Beyaz Saray Zirvesi

Politika

ABD Başkanı Donald Trump’ın davetlisi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Kasım 2019’da Beyaz Saray’daydı. Bu ziyaretin kapsamında hatırlanması gerekenler neler, bir göz atalım.

5 Ekim 2019’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Kızılcahamam’da “Fırat’ın doğusunu Barış Pınarlarıyla sulamak,” çıkışının ertesi günü 6 Ekim’de ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi yaptı. “5-7 Ağustos’ta Ankara’da Mark Esper ve James Jeffrey ile varılan mutabakat sonuç vermedi, birlikte yürüdüğümüz Müşterek-Birleşik Harekat Merkezi çerçevesindeki çalışma Güvenli Bölge fikrimize hizmet etmiyor, biz de kendi inisiyatifimizle teröristi bu bölgeden def etmek ve Suriyelileri evlerine yerleştirmek maksadıyla harekata başlıyoruz,” mesajını verdi. Telefonda bir süre konuşma oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump’a, “Siz Aralık 2018’de buradan çıkıyoruz dediniz, fakat sizin güvenlik bürokrasiniz emrinize uymuyor, değil buradan çıkmayı, üstüne üstlük ilave 220 TIR daha silah ve mühimmatı buraya intikal ettirdi, teröristleri eğitmeye devam etti, sizin de istediğiniz bu işi biz kendimiz halletmekten başka bir seçenek bulamadık.” Trump en azından şunu söyledi: “Sizi Washington’a davet ediyorum.” Davetin inceleneceği ifade edildi ve telefon görüşmesi bitirildi.

Ne oldu dersiniz? Trump’a göre Erdoğan yerden göğe haklıydı. Trump, “aptalca savaş bitirilsin,” demişti. Ancak 8 trilyon doları harcamış bir ekip bu savaşı değil bitirmek, bu bölgede bir garnizon devlet kurma planı içindeydiler. Ortadoğu’yu ve özelde Suriye’yi bölmekle ilgili çabada ısrarcıydılar. Hatta Trump’a, “Sen de gelip giden birisisin, biz Amerikan menfaatlerinin geleceğini inşa ediyoruz, bizi yolumuzdan çevirmeye zamanın yetmez,” türünden yaklaşımda bulundular. Trump yakın zamanda Brett McGurk, John Bolton, gibi isimlere işten el çektirmişti. Aslında Trump her şeyin fakındaydı, bir süredir kadroları değiştirmeye çalışıyordu. imdi sıkışmış gibiydi, Türkiye de durumdan etkilenmişti.

Telefon konuşmasından sonra Trump Beyaz Saray’da fırtınalar kopardı, “Tekrar emrediyorum, Suriye’yi terk ediyorsunuz,” diye tekrarladı. “Eğer emrimi yerine getirmeyen olursa masasını toplasın,” diye de ekledi. Aynı gün çatlak sesler konuştular, örneğin McGurk, “Trump Genelkurmay Başkanı değil,” bile demişti.

9 Ekim 2019’da Türkiye Barış Pınarları Harekatı’na başladı. Amerika’nın yapacağı bir şey kalmamıştı. Rasulayn ve Tel Abyad arasından aynı gün çıktı. Çekilmesi devam ediyordu. Örneğin ABD askeri kalmakta ısrar ettiği Münbiç’i 15 Ekim’de terk etti. ABD’nin Suriye’de toplam 20 civarı üssü vardı ve Güvenli Bölge kapsamındaki alandakilerden hızla çıktı. Suriye güneyine Dair ez Zor’a ve Irak’a doğru yeni bi pozisyon için çekildi.

Barış Pınarı Harekat ilerliyordu, Rasulayn ve Tel Abyad arası 32 km derinliğe kadar alan kısa sürede kontrol edildi. ABD bu harekatın nerelere kadar gideceğini biliyordu. ABD, “Güvenli Bölge konusuna odaklanalım, Barış Pınarı Harekatı’na ara vererek bir formül bulalım,” dedi. Başkanı Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanı James O’Brien Ankara’ya geldiler. 17 Ekim’de ABD ile bir mutabakat karar çıktı, harekata 120 saat ara veriliyordu. ABD tarafı bunu “ateşkes” diye duyurdu. Sonra Pompeo bir mektup gönderdi. Bu resmi mektupla, “Güvenli Bölgeden YPG çıkmıştır,” dedi. sonrası malum, Rusya ile bir başka mutabakat daha gerçekleştirildi. ABD ortaya, “petrolü koruyacağım,” diye yeni bir görev daha çıkardı, İlave olarak Irak’tan geri çektiği o askerlerden bir kısmını tekrar Suriye’ye getirdi. Üstelik SDG ile birlikte Kamışlı doğusu bölgesinde müşterek devriye yapmaya başladı (31 Ekim). Rusya Kamışlı’ya yeni bir üs kurma kararı aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sordular, “Trump’ın daveti ne olacak?” diye. “Görüşeceğim ve karar vereceğim,” şeklinde cevap verdi.

Bu arada DEAŞ ile çok ileri seviyede faaliyelerler gerçekleştirildi. Trump 27 Ekim’de, “Dünya artık daha güvende!” diyordu. Türkiye’nin elinde öldürülen Bağdadi’nin birinci derece yakınları vardı.

