ekonomideki-sinyaller
Ekonomideki Sinyaller

Ekonomideki Sinyaller

436 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

IMF’in mutat raporundan sonra dendi ki, “Ekonomi ısınıyor!” Bu ifade yerli yabancı çeşitli ekonomistlerce sıkça kullanılmaya başlandı. Ancak ekonominin gidişatı ile ilgili asıl sinyaller ekonomistlerden önce, doğal olarak, piyasadan gelmeye başlamıştı. Seçimler öncesinde bu tür sinyaller piyasada bir hayli etkiliyken seçimin verdiği psikoloji ile ötelenmiş gibiydi. Şimdi seçim de bitti, ekonomiden sorumlu bir bakan da atandı, herkes gerçeklerle karşı karşıya görünüyor. Türkiye için beklenen; yeni ve güvenilir bir hikaye.

IMF’in konsültasyonunda ne var? “Türkiye’nin ücret ödemelerindeki artışların sınırlanması, ihtiyari yatırım teşviklerinin azaltılması ve hedef koyulmamış mali transferlerin rasyonelleştirilmesi suretiyle daha güçlü mali konsolidasyona ulaşılabileceği… Daha güçlü bir mali konsolidasyon, Merkez Bankası ve para politikası üzerindeki aşırı baskıyı azaltma ve yatırımcı güvenini yükseltme.”

IMF Başkanı Christine Lagarde Brezilya ve Türk ekonomileri hakkında, “İşler iyi değil!” sinyali verdi. Elbette, gelişmekte olan ülkeler için durum belli. Küresel sorun var. Öte taraftan  geçenlerde Arjantin IMF ile 50 milyar dolarlık bir anlaşma yaptı. Herhalde bu yönde düşünenler, Türkiye gibi ülkeler hakkında başka tasarrufta bulunuyorlar. Türkiye’de, “IMF yetkilileri yeni bir Stand-By için çalışmaya başladı,” diyenler oluyor. Ben bu görüşlere sıcak bakmıyorum. IMF kendi içinde çalışabilir ama Türkiye bu defteri kapattı. Öyle değil mi? Yine de bu konuda ekonomistlerin kullandıkları sözcüklere baktım. “Türk ekonomisini servis bakımına sokmak şart!” diyenler söz konusu. Servisten kasıt herhalde IMF gibi bir kurum olsa gerek. Piyasaları dikkatle izlemekte yarar var.

Asıl sorun ne? Asıl sorun uzun süreden beri kabul edilen; “Üretmeden tüketmek, tüketimi, yani ticareti artırmak için şirketlere verildiği gibi fertlere de kredi vermek ve küresel ticaretten pay, yani dolaylı vergi alarak maliyeyi dengelemek,” politikası. Bu politikayı değişik zamanlarda eski Bakan Mehmet Şimşek açık açık söylüyordu. Her nedense ilgililer, “Bu mantıklı değil!” demiyordu. Bakalım yeni Bakan Berat Albayrak kısa sürede bir hikaye yaratacak mı, bu tür kronik bir soruna çözüm getirebilecek mi?

Sn. Albayrak Arjantin’deki G20 toplantısı vesilesiyle bazı mesajlar verdi. Bakan Albayrak, “Piyasalarla kavga etmeyeceğiz, kazan-kazan ilişkisine bağlı yürüyeceğiz,” dedi. Sanırım bu ifadenin ilk kısmı, “Para ve maliye politikaları için teknokratlar ne istiyorsa yaparız,” diğer yandan, “Gelin yatırım yapın, yatırım yapacaklarla acilen görüşelim,” demek istiyor. Gerçekten de öyle, TL’nin değeri çok elverişli, Türkiye’de yatırım yapmak bir hayli cazip.

Peki, yatırımcı kim olacak? Körfez’den gelebilecek yatırım belliydi ve doydu. Rusya’dan bir şey gelmez. Avrupa kendi derdinde, hatta Uzakdoğu’dan kendine yatırım çekmenin peşinde. ABD çok tehlikeli ve agresif, kendi onarım politikaları için dünyayı sıkıştırıyor. Ne yönden? Faiz politikaları, enerji fiyatları üstünde baskı, küresel ticarette dalgalanmalar…

Türkiye’ye belirtilen coğrafyalardan fırsatçı bazı yatırımcı gelir ise çok cazip şartlar isteyecektir. Ama Türkiye’nin aklında Çin var. “Çin gelse de şuralarda bir yatırım yapsa!..” Bu düşünce içinde olanlar çok. Özellikle Ticaret Savaşı ile ortaya çıkan bu son konjonktürde Çin şimdiden Doğu Avrupa’ya yatırım yapmaya başladı, bu Avro bölgesine yatırım demek, ama Türkiye başka bir alan, bunu yapar mı, göreceğiz.

Alibaba, “geleceğim” dedi. Ardı gelir mi? Bu konularda düzenlemeler de gerekli. Örneğin dijital vergilendirme bahsinde kanuna ihtiyaç var. Ama diyorum ya, Alibaba gibi şirketler gelse de Türkiye’de enflasyonun artışını dizginlemeye yeter mi, işsizliğe çare olur mu, büyüme rakamlarını düzeltir mi?

