Düğmeleri Doğru İliklemek

295 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Son günlerde ABD, Yunanistan, Suriye, S-400, F-16 gibi konuları bolca tartışıyoruz. Ama diyorum ki tartışmayı doğru yerden başlayarak yapmak gerekir ki yararlı olalım. Sonuçlara bakıp onları “şu da var bu da” deyip tekrarlayanlar yarar sağlamıyorlar. Peki, rasyonel yaklaşım bize ne tür tespitleri yaptırıyor, gözden geçirelim mi?

Olup biteni doğru okumak en önemlisidir, tıpkı gömleğin ilk düşmesini doğru iliklemek gibi.

Yunanistan’ın taleplerinden, hamlelerinden ve girişimlerinden daha önemlisi, ABD’ninkilerdir.

S-400, F-35 ve F-16’dan daha önemlisi, ABD’nin Türkiye’yi yeniden tanımlamasıdır.

Esad, PKK, YPG ve SDG’den daha önemlisi ABD’nin Orta Doğu’daki planıdır.

Fikir ileri sürenler Yunanistan’ı, F-16’yı, Suriye’yi keşfetmekle uğraşıyorlar. Bunları bilmeyen yok, Jane’s’e bakın tafsilatlı bulursunuz. Uzamanlar silahın menzilini falan açıklıyorlar, silah tüccarı gibi konuşmanın zamanı mı? Zaman kaybı! Iskaladıkları esas meseleler ne olacak? Kaybedilenleri kim telafi edecek?

ABD ile Türkiye’nin arası 1 Mart 2003 tezkere olayı sonrasında kırıldı. ABD bu ilişkiyi tamir etmeye uğraşmadı. Kim uğraştı? Bakın ne oldu?

Tam bu noktada Avrupalı akıl, özellikle Fransa inisiyatif aldı. Tam bu noktada Yahudi aklı inisiyatif aldı. Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar bunu hemen anladı, kendisinden isteneni yaptı, hepsi bu! Avrupa Birliği ve Güney Kıbrıs meselesi hakkında 2004’ten bu yana süreç çok başka.

Soğuk Savaş’tan beri Baasçı Suriye, Abdullah Öcalan’a yatırım yapan Hafız Esad’dan oğlu Başar’a kadar, Türkiye ile hiç barışık olmadı, Hatay’ı geri istedi durdu. Ona bu aklı Sovyet Rusya da verdi Mandatör Fransa da. Bu akıl değişmedi, üstelik 2003 yılında İsrail ve ABD oyuna tam dahil oldu, planı belli biçimde. O halde formülde iki faktör daha var, hem de başat olanından.

Yıl 2009, İsrail doğalgaz kaynaklarından dolayı emin oldu, Levant projesini yaptı, ittifak stratejisini buna göre belirledi. 

Bakın 2009, One minute olayına, sonrasına…

Siz S-400 konusunu konuşa durun! Başta, Türkiye Patriot’u İsrail’e kullanabilir diye vermeyen ABD, eşdeğeri S-400’ü mü kabul edecek? Patriot veya S-400, uzun menzilde füze kullandırtmamak için elinden geleni yapar. 

Siz F-35 konusunu konuşana durun! Başta ne İsrail ne de Yunanistan vardı bu projede. Konu en başlangıçta silah değil, önce jeostrateji, sonra politika ve silah gelir. Bugün Türkiye’de yok, İsrail’de var, Yunanistan da sırada. 

Hâlâ “maksimalist Yunanistan” hikayesi mi yazıyorsunuz? Maksimalist olan, hadi buna maksimum diyelim, ABD’dir. Neticede şablon sözcükler bunlar. Türkiye’de gençlerin doktora sınavlarında işe yarar. Gerçek Amerika Birleşik Devletleri’nin gücüyse kanatları altındaki İsrail de Yunanistan da benzer işlere soyunurlar. Birbirlerine ittifak kurarlar. Realistseniz ABD’ye bakacaksınız. Önce görülmesi gereken noktaya odaklanın, kendinizi kandırmayın.

Jeostrateji için çizdiler çizgiyi, tarih 2013: İsrail’den Balkanlar’a, Doğu Akdeniz boylamında, Türkiye Levant bölgesinden ne denli uzak kalırsa o denli işine gelecek Yunanistan’ın, Rumların, İsrail’in… 

Unutulmasın, İsrail diyor ki, tabii Amerika’daki Yahudi Lobisi de; “Neden Türkiye hâlâ NATO’da? İsrail NATO’da ve Avrupa Birliği’nde yok, Türkiye de olmamalı…”

Türkiye aleyhine bir söz söyleyin, Esad gizlendiği yerden hemen başını çıkarır, aksi olmaz, bir de o söylemeye kalkar. PKK/YPG’ye imkân tanır, hep yapageldiği gibi, üstelik Türkiye’ye “çık benim ülkemden” der.

Eğer Suriye’ye harekât yapar ise ABD tamamen Türkiye’ye yüklenecek! 

