırakacaksınız?”

Ben ne devlet adamıydım, ne aileden sorumlu bakan… Ancak entelektüel meydanda savaş böyle bir şeydi. Bir diplomatik meydanda olsaydım ustaca manevra ile işin içinden çıkabilirdim. Çünkü o meydandaki sınırlar daha belirgindir. Bu sanatçı çevresi, ucu bucağı açık!

Yine de bir diplomatik girişimle, “Bizde cennet anaların ayağı altında, eşlerimiz evlerinin sultanı, kız çocuklarımız da birer inci tanesidir…” dedim.

“Kadınlarınızı dövüyorsunuz, kız çocuklarınızı istismar ediyorsunuz, halen okula gönderilemeyenler var, eşlerinizle gayrı meşru bir yaşam sürmeyi ve bu yönde düşünebildiğiniz için çok eşliliği mubah gördüğünüze bakarsak, söylediklerinizin ne anlamı var kuzum?”

“Belki o sadece bir yöremizin örneğidir, sayıca azdır…”

“İstanbul Türkiye’nin neresi?”

Tam da o anda ressam dostum imdadıma yetişti.

“Misafirimizi hünerli ellerinizden almama izin verin lütfen, onu tanıştıracağım kimseler var…”

Kolumdan çekti ve beni sırtlan klanının elinden aldı. Ona müteşekkirim…

Önemli Bir Ev ödevi

Konu çok hassas ve kutsal; hatta mahrem yönü de var! Üzerinde çok düşündüm ve tam olarak çözemedim. Yapacaklarımızı dışardan ne göründüğünü düşünerek belirlemek işin bir yanı. Diğer ve asıl yanı ise gerçekte kendimizi bir özeleştiriye tabi tutup, konu üzerinde çok çalışmamız gerekiyor.

Sanırım bizim halletmemiz gereken ev ödevlerimiz var. Bu ödevlerden öncelikli olanı kız çocuklarımız ve kadınlarla ilgili. Yani analarımız, eşlerimiz ve bacılarımız… Eğer başkalarına bu izlenimi verdiysek, hiç değilse elele verip sıkı bir özeleştiri yaparak konuyu halletmemiz gerekiyor. Bu her birimizin ödevidir. Bu alanda bir bakanlığın olması da büyük bir fırsat veriyor. Ancak ödev hepimizin, sadece devlet görevlilerinin değil.

“Başkası kendi değerleriyle bakıyor, yanlı görüyor…” diyerek bu ödevi yapmaktan kurtulamayız. Belki de “bizi kendi kültürlerine dâhil etmek istiyorlar…” endişesi duyanlarımız vardır. Yok! Ben kültürümüz içinde kalarak yapacaklarımız var demek istiyorum.

Başkası kritik etti diye değil, sağlıklı ve bilinçli bir toplum için elele verelim. Bir muttakiye yakıştığı güçte olalım.

En Önemlisi Eksiksiz Bir Aile

Okul, eğitim öğretim, sağlıklı bir evlilik kurumu, sıcak bir yuva, aile… En sağlam yapımızın ailemiz olduğunu söyledik durduk. Sakın bozmayalım.

Hadi kırsalda sorunlar başka, çoğunu da biliyoruz. Kentlerde olanlar neler? Modernizmi hazmedemeden postmodernist oluverdik vesselam! Okuyan, iş güç sahibi olan bayanlarımızı bu eleştirilerden muaf mı tutuyoruz? Boşanmaların çoğaldığını görüyoruz. Neden? “Sosyo-ekonomik gerekçeler…” deyince yetiyor mu? Sanal âlemde ailenin sırlarının tartışıldığını görüyoruz. Olur olmaz kişilerle mahrem aile ilişkilerini konuşuyoruz. Erkek ve bayan arkadaşlıkların gece hayatını doldurmasına imkân veriyoruz.

Çocuklarımıza modern dadılar tutuyoruz. Çocuklarımız başka şekillerde eğitiliyorlar. Hatta eğitim sisteminin rayları nereye çekiyorsa oraya gidiyorlar. Bildik bir sözcükle, yarış atı kıvamında olanlar bile var.

Bir De Arayüz

Başkalaşıyoruz. Bu değişim hızla oluyor. Sindiremeden oluyor. Bizi bu alanlarda destekleyen kurslar, seminerler, tartışma grupları, sosyal toplantılar yaygınlaşsın diye bekliyoruz herhalde. Bunlar modernizmin arayüzleridir. Biz arayüzü düşünmeden sosyal düzeni bağlıyoruz, değişse de bağlansın istiyoruz.

Hangisi daha önemli? Feodalitenin devamı için baskının zulme dönüştüğü düzen mi, modern olamadan postmodern olan çarpık toplumun birbirini görmezden gelmesi mi? Bence öncelik sırası vermek gereksiz bir uğraştır. İkisi de önemlidir. Bir öncelik değil de ağırlıktan bahsedilecekse eğer, insanı olması gerektiği yerden aşağılara çeken değerlerin biriktiği tarafa belki biraz daha odaklanılabilir.

İyi de bu ikisi çok farklı uçlardaki konuları çağrıştırıyor. Hani bir arayüz inşa etmeye kalksak belki başarılı olunur da; iki ayrı uçtaki konuya farklı mimariyle çaba göstermek gerekiyor. Birini yaparken diğerini bozmadan ve biri için diğerini feda etmeden çalışmak gerekiyor.

Esprisi olan bir konuyu hatırladım. Güneydoğuda sağlık çalışanları ev ev dolaşıp doğum kontrolü için tedbirleri anlatırken spirali de öneriyor. Birileri de, “Devlet sizin içinize anten takacak ve sizi dinleyecek…” diyerek karşı propaganda ile bütün projeyi boşa çıkarıveriyor.

“Tedbir!” deyince ben hep bir duraksarım. Zor iştir tedbir üretmek, arayüz yazmak!

Ve Son Bir Hatırlatma

Ülkemizin bir bölümü feodal kültürü, diğer tarafı postmodern kültürü yaşıyorsa eğer, çok dikkatli olmalıyız. Biri terk edilen bir sosyal düzen, diğeri tarifi zor bir yapı… Kent ve kırsal için ev ödevlerimiz var. Tam da en önemli konumuzla ilgilidir. Ev, aile, kadın ve biz…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Antropik Düşüncenin Çaresizliği

DİĞER YAZI

Hitap etmenin gücü

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka