dunya-bankasi-kizlarin-egitimi-projesi-ve-turkiyedeki-durum
Dünya Bankası Kızların Eğitimi Projesi ve Türkiye’deki Durum

Dünya Bankası Kızların Eğitimi Projesi ve Türkiye’deki Durum

512 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Dünya Bankası kız çocuğunun okuması için projeyi yürürlüğe koydu. ABD First Lady’si iki kız annesi Michelle Obama bu projeyi destekledi ve “Olay çok açık; şimdi kızlar için yatırım yapma zamanı!” mesajını verdi. Daha çok Afrika ve Güney Asya’daki kız çocuklarını kapsayan proje için Dünya Bankası’nın harcayacağı para 2,5 milyar USD olacak. Buna ilave olarak yetkililer bu projeyi destekleyecek ve kendilerince yeni projeler yapacak serbest girişimciler ve hükümetler sayesinde katkının çok daha da fazla olacağını beklemekteler. Dünya Bankası yetkilileri uzun vadede bu projenin dünyadaki büyümeye %18 daha fazla getirisi olacak bir girişim olduğunu açıkladılar.

Hatırlanacağı gibi konu ile ilgili önceki yıllarda bazı örnekler gerçekleştirilmişti. Dünya Bankası 1994-2008 yılları arasında benzer bir projeyi Bangladeş için gerçekleştirmişti ve bu nedenle şimdi ne yapacağını gayet iyi bilmektedir. Hindistan’da 500 milyon USD tutarında 4,3 milyon çocuğu kapsayan bir proje 2012 yılında gerçekleştirilmiş idi. Bunun yanı sıra Nijerya ve Yemen’de de proje uygulanmıştı.

Konuyu Türkiye de önemsemeli ve yeni bir kampanya başlatmalıdır. Daha önceki yıllarda “Haydi kızlar okula!” sloganıyla ve başka projelerle de bu konu gündemde tutulmuş idi. Türkiye’nin eğitime bütçe ayırmakla ilgili bir sorunu olmadı. Sorun daha çok ailelerin bakış açıları, töresel olumsuzluklar ile terör gibi başka sorunlardan dolayıdır. Bir türlü kızların eğitimi konusu sistemleştirilememektedir.

Türkiye’de herkes iyi bilmektedir ki asıl önemlisi gelecekte anne olacak kızlarımızın eğitimli olmaları ve daha nitelikli evlatlar yetiştirmelerinin temin edilmesi hususudur. Elbette bu ilk ve temel hedeftir. Okumanın ve belli bir alanda bilgi sahibi olmanın yanı sıra sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik ilerlemelerin kaydedilebilmesi, kişilik gelişimleri, toplumsal dengelerin oturması ve siyasetin bundan istifade etmesi gibi pek çok yarar için bu tür projeler ara verilmeksizin sürdürülmelidir.

Türkiye’de pek çok sorunun temelinde aslında kızlarımızın okula gönderilmemesi ve eğitim süreçlerine ara vermeleri için baskı yapılması konusu vardır. Gerekirse yeni yatılı okullar, programlar ve uzaktan eğitim metotları vs. devreye sokulmalıdır. Bunun yerine, Milli Eğitim’e bağlı okulları ikame edecek şekilde, yatılı veya normal Kur’an kursları gibi başka çözümler, bütünüyle bu konuya terstir ve başka bir konudur. Belki yetkililer, “Biz meydanı boş bırakmıyoruz, bir şekilde çocuklarımıza sahip çıkıyoruz,” diyecekler, bazı vakıf ve derneklerin çabalarını örnek vereceklerdir. Eğer hükümetler, yetkililer ve aileler konuyu bu şekilde çözdüklerini veya çözebileceklerini düşünüyorlarsa bu konuya isabetli bir yaklaşım sunmamaktadır. Çünkü Dünya Bankası raporları Güney Asya ve Afrika’daki pek çok ülke ve bölgedeki eğitimsizliğin temelini açıklarken bu hususlara dikkat çekmektedirler. Eğer devlet yetkilileri daha ayrıntılı bilgi isterlerse Dünya Bankası (WB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ofisleri gerekli hatırlatmaları yapabileceklerdir. İlk bakışta da görülebileceği gibi “genel-eğitimsizlik” tanımı içinde Müslüman ülkelerdeki kızların çok sayıda olmasının sebebi bu durumu işaret etmektedir. Yani Türkiye imkanı varken konuyu başka şekilde görüp yanlış bir gelişmeye sebep olmamalıdır. Bunun yanlışlığı hemen değil, en az iki-üç nesilden sonra ortaya çıkacaktır, bu uzun vadeli etkilerle açıklanabilecek bir konudur.