Ülkede katma-değeri yüksek malların üretilmesi gerektiği konusunda hemen herkes hemfikir. Bu iş uzun vadeli bir eğitim, ar-ge ve planlı yatırım konusu. Hatta biraz da öz sermaye ve sabır gerektiriyor. Şimdiki borçlandırmanın tam tersine, Türk halkının mevduatını artıracak politikaları devlet düşünecek.

Çare yine inşaat mı? Madem acil bir paket gerekli, o halde son atımlık bir barut varsa bu kullanılmalı. Benim merak ettiğim, seçim sürecinde de sıkça dile getirilen Kanal İstanbul Projesi. Yap İşlet Devret Modeli olan bu devasa projeye kim yatırım yapacak? Çin mi?

Çin gerçekten elinde dolarla dolaşıyor, “Bunlarla ben ne yapayım?” diyor. Afrika’ya yeterince gitti. Çok uzun vadede getiride geri dönüş alacak. Sn. Albayrak Enerji Bakanı iken yenilenebilir enerjisi ve enerjinin çeşitlendirilmesi konusunda bazı eksiklikleri giderdi. Çin ile güneş enerjisi başta olmak üzere çok konuda çalışma imkanı yaratıldı, belki sıra bu yöndeki kritik malzemelerin üretimine geldi. Ha bir de seçimlerden önce haber çıkmıştı, Çinlilerle bor yatırımı yapılacak, diye. Bir manada efsane olan bu bor konusunu Çin ile ortak enerji yatırımı kapsamda düşünmekte yarar olacak kanısındayım. Yine de bordan para kazanmanın imkanı nedir, ekonomistler buna pek sıcak bakmadılar herhalde.

Türkiye için jeostratejik proje ile dile getirilebilecek yaklaşım ne? Doğu Akdeniz sorununun çözümü. İşin içinde çok denklem ve ülke var. Bir tarafta ABD, İngiltere, İsrail, Yunanistan, GKRY, Suudi Arabistan, diğer tarafta Rusya, İran, Türkiye, KKTC… Almanya bile burnunu sokmak istiyor. Demek ki bu iştah kabartan bir proje ama hemen sonuç verecek gibi görünmüyor. Yine de elde edilebilecek jeopolitik yakınlıkların cari duruma etkisi şimdiden gösterilebilir, zira jeostratejik konular böyle etkilere açıktır.

Evet, Türkiye’nin yazılacak hikayesi içinde Avrupa Birliği ile ilişkiler nasıl olacak? Bunu da bir kalem iş olarak hatırlamakta yarar olacak.

Konuyu bağlamadan önce verilere bakalım. Büyüme büyüyor görünüyor ama bunu ne ile gerçekleştirdiğimiz önemlidir. Son dönemde 15 Temmuz’a rağmen yüzde 3.2 mertebesinden yüzde 7.4 mertebesine çıktı. Buna karşılık enflasyon 2015’te yüzde 8.8’den bugünlerdeki yüzde 15,39 seviyelerine çıktı. Enflasyonun yılsonu rakamı yüzde 13-14 olacak diye bekleniyor. Bu kötü bir gösterge. Halkı en fazla etkileyen dolar kuru oldu. 2015’te dolar 2.74 TL idi, bugün 4.70’lerin üstünde seyrediyor. Yarın Merkez Bankası faizi artıracağı yönde sinyaller veriyor. Bakalım kur bundan nasıl etkilenecek. Bugünlerde gösterge faizi yüzde 20.44 mertebesinde, kredi/mevduat oranı yüzde 121.4 civarında. GSYH’nın cari dengeye oranı yüzde -6.2 de, bütçeye oranı yüzde -2.5 düzeyinde. Eksi giden bu değerler sıcak tedbirler için önemsenmelidir. Ekonomideki riskler bir hayli yükselmiş görülmektedir. Bu veriler Türk ekonomisinin motorundaki ısınmayı işaret ediyor. Ama daha büyük sorun kısa vadeli borçlarla ilgili.

Yarından itibaren Merkez Bankası özerk hareket edecek ve küresel piyasalara güven verecek. Sn. Albayrak bunun sinyalini verdi. “Hikaye yazmak” için bir yerden başlamak gerekiyor, ama bu çok temel bir konu. Piyasa ayrıntıda yenilikçi bir sinyal görmek isteyecektir. Türkiye bu işaret ettiklerimin dışında ne söyleyecek, ben de merak ediyorum. Tüm ümidim ise “küresel piyasalardan pay almak” şeklindeki politikaları terk etmek ve “üreten Türkiye” olmak.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Ekonomide Roller ve Beklentiler

DİĞER YAZI

Ekonomik Savaş

Ekonomi 'ın son yazıları

Küresel Ekonomik Graffiti

Önemli konuları konuşuyoruz, Dijital Çağ, tam küreselleşme, finans teknolojileri, dijital para, yeni Aydınlanma, jeoekonomi gibi, öte

Küresel Krizlerde Ekonomi

2020’de COVID-19 pandemisi ile birlikte küresel çapta önemli bir sosyo-ekonomik sorun gündeme girdi. En başta Amerika

ABD Ekonomisi ve Biden

Joe Biden ABD ekonomisini nasıl canlandıracak, işsizliğe nasıl çare bulacak? Bu sorunun iki yönü var; ilki