kulturel-fark
Kültürel Fark

Kültürel Fark

439 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İnsan evrene kavrayıcı şekilde bakmayı bilemiyorsa olup bitene yeteri ölçüde şahit olamaz. İnsanın kavrayıcı bakabilmesi için düşüncenin gerisine ait işleme mekanizmasının ve bilinç atmosferindeki gelişimin içinde ne ifade ettiğini idrak etmesi gerekir.

Çünkü kainat matematiksel işler. Matematik deyinse insanımız çok eskiden öğrendiği yerdedir, sayıları dikkate alır. Halbuki matematiğin dili sonsuzluktur, ilişkiler yumağıdır, sürekli yenileşmedir.

Bakın bir uzay görüntüsüne; denge, ölçü, şekil, farklılık, ton, işgal, madde ve daha çok şey vardır. Hepsi kavranmayı bekler; boyutlarını, ölçeklerini, ilişkilerini, prensiplerini ve daha pek çok gerçekliklerini bir kereliğine değil, sürekli geliştirerek ortaya bırakır.

Bu bir bilinç atmosferinin görüntüsü olarak da işaret edilebilir. Bilinç atmosferinde bilgi ve bilgiye dayalı her bir zenginlik vardır insan bu atmosferde bilinçli, bilgi işleyen ve idraki gelişmiş bir varlık olmakla üstündür ve değerlidir.

Ya atom, kuant, miyom ve zerredeki nice ilişki… Göremesek de var; her biri şekli olan, anlamlı, bütün içinde işe yarayan… Hesabını öğrendikçe yapabiliyoruz. Örneğin “kuantum matematiği” diyoruz. Aslında bir yöntem, anlamak ve anlatmak, bir yerde kendi kendimize anlaşabilmek için, güzeli-çirkini, doğruyu-eğriyi işaretleyebilmek için…

Çok geniş düşünürsek daha söylenecek çok soyut sözcükler var. Ölçeği daraltalım ve günlük yaşama indirgeyecek yaklaşım ile ilişkilendirelim.

Kavramlar bilgisayar dili gibi insanın usunda matematiksel biçimde gelişir. Matematik işin tabiatıdır.

Kültürü nasıl tarif edersiniz? Kültür mantarı şeklinde bir organizmayı geliştirme biçiminde mi, bir toplumun bilincine dönük ürettiği sabit veya değişkenlik gösteren ifade biçimlerinde mi? Seslerin bestelenmiş haliyle çalınması size nasıl gelir, toplumlar arasındaki farklar sizce nerelerdedir?

Bir ülke düşünün bilimi “sözel” ve “sayısal” diye ayrıştırıyor. Bu yetmiyormuş gibi bu yaptığını “doğru” zannediyor. “Yüzeysellik” işte tam da buradan başlıyor. Olması gereken ise derinleşmek; kavramak, kavramlar türetmek, bilgi ile zenginleşmek, bilinç atmosferinde yer bulmak…

Bu ülkede bir kimse yok mudur ki; “Sözel olan her şey, kavramlar ve dil, aslında sayısaldır,” desin? Bu ülke insanı matematiği olması gereken derinlikte bilmediği için konuşamaz, derdini anlatamaz, anlaşılamaz, kavram üretemez, anlaşma yapamaz, emin olamaz; sürekli duygusal kalır. Türkiye gibi ülkeler böyledir!..

Hani denir ya, “eğitim işin en başıdır,” diye, böyle söyleyenler işin tabiatının matematik olduğunu ve bu matematiğin de ezberlenen çözümler değil, aslen; sürekli düşünmek, aramak, denemek, tarif etmek, kavram, ilişki ve dil geliştirmek olduğunu anlayamazlar. İşte Türkiye’de hafife alınan konunun özü budur!..

Bir kağıdı simsiyah boyayın, uzayın derinlikleri gibi, başka bir kağıda da kalemin ucuyla minicik bir nokta koyun, parlak bir güneş gibi. Şimdi de iki kağıdı önünüze koyun ve bakın. Biliyor musunuz, ikisi arasında sonsuz eksi bir (∞-1) tane değişik örneklikte farklı kağıt boyanabilir.

Gelelim yaşama: Sizin politikacınız, mühendisiniz, doktorunuz, avukatınız, önderiniz, yöneticiniz veya sanatçınız çok konuşuyor, fazlasıyla meşgale içinde görünüyor olabilir, doğru da söylüyor olabilir, terliyordur da; ama seviyesi bir diğerine göre kaçta kaçtır, yani ortamına hangi görünümü yansıtır?

Bu kez de önünüzdeki iki kağıdın arasına örnek yeni doldurduğunuz birkaç kağıt daha koyun. Siyah nokta sayısını arttırın, daha koyuyu ifade etsin, birinde üç-beş, diğerinde yüzden fazla nokta olsun. Belki biri sonsuz eksi beş (∞-5) iken diğer sonsuz eksi yüz beş (∞-105) olacaktır. “Mutlak sonsuzluk” içinde bu fark sarfı nazar edilebilir. Ama her ikisi arasındaki uçurum yaşamda asırlarca farkı yaratan bir görünümü tasvir edebilir. Çünkü bilinç farkına karşılık gelir, boşlukta görünmeyen gibidir ama vardır.

Bu soyut anlatım ilk bakışta bize bir şey ifade etmeyebilir. Ama yanına isimler koyun da bakın; ne dendiği daha iyi görülebilecektir. Örneğin “Amerika ile aramızda bir asır var,” dediğimizi böyle bir anlayışla ortaya konmuştur. Gerçekte ise belli ölçülebilir ve ölçülemez değerlerle, belki de dikkate değer gördüğünüz parametrelerle bu fark gerçekten vardır.

Politika bilimi içinde örnekleyelim: “İleri demokrasi” böyle bir farkı içinde barındırır. Sözü edilen ama kavramın “anlaşılmayan” türden görülmesi de bundandır. Çünkü “kültür farkı” diyerek bir soyutluk içeren anlatımı öne süreriz. Yaşamda pek anlaşılmaz ama vardır ve bir şeyler olmuyor ise bundan dolayıdır.

Kültürde değişim hakkında matematiksel düşünelim; yani kavramsal, çözümsel, yaratıcı, belki olanı başka açıdan görerek, yaklaşımı tersten okuyarak…

“İleri demokrasi için belli seviyede bir kültür olması gerekiyor…” dedik ya, bu nedir? Tekdüze düşünüp, “Biz kültürsüz müyüz?” diyenlerden olmamayı idrak etmekle başlıyor bu ilerleyiş, anlaşılabiliyor mu? Kavramlarla, çözümlerle, anlayışlarla, dille çeşitlendirilen ve kıyasıya ileriyi arayan bir toplum olmayı sistemleştirebilen olmayı gerektiriyor bu iş!..

Kültürlü toplum, kültürlü bireylerden oluşur. Bu demektir ki; bireylerin hepsi ahenkle bilgi üretmeye çabalarlar, bilgi başattır, bilgi sahibi olmanın ve üretme kapasitesinin verdiği farklılık toplumda statü farkını tanımlamıyorsa ileri demokrasi oluşmaz.

Türkiye için kültürel değişimin özünde birinin diğerine olan farkını yaratılabilir bilgi potansiyeli ile açmak ve ileri demokrasiyi de bunu sistemleştiren kültür olarak tanımlamak gerekmektedir.

Sahip olduğu bilincine dair derinliği olmayanın bilime, sanata veya politikaya bakışından işe yarar ne çıkar ki?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Politik-Rahmet

DİĞER YAZI

Faiz Haram da Vergi Helal mi?

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka