Kaosu Yönetmek

Okuyucu

Okuyucularım bu yazacaklarıma uzak değiller, kaosu yönetmeyi, tam spektrumlu baskı kurmayı, hatta geleceği tarif ederken çokça kullandığım neomedievalismi ülkemizde benden başka dile getiren yok zannediyorum. Ama dünya ölçüsünde yalnız değilim, benim gibi düşünenler var. Önemli olan seviyeyi yükselterek bakabilmekte… Burada ABD, Rusya ve Çin güçleri bağlamında bir değerlendirmem olacak. Sonuçta söyleyeceğimi en başta yazayım; büyük bir karar için sakın acele etmeyin, yaşananları dikkatle izleyin, ancak sakın çürük bir dala tutunmayın, çünkü küçük rüzgarlar ve seller büyük bir kaos ortamının planı içinde değerlendirilmelidir, bundan böyle politika böyledir.

Kaosu yönetmek üzerine düşüncelerimi çokça paylaştım. Ben bu husus mevcut güç mücadelesi içerisindeki yöntemlere uygulayarak ifade etmekteyim. Hatta, Stratejik Kasırgada Biliş Seviyeli Sistemlerle Kaosun Yönetilebilmesi, başlıklı makalemde bu konuyu teorik olarak inceledim.[1]

İmparatorluklar çökerken peşinden kaotik bir coğrafya bırakırlar. Rusya Federasyonu, Sovyet İmparatorluğu dağıldıktan sonra, fırsatı kullanmak isteyen diğer güçlerin de vahşi istekleriyle beraber, dünyada birçok cephe açıldı, anarşizmden terörizme varan türlerde kanserli faaliyetler türedi, sonra bunların hepsinin karışımı yeni üstünlük mücadelesi yöntemleri ileri sürüldü, ama hepsine bakın, görünen o ki, bu bir kaos yakıştırmasına eşit durum oluşumudur, kaos ise dünyayı yeni normalleşmelere mecbur bırakmaktadır.

ABD bu kaotik durum üzerine 2008’de Tam Spektrumlu Savaş[2] yöntemini oluşturarak, bugün yine dünyanın pek çok yerinde, ama en çok da Baltık’tan Doğu Akdeniz’e kadar olan cephelerde, gerginliklerin ve savaşların yaşanmasına neden olacak girişimlerini sürdürmektedir. ABD bütün bu kaostan faydalanmayı uygulayabilecek ortamı buldu, gerekli yöntemini zamanında belirledi, politik bazı şaşkınlıklar yaşansa da müesses nizamın sürdürdüğü planla birlikte Sovyetler Birliği’nin etki alanındaki her noktada etkisini sürdürüyor. 

Son görülen kaotik güç mücadelesi uygulaması ise Ukrayna merkezli süren mevcut savaşta, merkezin bir sonraki halkasında asıl cephesi bakımından Baltık’tan Doğu Akdeniz’e uzanan coğrafyada, etki alanı halkası bakımından ise Atlantik’ten Pasifik’e kadarki geniş jeopolitik alanda gerçekleşmektedir. Bu etkileşim halkalarında sadece askeri konuların olmadığı malumdur; büyük rekabet ekonomide, enerjide, teknolojide, sosyolojide, politikada, diplomaside, gıdada ve diğer bütün alanlarda yıkıcı etkisiyle ve hemen arkasından gelen yeni normalleşme şartlarıyla birlikte sürmektedir.

Bu kaotik ortamda birçok fikir ve senaryo ileri sürülüyor. Bunlardan bazıları; asıl sancılı konu olan ABD çöküyor, Rusya dağılıyor, Çin bunların birbirlerini yemesini bekleyen wéiqí (go) hamlelerini yapıyor, gibi.

Ortaya çıkan bu kaotik ve jeopolitik etkileşimlerin hepsine birlikte bakarak değerlendirme yapmak ve net bir sonuç çıkarmak bir hayli zordur. Bu etkileşim sonunda bir de bakacağız ki; hamlelerini iyi yapanlar, doğru noktalara konumlananlar, fırsatları değerlendirenler, cesareti sonrası işleri iyi gidenler veya tam tersine cesareti sonrası kayba uğrayanlar, vs. çeşitli noktalara dağılmışlar, yeni normaller içerisinde kendilerine malettikleri yeni rolleri idrakle meşguller. Öyleyse peşin hükümle hareket etmenin bir yararı olmamakla beraber, süreci çok dikkatli gözlemlemek en gerçekçi hal tarzıdır. 

Şimdi bir savaş oluyor ve bundan dolayı reel duruma bakmak gerekiyor. Ukrayna’daki savaşta Rusya zayıflıklarını gösterdi: Lojistikte, askeri beceride, eğitimde, silahların efektif kullanımında, sevk ve idarede, komuta kontrolde… ABD ise tam tersi durumda, savaşta Ukrayna’ya destek veren taraf olarak rolünü iyi hamlelerle oynadı, Tam Spektrumlu Savaş uygulaması eksiksizdi. Çin ne tür bir gizem içinde tam kestirilemiyor: Acaba Putin’i tuzağa çeken Xi Jinping miydi?

Asıl kutuplaşma ABD ve Çin arasında ise işte size yeni bir durum! Hem ABD hem de Çin, Rusya’ya ilişkin hamlelerini öyle bilinçli atmaktalar ki sonuçta olan Rusya Federasyonu’na oluyor. Öne sürülen senaryolara ve Ukrayna’daki savaşın reel sonuçlarına bakıldığında şunu söylemek mümkün olabilir; Rusya kazanmıyor, kaybediyor ve bu halde, elindeki stratejik silah kapasitesiyle son güç gösterisi aşamasında duruyor. Bütün bunlara bakarak durumu değerlendiren Robert D. Kaplan, vaktiyle Osmanlı İmparatorluğu için kullanılan yakıştırmayı kullanarak, bugün yeni hasta adamın Rusya olduğunu işaret ediyor.[3]

Bu konular üzerine çalışanların temel hatası, bazı hatalı adımlara bakarak, aceleci genellemeleri kolayca yapmaları, olaylara uzun soluklu bakmamaları oluyor. Örneğin ABD, 1917’de Bolşevik Devrimi ile yıkılan Rus İmparatorluğu sonrasında, yaklaşık 70 yıl hüküm süren Sovyet İmparatorluğu 1991’de dağılıyorken, yaşanan kaotik durumu değerlendirme safhasındaydı. Bu yeni kaotik şartlarla ilintili 11 Eylül 2001 saldırısını yaşandı. George W. Bush hemen Küresel Terörle Savaş’ı ilan etti. Bu ilan edilen yeni tür savaşın gereği Afganistan Savaşı başlatıldı, ta ki 2021’de Joe Biden Afganistan’dan yine ibretlik görüntülerle asker çekene kadar. Arada geçen 20 yılın ABD için bir yenilgi olduğundan sonuç çıkararak, aceleci analizciler, bu ABD İmparatorluğu’nun çöküşü dediler. Halbuki küresel güç dengeleri içinde ve gücü oluşturan ögelerin etkisinin azameti düşünüldüğünde öyle kolaycı bir sonuç çıkarmak rasyonel bir yaklaşım olmasa gerekti. ABD’nin daha oynayacağı oyunlar bitmemişti!..

Kaosu yönetirken neler yapılıyordur, hiç düşündünüz mü? Örneğin uzmanların bu tip stratejik kaos fırtınalarından ve kasırgalarından nasıl istifade ettiklerini gözlemleyebilme şansınız oldu mu? ABD hedeflediği alanlarda operatif vorteksler, vakum alanları yaratıyor, bunları peşi sıra serpiştiriyor, ortaya çıkan yeni durumları yönlendirecek hafif direksiyonlar veriyor, bunları görme şansınız oluyor mu? 

(Not: Maalesef ülkemizde taktik seviyeli düşünmenin üstüne çıkamayanlar kendilerine stratejist diyorlar, jeopolitik kavramı bile konuşmalarda bir baharat misali kullanılıyor.)

Şu an yaşananlara bir bakın: Küresel Terörle Savaş, Ekonomik ve Teknolojik Savaş, Psikolojik Savaş, Enformasyon Savaşı, Siber-Uzay Savaşı, Tam Spektrumlu Savaş, Hibrit Savaş… ABD Afganistan’dan aniden çıktı, Rusya Ukrayna’ya aniden saldırdı, Çin Tayvan konusu aniden tırmandı, Avrupa’da ve Japonya’da milliyetçilik aniden su yüzüne çıktı, nükleer silahlar aniden depolardan sahaya intikal ettirildi… 

Diyelim ki Çin acele etti ve Tayvan Boğazı’nda bir müdahale söz konusu oldu… Diyelim ki yanlışlıkla Kuzey Kore bir balistik füze denemesi esnasında Japonya’yı vursa… Çin’e yönelik vorteksin neler yaratabileceğini değerlendirebileniniz var mı? Hint-Pasifik’te çıkan hortumlar her vurduğu yerde sadece binaları yıkmaz, beraberinde tsunamiler de meydana gelir. Kendi ifademle sorayım, siz hiç stratejik kasırgada biliş seviyeli sistemlerle bir kaos yönettiniz mi?