Diğer yanda ABD’de “azil” süreci devam etmekteydi. Trump buna “cadı avı” diyordu.

Ben bu süreçte bazı yazılar yazdım:

Diğer yandan Rusya’ya verilen 150 saatlik süre bitmiş (23-29 Ekim), ortak devriyeler başlamıştı (1 Kasım). Ayrıca şunu da söylemek gerekiyor, Türkiye’nin kendi inisiyatifiyle harekata devam etmesinin önünde bir engel yoktu. YPG ne ABD ne de Rusya tarafından bölgeden çıkarılmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan durumu açıkça işaret ediyordu. Asıl Amaç Güvenli Bölge’nin yapılabilmesi, ABD, Rusya, Avrupa ve diğerlerinin konsensüsü ile projenin hayata geçirilmesiydi. İlk aşama buydu, ikinci aşamada daha derinlerdeki terör temizliği elbet şartlar elverdiği şekliyle gerçekleştirilebilecekti. Asker daha güvende ve hazırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Washington’a gittiğinde neler yapması gerektiğini iyi biliyordu, son şartları ve Trump’ı iyi anlamak ve bir engel var mı bunu görmek istiyordu. Son telefon görüşmesi ile kanaat getirdi. Zira asıl konu Trump değildi, onunla aynı noktadaydı, aralarında hiç sorun yoktu ve birbirlerine inanıyorlar, güveniyorlardı. Sorun ABD içindeki direnç gösteren taraflar ve Avrupa idi. Erdoğan ABD’de Türkiye’nin tezlerini tam da yerinden ifade edebilcekti, hem de tüm dünyaya. Bu kamu diplomasisi açısından çok değerliydi.

Ziyaret ve zirve 13 Kasım 2019 tarihinde gerçekleşti. peşinden basın toplantısı gerçekleşti. Türk heyeti bizatihi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla, ticaret alanında ve Senatörlerle toplantıda gerçekleşti. Aslında Erdoğan Kongre’ye hitap etmek de istemişti, Trump bunun yerine bir grup farklı düşünen ve etkili üyeleri Erdoğan’ın ayağına getirdi, her iki tarafa da “Buyurun kendiniz görüşüp anlaşın,” dedi.

Washington ziyareti bir hazırlıklı, üzerinde anlaşmaların imzalanacağı türden bir çalışma programını ihtiva etmiyordu, onun için gelişimini başından itibaren anlattım. Bu konu aslında Trump’ın ve Erdoğan’ın neyle mücadele ettiğini göstermekteydi. Bir Türk ve ABD Başkanı dünyaya ortak fikir verme yönünden çok başka bir güven ve kararlılık gösterisi yapabiliyorlardı, dünya barışı, teröre mücadele, Suriye’de meselelerin çözüm yolu, vs.

Avrupa’ya, “yapacakların var,” diyorlardı. ABD iç nizamına, “Direnmeyin, kendinizi sorgulayın, bu yolda giderseniz küresel mücadelede yanlışlar büyüyecek,” diyorlardı. 2020 ABD seçimlerini Trump tekrar kazanmak istiyordu, kendine göre düşünceleri vardı. Önce ABD iç nizamını düzeltmesi gerektiğini biliyordu, “Beni seçin daha da iyi olacak,” diyordu. Ama önemlisi Liderler her kesime, “Köklü olandan güncel olana her ikili mesele konuşarak, diyalogla ve teknik çalışmalar yapılarak çözülebilir, aceleyle, düşmanlıkla iş yapılmaz,” şeklinde mesajlar verdiler.

Elbette “ticaretle politikayı karıştırmayalım,” mesajı da önemlidir. Zira ABD’nin asıl hasmı olan Çin ile ticaretini azaltırken bazı temel tüketim mallarında yeni pazarlar bulma gayreti içinde olduğu bu aşamada Türkiye ile çalışabilceğini ve ticaret hacmini artırabileceği isteği bir sonuç verecek mi zaman içinde göreceğiz. Ancak anlayış amacına ulaşırsa başka birçok görüş ayrılığında da çözüm yolları bulma süreçleri düzelecektir.

Böylelikle Türkiye hem ABD hem de Rusya ile “doğrudan diplomasi” kanallarını tam olarak işleterek, dünyada ve bölgede hızla gelişen sorunlara çözüm bulma gayreti içinde olduğunu gösteren vazgeçilmez değerde bir ortak ülke, müttefik olduğunu göstermiş dururumdadır.

BAna göre çok yararlı bir ziyaret oldu, sonuçları hemen görülmeyecekse de Türkiye meselelerini anlattı, derler verdi, belgeleri masaya koydu… Bu ziyaretin ABD’de Türkiye aleyhtarı kesimlerin kendilerini ikna etmek için arayışta oldukları bir aşamada gerçekleşmiş olması çok değerlidir.

Bir Cevap Yazın

Politika 'ın son yazıları

Libya ve Vekalet Savaşı

Türkiye’nin Libya ile 27 Kasım 2019 tarihinde gerçekleştirdiği “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırmasına

NATO Genişliyor!

Londra’da NATO’nun 70. yıldönümü deklerasyonu 4 Aralık 2019’da kabul edildi ve yayımlandı.

NATO ile Yürümek

Londra’da dünyanın mevcut en güçlü ve önemli askeri-güvenlik ittifakı olan NATO’nun 70.
DÖN BAŞA