Avrupa ve Politika

325 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Tarihsel açıdan Avrupa dünyada önemli bir işlevi yerine getiren kıta olarak bilinir. Avrupa salt politik alanda değil, bilim, sanat, felsefe, sosyo-ekonomik yaşam ile dünyada değer üretir. Avrupayı yeni keşfetmiş gibi yaklaşanlar olduğu gibi, Avrupa’nın gücünün doğrudan veya dolaylı baskısından kurtulmak adına politika yapanlar da vardır. Ben burada bir dünya insanı gözüyle bakarak bazı önemli düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim. Bugün yeniden Avrupa mı diyoruz? Avrupa ve Politika yan yana gelen çok önemli kavramlardır. Bu her iki kavramın da hakkını vermek gerekir. Jeopolitik bakışla Avrupa bize neyi ifade ediyor, görelim.

Beğenseniz de beğenmeseniz de Avrupa modern dünyayı yaratan kıtadır. Hatta Amerika’yı yaratan da Avrupa’dır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri (ABD) diye bir süper güç varsa bunun temelleri Avrupa’dan taşınmış değerlerden atılmıştır.

Avrupa olmasaydı dünya olmaz mıydı? Olurdu elbet, ama bunu tartışmanın bir anlamı yok. Bugün ister reel politikle ister idealle gelin, karşınızda bir Avrupa var mı? Var.

Avrupa modern dönemde denge politikalarının üretildiği merkezdir. Yaşanan o yıkıcı Dünya Savaşları esasen Avrupa menşeilidir. Politika kadar askeri kapasitenin üretilmesindeki kaynak da Avrupa’dır. Bugün gelinen noktada Avrupa’ya denge politikası yönüyle yine iş düşecek bir konjonktür gelişmektedir.

Avrupa dünya zenginliğinin çarkları nasıl döner bunu iyi bilen ve felsefesini yazan bir akla sahiptir. Ekonomi çarkları dünyada döner ama felsefi muhasebesi Avrupa’da tutulur.

ABD sorunlu bir ülke haline dönüşmüştür. Ama zücaciye dükkanındaki fil misali, sorunları içinde boğuşurken bu dünyayı da yakıp yıkabilir. Kaldı ki hırçınlaşmaya başlamıştır, dünyayı başka bir alana doğru çekmek istemektedir, her ne kadar buna yenilik gereği dese de.

Çinliler zorlu bir millettir. Kalabalıklar ve dünyayı bir Go oyun tahtasına çevirdiler. Bu oyunu bilir misiniz? En basit anlamıyla çevreleme politikası dediğimiz stratejik konular bile Go’da pratik edilebilir. Şu an Çin insan gücü, teknoloji, üretim, ticaret, kazanç, vs. devrededir. Ama çevrelediğinde kıpırdayacak alan bulamayabilirsiniz. Bu önemli tehlikenin olduğu jeopolitiği henüz dünya yeni görecek gibi.

Rusya başlı başına dünya jeostratejisinin hâkimi konumunda, kıtasal derinliği uçsuz bucaksız bir yer. Dünya Savaşları’nda ilerlemek isteyen ordular Rusya’da ya kayboldular ya eridiler, unutmayalım. Rusya’nın değişmez üstünlüğü enerji kaynakları gibi paraya dönüştürülen şeyler değildir, konumu ve bunu iyi değerlendirebilecek satrancı iyi oynama becerisidir.

Güney Asya bölgesini, Hindistan’dan Okyanusya’ya uzanan coğrafyayı dünyaya açan Avrupalılar oldu, daha yakın zamanlarda. Avrupa buraları iyi bilir, tıpkı Afrika’yı bildiği gibi.

Bir de Yahudi toplumu var bu dünyada. Politika yapanlar salt İsrail Devleti olarak bakmamayı bilirler. Yahudilerin savundukları temelde diğer toplumlardan farklıdır ama uygulamada herkesin çıkarına olacak teklifleri geliştirirler. Yahudiler büyük güçler arasındaki dünya politikasında derz dolgusu işlevi görür. Dünyaya döşenecek plakalar her ne kadar ayrı ayrı olsa da derzlerin doldurulmasından murat kazanımlar meydana gelmelidir, değil mi? 

Avrupa salt Fransa’dan ibaret değildir, Almanya’dan da, İngiltere’den de, İtalya’dan da, İspanya’dan da… Avrupa aklı, gücü, misyonu, politikası dünyayı şekillendirdiği gibi, gelinen noktada ortaya çıkması muhtemel büyük sorunlar için de müzakere edilecek bir kapıdır. Avrupa’nın potansiyeli bu bakımdan önemsenmelidir. 

