Her Yönüyle Savaş

Okuyucu

Ukrayna ile Rusya’nın Savaşı 2014 yılında başladı, tarih kitapları böyle yazacaktır. Ancak bu post-modern dönemin tarifini yapacak tarihçilerin işi bir hayli zor olacağa benziyor. Zira en başta tartışılması gereken; iç içe geçmiş küresel rekabet konuları, küresel ölçekli etkileşim, siber-uzayın devrede olması ve diğer jeopolitik konular. ABD’nin organizesindeki blokun fiili girişimlerinin bu savaşa açık ve örtülü etkileri var. Savaş başladı, hızlandı, dahası var, insanlık adına sürecin sonu daha öne çıkacak görünüyor.

RUSYA, UKRAYNA’DA ÖZEL OPERASYON’UN ÜÇÜNCÜ SAFHASINA BAŞLAR MI?

Bugüne nasıl gelindi, kısaca özetlersek;

  • 11 Eylül 2014, Kırım ve Donbas’ın işgali, DPR (Donetsk Halk Cumhuriyeti) ve LPR (Luhansk Halk Cumhuriyeti) tarif edildi;
  • 17 Aralık 2021 Rusya’nın NATO konusunda ABD’ye sunduğu NATO 1997 sınırlarına çekilsin şeklindeki anlaşma taslağı;
  • 22 Şubat 2022, DUMA’da Donbas bölgesinin bağımsızlığının tanınması;
  • NATO ve ABD’nin, Rusya’nın taleplerini ret etmesi;
  • 24 Şubat 2022, Putin’in konuşması ve savaş ilanı, böylelikle Ukrayna Harekatı’nın başlatılması, siyasi hedef NATO’nun kesinlikle dışarıda tutulması, askeri hedef Donbas’ın kurtarılması;
  • 25 Mart 2022, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Rudskoy’un Özel Operasyon’un 2. Safhasının başladığının ilanı;
  • Rusya’nın önemli sayılabilecek kazanımları, 4 Mart’ta Kherson, 21 Nisan’da Mariupol ve son olarak 22 Mayıs’ta Severodonetsk düştü.
  • Mayıs 2022 son gününde mevcut durum, Rus birlikleri Donbas’ta Kramatorsk istikametinde ilerliyor. 

Soru: Rusya, Ukrayna’da Özel Operasyon’un 3. Safhasına başlar mı ve hedefi ne olur? 

Gelinen noktayı şöyle ifade edelim: Yakında “Özel Operasyon 2” bitecek ve Rusya’ya göre Donbas kurtarılmış olacak; Kırım için stratejik olan Mariupol ve Kherson alınmış idi; Rusya’nın siyasi ve askeri hedefleri elde edilmiş olacak; şimdi sırada ne var?

G50
G90

ENTELEKTÜEL VAHAMET

Soru bu da cevabı kim verecek? Amerikalı Albay Scot’a soralım mı? O bilir. Yok, doktorasını yeni bitirmiş İngiliz O’Brian’a danışalım…

Vahim bir tablo!

Türkiye’de Ukrayna-Rusya Savaşı’nı tarafsız ve düzenli tek takip eden biri olarak en fazla şikayetçi olduğum nokta ilgisizlik, yüzeysellik ve tarafgirlik gibi sıfatlarla açıklanabilecek bir husustur. Hal böyleyken, ülkede belli isimler daha sonra ne yapacak biliyor musunuz, oradan buradan kes-yapıştır yöntemiyle bir sürü kitap yazacak, bunların bir kısmı (güya) akademik olacak. Halbuki savaşın olduğu zaman yerinde tespitler ve araştırmalar olmalı, öne sürülen analizler tartışılmalı, öyle değil mi? Yazılan yazılar, hatta yazılacak kitaplar, yapılan konuşmalar, sonuçta “körler ile sağırlar” misali silik bir sonuç üretiyor, dünyada itibar edilen bir sonuç elde etmek mümkün olamıyor. 

Yazdıklarımın ve anlattıklarımın değerini kendim biliyorum. Hatta savaştan altı ay önce burada yaşanabilecekleri tarif eden bir kitap yazdım, basım evine gönderdim. Bugün, yarın… Savaş iki ayını doldurdu. Aradım ne oldu diye. Cevap ilginç, “herhalde basamayacağız, zira kâğıt bitti”. Planlamaya bakın, önem vermeye… “Türkiye burası,” desem kendime de hakaret etmiş olurum. Üzülüyor insan, buna sebep olanlara, iş bilmeyenlere, ilgisizlere… Telafi etseler ne olur? Arada geçen süre tam on ay. Bugün Lawrence Freedman yazar, bizimkiler çevirir, akademisyenler referans yapar, haydi maşallah, güle oynaya yürüyelim o zaman! Şikayetçi olmam işte böyle bir şey! Bu durumda Türkiye, Yumuşak Güç ile etkilenmeyi kendisi hak ediyor.

Bizden Freedmanlar çıkar mı? Neden çıkmasın? Tekrar tekrar işaret ettim, çok iyiyiz, bizi referans yapın diye. Ne oldu peki? İngiliz istihbaratını, Avusturyalı doktora öğrencilerini referans yaptılar. Sonra bilinen bir düşünce kuruluşumuz “körler ile sağırlar” oyununu sahnelediler. Askerlik bir bilimdir, strateji çok önemlidir… Tekrarladım durdum, bir tek kendi okurum anladı beni, sağ olsunlar, müteşekkirim. Ancak diyeceğim ki, amaç kişisel yönden tatmin olmak değil, buna duyulan bir ihtiyaç yok, ya ne var; bilgimizle başkalarını doyurmak, ülkemizi öne çıkarmak, Yumuşak Gücü yaratmak…

Freedman yazılarında ve konuşmalarında “tavsiyem budur” diyor, akademisyenlere, analizcilere, yazarlara. Bakar mısınız? Baştan kabul etmiş dünya, o dikte edecek, bizimkiler mesela “yarabbi şükür” diyecek; kabul edilmiş çaresizlik bu olsa gerekir. Tavsiyeyi bizler veremeyiz, yabancı biri versin, bu daha makbul herhalde! Üzülmediniz mi? Basımevinde kağıt yokmuş, düşünce kuruluşlarımız yabancıları referans alacakmış ya… 

BİR BİLEN: KISSINGER

Savaş başlamadan yazdım, asıl savaşın cephesinin neresi olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri başta, onun organizasyonu ile yürütülen kampanyaları, Biden’ın yapageldiklerini, planlarını, Rusya’nın ve Putin’in durumunu. Savaş başladı ilk günlerde yanlışları sıraladım. Ukrayna’nın neyi kazanıp neyi kaybettiğini en azından her on günde bir yazdım raporlar halinde. Peki ne oldu? Bugün 97 günü buluyor savaş başlayalı, Ukrayna’nın çıkmazda olduğunu, savaştaki askeri ve stratejik yanlışları ve savaşın cephelerini Feedman yazsın, siz okuyun!

Geldik yüzüncü güne… Barış için bir ümit var mı? Yok. Savaşın sonu hakkında bir fikri olan var mı? Yok. Halbuki savaş başlar başlamaz “Post-Ukrayna” türü tanımlarıma başladım. Dünya biliyor mu? Hayır. Neden? Duyuramadık! 

Ancak Dünya Ekonomik Forum’u (WEF, Davos) konuyu bizim yerimize ele aldı, bizler ne biliriz ki! Kim bilir? Bilse bilse duayen bir isim bilir, kimsenin hayır diyemeyeceği biri. İşte sahnede Henry Kissinger. Ne dedi? Eğer barış istiyorsanız, Putin’e bir kısım toprağı verin…

Diyelim Vladimir Putin yirmi gün öncesinde kendi Savunma Bakanlığı’na, “yavaşlayın, tempoyu düşürün” dedi. Putin’in ordusu, “Özel Operasyon” dedikleri bu 100 günlük muharebeler sonrasında, 2014’ten bu yana elinde tuttuğu Kırım ve Donbas’taki arazi parçalarına ilave olarak, Donetsk ve Luhansk bölgesinde biraz daha ilerlemiş ve Mariupol ile Kherson’u zapt etmiş olacak. Ama sonuç sadece bu değil, Volodymyr Zelensky’in seçimle Cumhurbaşkanı olduğu Ukrayna’da, geriye kalan ne olacak? Bütünüyle yıkılmış ve harabeye dönmüş bir ülke olacak. Bu şartlarda Zelensky enkazı tek başına kaldıramaz, Avrupa Birliği, G7 ülkeleri ve esas ülke ABD desteği ile birlikte çaba sarf edecek. Kaç yıl, ne kadar masraf olacak? Egemenlik para ile ölçülmez; ancak bu operasyona başlanan 24 Şubat itibariyle hesaplayın, bugünün sonuçlarını kıyaslayarak söyleyin. Ukrayna’nın egemenliği ABD’de veya AB’de olunca mı işler rayına girecek? Ukrayna’ya kesin borç yükü ne olacak? Şimdiden ABD elli milyar, G7 on milyar ve AB iki milyar dolar harcadı, silah, mühimmat, kamu çalışanlarına maaşlar, yaşamsal temel ürünlerin ithalatı, vs. Dışarıya çıkan Ukraynalı nüfus milyonları buldu, çocukların hafızalarına kazındı bu travma…

