Çarpışan Küresel Ekonomi Stratejileri

131 Tıklama
11 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Yeni küresel değişimin beraberinde ekonomik stratejiler jeopolitik yönden gelişim gösterdi. Başat güçlerin ortaklıklarla geliştirdiği bu jeopolitik küresel ekonomik stratejilere dikkatlice bakıldığında geleceğin de nasıl şekilleneceğini görmek mümkün olabilmektedir. Bu makalede Amerika Birleşik Devletleri’nin Felaketsiz ve Uyumlu Rekabet Stratejisi, Birleşik Krallık’ın İmparatorluk Stratejisi, Avrupa Birliği’nin Açık Otonomi Stratejisi ve Çin’in İkili Dolaşım Stratejisi ile beklentiler ne, bunları işleyeceğiz.

ABD – Felaketsiz ve Uyumlu Rekabet Stratejisi

Başat güçler kendi aralarındaki rekabete dayalı politikalarını koronavirüs pandemisi ve iklim değişikliği gibi her şeyi derinden kapsayan iki küresel krizle beraber düzenlemek zorunda kaldı. Bu politikaların en üst ve hassas alanlarından biri de ekonomi oldu. 

Donald Trump zamanında Çin ve ABD arasındaki güçlerin rekabetini başlık olarak ticaret savaşı şeklinde gördük. Hatırlatırsak, Trump koronavirüse “Çin gribi” dedi ve iddialara göre bu küresel durumu hafife almakla hatalı davrandı. Diğer yandan iklim değişikliğinin etkileri artarken Paris İklim Anlaşması konusunda Trump hep yan çizdi. Joe Biden zamanında ne olacak diye beklemeye başladık. Göreve başlar başlamaz Paris İklim Anlaşması’na evet dedi ve koronavirüsle mücadelede daha sağlam adımlar atmaya başladı.

Biden döneminde Beyaz Saray, küresel felaketlere karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Buna “felaketsiz rekabet” diyenler oldu. Ancak iklim krizinde yapılması gerekenleri açıklarken, uygulanacak “akıllı”stratejiyle, Çin’in ekonomisini geride bırakmayı da ister gibiydi. ABD yeşil teknolojilerle kendine ve ortaklarına ilave bir kaynak yaratarak bu alanda Çin’in üstünde olmak istemekteydi. 

Buna ilave olarak Beyaz Saray, “kapsamlı ticaret anlaşmalarıyla bütünleşmiş bir demokrasi kulübü kurmak ve bununla küresel bir anlayış için mücadele etmek,” politikasını uygulamaya koydu. Aslında bu da Çin’i tehdit eder bir politika idi. Çin’e, “eğer uyumlu olursan sen de kazanırsın” derken, bunu ekonomik alanda tamamen hissettirecek tedbirlerle somutlaştırmanın adımlarını attı. Buna da “uyumlu rekabet” demek mümkündür.

Her iki yöntem birleştirilirse Biden’ın Çin’e karşı uygulayacağı küresel ekonomi stratejisini, “Felaketsiz ve Uyumlu Rekabet Stratejisi” olarak tanımlamak mümkündür. Değişik kaynaklar buna benzer yöntemleri açıklarlarken aynı zamanda küresel şartların henüz oluşmadığından endişelerini de ifade ettiler. Demek ki bu stratejiyi uygulama güçlükleri var ve bunlar aktörlerin kendi takip etmek zorunda kaldıkları gerekçelere dayalıdır. Bu duruma da “küresel isteksizlik” denebilir. Önümüzdeki süreçte Biden’ın ekibinin, bu küresel isteksizliği kırmak amacıyla aktörleri ve piyasaları ikna etmeye dayalı adımlarını görmek mümkündür.

ABD, her ne kadar tarifinde güvenlik olsa da ekonomi, teknoloji ve ticaret bağlamında yeni bir adım olarak, Dörtlü (Quad: The Quadrilateral Security Dialogue) oluşumunu ilan etti. Bunda ABD’nin yanı sıra Hindistan, Japonya ve Avustralya yer almaktadır. Çin’i çevrelemesi, büyük bir nüfus ve kapasite, teknolojide ilerlemeye açık bir saha oluşturması çok önemli görülmektedir.

ABD, İngiltere ve Avustralya ile AUKUS Paktı’nı kurdu. Bu husus konunun öncesini bilmeyenler açısından çok konuşuldu. Esasen İngilizce konuşan (Anglospere) başat güçlerle birlikte temelleri aynı dokudan olan Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda’nın II. Dünya Savaşı’ndan, ancak yakın dönemde 2000’li yıllardan bu yana her alanda zaten yakın ve ortak işbirlikleri söz konusuydu. AUKUS güvenlik konusuna (nükleer denizaltı imali dahil esasında askeri teknolojiye) odaklanan oluşum olmasına rağmen teknoloji gelişimi konusu önceliklidir.