Avrupa Birliği (AB) fikri çok eski tarihlerden bu yana vardır. Bilinen büyük imparatorlar, krallar ve komutanlar Avrupa’yı bir bütün yapacak seferleri ve politikaları çokça denemişlerdir. Sonunda bir birlik var ama değil mi? Bu birlik bugün dahi neredeyse Şarlman’ın düşüncesinden pek farklı işlemez görünse de önemsenmelidir. Çünkü Avrupa politikayı çok iyi kullanabilecek deneyimdedir ve güçtedir. Avrupa’dan en fazla ihtiyaç duyulacak destek ise denge kurmak üzerine gelişecektir.

Dünya politikasında tercih yapma şansı kısıtlıdır; her bir gücü ve tehlikeyi hesap ederek adım atma zorunluluğu vardır. “Amerika’yı sevmedim koy kenara, Çinlilerden çekinirim orada kalsın, Rusya başa bela, Yahudiler düşman, İngilizler şeytanca politikalar ürettiğinden uzak durmak gerekir, Fransızlar kibirlidir, Almanlar katıdır, Avrupa Haçlı Ordusu gibidir…” deme lüksü yoktur. Hele gelinen noktada, dünya zaman, mekân ve imkanlar ölçeğinde bir sıkışıklığa doğru girmişken dengeleri gözetmeden yürümek politik açıdan en büyük yanlış olur. 

Avruapa’nın içinde kaybolmamayı bilmek gerekir. Nasıl ABD’de Wall Street ve Main Street ayrımı varsa, Avrupa’da her ülkede bundan daha fazlası vardır. Çünkü bu değer ayrımcısı aklın merkezi Avrupa’dır. Frankfurt başka, Berlin başkadır. Paris başka, Marsilya başkadır. Roma başka, Milano başkadır. Londra’da sarayla çarşı başkadır. İsviçre sadece gizli hesap merkezi değildir, dünya kurgusunun yapılabildiği bir düşünce merkezidir.

Avrupa’da yüksek politika yapıcılar öndeki politikacılar, seçilmişler değildir. Avrupa’daki demokrasi bunu gayet iyi bilir, özümsemiştir. Feodal döneme ve şatolarda yaşayan güçlü ailelere kadar anlatmak isterim ama şimdilik bu kadarla yetineyim, yazı içinde de kaybolmayalım, öyle değil mi?

Jeopolitik süreçler onlarca yıllarda veya asırlarla ifade edilen periyotlarda etkisini gösterirler. Bu bakımdan politikacılar dünyaya liderlik edecek vizyonla donanmış olmalıdırlar ve asırları kapsayan çekim gücünü üzerlerinde barındırabilmelidirler.

Kısır politikacılar ancak kendilerini bağlarlar; zamanını, mekanını ve imkanlarını zora sokarlar. Kısır politikacılar belki iyi fırsat kovalayabilirler ama bu uzun vadede kendisinin olduğu kadar çevresinin de zararına sonuçlar doğurabilir.

Dünyayı iyi okuyan politikacılar ise geniş bir vizyonla hareket ederler ve kapsayıcıdırlar. Diğer politikacılar onu dikkate alacaklarsa eğer, savunduğu üstün ve kapsadığı değerlerden dolayıdır. “Dünyayı tek ben bilirim, ben kurtarabilirim,” dendiğinde, belki o an itibarıyla haklı çıkılsa bile, beğenilmeyecektir. Öneriler tarihsel çıkarı tarif etmeyebilir. Örneğin Avrupa bu sunulan argümanın ne türden getirisinin olacağını hesaplayabilecek deneyime sahip bir kültür olduğundan, konulara temkinli yaklaşır ve tüm dengeleri hesaba katar. Çünkü düşünsel derinliği vardır. Onun için Avrupa politikası bir test makinesi gibidir. 

Gelinen noktada; Rusya Avrupasız yapamıyor, Çin İpek Yolu’nu Frankfurt’tan Londra’ya bağlamaya çabalıyor, ABD İngilteresiz yapamayacağını biliyor… Büyümek isteyen ülkeler istese de istemese de Avrupa’ya temas etmek için proje üretmektedirler.

Politik güç, politika yapıcılık ve politik uygulayıcılık başka kavramlardır. Avrupa’da bu üç alanda erkler sistemi vardır ve işlemektedir. Avrupa demokrasisinde anlaşılması gereken temel yapı budur. Bu yapıdan dolayı biraz hantal diye tarif edilir; ama bu bir yerde denge ve temkinli olmak demektir.

Avrupa mı diyorsunuz, haydi o zaman… Ancak unutmayın, orası kendine has özellikleri ve değerleri olan bir kıta.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Biden’ın Yeni Dünya Düzeni mi?

DİĞER YAZI

Biden’ın Çin Politikası

Politika 'ın son yazıları

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,

Dördüncü Güç Medya

Gerçeklik ötesi, algı yönetimi, yumuşak güç, dördüncü güç, medya, küreselleşme, güç mücadelesi, kültür, demokrasi ve güvenlik