Aslında bu konular Davos’ta Henry Kissinger tarafından da dile getirildi. Ukrayna Hükümeti ve onun bu yola girmesi için çabalayan ABD’li ve AB’li düşünce kuruluşlarının temsilcileri tarafından (medyada yazılanlara bakarak rahatça söyleyebiliyoruz,) Kissinger’ın öne attığı düşünce kesin olarak reddedilmektedir. 

Zelensky ve destekçileri diyor ki, sonunda Ukrayna’nın galip geleceğinden eminiz. Gerçek bu mu, yoksa bir mitomani mi? Sürekli şunu hatırlattım değil mi? Operatif kazanç ve kayıplar başka bir şeydir, liderleri bu aldatmamalıdır; stratejide kazançlı çıkmak çok başkadır, esas olan budur. Zelensky stratejik bakmalı, ne oluyor ve dahi olacak, diye. 

BATI DÜNYASI, PUTİN VE ZELENSKY

Zelensky savaştı ve bir kısım toprağını geri aldı diyelim; Rusya caydı mı veya cayar mı? Onun çapındaki küresel denklemler çok başkadır. Bir yakası Pasifik’te olan bir ülkeden bahsediyoruz burada, Donbas’ta bir kasabanın muharebesinde gerilese ne olacak? Zelensky açısından düşünün, bu tür bakış açıları Ukrayna’yı giderek çözümsüz bir duruma sürükler ve daha fazla ABD ve AB bağımlısı haline dönüştürür. ABD ve AB açısından rakip Rusya ve Çin’dir, denklem zaten farklı noktalardadır.

Bu karar eğrisi bize şunu gösteriyor, siyasi durum açısından yaklaşık 35 gündür durum değişmedi (Bkz: Durum Değerlendirmesi G70 ve G90)

Zelensky tarafı Rusya’nın savaş suçu işlediğini tekrarlayıp duruyor, keşke uluslararası hukuk çok belirgin bir yapı oluşturabilse! Diyelim 50 yıl sonra bir Avrupa Mahkemesi Rusya’yı suçlu bulan bir karar aldı, ne olacak? Bir hak olan egemenlik böylelikle tesis edilmiş olacak mı? Gerçek şu, kavramlarla savaş yapılmıyor, bunu Ukrayna savaşarak öğrenmiştir diye düşünmemiz gerekiyor. Bu cümleler Ukraynalıların haksız olduğunu söylemek adına kurulmamıştır, yanlış anlaşılmamalıdır. Cenevre Anlaşmasını (1948) harfiyen biliyorum, buna rağmen hatırlatmada bulunuyorum.

Ukrayna tarihinde yaşanan gerçeklerdir. Birincisi Stalinizm, 1930’daki Holodomor ile beş milyon can alan kasıtlı kıtlık. İkincisi Nazizim, 1940’larda yedi milyonu bulan kayıp. Bu döneminki üçüncü olacak, Putinizm: Neden savaş oldu ki, diye soracağız. Bu savaşta şimdiden insan kayıpları az değil. İlk iki zulümde Ukraynalılar gerekeni geri alabildiler mi de bugün tatmin olacakları bir karşılık bekleyelim? Denebilir ki; Putinizme karşı Ukrayna halkı taviz mi vermeli veya tam tersi bir durum, Biden Doktrini’ne karşı Ukrayna halkı kurban mı seçildi? Gelin çıkın bu işin içinden…

Politikacı üstünden yükü atmak adına referanduma gitmek ister. Bu bir yöntemdir. Acaba Zelensky bir referandum yaparak Ukrayna’nın geleceği belirlense yerinde olur mu? Kim bilir? Ama en azından ABD, G7 ve Avrupa şimdiden bu olasılığı istemeyen taraftır. Bu durumda Zelensky karar vermekte özgür mü?

JEOPOLİTİK PERSPEKTİFTE BU SAVAŞIN ANALİZİ

Jeopolitik konular çok; tahıl, enerji, küresel tedarik zincirleri… Bugün bunlar olumsuz yönde gelişiyor ve Zelensky’nin bunlarla ilgisi neredeyse yok denecek düzeyde az. Zelensky haliyle Kırım ve Donbas’ı geri istiyor, savaşıyor ve kazanarak hedefine ulaşmak istiyor. Ancak küresel dikkatler jeopolitik yönden ciddi ve başka alanlara kaydı bile. Bu durumda mukayese yapmaya bile kaçınıyor insan, hayatını savaşırken kaybedenler ile sanayileşmiş ülkelerin ekonomilerinin daralmaya başlamasını aynı terazide mi tartacağız? Ne kadar zor, değil mi? Rusya, Ukrayna’yı NATO’ya girmesin diye savaştı. Ancak bugün yine NATO’nun genişlemesinde İsveç ve Finlandiya konusu konuşuluyor, dolayısıyla Arktik Bölge konuları öne çıkıyor. O halde büyük güçler tarafından küresel çapta jeopolitik zemin arayışı sürerken, Zelensky kendini bu fonksiyon içinde nasıl bulabilecek? Hatırlatayım, savaş önümüzdeki sonbahara ve kışa uzarsa, Ukrayna’ya yaşamsal olan o enerjiyi ve tahılı kim verecek? Daha dün gördüm, bazı yörelerdeki benzin istasyonlarında yakıt satışı durmuştu.

Bakın yabancı teknik uzmanlara tek tek yazıyorlar; süreçteki avantajlar-dezavantajlar, küçücük bile olsa çıkardıkları sonuçları bir-iki-üç diye. Buna benzer çalışmaları ben de yaptım biliyor musunuz? Bir askeri uzman olarak size raporlarımda sahayı etraflıca analiz ederek anlattım. Taktik ve operatif süreçler, lojistik, istihbarat ve insan kaynağı ile görülen sonuçlar, Ukrayna’ya verilen silahların özellikleri ve neden onların seçildiği, ateş gücü mukayeseleri, şehir savaşlarının seyri, Kiev, Chernihiv, Sumy, Kharkiv bölgelerinden Rusların neden çekildikleri, Odessa açığında Rus kruvazörü Moskva’nın nasıl batırıldığı, bir hava hakimiyetinin olmadığı savaşta neden Rusların çok başarılı hava taarruzları yapamadığını, Rusları kullandığı hipersonik mühimmatları, seçilen hedefleri, tahkimatları, nehir geçişlerini, sahadaki motivasyonu… Hatta yabancıların değinmediği özel çıkarımlarım oldu. Bunlar şimdilik kalsın, öne çıkarmamız gerekenlerin başında, yarın ne olacak sorusunun cevabı olmalı. Belirsizlik tam da bu soru kapsamında. Cevap ise bizlerin “harbe devam, azim ve irade” dediğimiz başlık altında yer almaktadır. Eğer analizleriniz iyiyse, doğru tespitleri üst üste koyabildiyseniz, Ukrayna ve Rusya açısından savaşın ne zaman ve hangi kıstaslarla bitirilme noktasına geldiğini söyleyebilirsiniz. Siz raporlarıma baktınız mı, ne şekilde analiz ediliyor bu hususlar?

Ruslar, Ukrayna cephesinde çok silah sistemi kaybettiler, mühimmat harcadılar. Savaş devam ederse sürdürülebilirlik tartışmaları yapacağız. Ruslar harcadıklarının yerine yenilerini koymak zorundalar, hem de bir üst versiyon olarak. Çünkü savaş yeni başladı, daha küresel ölçekli bir savaş veya güç gösterisi için caydırıcı olmak zorunda. Peki bu durumda gerekli işlemcileri, yarı iletkenleri ve bazı metalleri nereden tedarik edecekler? ABD yolları kapattı, başlıca açık kapı ise Çin. Bundan böyle daha sıkı bir biçimde Çin ve Rusya el ele verecek ise bundan Çin’in çıkarı ne olacak? Nükleer kapasitesi ABD’ninkinden bir nebze üstte olan Rusya, bir Çin-ABD Pasifik geriliminde, Çin tarafını mı tutacak? Neden olmasın? O halde Ukrayna savaşının nelere mal olduğu açık… Ukraynalılar savaştan çıkınca evlerini tamirle uğraşırlarken, Ruslar daha fazla ve yeni nesil silah üretme işiyle meşgul olacak. Küresel çapta, zaten silah üretim seviyeleri çok üstte, 3-5 yıl sonra düşünebiliyor musunuz, şimdikinin bile en az yüzde 10 mertebesinde daha fazlası olacak. Bunun yeni bir gerilim ve tırmanma olasılığı konusu olduğunu şimdiden bilmemiz gerekmektedir.

Savaş başlayıp giden bir çizgide gelişmedi, baştan itibaren hatalarla ve müdahalelerle şekillendirildi. Rus ordusu beklenen gücü ve beceriyi gösteremedi. Rusya’nın kapasitesi vardı da mı sahada gücünü gösteremedi, yoksa bir kâğıttan kaplan mıydı? Rus ordusunun kırılganlıkları ortaya çıktı, savaş şekli ise her zamanki gibi yıkıcı sürdü. Geri çekilme, yeniden hedef belirleme, durgun bir süre, yeniden ilerleme gibi safhalar yaşandı. Ateşkes arayışları, birden diplomasinin kesilmesi söz konusu oldu. ABD’nin desteğinin analitik açıklamalarına bakarak görünen-örtülü unsurlarla sahnede yer aldığı hamleler yaşandı. Rusya bu müdahalelere karşı bir retorik geliştirmenin ötesine geçemedi. Propaganda hep önemli oldu. Dünya kamuoylarına sanal senaryolar işlendi. Bu sanal etkilere başlı diplomasi kurgusu geliştirildi. Ukrayna’da başarısız olsun diye Batı dünyasınca tertip edilen yaptırım, stratejik tecrit ve bunun Moskova sokaklarına etkisi izlendi.  Savaştaki cepheler, ekonomi ve liderlerin niyetlerindeki değişimler sürekli izlenen konu başlıkları oldu. 

Diyelim 2022’de ABD ekonomisi yüzde 5, Rusya yüzde 15, Ukrayna ekonomisi ise (sanki öyle olacakmış gibi rakamlarla ifade edilmek suretiyle) yüzde 45 küçüldü gösterilecek. Ne olacak? Para basılır ilgililere verilir, enflasyon artar, bir süre sonra regüle edilir, piyasalar daraltılır, sonra yeni ürün yelpazeleriyle her şey değiştirilir, büyükler küçük, küçükler büyük oluverir. Ukrayna halkı evlerine döner, liderler yaşlanır, seçimler olur, değişir bazı şeyler… 

SONUÇ

Ne yaptık biz şimdi? Kime yarandık? Ancak mesele bu işte, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları için de benzer bakış tarzınızı olmalıdır; onlarla ifade edilecek zaman sonrasında, örneğin 2035-2050 arasında insanlığın göreceği şimdikinden farklı yeni-normaller olacaktır. Yapılan muharebeler için yazılan kitaplar, ölenlerin anıları ve zafer bayramları yine olacaktır. Yeni-normaller ise yaşanacaklarla ilgilidir, işte bugün bu hazırlığı görmeden geçenler olacaktır. Freedman bunu yazamaz, Kissinger ise bunu esasında iyi düşünür… Peki, beni dinleyen olur mu? Hatta mazerete bakın, çıkıp kitap basacak kâğıt yok, sanal aleme koyun kitabı, bunun sesli versiyonu yok mu, diyeceklerdir, öyle mi?

Bugünkü Financial Times yazıyor: Daha ağır silahlarla, Ukraynalılar Rusları uzak tutabilmeli ve sonra onları geri zorlayabilmelidir. Profesör Lawrence Freedman, “Rusya şimdi uzun bir cepheyi ve önemli ölçüde işgal edilmiş toprakları savunmalı. Kuvvetleri şimdiden gerildi ve Moskova rezerv bulmak için çabalıyor.” İşte böyle, Financial Times yazdı ya, bizim akademisyenler de bu sözü anlamaya çalışıp kendi portföylerine ekleyecekler…

Şahsen savaşı yakınen takip ettim. Cevaplarım hazır… Peki bunları kimler ve hangi formatlarda ister?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Zamanı Yakalamak

DİĞER YAZI

Will Russia Begin Third Phase of Special Operations in Ukraine?

Politika 'ın son yazıları