Ama şu beylik yaklaşımlarda bulunduğunuzdan emin olabilirsiniz: Afganistan’da yenildi, bu ABD’nin çöküşü! Çökebilir, ama içine neleri çeker, bunu hesap edebiliyor musunuz? İmparatorluklar çökerken kendi cesametleri ölçüsünde kaos yaratırlar, herseye içine çekerler, hem bu kısa sürmez, birkaç nesil, bir ülkede 10 civarı iktidar bunu yaşayabilir. Diyelim ABD İmparatorluğu çöküyor, sizce olay bu kadar mı? 

İşte Kaplan bu konuyu irdeledikten sonra şöyle ifade ediyor:

İmparatorluklar kaostan oluşur ve emperyal çöküş genellikle arkasında kaos bırakır… Washington’un Afganistan ve Irak’ta öğrendiği gibi, savaş bir Pandora’nın kutusudur. Ne yazık ki, Amerika Birleşik Devletleri, bazıları askeri bir bileşeni olacak olan dış krizlere bulaşmaya mahkumdur. Giderek artan kalabalık ve birbirine kenetlenmiş, klostrofobik dünyanın doğası budur. Yine, anahtar kavram her zaman trajik düşünmektir: yani, her kriz için en kötü senaryoları düşünürken, yine de genel eylemsizlik içinde hareketsiz kalmasına izin vermemektir. Bir bilimden çok bir sanat ve parlak bir sezgidir. Yine de büyük güçler her zaman bu şekilde hayatta kaldı. İmparatorluklar aniden sona erebilir ve bittiğinde kaos ve istikrarsızlık ortaya çıkar. Rusya’nın bu kaderden kaçınması için muhtemelen çok geç. Çin bunu başarabilir ama zor olacak. Amerika Birleşik Devletleri hala üçü arasında en iyi konumda, ancak yaklaşımında daha trajik ve gerçekçi bir değişiklik benimsemek için ne kadar uzun süre beklerse, ihtimaller o kadar kötüleşecek. Büyük bir limit stratejisi çok önemlidir. Umalım ki, Biden yönetiminin Ukrayna’daki savaş politikasıyla şimdi başlasın.[4]

Sanırım aynı düşüncedeyiz. Bundan öte söyleyebileceğim bir şey kaldı, neomedievalism yaklaşımıyla; dünyanın bir kesim insanı ormanlarda, steplerde ve varoşlarda direnen taraf gibi yaşamayı seçmek zorunda kalacaklar, ama neye karşı olduklarını tayin edenler bile kendileri olmayacak!


[1] Gürsel Tokmakoğlu, “Stratejik Kasırgada Biliş Seviyeli Sistemlerle Kaosun Yönetilebilmesi”, 21 Haziran 2022, (Politik Merkez), Link: https://politikmerkez.com/konular/politika/stratejik-kasirgada-bilis-seviyeli-sistemlerle-kaosun-yonetilebilmesi/

[2] U.S. Department of the Army, FM 3-0, Operations, Washington, D.C.: Headquarters, Department of the Army, 2008.

[3] Robert D. Kaplan, “The Downside of Imperial Collapse, When Empires or Great Powers Fall, Chaos and War Rise”, (Foreign Affairs), October 4, 2022, Link: https://www.foreignaffairs.com/world/downside-imperial-collapse

[4] https://www.foreignaffairs.com/world/downside-imperial-collapse

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Yunanistan ile Gerginlik ve Çözüm Arayışı

DİĞER YAZI

PKK Terör Örgütü ve Faşizm

Politika 'ın son yazıları

Şam Sevicilik

Son günlerde Suriye ve Esad ile ilişkiler konusu gündemde yer alınca bu konuda yanlış anlaşılmaların olduğu

Beka

Beka gibi çok ciddi bir kavramı öyle çok basit görmeyelim! Hatta işi politika olanların bu gibi