Bırakın Yunanlıyla yıllardır çözmediğimiz şu meseleleri, Türkiye’yi daha da oyalamak için o noktaya çekiyorlar. Patronlarına gidin, ABD’ye, İsrail’e, Fransa’ya… Muhatap bile almayın, masada oturup görüşmeyin bile. “Sen git büyüğün gelsin!” deyin.

Anlayamıyorum şu sayısı 60 kusur olan Yunanlılarla istişari görüşmelerin sonucundan neler beklendiğini…

Fay kırıldı! Meseleyi jeopolitik kapsamda okuma gerekir. Doğru okumak gerekir. Kolaycılık iyi değildir.

Strateji 50-100 yıllıktır. Bir sorun mu çıktı, “hemen çözün, adım atın…” denmesi, belirgin ve emin olunan bir strateji yok demektir. Fayı kırdırmamak için 11 Eylül 2001’de, George W. Bush’un “Artık eskisi gibi olmayacak!“dediğinde strateji doğru belirlenmeli ve hangi hükümet olursa olsun, tam uygulanmalıydı.

Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar Türkiye’ye sürekli “hayır” diyor; ABD’ye, Fransa’ya ve İsrail’e “evet”. Şu an ABD de Fransa da İsrail de “Yunanistan’ın egemenlik hakları” diyor ve Türkiye’yi hukuka davet ediyor, tabii diplomatik dille.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ne dedi anlamadık mı? Blinken, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’e mektup yazıyor, güya! Aralarında anlaştıklarını kaleme alıp mektupmuş gibi kayda geçip basına veriyorlar, Türkiye’ye “sen anla!” dercesine. Anlamadık mı? ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın mektubu sosyal medyada. 

Durumu özetleyelim: Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için Yunanistan’ın uluslararası deniz hukukuna dayalı egemenliğini açıkça destekliyor. Karşılıklı olarak saldırı durumunda iki ülkenin birbirine yardim taahhüdünün altını çiziyorlar. Yunanistan’ın F-35 talebinin olumlu karşılanıyor. Yunanistan resmi olarak 6 Kasım 2020’de 18-24 arası F-35 resmi talebi vardı, zaman içinde projeye dahil olacaktır.

“Şu da var bu da…”  Bu tarzı sevenlere hatırlatma olsun öyleyse:

Alınan bilgilere göre, Türkiye’nin F-16 talebi konusunda gelişme yok. Olmaz da. Bu konu Kongre’de ve ABD bürokrasisinin dar koridorlarında uzunca süre gezdirilir. Eskiden sorsaydınız, “inceliyoruz” derlerdi, ama Joe Biden işbaşına geleli beri bunu da demiyorlar, yeni taktik bu. 

Joe Biden, ABD’nin Yunanistan Büyükelçi adayı olarak Demokrat ve partiye yüklü bağış yapan Avukat George Tsunis’i seçtiği bilgisi var. Buna karşılık ABD’nin Ankara Büyükelçi adayı Jeff Flake’in oylaması 19 Ekim günü Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde yapılacak. Flake, Türkiye aleyhine bir sürü şeyi söylemişti bile…

Kongre Araştırma Merkezi’nin son Türkiye Raporunun sonuç bölümünde ikili ilişkilerin tarifi açıklanmıştı. “S-400’deki gidişata, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ dengelerinin dikkat edilmesine, Türkiye’nin askeri ve ekonomik işbirliğini kullanarak (savunma ihracatı dahil) gücünü yansıtıp kendi etki alanını oluşturup oluşturamayacağına  ve ekonomik sorunlar ve insan hakları kaygıları göz önüne alındığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkede kontrolü sürdürüp sürdüremeyeceğine bağlı olduğu,”  belirtilmişti. 

Sizce Roma’daki zirvede Biden ve Erdoğan ne konuşacaklar? Nereden başlamak gerekiyor? Konuşulacak o kadar çok onu var ki!.. Bu konuda yetkin olanlardan bekliyorum, F-16 mı, Suriye mi, yapılacak harekât mı?.. 

NOT: 

  1. Ayrıntılı açıklamaları; Türk-Amerikan İlişkilerine Stratejik Bakış ve Yunanistan’ın Anlaşmazlık Stratejisi yazılarında yaptım. Yeni gelişmeler çerçevesinde bu yazıları birlikte okumanızı tavsiye ederim.
  2. Kişisel düşüncelerimi yansıtır. Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD ve Yunanistan Jeostratejik Vizyonu

DİĞER YAZI

Meta Kapitalizmi ve Politika İlişkisi

Politika 'ın son yazıları

Tam Spektrumlu Politika

Size şöyle soruyorum: Tam spektrumlu politikanız nedir? Klasik ideolojik yaklaşımlarla mı hareket edeceksiniz, hatalar üzerinde geliştirdiğiniz

Fay Hatları

Türkiye’nin bölgesindeki çatışmaları, gerilmeleri ve krizleri incelemeye başladığımızda ilgili aktörlerin etkileşimleri bağlamında geniş bir coğrafya içinde

Kırılma Cilt II

Kırılma Cilt I'de bu bir kitap olacak diye başlamış idik. Cilt II'ye geçmeden gördük ki bu