Birleşik Krallık – İmparatorluk Stratejisi

Birleşik Krallık, Brexit ile ABD’den ayrıldı. Küresel politikaları “İmparatorluk Stratejisi” ile tekrar uygulamaya koydu. Birleşik Krallık “Anglospere” çerçevesinde çeşitli stratejik girişimlerine hız vermektedir.

AB – Açık Otonomi Stratejisi

Avrupa kendisi bir güç oluşumu halindedir. Avrupa Birliği (AB) olarak bir sosyo-ekonomik ve sosyo-politik coğrafyayı küresel rekabette güçlü bir aktör halindedir. Buna “birlik stratejisi” denebilir.

Diğer yandan Avrupa kendini küresel ekonomide “Açık Otonomi Stratejisi” ile ayakta tutmak istemektedir. Avrupa ABD’ye ve Çin’e, bu yönde mesaj vermektedir, jeopolitik zorlukların arttığı bu şartlarda Avrupa “en iyi strateji bu ve bütün aktörler bunu seçmeli,” diye öneride bulunmaktadır. 

Çin – İkili Dolaşım Stratejisi

Bugüne dek Çin kalkınma esaslı planları uygulamayı seçti. Ulusal Kalkınma ve Reform Komitesi (NDRC) ile Kuşak Yol Girişimi’ni (BRI) uygulamaktadır. “İkili Dolaşım Stratejisi” ile küresel entegrasyon aşamasındayken, dayanak noktasının odağını iç gelişmeye yönlendirmek çabası içindedir. Beş yıllık kalkınma planları yapmaktadır ve harfiyen uygulamaktadır. “Made in China 2025” (MIC 2025) Projesi devam etmektedir. Burada teknolojik pek çok mesele gerçekleştirilmektedir. Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile değişik ülkelere destek vermektedir. Avrupa Birliği ile Çin Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) için görüşmelerini sürdürmektedir. Asya-Pasifik’te Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Anlaşması’nı yapmıştır. Burada Çin, Güney-doğu Asya’da (ASEAN) önemli bir yer edinmiş görünmektedir.

Çin, AUKUS’un ilan edilmesinden bir gün sonra, stratejik bir hamle yaptı, Trans Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Aşamalı Anlaşması’na (CPTPP) katılmak için başvuruda bulundu.

CPTPP, kökeni Barack Obama döneminde ABD’nin inisiyatifi olan Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) kavramına dayanıyordu, 2018’de Avustralya, Kanada, Japonya, Yeni Zelanda, Brunei, Şili, Malezya, Meksika, Peru, Singapur ve Vietnam tarafından imzalandı, asıl amacı Çin’in bölgedeki nüfuzunu dengelemekti. Ancak Trump bu anlaşmadan ayrılma yolunu seçti ve çok tepki aldı.

Sonuç ve Beklentiler

Her ne kadar Avrupa otonomiden bahsetse de gelişmeleri ince eleyip sık dokumaktadır ve Çin ile CAI anlaşmasını yapmak için acele etmemektedir, şartlar ileri sürmektedir.

Trump’ın yanlış politikaları ile Çin, Hint-Pasifik’te bir avantaj elde etmiştir. Bundan dolayı Biden yönetiminin acilen TTP kapsamında bir adım atması beklenebilir. Yine de Biden’ın küresel ekonomi kapsamında iddialı bir stratejisi vardır. Nasıl şekilleneceği ve sonuç vereceği hususu rekabet şartlarında ortaya çıkacaktır.

Son cümle, OECD içindeki Türkiye gibi ülkelerin var olan ortaklıkları nispetinde küresel bir açılım karşılık bulabilir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Dolar ve Renminbi Savaşı

Ekonomi 'ın son yazıları

Küresel Ekonomik Graffiti

Önemli konuları konuşuyoruz, Dijital Çağ, tam küreselleşme, finans teknolojileri, dijital para, yeni Aydınlanma, jeoekonomi gibi, öte

Küresel Krizlerde Ekonomi

2020’de COVID-19 pandemisi ile birlikte küresel çapta önemli bir sosyo-ekonomik sorun gündeme girdi. En başta Amerika

ABD Ekonomisi ve Biden

Joe Biden ABD ekonomisini nasıl canlandıracak, işsizliğe nasıl çare bulacak? Bu sorunun iki yönü var; ilki