ABD’nin Suriye’deki Yanlışı

Politika

ABD Suriye’de başından beri yanlış içinde. Önceki Başkan Barack Obama döneminde başlayan yanlışlar silsilesi halen devam ediyor. Başkan Donald Trump biraz olsun bu yanlıştan dönmek için gayret ettiyse de başaramadı. Nedir ABD’nin yanlışı?

Arap Baharı rüzgarları esti ve sonunda bu hava Suriye’ye kadar ulaştı. Suriye İç Savaşı dediler adına. Ama değildi aslında! Bu düpedüz bir kışkırtmaydı, hem de her tür istismara açık bir rejimi olan ülkeye yönelik gerçekleşmekteydi. Suriye’yi parçalama senaryosuna dönüşmüş acımasız bir süreçten bahsetmekteyiz. Asıl sorumlular ABD ve İsrail, diğer yandan oyuna dahil olan gerek Avrupa’dan gerekse Körfez Ülkeleri’nden bir kısmı.

Daha önce Irak üçe bölündü ancak o başka bir senaryo ile gerçekleştirilmişti. Zira Irak’ta ABD askeri gücünü kullanmıştı. Güç kullanarak böldü Irak’ı, her ne kadar fiilen de olsa.

Suriye olayı farklı gelişti. Obama resmen böyle karar verdi. Obama’nın 2014 yılındaki doktrini gereği bir süreç işledi. Ancak gerekçesi açıktı, DAEŞ ile mücadele. Neydi bu DAEŞ? Irak-Şam (Levant) İslam Devleti (IŞİD/ISIL) isimli radikal küresel terör örgütü. Kuzeydoğu Suriye bir biçimde bu Levant bölgesinin işgalinde ne tesadüf ki şimdiki ABD’nin kontrol etmek istediği bölgeye yerleşmişti. Film çeker gibi bütün dünya naklen DAEŞ’in kötülüklüklerini seyretti durdu. Dünya kamuoyu hazır oldu neticede ve ABD’nin meşruiyeti buna dayandı. Bir de Esad’ın kendi halkına kimyasal silah kullanması var tabii. Bu “kör gözüme parmak” misali kimyasal silah kullanma konusunu Esad kendi iradesiyle mi yaptı, yoksa birileri dolambaçlı yollar mı izledi, bunu tarih yazacak. Her ne ise ABD küresel terör örgütünü yok etmek için geldi tam da DAEŞ’in bölgesine yerleşti. Sonra asker getirdi, buradaki başka terör örgütleriyle ortaklık yaptı, eğit-donat faaliyetiyle teröristleri para aklar gibi yıkama operasyonlarına başladı. Buna Vakalet (Proxy) Savaşı deniyor. Dördüncü Nesil Savaş veya ABD açısından Sıfır Kayıplı Savaş da dense olur.

ABD bütün bunları bütün dünyanın gözü önünde yaptı. Yılda 800 milyon dolarlık bütçeyi burada harcadı. Suudi Arabistan ve BAE de bu bütçeye ortak oldu. Örtülü olarak İsrail para koydu mu bilinmez. Sonuçta Trump baktı ortada DAEŞ kalmamış, “ben ne yapıyorum burada” dercesine, ki ABD’nin meşruiyeti bitmişti aslında, realist bir karar verdi, “askerimi Suriye’den çekiyorum” dedi. Bir de Suriye kuzeyinde 20 NM derinlikte Güvenlik Bölgesi kurulması işini Türkiye’ye vermek istediğini açıkladı. Buraya kadar güzel. Sonrasında yakın zamanda Türkiye ve ABD olarak yaşanan süreç var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugün de teyid edildi, bu konuda ABD samimi değil idi hem Türkiye’ye karşı hem dünyaya karşı. Teröristi beslemeye devam ediyordu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gibi bir yalanı tüm dünyaya pazarlamak istiyordu ve nihayetinde Suriye’yi Vekalet Savaşı yoluyla bölmek istiyordu.

ABD Suriye halkını görmezden geldi. ABD’nin önemsediği savaş küresel terörle mücadele kamuflajı altında sürdürüldü. Bakın bu konu çok önemlidir: Kimyasal silahlarla varil bombalarıyla çoluk çocuk demeden katledilen, göç etmiş, başka ülkelere sığınmacı olmuş, çok sayıda kayıp vermiş, hapislerde çürümüş Suriye halkını düşüneceğine, 2011’den sonra kısa sürede zulmü sonlandırmayı düşüneceğine, ABD, zaman kazanıp eğit-donatla bölücü kuvvetleri hazırlama planını yeğledi. Başka deyişle, her ne kadar halkın üstüne bomba atan Esad rejimi suçlu ise Suriye’de sorunu çözmek yerine bölmek için zaman kazanmaya ve teröristleri aklamaya çalışan ABD de bir o kadar suçlu durumuna düştü. Tarih bunu yazacaktır. Bu onun için kötü bir sonuç!

Olay bu esasında. Şimdi size özet olarak aşağıya listelemek isterim, hangi yanlışlara sebep oldu Amerika? Yanlışlar özetle şöyle:

  • DAEŞ’e dayalı bir stratejiyi temel aldı.
  • Terörist örgütle işbirliği yaptı. (PKK/YPG)
  • Stratejik ortağı ve müttefiki Türkiye ile samimi şekilde işbirliği yapmadı.
  • Suriye’den çıkacağını söyledi ama sözünde durmadı.
  • Suriye’yi resmen bölmek istedi.
  • Rusya’nın gücünü iyi hesaplayamadı.
  • Suriye gibi bir ülkeyi Vekalet Savaşı ile bölebileceğini düşündü.
  • Suudi Arabistan ve BAE gibi örtülü savaş halindeki İran’ı hafife aldı.
  • Kullandığı vekil terörist sayısı az iken çok geniş bir bölgeyi (Suriye’nin üçte birini) kontrol edebilceğini zannetti.
  • Türkiye’nin bu denli kararlı olacağını hesaba katmadı.
  • Cılız meşruiyet gerekçesi ona yetmedi.
  • Suriye’ye kısa sürede barış getirilmesi çabasına odaklanmadı.

Türkiye Suriye’nin kuzeyini Suriyeliler için teröristlerden temizleyecek ve oraya Barış Koridoru inşa edecek. İşte örneği Cerablus, El Bab, Afrin. ABD bölgeyi terk etmek durumunda kalacak. ABD’ye uyup gelen diğer ülkeler de çekip gitmek zorunda kalacaklar. Bu sonuç onların mağlubiyeti olacak. Trump’ın söylediğini yapsalardı şanlı şekilde döneceklerdi evlerine, şimdi kaybetmiş olacaklar!

Bir Cevap Yazın

Politika 'ın son yazıları

Mantık, Amaç, Konu

Bugün Suriye, terörle mücadele, Güvenli Bölge, vs. konuları konuşuyoruz, öyle mi? Bunlar

B Planı: Barış Pınarları

Bir süredir grafiklerle Suriye konusundaki gidişatı açıklamaya çalışıyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin karar süreçleri

Trump Azledilir mi?

Dün ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi, Başkan Donald Trump’ın, muhtemel
DÖN BAŞA