Maalesef Türkiye’de okuma yazma bilmeyen her 5 kişiden 4’ü kadındır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından açıklanan TÜİK verilerine göre Türkiye’de okuma yazma bilmeyen kişi sayısı 2 milyon 654 bin 643. Okuma yazma bilmeyen 2 milyon 205 bin 315 kadın var. Aşağıdaki tabloyu incelendiğinde bazı detaylar daha iyi anlaşılacaktır.

kadın

Ben bir daha vurgulamakta yarar görüyorum. Türkiye temel olarak töresel meseleleri çözmeden başka sorunlarını asla çözemez. Yıllar geçer, başka raportörler gelir ve siz şu hataları yaptınız der. Bildiklerimizi bize hatırlatırlar. Bunlar neler, bazılarını sıralayalım: Özellikle Doğu ve Güneydoğu kökenlilerin kızlarını başlık parası karşılığında evlendirmeleri, toplumun bir kesiminde, “Bu kız para ediyor, okul da nesi?” gibi bir görüşün hakim olması, çok eşli aile kurumları, kuma almak gibi bir konuyu dini nikahla kolayca yapabilme imkanının bir istismar meselesi olabilmesi, çocukların ve konuyla ilgili olarak kızların küçük yaşta çalıştırılmaları, hatta küçük yaşta, daha çocuk denecek yaşta evlendirilmeleri, ailede çok çocuk olması ve aile gelirinin çocukların tümünün okumasına yetmemesi, bir tercih yapıldığında erkeklerin okula gönderilmeleri ve kızların evde tutulmaları veya çalıştırılmaları…

Ayrıca Türkiye’de kadın sorunu çok işlenen bir konudur. Ailede kadınların ezilmesi, dövülmesi, dışlanması, kadın cinayetlerinin olması hiç de az sayıda değildir. Hatta kadını kovmak, kapı önüne koymak veya babasının evine göndermek gibi olumsuzluklar vardır. Bu tür bakış açılarıyla yanlış yürüyen aile yapılarında yetişen çocukları da olumsuz etkilemektedir.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından hazırlanan 2014 yılı Cinsiyet Eşitliği Raporu’nda Türkiye son 10 yılda 20 basamak gerilemiştir. Türkiye, kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında Tunus’un (123 ncü) ve Bahreyn’in (124 ncü) ardından 125 nci sırada yer alıyor. Bu tablo giderek böyle olmuştur, zamanla daha da kötü noktalara gerileyebilecek görülmektedir. Aşağıda renklere göre işaretlenmiş bir harita gösterilmektedir. Renklerden de anlaşılacağı gibi bugün Dünya Bankası’nın çözüm olsun diye 2,5 milyar USD harcamayı göze aldığı coğrafya olan Afrika ve Güney Asya ile Türkiye aynı renk skalasında kolaylıkla görülmektedir.

kadınindeks

Bir baba kızına bakıp rahatlıkla, “Okuyacaksın da ne olacaksın!” şeklinde konuşabilmektedir. “Okul gerekliyse git din iman öğren, ahlak öğren…” denmekte ve Kur’an okuyabilmenin her şartta yeterli olacağı düşünülmektedir. Temeldeki düşünce bu dünya bir kesime zindan edilip salt ahiret işleriyle meşgul olmanın her şeyden önemli olduğunu ispatla ilgilidir. Bu aynı zamanda kızlar için inanç üzerinden yürütülen bir başka baskı aracı olarak görülmektedir ki aslında bu bakış açısı dinin temel düşüncesine bütünüyle terstir. Toplum tarafında din araçsallaştırılmış halde görülmektedir. Eğer bu dünyanın işleri insanı köle yaparsa, ki İslam köleliği yıkan bir zihniyetteki dindir, bu dünyada insan baskı altında tutulursa; öteki dünyayı hak etmek zaten söz konusu olamayacaktır. Böyle bir gerçeği inanmayanlar bile mantıken onaylayabileceklerdir.

Bu durum toplumun belli kesimi için çarpık bir inanç anlayışının söz konusu olduğunu göstermektedir. Kurumlar ve değişik yapılar hizmet veriyor görülse de kültürel gereklilikler yerine getirilmeden, sadece sorunun etrafından dolaşılıyormuş bir çaba içinde olunmaktadır.

Türkiye aileden sorumlu bir bakanlığı olan dünyada ender bir ülkedir. Kadının oy vermesi bahsinde dünyada örnektir. Konuya önem veriyor görülmektedir ama alınan sonuçlar göstermektedir ki köklü sorunların çözülmesi için gerekli yaklaşımlara sahip olunamadığı kanaati bulunmaktadır. Belki de sorunun merkezinde dünyaya bakış açısındaki bir farklılık vardır. Kim bilir, bu bakış farklılığı diğer Müslüman ülkelerde de aynıdır…

Türkiye 2023 hedeflerine nasıl ulaşacak? Güvenlik, refah, kalkınmışlık, demokrasi, kültürel ve ekonomik bakış açılarıyla bütünsel bir çaba içindeyse, önce kendini frenleyen sosyal, hepimizin bildiği ve bizim burada tekrar dikkat çektiğimiz konuları çözmelidir. Bu hususlar basit görülmemelidir. Coğrafyadaki sosyal problemler ise ortak niteliktedir; var olanların kıymetini bilmek, hatta daha da geliştirmek gerekir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

AKSİ

DİĞER YAZI

Uydurmak

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi