ilk-bm-dunya-insani-zirvesi-istanbulda
İlk BM Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da

İlk BM Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da

Okuyucu

Birleşmiş Milletler’in (BM) düzenlediği I. Dünya İnsani Zirvesi (World Humanitarian Summit – WHS) 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un himayesinde ve Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirvenin amacı, küresel insani yardım sisteminin ele alınmasıdır. Zirveye bazı ülke liderleri, 60 civarı ülke temsilcisi, sivil toplum temsilcileri, akademik ve uluslararası kuruluşlar katıldılar. Zirveye katılan liderler arasında Almanya Başbakanı Angela Merkel, Katar Emiri Tamim bin Hamad el Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Filistin Lideri Mahmud Abbas, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras bulunmuştur. Sanırım bu zirveye Amerika, İngiltere, İsrail, Rusya gibi ülkelerin liderleri katılsalar idi ilgi bir hayli yüksek olacaktı. Görünen o ki, küresel etki bakımından ilgi az ve beklenti düşüktü.

Elbette zirve insan acılarının II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek düzeye ulaştığı bir dönemde düzenlendi. BM’e göre dünya genelinde 130 milyondan fazla kişi insani yardıma muhtaç ve her yıl yaklaşık 60 milyon kişi çatışmalar nedeniyle göçmen oluyor. Her yıl 218 milyon insan doğal afetlerden dolayı mağdur olmakta ve bu afetlerin dünya ekonomisine maliyeti 300 milyar doları aşmaktadır. Sorunlar devasa boyutta ve ciddi çözüm bekleyen konu başlıkları var. Ancak ciddi eleştiriler de çok. En azından bu yönde çalışan küresel kurumların insanlığa bakış açıları eleştiri dolu ve hatırı sayılır bir kesimin BM’e inancı ve güveni kaybolmuş durumda. İnanç ve güven boşluğu nedende Türkiye’de bu zirvenin yapılıyor olması ne kadar ciddiye alınmış olabilir? Çünkü dünya medyası ABD Başkanı Barack H. Obama’nın Vietnam’daki salaş restoran ziyaretine İstanbul Zirvesi’nden daha fazla ilgi gösterdi.

Yakın zaman içinde 3 milyondan fazla Suriyeli göçmene kapılarını açan Türkiye’nin böyle bir zirveye ev sahipliği yapması özellikle seçildi. Hal böyle olunca, kanayan yara olarak gösterilen Suriye’deki insanlık dramı zirvenin de başat konusu oldu. Zirvede Türkiye, Suriye ve mülteci konularını her fırsatta vurguladı ve özellikle Türkiye’nin bu konuda 10 milyar dolardan fazla harcama yaparken, uluslararası camianın 400 bin dolar kadar katkıda bulunmasına dikkat çekti. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da açılış konuşmasında, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana evlerini terk etmeye zorlananların sayısının en yüksek düzeyde olduğunu, her yıl ihtiyaçların arttığını, buna karşılık fonlardaki açıkların büyüdüğüne dikkat çekti. Yani sözü, ilgi gösterin ki bu işlere düzgün şekilde birlikte el atalım, demeye getirdi.

Bazı yardım kuruluşları zirveyi göstermelik olduğu gerekçesiyle eleştirdiler. Örneğin, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) zirveye katılmadı. MSF, zirvenin savaş hukukunu ihlal eden devletlere baskı yapamayacağını ve yeni taahhütlerde bulunulmayacağını eleştiri konusu etti. OXFAM yardım kuruluşu yöneticisi Mark Goldring, zirvede kısır konuşmaların olacağını ifade etti. Christian Aid yardım kuruluşu yöneticisi Loretta Minghella, dünyada krizlerden hayatları mahvolan insanların giderek artan ihtiyaçlarının çözümü için kelimelerin yeterli olamayacağını, bildirdi.

İngiliz gazeteci Ian Birrell BM hakkında derin eleştirilerde bulundu. Bakın zirve öncesi Ian Birrell neler diyor: “… Hâlâ daha 2010’daki Haiti depremi için yapılan yardımların yolsuzluğa kurban gitmesi nedeniyle BM bir özür bile dilemedi… Afrika’da BM Barış Gücü askerleri tecavüz ve çocuk istismarı olaylarına karıştılar… BM Genel Sekreteri’ne Yemen’i bombalayan Suudiler’e silah satan ABD ve İngiltere’nin üst düzey siyasileri eşlik edecekler… Avrupalılar ise bir yandan lideri soykırımla suçlanan Sudan gibi ülkelerle gizli anlaşmalar yaparken, diğer yandan zirvede mültecilere yardımdan bahsedecek… Öte yandan AB’nin Türkiye ile yaptığı göç anlaşması hâlâ birçok grup tarafından insan hakları ihlali olarak görülüyor… Aldatmaca sarmalı büyüdükçe, mültecilerin acıları da artıyor. Ama öte yandan insani yardım sektörü hızla büyümeye devam ediyor… İnsani yardım ekonomisine her yıl 155 milyar dolar pompalanıyor. Bu paranın büyük kısmını sektörün büyük oyuncuları alıyor. Dünya Gıda Programı (WFP) 14 bin kişiyi istihdam ederken, OXFAM dünya genelinde 10 bin kişiyi çalıştırıyor… BM ihalelerini alan özel firmalar sektörden faydalanırken, kazançlar artıyor 6 haneli maaşlar banka hesaplarına yatıyor… İngiltere tarafından finanse edilen Norveç Mülteci Konseyi (NRC) adlı bir örgütün gelirleri sadece son 4 yılda ikiye katlanmış durumda… Çocukları Koruyun (Save the Children) Vakfı’nın yeni başkanının yıllık maaşı 341 bin dolar… Geçen yıl mültecilere yardım kuruluşlarının faaliyetleri sorulduğunda alınan cevaplar ise içler acısıydı. Karmaşadan, saygısızlıktan ve en savunmasız olan grupların bir türlü korunamamasından bahsediyorlardı… İstanbul’da konuşulması gereken konu tam da bu: İnsani yardım sektörü kendi kendisine hizmet eden bir yapıya bürünmüş vaziyette ve koruduklarını iddia ettikleri insanlara zarar verir hale gelmiş durumdalar… İnsani yardım alanında faaliyet gösterenler aşırı kibirli, kimseye hesap vermeyen, kendi kendisini yücelten bir ruh hali içerisindeler…”

Elbette Ian Birrell dünyada her bir sorunlu dosyaya eleştiri yapacak imkanı bulamayacaktır. Örneğin Rusya’nın yardım yapıyor görüntüsü altında Suriye’yi sürekli bombalaması hiç de açıklanabilecek bir konu değildir. Eğer Ban Ki-moon bu konuda uzunca süre Putin’e bir karşı söz söyleyemedi ise gelip İstanbul’daki zirvede insanlık için “pamuk eller cebe” demesi pek hoş karşılanabilecek bir konu sayılamaz.

Yine de İstanbul’da küresel bir zirve gerçekleştirildi. Türkiye dünyaya, “İnsan olun!” deme imkanı buldu. İkinci zirve olduğunda ilgi daha fazla olur ise bundan yine insanlık yarar görecektir. Öyle değil mi?

#Humanistanbul, #ShareHumanity

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Militanlaşan Türkiye ve Toplumsal Ayrışma Dinamikleri

DİĞER YAZI

Ermeni Soykırım Tasarısı, Almanya ve Tarihsel Muhasebe

Politika 'ın son yazıları

Pivot Türkiye

ABD’den propaganda mermisi taşıyan politik silahlarla yaylım ateşi açılmak suretiyle Türkiye’nin NATO müttefikliği ve bu anlamda

Jeopolitik Köprü

Bu makale bir Almanya Şansölyesi Olaf Scholz eleştirisidir. Karizmatik lider Angela Merkel’den sonra kendinden belli oranda

Çağımızda Liderlik

Siyaseti, stratejiyi, yaşanan dünya meselelerini ve liderlik bahsini açıklamak bazıları için kolaydır, bazıları içinse zor. Bunun